Çalışma hayatı içerisinde kadın

BİLİM

adamları, pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görür. Birkaçını toplayarak, otuz santimetre yüksekliğinde bir cam fanusun içerisine koyar. Fanusun metal zemini ısıtılır. Isıdan etkilenen pireler can havli ile sıçrayarak kaçmaya çalışırlar lakin her seferinde otuz santim sıçrayıp, fanusun cam tavanına çarparlar. Camın ne olduğunu bilmeyen zavallı pireler, zıplamalarına engel olan şeyin ne olduğunun da farkında değillerdir. Bir süre sonra fanustaki pirelerin her biri, otuz santimden daha fazla sıçrayamadığını kabullenmiştir. Bu noktada deneyin ikinci aşamasına geçen bilim adamları, fanusun cam tavanını çıkarır. Artık pirelerin otuz santimden fazla sıçrayıp, fanustan çıkma şansı bulunmaktadır. Fakat şaşırtıcı bir biçimde pirelerin hepsi aynı yükseklikte, otuz santimetre, sıçramaya devam eder. Çünkü pirelere, otuz santimden daha fazla sıçrayamayacakları inancı yerleştirilmiştir ‘’

Pireler üzerinde yapılan bu deneyde pirelerin karşı karşıya kaldığı durum, cam tavan sendromu olarak isimlendirilmektedir. Kadının çalışma hayatı içerisindeki konumunun gündemi bir hayli meşgul ettiği bir dönemde, çalışma hayatı içerisinde bulunan kadınlarımızın maruz kaldığı en önemli sorunlardan biri olan cam tavan sendromuna dikkat çekmenin oldukça gerekli olduğunu düşünmekteyim.

CAM TAVAN SENDROMU

VE KADIN İSTİHDAMI

Cam tavan; 1970’li yıllarda ABD’de ortaya çıkan bir kavram olmakla beraber, örgütsel yargı ve kalıplar tarafından yaratılmış, kadınların üst düzey yönetim pozisyonuna gelmelerini engelleyen görünmez eller şeklinde tanımlanmaktadır. Öyle ki kişisel yetenek ve becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun yahut eğitim durumu ne denli yeterli olursa olsun, bir firmada herhangi bir pozisyonda çalışan kadınların belirli bir aşamadan sonra daha fazla yükselmeleri engellenebilmektedir. Uzun yıllardır süregelen bu durum, çalışan kadınların bir süre sonra kendilerini yetersiz hissetmelerine ve akabinde özgüven kaybına yol açmaktadır. Ne yazık ki kadınların kendilerini yetersiz hissetmeleri; onları yalnızca çalışma hayatı değil, sosyal hayatın da dışında bırakabilmektedir. Ekonomik ve sosyal olmak üzere çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan kadınlara yönelik bu nahoş tutum, özellikle geleneksel yapıya sahip ülkelerde daha sık görülmektedir. Söz konusu nedenleri açıklamak gerekirse;

•Kadınların, toplumsal nedenlerden dolayı, daha düşük bir eğitim seviyesine sahip olması

•Toplumsal cinsiyet anlayışı

•Kadınlara aile içi rollerin öngörülmesi

•Ataerkil bir düzenin süregelmesi, kadınlara yönelik bu tutumun sosyal boyutunu oluşturmaktadır.

Nitekim ülkemizde bugün dahi, erkek kardeşleri ile eşit eğitim-öğretim hakkı tanınmayan kızlarımız bulunmaktadır. Toplumun kalıplaşmış cinsiyet algısı ise, kızlarımıza daha fazla aile içi rollerin biçilmesi sonucu onların çalışma hayatı dışında bırakılmasına ortam hazırlamaktadır. Öte yandan, sanayi devriminden bugüne dek kadınların çalışma hayatı içerisinde ucuz emek olarak görülmesi, ücret düzeylerinin düşük olması, tüm hukuki dayanaklara rağmen pek çok kadının sosyal güvenceden ve fiziki güvenlikten yoksun çalıştırılması ise kadınların işgücüne katılımını engelleyen ekonomik faktörlerin başında gelmektedir. Özellikle kırsal kesimden kentlere göçün artması ile birlikte, tarımda ücretsiz aile işçisi olarak genel istihdam oranını etkileyen kadınlarımızın, ev işlerine tabi bırakılmak suretiyle istihdam hesaplamalarına bile dahil edilmediği görülmektedir. Durumun son derece hayati bir önem taşıyan sosyal boyutunu kenara bırakacak olursak;38.194.504’lük bir sayı değeri ile Türkiye nüfusunun %49,8’ini oluşturan kadınlarımızın büyük bir çoğunluğunun üretim sürecine dahil edilmemesi ve bu demografik gücün ekonomik anlamda değerlendirilememesi, ekonomimiz için oldukça büyük bir kaybı ifade etmektedir. Kabul etmeliyiz ki kadınlarımızı ev işleri yerine çalışma hayatı içerisinde görünce şaşıran geleneksel bir toplum olarak ‘’Kadının toplumdaki yeri neresidir?’’ sorusuna hala bir cevap bulamamaktayız. Kadınlarımızı, sıkıntılı bir iş-aile çatışmasının tam ortasında bırakmakta ve onlara iyi bir ev hanımı ya da başarılı bir iş kadını olma rollerinden yalnızca birini taşıyabilecekleri, ikisini eş zamanlı olarak yürütemeyecekleri inancını yerleştirmekteyiz. Bu inancın yıkılması adına, Devlet’e büyük bir sorumluluk düşmektedir. Öyle ki kadın istihdamını, devletin makroekonomik istihdam politikalarından bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Çalışma hayatı içerisinde kadının varlığının korunmasına yönelik politikaların oluşturulması, kadınların çalışma hayatına girişini kolaylaştıracak uygulamaların yasalar ile güvence altına alınması; sosyal ve ekonomik düzenin devamlılığı için son derece önemlidir. Ek olarak işverenler tarafından kadınlara karşı geliştirilen önyargı ve katı davranış tutumlarının engellenmesi ile üretimde kadının demografik ve sosyal gücünün daha etkin kullanılabilmesinin, önü açılacaktır.

Uygar medeniyetler seviyesine ulaşma yolunda, kadınların çalışma hayatı içerisinde daha etkin roller üstlenmesine olanak vermeyen bir piyasa yapısına sahip devletler, tıpkı cam fanus içerisindeki pireler gibi oldukları yerde sıçramaktan öteye geçemeyecektir. Uzun lafın kısası; kadınların sosyal, politik ve ekonomik hayata katkıları şüphesiz ki Türkiye’yi daha ileriye taşıyacaktır. O halde bırakınız, ekonomimize kadın eli değsin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Edacan Koçak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?