banner470

banner449

banner552

banner481

banner472

banner479

24.01.2019, 23:50

Korkarım sonumuz, Efe’nin sonu gibi olacak!..

YILLARDIR, ülkemin, iğrenç Ortadoğu ve Arap Kültürü cenderesinden kurtulup, Avrupalı olması hayaliyle yaşadım.

Yıllardır, ülkem için, “Avrupalı olmanın, tek kurtuluş yolu olduğuna” inandım, bunu savundum. Kendi çapımda (yıllarca) bunun uğraşını, bunun kavgasını verdim.

Hâlâ da Avrupalı olmanın, Avrupalı gibi yaşamanın gereğine ve önemine inanıyorum.  

Ama bugünlerde bir şeye daha inanıyorum.

İstekleri bitmek tükenmek bilmeyen Avrupalı dostlarımız(!), (pek umudum yok ama) bizi bir şekilde aralarına alabilirler. Ancak bilelim ki; bunun bedeli çok ama çok ağır olacak.  Biz bu bedeli ödeyemeyiz.

Kimse lafı eveleyip, gevelemesin. Kimse çalkalamasın. İçi boş tümcelerle, kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın.

Aklımızı başımıza devşirelim.

Yani?

Yani, “Avrupa Birliğine dahil olma” ütopyasını, unutup; Birliğe dahil olmadan, Avrupalı gibi uygarlaşmanın yol ve yöntemlerini arayıp bulalım.

Aksi halde sonumuz, aşağıda anlattığım Efe’nin sonu gibi olacak

*    *   *

Öykü bu ya; vaktiyle Ege’nin bir yöresinde, tüm çevresine korku salmış, astığı astık, kestiği kestik, taş kalpli, namlı bir efe varmış.

Boylu poslu, yakışıklı, filinta gibi bir efeymiş. Ama işini ve namını sekteye uğratır endişesiyle, hiçbir hatun kişiye bakmaz, hatunlara hep uzak dururmuş.

Gel zaman git zaman, bizim Efe şeytana uymuş; o güne kadar duymazdan, bilmezden geldiği; ama bir yandan da için için merak ettiği, güzelliği dillere destan  Rum kızını  görmek için bir gece yarısı, yalnız başına kente inmiş.

Varlıklı bir evgilin (aile)  tek kızı olan güzeller güzeli Rum kızının evine varıp, kapıyı çalmış.

Evin uşakları namlı Efe’yi görünce, korkudan tir tir titreyerek, koşup beylerine (kızın babasına) haber vermişler.

Kızın babası da korkudan içeri almak zorunda kalmış Efe’yi.

Sofra kurdurmuş, o gece evinde konuk etmiş.

Bu arada Efe de varsıl Rum’un, güzel ve işveli kızını görme muradına erişmiş. Ama görür görmez de feleği şaşmış. Korktuğu şey başına gelmiş, taş kalbi yumuşamış. Yumuşadığı için de eve ve evdekilere ilişmeden, sabahın kör karanlığında, sessizce evden ayrılıp; kaçarcasına dağlara, yuvasına dönmüş.

Ama bizim Efe, bildiğimiz efe olmaktan çıkmış, çarpıldığı Rum kızından başka bir şey düşünemez, nereye baksa, güzeller güzeli Rum kızını görür hale gelmiş.

 Giderek, kızanlarıyla da ilgilenemez, soygunlara da eskisi gibi iştahla ve arzuyla katılamaz olmuş.

Sonunda aklını başından alan, gece düşlerinden hiç çıkmayan bu kızı, babasından istemeye karar vermiş. Öyle ya; kızın babası varsıl... Eğer o eve kapıyı atarsa, hayatı değişecek; dağın pisliğinden, börtü böceğinden, her an namlunun ucundan olmaktan kurtulacak...

Kente inip, kızı babasından istemiş.

