PROTOKOL, dilimize eski Latince ve Yunanca'dan geçme bir sözcük. Daha doğrusu "proto" ve "kolos" sözcüklerinin birleşmesinden türeme bir deyim. Lugat anlamı "proto" birinci demek, yani önde gelen önde olan. Bir çok anlamı daha var ama bizim konu ile ilgili başlığı kısaca bu.
Kombine. Sözcük anlamı toplu bir duruma getirilmiş olan demek. Futbolda bir sezon şehrin ya da takımının taraftarlarını kendi sahasında oynayacağı maçlara alınan ve kulübe destek olduğu her zaman düşünülen sportif bir eylemin ekonomik göstergesi.
Protokol bizde sosyal bir hastalık durumunu farklı bir önsöze yüklemek isteyenlerin yarış yaptıkları kısa süreli itiş ve kalkışların yaşandığı, tipik Anadolu insanının orta Asyalı figürü çizdiği, çarpık kentleşmenin kente yansıyan absürd göstergesinin vitrin kavgası. Önceleri, köyünden kasabasından kopup gelenlerin var olma kaygısını kendi toprağında ayrılışının verdiği güç merkezine çeviren ve daha çok topluma faydalı olma ateşi ile kavrulan yiğit insanların yıllarca süren kavgasının karşılığında aldığı bir liyakat olarak bilinirdi. Ancak son yıllarda devlet düşmanlarının eline geçen ülkedeki yapılanma, hak etmeden ön sıralara sarkan vatan hainlerinin boncuk gibi dizildiği protokolün geldiği noktayı ne yazık ki hep birlikte yaşadık ve gördük. Örnek olarak, şu anda firari olarak FETÖ'den aranan eski Alanya Kaymakamını gösterebilirim. Kendisi bir zamanlar protokolün üst düzey lideriydi...
Bu sosyal yaramız ne yazık ki geçen hafta temsilcimiz Alanyaspor'un kongresinde öne çıkan ama fazlaca değerlendirilemeyen bu protokol insanlarının bedavacılık ruhu... Sayın Hasan Çavuşoğlu'nun "Bedavacılar benden bilet istiyor. Ben onlara gelsinler passolig vereyim" serzenişi tribün bedavacılarına vurulmuş en kuvvetli tokat olarak basındaki yerini aldı… Ezber bozan bu açıklama ilçede bir çok bedavacının protokol adayının olması ne yazık ki yenilir yutulur gibi değil... Sisteme takılanların "tribün emekçileri"nin verdiği kombine ücretini dahi vermek istememeleri, ülkedeki soygunun ve hırsızlığın geldiği noktayı bize özetliyor. Bir yandan evine ekmek götürmekte zorlanan arma sevdalılarının gözünü kırpmadan ödedikleri kombine parası, diğer yanda asalak gibi yaşamak isteyen ve emek vermeden görsel tatmine sığınan liboş tayfası...
Alanyaspor ligde haddini bilen, sınırlarını zorlamayan, Süper Lig'de ilk yılı olmasına karşın başarılı bir grafik çizen mazbut bir takım. Borcu, Dizdaroğlu dönemindeki kadar ciddiyetsiz ve tutarsız  değil, 93 milyonluk bütçesi kimine göre çok ama çok erişilmez bir rakam olarak görünebilir. Bu görüntü protokol cenahı tarafından "Alanyaspor zenginler kulübü içerisindedir" diyenlerin bedava bilete hücum edeceği Zimbitlik hayır kurumu olarak da algılanmamalıdır. Süper Lig'de kalıcı olmak için yani lige tutunma adına hedef koyan bir takımın başkanı, yanı başında başka takımın forması ile gelen  duyarsız taraftarına dahi kızgın da olabilir. Ancak bu kadar garipliklerin yaşandığı bir yapılanmanın halkın isteklerine ve duygularına ne derece indiği ve taraftarı ile ne kadar barışık olduğudur. Futbolda güçlü ve başarılı olmak kriteri şampiyon olmak değildir... Geç kalınmış, hatta yapılmamış olan bir çok etkinlikler ve sosyal sorumluk projelerinin yanı sıra toplum bilinci ve davranışı konusunda önemli derslerin verilmesi veya alınması, kısaca eğitimin stadyuma vereceği ışığın karşılığı olan takım olma ruhu kişilikli toplumun yanı sıra ciddi bir taraftar kitlesi de yaratacaktır. İlk maçta bile şuursuzca ıslık çalanları eğitmek, futbolu yönetmekten daha zordur.
Güç merkezi algıladığımız siyaset çubuğu çok incedir ve kırılgandır. İşte o zaman yaratılmayan rekabet teslimiyete dönecek ve şehir yaşadıklarını ve yapılan tesisleri bir anı olarak görmekten başka öteye geçemeyecektir. Sokakta kime sorarsanız sorun Alanyaspor'un kapital sorunu olmadığını açıklanan bütçe ile gelinen noktada kimseye ihtiyaç kalmadığını direkt söyleyecek kadar cesur ve bedavacı konumuna geçmiştir. Kulüp adına ne yaparsanız yapın size verilen değer hiç bir zaman artmayacaktır. Bunu yaratan siyasal güç kendine bir sonraki siyasal oluşuma teslim edecek kadar, yumuşak karınlı yöneticisini bir sonraki dönemde de bulacaktır!
Yediğimiz goller ve ilk maçta alınan yenilgi, taraftarın kendi sosyal yapısının dışa vurumudur. Ortak söz yenilenmeden yanadır. Kızılcaşehir kandırılmaya gelmez, yeni yüzlerin, yeni kramponların takıma alınmasını taraftarlar türkü gibi söylerler. Konu bu kez çok ciddidir. Lig şemsiyesi herkesi yağmurdan korumaz, kapalı tribünleri, protokolü ve bedavacıları korur ama yağmurda çamurda ıslanan arma sevdalılarının öfkesini hiç bir tribün lideri durduramaz. Bir gün gelir, o bir gün geçmiş günleri siler götürür. İşte o zaman bir ıslık sesi duysanız, aklınıza hep Kızılcaşehir gelir...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner452

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349