Türkiye’de kadın olmak

MERHABA

dostlar.

Bu haftaki köşemizi İstiklal savaşı sırasında gerek cephede, gerekse cephe gerisinde tüm gücü ile hizmet veren, sosyal , ekonomik ve siyasi konumları hepimiz için değerli olan fedakar kadınlarımıza ayırmak istiyorum.

Cumhuriyetimizin ilanından itibaren Türk Kadınını “ikinci sınıf insan olma konumundan kurtarmanın zorunlu olduğu” sonucuna ulaşan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilanından 9 ay önce kadın hukukunda inkılap ihtiyacı konusundaki düşünceleri ile her alanda erkeklerle eşit sosyal , siyasal ve hukuksal haklara sahip olmaları konusundaki tedbirleri almıştır.

Günümüz Türkiye’sinde kadınlarımızın bir çok açıdan yaşamakta olduğu sorunları ;cinsiyet eşitliği,kadın cinayetleri,fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalmaları, kadınların toplumsal sorunları gibi başlıklar altında toplayabiliriz.

Elbette ki ,yaşanmakta olan bu sorunların ivme kazanması ve akabinde yasal anlamda bulunan boşluklar ve ihmaller zincirinin genişlemesi de toplumumuzdaki duyarlılık düzeyini artırmıştır.Bizler Türk toplumu açısından ailenin son derece önemli bir kurum olduğunu vurgulayan Cumhuriyet zihniyetine sahip çıkmanın sorumluluğu içerisinde bulunmaktayız.

Kadınlarımız yüzyıllardır özlemini çektiği haklarına sahip olmada; en azimli ve güçlü desteği şüphesiz ki ; Atatürk’ten almış ve çağdaş ülke kadınlarının önüne geçmişlerdir.Bu konuda önümüzde var olan külliyatı korumanın ve daha da geliştirmenin toplumsal bir görev olduğu konusunda hepimizin mutabık olduğu su götürmez bir gerçektir.

Günümüz siyasi iktidarının kadın hakları konusundaki karnesi, maalesef toplumsal vicdanı yaralamıştır. Son yıllarda kamuoyunda geniş yer bulan gelişmeler neticesinde her ne kadar mevzuata dayalı birtakım çalışmalar yapılsa da istenilen düzeye ulaşılamamıştır. Bürokratlar tarafından ifade edilen bazı söylemler toplumsal vicdanda derin yaralar açmış ve sosyal yaşantıdaki izdüşümlerini de beraberinde getirmiştir.

* Kadın-erkek eşitliğine inanmıyorum, kadından anneliği çıkarırsanız geriye kutsal bir şey kalmaz. (2010) Kadına şiddet abartılıyor. (2011)

* Kadın- erkek eşitliği fıtrata ters.(2014)

Kadın erkek eşitliğinin sosyal hayatta açıkça fıtrata ters olduğu söyleyen siyasi iktidarın yönetiminde bulunan ülkemizde 2002 yılında öldürülen kadın sayısı 66 iken,2016 yılında bu sayı 328’e,2017’nin ilk 10 ayında ise öldürülen kadın sayısının 338’e ulaşmıştır.

Kadınlarımızın payına düşen işsizlik, ötekileştirme ve ölümlerin bilançosu günümüz Türkiye’sinde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu ortaya koymaktadır.

Siyasi iktidar döneminde kadınların kahkaha atmaları, hamile iken sokakta yürümeleri, şiddet gördüğü eşlerinden boşanmak istemeleri, ya “ayıp” ya “yasak” ya da “suç sayılmıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye’de ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” adıyla anılmaya başlamıştır ve kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal alanda var olabilmelerinin en önemli aracının eğitim olduğu gerçeğini tarihsel süreç göstermiştir.

Ancak siyasi iktidar döneminde kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılması, iş hayatındaki cinsiyet ayrımcılığı neticesinde Dünya Cinsiyet Ayrımcılığı Raporu’na göre Türkiye kadına yapılan ayrımcılıkta Tanzanya ve Katar gibi ülkeler ile aynı kulvarda bulunmaktadır.

Ülkemiz açısından devlet koruması altında bulunan kadınlarımızın dahi katledilmesi karşısında, siyasilerin medya olaylarının abartıldığı savunması da geçerliliğini yitirmiştir.

Kuşkusuz ki, erkek tahakkümü ve şiddetine sessiz kalan kadın modeli Cumhuriyet Devrimi ile bağdaşmamaktadır. Cumhuriyet Devrimi; teokratik bir düzenden Laik bir düzene geçiş yaparken kadınsız bir demokrasinin olamayacağı gerçeğinden hareketle, kadınları eşit yurttaş düzeyine getirmiş, koyduğu yasalar ve uygulamaları ile bu konuda ne kadar samimi ve kararlı olduğunu da göstermiştir.

Hukuk tarihimizde Medeni Kanun ile toplumsal hayatta köklü anlamda bir dönüşüm aşaması kaydeden kadınlarımıza Atatürk 3 Şubat 1923 tarihli konuşmasında “Özgürlük, eşit öğrenim olanakları ve erkeklerden farksız bir toplumsal statü” vaat etmiş ve kadınlarımız daha eski demokrasilere öncülük etmişler; bir çok Avrupa ülkesinde kadınlar “ seçme ve seçilme” hakkını daha sonraki yıllarda elde etmişlerdir.

Kutsalımız, kadınlarımızı anarken son günlerde kamuoyunu meşgul eden “Asansörde halvet” konusunda bir çift söz söylemeden geçmek, toplumsal kalkınmamızın temelini oluşturan kadınlara en büyük haksızlık olacaktır.

Öncelikle bu konuda açıklama yapan şahsın “Altı yaşında evlenilebileceğine” dair fetva verdiğini hatırlamakta fayda var. Kadın ile erkeğin asansöre binmesinin sakıncalarından bahseden zihniyet bir ilahiyatçının kendine ait ahlaksız fantezi dünyasının tezahürünün resmidir. Aynı şahsın “kadınlar dayak yiyorsa şükretsin” şeklindeki açıklamaları da “Yatağa yatar yatmaz gözünü kapatıp uyuyun yoksa battaniye ve yorgan cinsel dürtülerinizi rahatsız edebilir” şeklinde devam etmiştir.

Şüphesiz ki, kadınlarımızın gerici yobazların fetvalarından öte , çağdaş eğitime ihtiyaçları vardır. Kadınlarımızın ve kız çocuklarımızın okuması en büyük temennimizdir. Daha da büyük bir gerçek var ki, ülkemizde yaşanan cinsel istismar, tecavüz, kadın cinayetleri vakaları siyaset üstü önem taşımaktadır.

Bu konuda siyasi iktidar tarafından atılması gereken adımlar ve önlemler son derece belirleyici olacaktır. Daha da açık bir ifade ile belki de günümüzde kadınlara yönelik yaşanan hak ihlallerinin temelinde siyasilerin “kadın-erkek eşitliğini” reddeden söylemleri bulunmaktadır.

Ne dersiniz?

Cumhuriyetçi devrimlerin kadınların eşitlik, özgürlük için yaktıkları meşalenin her zaman taşıyıcısı ve teminatı olacağı, kadını aşağılayan, kimliksizleştiren ve metalaştıran yaklaşımların karşısında duracağı gerçeği ile tüm kadınlarımızın 8 Mart “Emekçi Kadınlar Günü”nü kutlar hepinize saygılar sunarım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berkin Civelek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Normalleşme süreci rehavete mi neden oldu?