İstemiş ama babasının da koşulları var.  Rum baba “... madem benim damadım olacaksın; o zaman bizim gibi kültürlü ve uygar olmak zorundasın. Senden, bıyıklarını kesmeni, dağda altı ay süreyle bu halde efelik yapmanı istiyorum. Bu birinci koşulum. Bundan başka iki koşulum daha olacak. Onları daha sonra, yeri geldiği zaman söyleyeceğim” demiş.

Bizim Efe celallenmiş. Yağmış, gürlemiş, adamın yakasına yapışıp; “bıyıksız efe mi olur lan dürzü!...” demiş. “Bıyıksız Efe’yi kim takar...”

Ama adam kararlı mı kararlı, (kozları eline geçirmiş bir kere)  Nuh diyor, peygamber demiyor.

Efe, bir ara kızı kaçırmayı düşünmüş ama kız, ailesine son derece bağlı, babasının sözünden çıkmıyor. Çaresiz kesmiş bıyıkları, çıkmış dağa...

Kızanları, Efe’nin bıyıksız halini görünce gülme krizine girmişler.

Demişler ki; “Efe bu ne hal?...”

Efe, ağlamaklı olanı biteni anlatmış ama kızanlarının anlaması, algılaması mümkün değil ki... Boş boş bakmışlar Efe’ye...

Efe altı ayı zor etmiş. Altı ayın sonunda inmiş kente, dayanmış kapıya.

Kızın babası; “tamam” demiş. “Niyetinin ciddi olduğunu anladım. Ancak, şimdi de kızım için çeyiz düzmen gerek. Dağdaki sana ve adamlarına ait tüm altınları getirip bana vereceksin. Damadım olunca, nasıl olsa tüm mal varlığım senin olacak...”

Efe çaresiz tekrar dağa dönmüş. Kızanlarına durumu anlatmış. Onların elindeki altınları “borcum borç” deyip almış. Sözünde duracağının kanıtı olarak da aile yadigârı tüfeğini, fişekliğini, barutluğunu, tabancasını, kasaturasını vermiş kızanlarına.

Kente inip, altınları, kızın babasına teslim etmiş.

“Bi dakikaaa...” demiş, kızın babası; “nikâh olmadan seni bu eve sokmam. Söz yüzüğü takma töreni, altı ay sonra. O güne kadar, benim bahçıvan Yorgo’nun kulübesinde kalacaksın.”

Efe ona da boyun eğip, çam yarması bahçıvan Yorgo’yla birlikte altı ay, aynı kulübede kalmış.

Altıncı ayın sonunda Efe, kızın babasının evine (yine) dayanmış; “hadi” demiş, “söz yüzüklerini takalım artık.”

Adam; “Önümüzdeki hafta, kentin tüm ileri gelenlerine,  bir şölen vereceğim. O toplantıya sen de katılacaksın ve herkesin önünde kızımı benden isteyeceksin. Ben kimseye ‘kızını korkudan verdi’ dedirtmem...” demiş ve eklemiş; “ Sen dağda yaşamaktan, insan içine pek çıkmamışsın. Oturmayı, kalkmayı, yürümeyi, yemek yemeyi bile bilmiyorsun. Bizim kız seni biraz eğitsin, sana biraz adap erkan öğretsin de tören günü mahcup olmayalım...”

Bu son koşul Efe’ye, hepsinden ağır gelmiş ama yapacak da başka bir şey yok. Kızdan vazgeçse, dağa çıkacak yüzü yok. Karizma yerlerde. Dağdaki alacaklılar sırada. Çaresiz, son koşulu da kabul edip, çok zoruna da gitse, sevdiği kızdan; yemek yeme, yürüme, kibar konuşma, diz çöküp ilan-ı aşk etme dersleri almış.

Sonuçta o gün gelmiş çatmış. Kentin ve civarın tüm ileri gelenleri, Efe’nin dağdaki tüm arkadaşları, hepsi orada.

Efe salona girer girmez, çağrılıların gözleri yuvalarından fırlamış... Bizim Efe, kentliler gibi giyinmiş, papyonları takmış,  kokuları sürünmüş, saçları limonla kalıplamış,  salına salına yürüyor.

