Koruma tedbirleri

Merhaba, bugün sizlere şu sıralar gündemden hiç düşmeyen Hakim ve Cumhuriyet  Savcısı kararları ile tutuklanan veya serbest bırakılan kişilere uygulanan, Ceza Muhakemesi kanunumuzda olan koruma tedbirlerinden bahsedeceğim.

Soruşturma ve kovuşturma sürecinde hükmün infaz edilebilirliğini sağlamaya yönelik veya maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla hakkı hükmün kesinleşmesinden önce kısıtlayan, geçici ve genel olarak hakim kararını gerektiren tedbirlere koruma tedbiri denilmektedir.

Bir durumda tehlike mevcut ancak henüz suç işlenmesi söz konusu değilse bu halde önleyici tedbirlere başvurulabilmektedir. Önleyici tedbirler konusunda kural olarak idari makamlar yetkilidir. Bu hale örnek olarak önleme araması verilebilmektedir.

Koruma tedbirleri ceza muhakemesi işlemlerinden olup muhakemenin usulüne uygun olarak yürütülmesi, delillerin muhafazası, muhakeme masraflarının karşılanması amaçlarıyla uygulanmaktadır.

Koruma tedbirlerinin hukuki nitelikleri ve amaçları gereği bazı ortak özellikleri olup bu özellikler; yargıdan önce temel hakkı sınırlama, kanuni dayanak bulunması, araç olma, geçici olma, görünüşte haklılık, gecikmede tehlike, orantılılık ve benzerleridir.

Koruma tedbirleri, bireyin temel hak ve hürriyetlerine müdahale teşkil eder. Ceza muhakemesinin maddi gerçeğe ulaşma amacına ulaşılabilmesi bakımından zorunlu olarak yasada düzenlenen bu tedbirlere müracaat edilmesi hukuka aykırılık teşkil etmez. Ancak her zaman hafif tedbirlerle amaca ulaşmak mümkünse daha hafif koruma tedbirlerine başvurmak gerekmektedir.

Koruma tedbirleri, maddi gerçeğe ulaşma amacı için araç olduğundan, bu tedbirlerin geçici olarak uygulanması gerekmektedir. Koruma tedbirleri, delillerin muhafaza altına alınabilmesi, şüpheli ya da sanığın yetkili merciler önünde hazır bulundurulabilmesi, için geçici olarak uygulanması gereken tedbirlerdir.

Geçici olma özelliği, tedbirin belirli süre uygulanmasının öngörüldüğü hallerde ve başka bir tedbirin uygulanması gerektiğinde tedbire son verilmesi şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

Koruma tedbirlerine başvuru için gecikmede sakınca bulunması aranmaktadır. Gecikmede tehlike kavramından ise maddi gerçeğe ulaşılamayacak olması, delillerin elde edilemeyecek olması veya sonuçta kararın yerine getirilemeyecek olması anlaşılmalıdır.

Koruma tedbirlerinin orantılı olması Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamaların; “Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine” aykırı olamayacağı düzenlemesiyle ortaya konulmuştur. Orantılılık, tedbire karar verilmesinde orantılılık ve tedbirin uygulanmasında orantılılık olmak üzere iki şekilde türdür.

Tedbire karar verilmesinde orantılılıktan anlaşılması gereken, tedbire başvurulmasıyla beklenen fayda ile tedbirin uygulanması sonucu gerçekleştirilecek müdahale arasında dengenin bulunması gerektiğidir. Tedbirin uygulanmasında orantılılıktan kasıt ise tedbire karar verildiğinde orantılı bir şekilde uygulanmasıdır. Örneğin yakalama emri üzerine kolluk tarafından yakalama yapabilirse de şüphelinin elinin ağzının bağlanması tedbiri orantısız hale getirir.

Koruma tedbirlerine başvurulması için belirli derecede şüphe aranmaktayken bu şüphenin derecesi her koruma tedbiri bakımından farklılık arz etmektedir.

Soruşturma evresi failin suç işleme konusundaki şüpheyle başlar ve şüphe kuvvetlenirse muhakeme devam eder, kesinlik olması halinde ise muhakeme sonlanır.

Basit Şüphe: Ceza Muhakemesi Kanununun 160. maddesine göre ceza muhakemesi basit şüphe oluşturacak suç haberinin alınması ile başlamaktadır. Fiilin kovuşturulabilir nitelik bulundurması halinde basit şüpheden bahsedilmektedir. En az emare niteliğinde delile dayanmayan iddialarda basit şüphe oluşmaz ve bu şüpheye dayanarak soruşturmaya başlanması mümkün değildir.

Makul Şüphe: Basit şüphenin daha yoğun hali makul şüphe olarak adlandırılmaktadır. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğine göre makul şüphe kavramı ile hayatın olağan akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphe anlatılmaktadır. Arama koruma tedbiri için makul şüphe oluşmuş olması aranmaktadır.

Yeterli Şüphe: Soruşturma neticesinde elde edilen delillerden şüphelinin mahkum olma ihtimali  beraat etme ihtimalinden fazla ise yeterli şüphenin varlığından bahsedilmektedir. Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesine göre; “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.”

Kuvvetli Şüphe: Yapılacak muhakeme sonucunda sanığın mahkum olması kuvvetle muhtemel ise kuvvetli şüpheden bahsedilir. Hakim kuvvetli şüpheden bahsederken dosyanın mevcut delil durumunu dikkate almalıdır. Tutuklama koruma tedbirine hükmedilebilmesi için kuvvetli şüphenin varlığı aranmaktadır.

Sizlere kısaca koruma tedbirlerinin verilmesindeki temel dayanaklardan bahsettim. Herkese mutlu bir hafta sonu dilerim...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İhsan Yıldız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket 2023 yılı asgari ücret ne kadar olmalı?