Yeni yılda her şey gönlünüzce olsun…


Acısıyla, tatlısıyla koca bir yılı daha devirdik.
Göz açıp kapayana geldi, geçti her şey.
Ömrümüzden bir yıl daha eksildi.
Sevdiklerimizi yitirdik.
Ağladık.
Tatsız şeyler yaşadık ve yaşıyoruz.
Beklentilerimiz gerçekleşmedi / gerçekleşmiyor.
Gerçekleşeceği de yok; özellikle son 20 yıldır çok kötü eller tarafından, çok kötü yönetiliyoruz.
Özelleştirme kılıfıyla 99 yıllık birikimlerimiz yok pahasına satıldı; hazinemiz yine de tamtakır…
Depremler, orman yangınları, kuraklık ve Corona belası sarıp sarmaladı ülkemizi…
Komşularla, sıfır sorundan; sıfır komşuya geldik.
Üzülüyor, kahroluyoruz.
Pek çok şey gönlümüzce olmadı, olmuyor, olması da mümkün görünmüyor.
Korkularımız, endişelerimiz var.
… …
Çocuklarımız, yeğenlerimiz, torunlarımız dünyaya geldi.
Sevindik, mutlu olduk, kabımıza sığamadık.
Partilerimiz, takımlarımız kaybetti, rakiplerimiz kazandı.
Kazananlar sevindi, kaybedenler üzüldü.
Umutlarımız, hayallerimiz, sevdalarımız vardı.
Gerçekleşmedi, mutsuz olduk.
Yani?
Yani, sıkıldığımız, bunaldığımız günler de oldu, zevkten dört köşe olduğumuz günler de…
Acılarımız da oldu, sevinçlerimiz de…
Güldüğümüz de oldu, ağladığımız da…
Sonuçta, öyle ya da böyle, koca bir yılı devirdik.
Gerçekleşmeyen umutlarımız, bir sonraki yıla ya da yıllara kaldı.

* * *
İşin özünde insanız biz, duygularımız var.
Arzularımız, beklentilerimiz, umutlarımız, hayallerimiz, sevdalarımız var.
Bu hasletlerimiz bizi, diğer canlılardan ayırıyor.
Arzulayacağız elbet.
Beklentilerimiz, hayallerimiz, umutlarımız olacak.
Bunların gerçekleşmesini isteyeceğiz.
Hemen olmasını, bu yıl olmasını, olmadı önümüzdeki yıl olmasını isteyeceğiz.
Böyle olmasını, “umacak”, böyle olacağını “sanacağız”.
Kim engelleyebilir ki bunu?!...

* * *
Bütün bunları, bir yere gelmek için söylüyorum.
Her yılbaşında (ya da öncesinde) bir ya da birkaç yobaz çıkıyor; “Efendim yılbaşı, Hıristiyan kültürüdür, bize yakışmaz, günahtır, şöyledir böyledir…” diyor.
Bu yılbaşı öncesinde de böyle biri(leri) çıktı.
Hem iktidar katında hem bürokrasi katında çıktı.
Taşıdığı unvanı nasıl aldığı anlaşılamayan koca koca sözde profesörler(!); taşıdıkları unvanlarla bağdaşmayacak laflar ettiler.
Bu tür yobazca söylemler (yine) dillendirilecek diye, her yılbaşı yaklaştığında, hafakanlar basar bana.
Bu çağda (hâlâ) bu yobazlık, niye?
Sana ne be kardeşim, size ne!