Efe tüm konukların gözü önünde kıvırta kıvırta yürüyüp kızın babasının önüne gelmiş;  “Efendim,  ben  ……Efe olarak, tüm konukların huzurunda ve tanıklığında, kızınız Eftalya’ya talibim” demiş.

Kızın babası bir elinde viski bardağı, bir elinde puro, durduğu yerde şöyle bir yekinmiş, Efe’nin gözlerinin içine baka baka; “BENİM SENİN GİBİ YUMUŞAĞA VERİLECEK KIZIM YOK!...” deyip, dönmüş arkasını, yürüyüp gitmiş.

… … 

Korkarım ki, biz de“AB yolunda galiba, Efe (!) gibi olacağız”…

*    *    *

* “Terörle mücadele yasasını değiştirin” dediler. Değiştirdik, terörle mücadele edemez hale geldik. Artık teröristler yöre ayrımı da yapmıyor. Ellerinde aşağılık liderlerinin posterleri; burası Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin demeden yürüyorlar. (Şu an El Kaide ve yandaşları, ABD’de ya da AB ülkelerinde  ellerinde Usame Bin Ladin’in resimleri ile gösteri yürüyüşü yapabilirler mi?...)

* “48 saatlik gözaltı süreniz, çok uzun. Kısaltın.” dediler. 24 saate düşürdük. Kendileri ise Metro saldırılarından sonra, süreyi 28 saate çıkardılar. 

* “İfade özgürlüğünü genişletin!...” dediler. Onu da yaptık. Biz, atalarımıza sövenleri yargılayamazken; kendileri, ‘Ermeni Soykırımı olmamıştır’ diyenleri, yargılayabiliyorlar.

“Dil özgürlüğünü genişletin!...” dediler. Genişlettik. Kürtçe, Zazaca kurslar açtık. Kendileri (Hollanda’da, Almanya’da)  sokakta, caddede, parkta, başka dillerin konuşulmasını yasakladılar. 

 *  “Her türlü koşulu yerine getirseniz dahi, sizin ülkeniz ve nüfusunuz çok büyük olduğundan; AB’nin özümseme kapasitesine göre, sizi alıp alamayacağımıza daha sonra karar vereceğiz” diyorlar. Kahin değilim ama yaptıkları çalışmalara göre, ucu açık müzakere süreci sonuna kadar; Türkiye’nin,  küçülmüş iki devlet ya da federasyon olacağını düşlüyorlar. Baksanıza; adamlar, “Diyarbakır Kürtlerin başkentidir” diyecek kadar sapıttılar.   

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın!” diyorlar. Bizim Efendiler, bu buyruğa uyup da Kıbrıs’ı tanırlarsa hiç şaşmam. Eğer tanırlarsa; KKTC’den vazgeçtiğimiz gibi, bağımsız bir ülkenin topraklarını 36 yıldır silah zoruyla işgal altında tuttuğumuz için, 36 yıllık ödence de ödeyeceğiz. Bitmedi. 1973 Barış Harekâtı’nda ölen Rum askerleri için ödence istemleri de yolda... 

Ermeni soykırımını biz tanıdık, siz de tanıyın, yoksa sizi aramıza almayız!” diyorlar. Haklı olmamız ya da bizim insanlarımızın soykırıma uğramış olması, Batılı Efendiler için önemli değil. Önemli olan, onların bu konuda ne düşünmek istedikleri. Diyelim ki tanıdık;  bu defa da arkasından, ödence ve toprak talepleri gelecek.

* Azınlıklar ve din özgürlüğü konularında yeni adımlar atmalısınız.” diye buyurdular. Daha biz adım atmadan,  kendi misyoner radyolarını kurdular. İstanbul Müjde FM Kanalı, her gün 24 saat, Hıristiyanlık propagandası yapıyor. 

*  “Özelleştirmeyi hızlandırın!” dediler. Hızlandırdık. Yunan munan,  Arap marap demeden neyimiz varsa satıyoruz ve sattık. Satmadık tek bir şeyimiz kaldı.

