Arkadaşım Coşkun Nazilli

YAKIN

arkadaşım Coşkun'la son görüşmemizde "Bu dava farklı bir hal aldı, sokakta, mecliste, cephede topyekün ve köklü bir savaş şart" demişti. "Dikkat et kendine" dediğimde, her zaman olduğu gibi şunu söyledi: Dua edin, yeter

Yazmak çok zor, çok acı. Vatana tam manasıyla adamıştı kendini. Severek ve isteyerek seçmişti polisliği. Özel Harekat'a da bilerek katılmıştı. Son aylarda tırmanan terörün tam ortasındaydı. Daha önce görev yaptığı doğuya yine kendi isteğiyle gitti. Temmuz başında Mardin'de göreve başladı. Derik, Cizre, Nusaybin, o gün bugündür çatışmanın tam merkezindeydi. Okullarda, günü birlik oluşturulan harekat merkezlerinde kalıyor, gözüne uyku çok girmiyordu. Sık sık telefonla görüşmeye çalışıyorduk. Önce SMS yoluyla durumdan haberdar oluyoruz. Sonra fırsat olursa çok kısa görüşmeler. "Savaş var buralarda" diyordu canım arkadaşım. "Hepsini temizleyeceğiz, az kaldı. Santim santim ilerliyoruz. Gözümüz ve kulağımız her an kalleşce tuzaklanmış, patlamaya hazır bombalarda. Diğer gözümüz ne zaman nereden çıkacağı belli olmayan keskin nişancılarda. Ama hepsinin hakkından geliyoruz. Buralarda vatan haini bırakmamaya kararlıyız" diyordu. Ömrünü vatan hainlerini yok etmeye adamıştı. Bu yolda şehit oldu ve cennetteki yerini aldı. Çok az kimseye nasip oluyor şehitlik mertebesi.

'HER SPORU ÇOK SEVERDİ'

Alanya Lisesi'nde tanımıştım Coşkun'u. Ailesi Hadim'den Almanya'ya gitmiş, grubeti görmüş, sonra Alanya'ya yerleşmişti. Küçük yaşlardan itibaren Alanya'da yaşamıştı. Sevecen, cana yakın, haksızlığa tahammülü olmayan, hiperaktif biriydi. Sporun her türlüsünü severdi. Aynı sıraları paylaşmıştık 6 Edebiyat C'ye kadar. Okul sonrasında da günümüzün çoğunu birlikte geçirirdik. Evlerimiz aynı olmuştu. Rahatlıkla kalırdık birbirimizde. Babası, annesi, abisi, ablaları çok sıcak kanlıydı. Hatta birlikte Deniz Bayramı'nda yüzme yarışmalarına katılmıştık. Dereceye girdik. Bize bir kaz ve 100 dolar vermişlerdi. O kazı bizim evin arka bahçesinde saatlerce pişirip, sınıf arkadaşlarımıza ikram etmiştik. 100 dolarla da Ravza'da pide partisi vermiştik tüm sınıfa.

'ŞEHİR HAYATINI SEVMEZDİ'

Lise bitti, bende müthiş bir gazetecilik merakı vardı ve işe başladım. Coşkun da yeni kurulan Alanya Triatlon ve Tenis Kulübü'nde triatlon yapıyordu. Abdurrahman Açıkalın, o takımın hocasıydı. Cihan Baba da vardı hatta o takımda. Coşkun dışarıdan 'Kamu Yönetimi' okudu. Polislik sınavlarına girdi. Çok başarılı bir polisti. Sürekli yurt içinde ve yurt dışında önemli görevler aldı. Seyahat etmeyi çok severdi. Her fırsatta kendisini yurt dışına, doğal güzellikleri, dağları, ovaları, denizleri olan ülkelere atardı. Şehir hayatını sevmezdi.

'HAİNLERLE YAKIN TEMASTAYDI'

"Gereğinden fazla merhamet vatana ihanettir" sözünü çok söylerdi, bölücüler ve hainlerle yakın temasta olan biri olarak. Mardin'de şehit olan Abdullah Ümit Sercan'ın cenazesini Alanya'ya getiren ekipte yer almıştı. Şehit Abdullah Ümit Sercan, hem hemşerisiydi, hem de Mardin'de görev yapıyordu. O zaman da söylemişti "Bu dava farklı bir hal aldı, sokakta, mecliste, hem de cephede topyekün ve köklü bir savaş şart" demişti. "Dikkat et kendine" dediğimde, her seferinde "Dua edin, yeter" derdi. Milliyetçi, vatanını seven bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, 40 yaşında yine vatan uğruna can vererek ulaştığı şehitlik mertebesiyle gitti bu dünyadan. Coşkun'umuz bu vatan uğruna öldü. Bizler buralarda rahat uyuyalım, yaşayalım diye öldü. Bunu unutmamalıyız, unutturmamalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüthan Çavuşoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?