‘Şirketleşerek’ hizmet çözüm mü?

​​​​​​

ALANYA'NIN

hâlihazırda en taze gündem maddelerinden biri, belediyenin ‘şirketleşmesi’!

‘Kamu yararı’ gözetildiği ifadeleriyle ve halka daha ‘çok’ hizmet sunmak gerekçesiyle öne sürülen bu şirketleşme modelinin arka bahçesinde, görünmeyen taraflarına ilişkin bir saptama olacak bu yazı.

Gerek Alanya basını, gerekse de Alanya muhalefeti tarafından canhıraş savunulan bu belediye-şirket modelinin ranta hizmet eden yanlarını, yine gazeteciliğin omuzlarıma yüklemiş olduğu sorumlulukla sizlerle paylaşabiliyor olmaktan gurur duyuyorum. Öncelikle bunun altını çizmek istiyor ve hatırlatıyorum. Zira gazetecilik bir ‘kamu’ mesleğidir.

Bir kamu yararı var ise gazeteciler oradadır. Olmaları gereken yer de zaten orasıdır.

Şirketleşmeye dönecek olursak;

1980’li yılların başı itibariyle Turgut Özal’la birlikte belediyelerde yaygınlaşmaya başlayan bu şirketleşme modeli, aslında uygulama pratikleri incelendiğinde direkt olarak neoliberal politikalara, dolayısıyla hak gasplarına hizmet edebilmektedir.

Belediye İktisadi Teşebbüsleri (BİT) olarak da bilinen bu şirketlerin fayda ve zararları sürekli surette tartışılmaktadır. Bir taraf, belediye şirketlerinin yerel nitelikteki kamu hizmetlerinin daha verimli bir şekilde sunulabileceğini iddia etmekte, bir diğer taraf ise bu şirketlerin siyasi bir rant aracı olarak işlev gördüğünü, sunulan hizmetin maliyeti azaltmadığı gibi arttırdığını ileri sürmektedir.

Velhasıl kelam;

102 mahallesi ve 312 bine ulaşan nüfusuyla Alanya’da

, nüfusun artması ve kırsaldan şehre gelen göçün hızlanmasıyla birlikte hizmet yükü doğal olarak artmıştır. Döviz kurlarında yaşanan dalgalanma, enflasyon ve krizlerin ardından gelir dağılımında oluşan dengesizliğin, belediyeleri bu konuda ciddi bir yükümlülük altına soktuğu gerçektir. Günümüzde Türkiye genelinde olduğu gibi Alanya’da da mevzu bahis şirketlerin, ek gelir amacıyla kurulması ihtiyacı bu sebeple öne çıkmaktadır.

Ancak ülke genelinde incelendiğinde, bu şirketlerin daha sonraları bir takım sorunları beraberinde getirdikleri de açıktır. Gözlerimizi bu sorunlara kapatarak destek vermek doğru değildir.

Bu sorunların en büyüğü şüphesiz ki, kurulan şirketlerin güvencesiz çalıştırılan işçiler yığını yaratmasıdır. Mevzubahis şirketler bünyesinde ‘istihdam’ vardır. Bu aynı zamanda seçilmişlerin, seçim döneminde verdiği istihdam sözlerini, ‘sözde’ tutmuş olmasıyla da birebir ilintilidir. Lakin bu şirketlerde istihdam, kamu kurumlarında mevcut bulunan istihdam ilkelerinin dışına çıkılarak sağlanmaktadır.

Yani kurulan şirketlerin daha ucuz bir işgücü alanı yaratması bakımından nitelikli, güvenceli bir istihdamdan bahsetmek mümkün değildir. Zira belediyelerin, ihale edilen şirket çalışanlarına karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İş hakkı feshedilen bir işçi, kıdem tazminatı talebiyle belediyeye geldiğinde, belediyenin “Belediyeyle bir alakanız yok. Muhattabınız ihaleyi alan taşeron firmadır” demesinin önünde bir engel yoktur. Ama aslında işçi, belediyenin kurmuş olduğu şirkette çalışmakta ve kamuya hizmet sağlamaktadır.

Öte yandan bu şirketlerin, oy deposu olarak görülmesi de en muhtemel sorunlardan biridir. Daha da kötüsü, yolsuzluğa elverişli olmaları nedeniyle, kendilerinden beklenen faydayı sağlamak bir tarafa, fazladan yük getirdikleri, kamu kaynağının israfına sebebiyet verdikleri bile söylenmektedir.

Şirketlerin, yasal olarak ihale kanunlarında sahip olduğu ayrıcalıklar ise piyasada haksız bir rekabete yol açmaktadır. Ki, kurulacak şirketlerin kuvvetle muhtemel dost firmalara ihale edilme olasılığı da başlı başına başkaca bir sorunu oluşturmaktadır.

Hepsini bir kenara bırakalım, bu şirketlerin mali durumları şeffaf olmadığı gibi denetimleri de ülke genelinde tartışmalı ve yetersizdir.

Hal durum böyleyken;

Sorulması gereken asıl sorular şunlardır:

1.İnşaat yasağının 15 Mayıs itibariyle yürürlüğe girdiği Alanya’da, faaliyetlerine devam edilen inşaatları denetlemekten yoksun olan idari yetki birimlerinden, bu şirketleri denetlemesini beklemek mantık alır bir durum mudur?

2.Şirketleşme sürecine, ilçe başkanından, adı belli meclis üyelerine dek canhıraş destek verenler, mevcut iktidara karşı bu iyimserliğini neye borçludur?

3.CHP bu sürecin yaşanması muhtemel sorunlarını ve var olan durumun suistimale açık olan yanlarını, ittifak ortağı İyi Parti’nin de tam aksine, henüz kapsamı ve tasarısı bile belli olmadan neden peşin peşin savunmaktadır?

4.Son sorum da şu ki; Cumhur İttifakı’nın büyük ortağı Ak Parti’li Meclis Üyeleri bu konuda ne düşünmektedirler?

Nokta!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ceren Şahin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?