İğne de kendimize, çuvaldız da

ALANYA

turizminde bir krizden söz ediyorsak, iğneyi de kendimize batırmamız gerek, çuvaldızı da.
Çünkü Alanya’nın turizmdeki bütün sorunlarının nedeni, plansız büyümeye yol açan anlayış ile beraber, bu anlayışa bir şekilde ses çıkarmayan herkestir.
Sadece bir kesimi hatalı bulmak sorunun sebeplerini tam tespit etmek açısından doğru olmaz.
Bir önceki yazımda Alanya’da bayram geçirmenin keyfinden ve aynı zamanda Alanya’nın neden rakiplerine ayak uyduramayıp bir adım geride kaldığından bahsetmiştim.
Bunun en büyük sebebi, global ölçekte bir analiz yapılmayıp sadece mikro ölçekte bir takım planlarla hareket edilmesidir.
Sezon içerisinde kısa dönemli tahminler yapılırken Side ve Belek bölgelerinin dolması beklenmekte, bu bölgeler dolduktan sonra Alanya’da dolulukların artacağı hesap edilerek hareket edilmektedir.
Bu bile turizm sahnesine ilk çıkan destinasyonlardan birisi olan Alanya için üzücü bir durum.
80’lerin başında başlayan turizm hamlesi etkisini 80’lerin sonuna doğru göstermeye başlamış ve Türkiye hızla Akdeniz’in en önemli tatil destinasyonu olmaya başlamıştı.
1988’de 4 milyon ziyaretçi ağırlayan Türkiye’de turist sayısı, 2015 yılında 41 milyona yükselirken 2006 yılı dışında asla düşüş göstermemiştir.
Hatta 1991 Körfez Savaşı krizinde dahi Doğu Avrupa ülkeleri vatandaşlarının turizm hareketine katılmalarıyla yüzde 2 gibi bir artış göstermiş.
90’larda başlayıp günümüze kadar geçen süreçte Türkiye kendisine rakip olarak önce Mısır’ı, sonra da Yunanistan’ı seçmiştir.
Bu her iki ülkeyi de turist sayılarında geçmemizin ardından yeni ve tek rakip İspanya olarak görülmeye başlanmıştır.
İspanya’nın 2015’te ağırladığı yabancı ziyaratçi sayısı 68 milyon, Türkiye’nin ise 41 milyon.
Ancak turist sayısındaki süregelen bu artışın turizm gelirlerine aynı şekilde yansıdığını söylemek pek mümkün değil.
Kişibaşı ortalama gelir devamlı dalgalanmalar göstererek 800-850 Dolar civarında seyrderken bu rakam düşüşe geçmiş ve 2015 yılında 756 Dolar olarak gerçekleşmiştir.
Bu rakamın 2016 yılı için daha da düşük gerçekleşeceği kesin.
Şu an için tek rakibimiz olarak görülen İspanya’da kişi başı ortalama gelir her zaman için 1.000 Dolar'ın üzerindedir.
Bu rakamlar da, Türkiye’nin rakiplerine kıyasla ucuz bir deniz, kum, güneş destinasyonu olarak pazarlanmasının birer göstergesi.
Dünyada çok çeşitli sebeplerden dolayı turizme katılan kişi sayısı her yıl artış göstermektedir.
Bir çok ülkede artık turizm lüks değil bir ihtiyaç olarak görülmekte ve havayolu şirketlerinin sayısının artması, maliyetlerin düşmesi gibi etkenlerden dolayı daha fazla sayıda insan yurt dışında tatillerini geçirebilmekte.
Antalya’ya gelen yabancı ziyaretçilerin yüzde 30’unun Alanya bölgesinde konakladığı hesabıyla Alanya’nın yıllık yabancı ziyaretçi sayısı tahmin edilmekte.
Bu rakam da Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının yüzde 10’una denk gelmekte.
Yani Alanya’da yaşanan sıkıntılar, makro ölçekte yaşanan sıkıntıların bir yansıması.
Alanya’da turizmin gelişimi Türkiye geneline paralellik gösterir.
Alanya’yı ziyaret eden yabancı ziyaretçi sayısı 2000 yılında 677 bin iken, bu rakam 2010 yılında 2 milyon 927 bin’e, 2015 yılında 3 milyon 363 bin’e yükselmiş durumda.
"Bakanlık İşletme ve Yatırım Belgeli" tesislerin yatak kapasitesi ise 2000 yılında 199 tesis 53 bin yatak, 2009 yılında 258 tesis 80 bin 919 yatak iken, bu rakam 2015 yılında 285 tesis ve 123 bin 934 yatağa yükselmiştir.
Diğer Akdeniz destinasyonlarına göre daha genç tesislere sahip olmak Türkiye’nin en büyük avantajı olmuştur.
Aynı zamanda daha ucuza ve görece daha kaliteli servisin sunulduğu Türkiye’ye yabancı ziyaretçi akışı yıllar itibariyle artış gösterdi.
Ancak günün rehavetine kapılarak hiç kimse kötü günleri düşünmedi ya da düşünmek istemedi.
Akarsuyun hiç kurumayacağı hesap edilerek akarsu üzerine haddinden fazla barajlar yapıldıkça yapıldı.
Adeta yeni tesis açmak tek turizm yatırımı olarak görüldü. Ama hiç kimsenin aklına diğer destinasyonlarla Alanya arasında fark yaratacak bir sürdürülebilir turizm planı gelmedi.
Alanya ile Antalya özelinde rakibi olan diğer destinasyonlar ile arasında bir fark yaratılamadı. Zira Alanya’nın havaalanına uzaklık gibi bir dezavantajı söz konusu iken.
En ufak bir örnek verilecek olursa, Türklerin denize ilk açıldığı yerdir Alanya.
Alaaddin Keykubat o zamanki adıyla Karakesion’u 1221 yılında ele geçirip adını Alaiye olarak değiştirdiğinde aynı zamanda Türklerin ilk kez Akdeniz’e açılmasını sağlamıştır.
Ancak Alanya’da bununla ilgili ne bir müze ne de başka bir çalışma yapılarak pazarlamada kullanılmadı. Yeni tesis açılması daha kârlı ve mantıklı bulunarak otel sayısı arttıkça arttı ve görünen o ki artmaya da devam edecek.
Alanya için hâlâ yanlış okumalar devam etmekte. Gazipaşa Havalimanı'nın daha da faal hale gelmesiyle Alanya’nın dezavantajını bertaraf edeceği, diğer destinasyonlarla eşit şartlarda rekabet edeceği düşünülmekte.
Ama nedense hiçkimse Gazipaşa’nın da bir turizm atılımı ile uzun vadede önemli bir tatil destinasyonu haline gelebileceğini hesap etmemektedir.
Yine tek düşünülen 2016 yılındaki krizin geçmesi durumunda akarsuyun aynı hızla akacağı ve barajları dolduracağı yönünde.
Ancak bu anlayış böyle devam ederse, bundan belki beş belki on yıl sonra Alanya turizm camiası bu sefer de Gazipaşa dolduktan sonra Alanya’ya olan talebin artacağını hesaplar konumda olursa hiç şaşırmam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Arat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce HDP kapatılmalı mı?