İnanca saygı

DİLİMİZDEN düşmeyen.

Ağızlarda sakızlaşmış bir slogandan söz etmek istiyorum.
"İnanca saygı göstermeliyiz."
"İnanca saygı" derken, inanılan şeyin ne olduğuna bakmakta yarar var.
Her tür inanca saygı göstermeye kalkarsak, iyi ile kötü, doğru ile yanlışı birbirine karıştırıp çorbaya çeviririz.
Bırakın felsefi anlamdaki düşünsel yaklaşımları.
İdeolojik farklılıklardaki tercihleri.
Dinsel anlamda da çok farklı inançların olduğu ortada.
En ilkel sıradan dinsel yönelişlerden tutun, milyarların inandığı çok sayıda dinlerden söz edebiliriz.
Aya, yıldıza, ağaca, taşa, hayvana tapan inanç sahiplerini saymazsak, günümüzde bazı dinlerin fanatiklerinin belli yapılanmalarla insanlık dışı eylemlere imza atmalarındaki rezilliği, bir inanç olarak kabul edip saygı göstermemiz gerekir mi?
Örneğin EL KAİDE ve IŞİD gibi, bir dini yani İslam’ı çok farklı bir biçimde yorumlayarak, insanlık dışı davranışlara imza atanların ortaya koydukları öğretiye saygı duymak ya da saygı duyulmasını istemek akıl kârı mı?
Aslında bütün inançların, örf adet ve gelenek olarak nesilden nesle geçtiği inancındayım.
Bu salt bizim toplumumuza ve de dini inancımıza özgü değil.
Bu geleneksel yapı, diğer toplumlarda da benzer bir biçimde varlığını sürdürüyor.
Bugün toplumumuzun büyük ekseriyetinin Müslüman olduğundan söz ediyoruz.
Müslümanlığın ne olduğunu bilen kaç kişi var?
Özellikle de mensup olduğu mezhepten söz etse de, mezhebinin özelliğini bilen var mı?
Varsa da, kaç kişi?
Bildiklerimizin çoğu da kulaktan dolma şeyler.
Kulaklarımıza doldurduklarımızsa, cahil cühelanın, kimi uyanıkların uydurdukları saçmalıklar.
Din günümüzde meslek haline geldi. 
Bir nevi kolay kazanç kapısı.
İşin çok daha ilginç yanı ise, toplumu yönetmeye ve yönlendirmeye kalkan uyanıklar, yeterince bilgiye sahip olmayan yığınların, inançlarını, örf ve adetlerini, milli ya da manevi değerlerini kullanarak, en kolay yoldan her istediklerini yaptırabiliyorlar!
21. Yüzyıl'da bilimin bu kadar ilerlediği bir dönemde, insanların bu kadar kolay yönlendirilebilmesini inanın anlamakta zorlanıyorum.
Daha da ilginci.
Son yıllarda yaşlı insanların bu şekilde dolandırılmaları giderek yaygınlaşmaya başladı.
Sanırım.
Bilgiye, bilim yoluyla ulaşmanın zorluğunda,  bilim dışında, dogmaların masalsal ve hikayesel anlatımların kolaycılığındaki büyüye kapılmak insanların çok daha kolayına geliyor.
Yaradan’a şu ya da bu biçimde yalvarıp yakararak bir şeyler istemeyi normal karşılayabiliriz de, yatırlardan hatta belli yapılardan medet ummaya ne demeli?
Çocuğu olmayanlar, çocuk sahibi olmak, sporcuların müsabaka öncesi okuyup üflemeleri, türbe ziyaretleri, öğrencilerin sınav kazanabilmek için ağaca, yatıra çaput bağlayarak dileklerinin yerine geleceğine inanmalarına gülmek mi ağlamak mı gerektiğini bilemiyorum.
Bu çağda.
Teknolojinin ve de bilimin bu denli geliştiği bir dönemde.
Hastalarını doktora değil büyücüye götürenlerin inancına inanç demek, bunlara saygı duymak mümkün mü? 

YORUM EKLE

banner495

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner502

banner481

banner472

banner479

banner386