Soğuk savaş


Soğuk
Savaş, Sovyetler Birliği ile ABD arasında 1947-1991 yılları arası yaşanmış yüksek tansiyonlu gerginliktir. Bu dönemde iki ülke süper güç konumunda olunca haliyle tüm dünya da bu gerginlikten etkilendi. Bu olay oyunlarımızı da etkiledi. Çoğu oyun bu Soğuk Savaş dönemini bize başarı ile yansıttı. Bunlardan birisi ise

“World in Conflict (WiC)”

Babam bir akşam elinde bir CD ile gelmişti eve. Üzerinde World in Conflict yazıyordu. Ne olduğunu merak edip hemen taktım bilgisayara ve oynamaya başladım. 2008 yılından bahsediyorum ve 7 senedir hala bu oyun benim Top10 listemdedir.

Yıl 1989. Seattle, ABD. Bir yaz günü Amerikan polisi 911’e gelen bir ihbar ile harekete geçer. İhbarda, Pasifik Okyanusu’nda isimsiz ve sancaksız bir kargo gemisinin Seattle’a doğru yaklaştığı bildirilir. Polis olay yerine vardığında kargo gemisi çoktan sahile vurmuştur. Etrafta büyük bir sessizlik hakimdir. Ansızın bir anda… Kargo gemisinin iç kısmından bir helikopter sesi gelmesiyle helikopterin havalanıp ateş açması bir olur. Polisler son sürat geri kaçarken telsizden çağrı yapılır.

“1199. Tekrar ediyorum 1199. Bu bir saldırı helikopteri. Acil destek gerekiyor. Amerika işgal altında!”.


Oyunun hikayesi bu şekilde bir ara filmle başlayıp devam ediyor. Ara filmler o kadar ustaca yapılmış ki, oyunu oynarken sizi çok bağlayacak bu filmler. Hem oyun oynayıp hem de sağlam hikayeli bir film izliyorsunuz kısacası. WiC, klasik strateji oyunlarının aksine “inşa et-geliş-yok et” tarzından çok uzak. E peki nasıl oluyor? Şöyle oluyor: siz savaşın bir parçasısınız her şeyden önce. Koca bir orduda emri altındaki askerleri komuta eden Teğmen Parker’sınız. Yanınızda sizin gibi olan komutanlarla beraber üstlerinizden gelen emirleri uyguluyorsunuz. Askerlerinizi görevler doğrultusunda yönetiyorsunuz. Bunu yaparken bir binadan asker üretmek yerine, askerlerinizi bir iniş sahasına uçakla veya helikopterle indirilmesini sağlıyorsunuz. Evet, bu oyunda askerler binadan üretilmiyor. İstediğiniz birimler size uçaklarla gönderiliyor. Değişik ve güzel bir fikir aslında. Oyunda para sistemi de yok. “Takviye kuvvet puanı” ve “Destek puanı” olmak üzere iki puan türünüz var.


Takviye kuvvet puanı, çoğunlukla sabittir ve komutanlarınız bazen size biraz puan verir onun dışında değişmez. Bu puan ile askeri birim çağırabilirsiniz. Ölen veya yok edilen her biriminiz için harcanan puan zaman içinde yavaşça iade edilir. Örneğin: bir M1A1 Abrams ağır zırhlı tank çağırdınız ve geldi. Tankın bedeli 1200 puandır. Bu puan o tank patladığında size saniyede 50 ile 1 arasında değişen bir oranda geri verilir. Bu puan iade hızı, puan taksitleri bitmeye yakınlaştıkça azalır.

Destek puanı ise oyun içerisinde yok ettiğiniz düşmanlarla, kontrol ettiğiniz önemli bölgelerle, dost birimleri tamir ve tedavi etmekle kazanırsınız. Bu puan önemlidir çünkü bu puan size paraşütçü desteğinden tutun da nükleer bombaya kadar birçok şey kullanabilmenize olanak sağlar. Harika değil mi? Bir nükleer bomba tüm oyunun seyrini bir anda değiştirebilir.

Oyun teknik açıdan oldukça yeterli. Özellikle grafikler ve ara filmler zamanının çok çok ilerisinde. 2008 yılından bahsediyoruz ve bu grafiklerin o zamana ait olduğuna inanmakta biraz zorlanabilirsiniz. Özellikle de o ara filmlerin kalitesi. Seattle gibi bir metropolde Amerikan askerleri ile Sovyet askerlerinin, Burger King’in şubesinde çatışmaları gibi çok etkileyici sahneler sizi bekliyor. Özellikle oyunun “çoklu oyuncu” özelliği olağanüstü. Hele ki benimki gibi oyun delisi iki kuzene sahipseniz. Çevrim içi çoklu oyuncu modunda şu an yalnızca bir sunucu aktif. Fakat çevrim dışı olarak arkadaşlarınızla oynarsanız tadından yenmiyor. Çoklu oyuncu modunda sizden dört farklı rolden birisini seçmeniz isteniyor.

“Hava kuvvetleri, kara kuvvetleri, piyade kuvvetleri ve destek kuvvetleri”.


Hava kuvvetleri: helikopterlere hükmeden bir rol. İsterseniz tanklara karşı ağır saldırılar yapın, isterseniz gizlenen düşmanları bulun, isterseniz de dost askerlerin taşınmasını üstlenin.

Kara kuvvetleri: tamamıyla saldırı gücü üzerine kurulu bir rol. Güçlü tanklar ve piyade taşıyıcıları kullanabilirisiniz.

Piyade kuvvetleri: askeri kuvvet üzerine kurulu ve daha çok gerilla savaş taktiği kullanan bir rol. Ağaçların içerisine gizlenip sinsi saldırılar yapın veya keskin nişancılarınızla düşman askerlerine nefes aldırmayın. Hatta bombacı askerlerinizle taktiksel C4’ler kurup koca bir grubu havaya uçurabilirsiniz.

Destek Kuvvetleri: oyunun en karmaşık grubudur. Uzaktan obüslerle bombardıman yaparsınız. Dost kuvvetleri tamir etmek için özel tamir araçlarını kumanda edersiniz. Son olarak da hava savunma sistemleriyle düşman hava kuvvetlerini toz duman edebilirsiniz.

Size göre olan rolü belirleyin ve savaşa katılıp koca ordunun parçası olun. World in Conflict, özellikle de zamanına göre değerlendirecek olursak harika bir eser. 7 sene sonra bile hala bu denli oynanabilir bir oyun yapmak her yiğidin harcı değil ama “Massive Entertainment” bunun üstesinden gelmiş. Eğer değişik tarza bir strateji oyunu arıyor da bulamıyorsanız sizi hemen bu tarafa alalım. World in Conflict tam size göre. İyi oyunlar.

TEKNOPAT PUANI: 9.8/10

Grafikler:

8.7/10

Sesler:

9.2/10

Oynanabilirlik:

10/10

Artıları:

Etkileyici hikaye, mest eden grafikler, farklı mekanikleri, ara videoların kalitesi

Eksileri:

Tekli oyuncu modunun kısa ömürlü olması,

“oyunun ikincisinin hala çıkmaması!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Enes Subaşı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?