Ülke yönetimini ele geçirmek

GERİ

kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerde, ülke yönetimini ele geçirmenin en kolay yolu askeri darbedir.Bunun dışında, sosyal yaşamın her alanında, siyasette, ideolojik tercihlerde, dinsel ve mezhepsel yaklaşımlarda hatta sporda “Ben” diye başlayan bencilliğin, tatmin olmak bilmeyen oburluğuyla bir araya gelip “Biz” diyerek, her alanda etkin olmaya çalışan belli yapılanmaların akıl almayacak yaklaşımlar içine girerek, kamu kurum ve kuruluşlarının yönetimini ele geçirmeye çalışmaları ülke ve ülke insanına büyük zararlar vermekte.Kimi siyasi oluşumların içinde yer almaya çalışan bu tür yapılanmaların, belli cemaatlerde, sivil toplum örgütlerinde, sendikalarda, oda ve derneklerde, asli görevlerinin dışına çıkarak devletin belli kurum ve kuruluşlarını ele geçirmeye çalışmaları kadar tehlikeli ne olabilir?Devlet yönetimi belli bir hiyerarşik düzen içinde yapılanmış bürokrasi kanadı tarafından yönetilir.Bürokrasiyi yönlendiren de siyasi iktidara bağlı bakanlardır.Bürokrat, siyasi iktidarın çizdiği politikalar doğrultusunda hareket eder.İktidarların bürokrasiyle sürekli oynaması özellikle de bürokrasinin en küçük birimlerine inerek tayin ve sürgün hatta yepyeni yapılanmaya gitmeye kalkması, bürokrasiyi yozlaştırır bozar ve kokuşturur.1980 öncesi Demokrat Parti çizgisi ile CHP özellikle de koalisyonlar döneminde MSP ve MHP bürokrasiyle ve bürokratlarla sürekli oynadıkları için, bürokrasi içindeki hiyerarşik düzen liyakate göre değil, iktidardaki partinin yandaşı olup olmamaya bağlı terfi ve tayinler yapılma yanlışı içine girildiğinden kimi bakanlıklardaki bürokratik yapı meslekle ilgisi olmayan, tamamen militan kadrolarla dolduruldu.Bugünkü hükümetin son günlerde şikayetçi olduğu paralel yapı aslında bu iktidarın hükümet olduğu ilk günden beri destek verdiği ve her dediklerini yaptığı ve kendinin öne çıkarttığı bir cemaat yapılanmasından başka bir şey değil.İktidar bu cemaate mensup kadroları önemli görevlere getirmeye başlayınca doğal olarak kimi bürokratlar da, bu cemaati tasvip etseler de etmeseler de, terfi ve tayinlerini yaptırabilmek, belli makamlara yükselebilmek için bu cemaatin bir mensubu gibi davranmaya hatta bu cemaate üye olmaya başlamışlardır.Aynı şey geçmişte yani 1980 öncesinde de yaşandı.Solculukla ilgisi olmayanlar sol bir parti iktidara geldi mi solcu, sağla ilgisi olmayanlar da sağ bir parti iktidara geldiğinde sağcı kesilerek bir yerlere kapılanmaya çalışmışlardır.Bu alışkanlık özellikle de bu yanlış yıllar boyu devam edip gidiyor.Bu yolla, bürokrasiyi kendi doğrultusunda yapılandıracağını sanan bütün partiler, hep sükutu hayale uğramış, bu kadrolar genelde partiye yarar değil zarar getirmiştir.Solcu bir parti, kendi örgütü dışından devrimcileri bürokrasiye taşıdığında, bu bürokratlar parti örgütlerini ve de politikalarını hiç dikkate almayıp kendi bildiklerini okumuşlardır.Devrimci bir bürokratla, partinin bir mensubu tartıştığında, Devrimci bürokrat partiliye “Ben senden daha devrimciyim” derken Sağcı bir bürokrat da aynı şekilde parti yöneticisine “Ben senden daha sağcı ve de milliyetçiyim” diyebilmekteydi.Bu çelişkiyi ve çatışmayı bire bir yaşayan birisiyim. Mevcut iktidar başlangıçta bu yanlışı yaptı.Şimdi bu yanlışın cezasını çekiyor.İnşallah bu yanlıştan kurtulmak için bir başka yanlışa imza atmazlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sami Çaycoşar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?