Ulu Önder Büyük Atatürk Samsun’a çıktığında, madenlerimiz yabancılara aitti. Hatta şehir hatları vapurlarımız, demiryollarımız, sanayiimiz de yabancılara aitti. (Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler adlı kitabında, askeri birliğimizi -Konya’dan- taşıyan trenin makinistinin Rum olduğunu, Türklere bu işin öğretilmediğini yazar.)

*     *     *

Ülke olarak aklımızı başımıza devşirmezsek; sonumuz korkarım, Efe’nin sonu gibi olacak…

Bu ülke öyle kolay kurulmadı.

Kendimize gelelim artık!

Yorumlar (1)
Maalesef 8 ay önce
Maalesef kapitülasyonlar geri getirildi. Hazine garantisiyle ve faturayı iki kat keserek mezardaki ölü bile şirket işletir. Mesela :CK elektrik......Sularımız; ormanlarımız; yollarımız; köprülerimiz; madenlerimiz; limanlarımız; havaalanlarımız; toprağımız;besinlerimiz vb. bize ait değil artık....
19°
açık
Günün Anketi Tümü
ALKÜ EAH'nın hizmetlerinden memnun musunuz?
ALKÜ EAH'nın hizmetlerinden memnun musunuz?
banner384
Namaz Vakti 20 Eylül 2019
İmsak 05:16
Güneş 06:36
Öğle 12:56
İkindi 16:24
Akşam 19:06
Yatsı 20:21
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 4 12
2. Çaykur Rizespor 4 8
3. Fenerbahçe 4 7
4. Denizlispor 4 7
5. Galatasaray 4 7
6. Gazişehir 4 7
7. Malatyaspor 4 6
8. Trabzonspor 4 6
9. Konyaspor 4 6
10. Sivasspor 4 5
11. Antalyaspor 4 5
12. Ankaragücü 4 5
13. Beşiktaş 4 4
14. Başakşehir 4 4
15. Kayserispor 4 2
16. Göztepe 4 2
17. Gençlerbirliği 4 1
18. Kasımpaşa 4 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 4 9
2. Bursaspor 4 9
3. Hatayspor 4 8
4. Fatih Karagümrük 4 8
5. Keçiörengücü 4 8
6. Altay 4 7
7. Akhisar Bld.Spor 4 7
8. Adana Demirspor 4 6
9. Balıkesirspor 4 6
10. İstanbulspor 4 5
11. Adanaspor 4 5
12. Altınordu 4 4
13. Erzurum BB 4 4
14. Osmanlıspor 4 4
15. Menemen Belediyespor 4 4
16. Boluspor 4 1
17. Giresunspor 4 1
18. Eskişehirspor 4 -5
Takımlar O P
1. Liverpool 5 15
2. Man City 5 10
3. Tottenham 5 8
4. M. United 5 8
5. Leicester City 5 8
6. Chelsea 5 8
7. Arsenal 5 8
8. West Ham 5 8
9. Bournemouth 5 7
10. Southampton 5 7
11. Everton 5 7
12. Crystal Palace 5 7
13. Norwich City 5 6
14. Burnley 5 5
15. Sheffield United 5 5
16. Brighton 5 5
17. Aston Villa 5 4
18. Newcastle 5 4
19. Wolverhampton 5 3
20. Watford 5 2
Takımlar O P
1. Sevilla 4 10
2. Atletico Madrid 4 9
3. Real Madrid 4 8
4. Athletic Bilbao 4 8
5. Barcelona 4 7
6. Granada 4 7
7. Real Sociedad 4 7
8. Levante 4 6
9. Osasuna 4 6
10. Villarreal 4 5
11. Deportivo Alaves 4 5
12. Real Valladolid 4 5
13. Valencia 4 4
14. Mallorca 4 4
15. Real Betis 4 4
16. Celta de Vigo 4 4
17. Espanyol 4 4
18. Getafe 4 3
19. Eibar 4 1
20. Leganés 4 0
banner440
banner545