Babam Arıkan Yılmaz Dim

Öncelikle babamın vefatının 18. yıl dönümünde bir anma etkinliği düzenleyerek, tanımayanlara tanıma fırsatı verdikleri için başta ALSAV başkanı ve yöneticileri olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.
Onunla ilgili anlatılacak çok şey var çünkü hayatı dolu dolu yaşayan, öğrenmeye ve araştırmaya düşkün, boş durmayı hiç sevmeyen, dost sohbetlerini seven, çok yönlü bir insandı.
Çocukluğumda ve gençlik yıllarımda onun bilgisine hayran kalırdım. Öğretmen ve gazeteci kimliğinin yanında hukuk bilgisi de oldukça iyiydi. Okuldan çıkıp babamın yanına matbaaya gittiğimde yanında hep birileri olurdu. Kimisi sohbete, kimisi bir sorununu çözmeye, kimisi de fikir almaya gelirdi.
Görüşü ve yaşı ne olursa olsun herkesle, özellikle de gençlerle sohbet etmeyi çok severdi. Kendi fikirlerine ters düşse bile farklı görüşleri dikkatle dinlerdi.
Bu dost muhabbetleri bazen matbaada, bazen ev ziyaretlerinde, bazen de akşamları farklı mekanlarda devam ederdi. Akşam muhabbetleri biraz uzayınca doğal olarak evde annemden paparayı yer ama bunları kulak arkası yapar, daha sonraki dost sohbetlerinde esprili bir şekilde anlatarak annemi ve bizi güldürürdü. "Herkes akşam geç vakitte eve geliyor, ben sabah erkenden geldim, yine de kızıyor" derdi.
Yine bir gün Kurban Bayramı öncesi elinde balık dolu bir torbayla gelince, annem bayramı hatırlatarak balık aldığı için kızmıştı. O da balığın hediye geldiğini söylemişti. Daha sonra da durumu kurtarmak için 'Hediye' demek zorunda kaldığını kahkahalarla anlatmıştı.
Kendini hicvedebilen, kendisiyle barışık ve esprili bir insandı.
Sabah kalkınca evin içinde koşup sabah sporunu yapar, ahşap sandalyenin üstünde amuda kalkardı. Muhakkak her sabah duşunu alır, güzel kokularını sürer, takım elbisesini giyer ve öyle çıkardı. Yakasını hiç bırakmayan alerji sorununa rağmen hayata karşı hep pozitifti.
50’li yaşlarından sonra yakalandığı kanser hastalığı ile 15 yıl kadar mücadele etti. Bu süreçte farklı fikirleri içinde barındıran Harman Gazetesi’ni çıkardı. O kadar hayata bağlı ve öğrenme azmi içindeydi ki hastane odasında kemoterapi alırken, İngilizce kitapları elinde, İngilizce'sini geliştirmek için uğraşırdı.
Atatürk’e hayran, Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkan, demokrasiyi özümsemiş bir aydındı. Gözü Kör Kulağı Sağır Olanlar ve Özlenen Demokrasi adlı iki kitabı vardır. Maalesef hastalığı sırasında yazmaya başladığı üçüncü kitabını tamamlayamadan vefat etti.
80 öncesi Ticaret Lisesi Müdürü olarak görev yaparken, öğrenciler arasında sağ-sol çatışmalarının ve kavgaların çok yoğun olduğu dönemlerde, öğrencileri yatıştırmak için nasıl çaba harcadığını arkadaşlarına anlattıklarından hatırlıyorum. Ayrıca okulda ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilere, görüşü ne olursa olsun, o zamanlar Alanya’nın en iyi mağazalarından bir tanesiyle anlaşarak kıyafet desteği verdiğini annemin anlattıklarından biliyorum. Bunu babamdan hiç duymadım.
Ticaret Lisesi'nin kurucu müdürü, Alanya’nın ilk Milli Eğitim Müdürü ve ayrıca sonradan öğrendiğim kadarıyla İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olarak Alanya’da ilk muhasebe bürosu açan kişiymiş. Ancak o yılları ben hatırlamıyorum.
Değişime, yeniliğe ve gelişime açık bir insan olmanın yanında sistemli, planlı ve disiplinli çalışmayı benimsemişti. Onun vefatından sonra 20 yıl kadar onun kurduğu sistemle matbaayı devam ettirdik.
Babam, asıl gazetecilik mesleğine aşık bir insandı. Sadece öğrencileri değil tüm halkı aydınlatmayı ve bilgilendirmeyi hedeflemiş güçlü bir kalemdi. Kendisine gelecek zararları düşünmeden, doğru bildiğini yazmaktan ve söylemekten hiç çekinmedi. Bunun için bedeller de ödedi. İlkeli, doğru ve tarafsız habercilik diyoruz ya işte babam bunu tam olarak temsil ediyordu. Cesur ve gözü karaydı. Gazetesinde her görüşten insanlar yazabiliyordu. Sırtını hiçbir zaman iktidara ve güçlüden yana dayamadı.
Bütün ekonomik ve teknik zorluklara rağmen gazetecilikten vazgeçmedi. Maaşının ve bahçe gelirinin çoğu matbaayı yaşatmak için harcandı. İlk dönemlerde kurşun dökülerek harfler yapılır, bu harfler tek tek elde dizilerek kağıda baskı yapılırdı. Bu işten anlayan usta bulmak kolay olmadığı gibi haberi yazacak kalifiye eleman bulmak da zordu. Memurluktan arta kalan vakitlerinde hem personeli eğitir hem de gazetenin baskıya hazırlanmasıyla bizzat ilgilenirdi.
Babamın olmadığı bir gün, dizgi yapan usta gazetede bir yerin boş kaldığını söyleyince babam da oraya eski haberlerden birisini girmesini söylemiş. Girilen eski haber neymiş dersiniz? Bir yıl önce vefat eden İsmet İnönü’nün haberi. Başlık: İsmet İnönü dün vefat etti.
Bu gibi haber kazaları da olsa Arıkan Yılmaz Dim, yılmaz azmiyle Alanya’da gazetecilik anlayışının oluşmasında ve gelişmesinde bir temel taşı olmuştur. Alanya’da çalışan pek çok gazeteci ve matbaacı Yeni Alanya Gazetesi'nin mutfağında işi öğrenerek meslek sahibi olmuştur. Ailesi olarak sadece bizlerin değil pek çok insanın onun anısına sahip çıkması çok gurur verici.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halime Dim Ceylan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Damlataş? - Büyüklerimiz hep aynı çizgide ilerici ve değerleri koruyan, yücelten yapıdaydılar; cümle ahirete uğurladiklarimiza Allah'tan rahmet diliyoruz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 10 Kasım 10:07


Anket Alanya Belediye Başkanlığı anketi - Alanya'nın nabzını tutuyoruz! Siz kime oy verirdiniz?
Tüm anketler

Çorum Haber