* * *
Hiç kimsenin, Hazreti İsa’nın doğumu moğumunu kutladığı yok.
Bir yıl bitiyor, yeni bir yıl başlıyor.
Siz buna “bir yıl ölüyor, yeni bir yıl doğuyor…” da diyebilirsiniz.
Kaldı ki bu inanç, bu düşünce, bize (İslamiyet öncesi) atalarımızdan geçen bir gelenektir.
Bunun, özentiyle, yozlaşmayla ne alakası var.
Hıristiyanların, her 25 Aralık’ta (31 ARALIK’TA DEĞİL, 25 ARALIK’TA) İsa Mesih’in yeryüzüne geldiği gün kabul edip, kutladığı gün ve günleri; atalarımız Türkler, asırlar öncesinde “yeniden doğuş bayramı” olarak kutlarlardı.
Atalarımızın bu bayrama verdikleri ad da “NARDUGAN” dı. (Nar, güneş; nardugan da doğan Güneş demektir.)
Atalarımız Türklerin geleneklerinde de çam ve çam süsleme geleneği vardır.
Atalarımızın (Tek Tanrılı dinlere geçmeden önceki) inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunurdu ve atalarımız buna “hayat ağacı” derlerdi. Nitekim bu ağaç motifini, eski kilim ve halılarımız üzerinde de görebilirsiniz.
* * *
Kaldı ki, bunlar da bir yana; yeni bir yıl, yeni umutlar, yeni beklentiler, yeni heyecanlar demektir.
Ummak, sanmak, beklenti içersine girmek, demektir.
Her yılbaşı öncesi birileri çıkıyor, fetva veriyor; her şeye maydanoz oldukları gibi buna da maydanoz oluyorlar.
“Umma!...” diyorlar, “Sanma!... Beklenti içerisine girme! Heyecanlanma! Kutlama!… ” diyorlar.
Yahu sana ne be kardeşim, size ne?!...
Sana ne benim hayallerimden, size ne benim umutlarımdan, beklentilerimden?!…
Kime ne?!...
Sıfatı, unvanı ne olursa olsun; kim, ne hakla, hangi mantıkla, benim insanca duygularımı yok etme hakkını kendinde görebilir ki…
Yeter artık, düşün bu milletin yakasından.
Siz kimsiniz, necisiniz bilmem…
Ama ben Türk’üm…
Hem de Türk oğlu Türk’üm…
Ve işte Atalarım Türk boylarının, kendi şivelerine göre yeni yıl kutlama sözcükleri…
* Altay Türkçesi Slerdi cangı cılla utkup turum!
* Azerbaycan Türkçesi Yeni iliniz mübarek olsun!
* Başkırt Türkçesi Hizzi yangı yıl menen kotlayım!
* Çuvaş Türkçesi Sene sul yaçepe salamlatap!
* Gagauz Türkçesi Yeni yılınızı kutlerim!
* Karaçay-Malkar Türkçesi Cangı cılığıznı alğışlayma!
* Karakalpak Türkçesi Canga cılıngız kuttı bolsın!
* Karay/Karaim Türkçesi Sizni yanhı yıl bıla kutleymın!
* Kazak Türkçesi Janga jılıngız kuttı bolsın! veya Janga jılıngız ben!
* Kırım Türkçesi Yangı ılıngız kaırlı (veya mubarek) olsun!
* Kırgız Türkçesi Cangı cılıngız kuttu bolsun!
* Kumuk Türkçesi Yangı yılıgız kutlu bolsun!
* Nogay Türkçesi Yanga yılıngız men!
* Özbek Türkçesi Yengi yılıngız mübarek bolsun!
* Tatar Türkçesi Sezne yanga yıl belen tebrik item!
* Türkmen Türkçesi Teze yılınızı gutlayaarın!
* Irak Türkmenleri Türkçesi Yengi iliyiz (iliwiz) mubarak olsun!
* Uygur Türkçesi Yengi yılıngızğa mübarek bolsun!
* Yakut Türkçesi Ehigini şanga sılınan eğerdeliibin!
Ve…
* Ve Türkiye Türkçesi YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN…
Yeni yılda (olabilirse eğer) her şey gönlünüzce olsun…
Hep sağlıklı olun. Huzurlu ve mutlu olun.
Yeni yılda şans sizden yana olsun.
Öyle bir yıl olsun, öyle bir yıl yaşayın ki; yaşamınız sevginiz gibi gönülden olsun.
Olursa bir şikâyet ölümden olsun; o da çocuklarımızdan, gençlerimizden uzak olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Haboğlu - Mesaj Gönder



Anket Erdoğan'ın karşısında kimi görmek istersiniz?
Tüm anketler