“Alanya İli… 
Alanya Valisi…
Alanya’nın İlçeleri…”
… …
Kulağa ne hoş geliyor değil mi?…
Oluruz, olamayız; yaparlar, yapmazlar, o ayrı bir konu ama dillendirilmesi bile heyecanlandırıyor, mutlu ediyor insanı…
Mutlu ediyor da…
‘Da’ işte… ‘Da’…
Esas olan şu; Alanya bu haliyle il olmaya hazır mı?
Bana göre değil.
Sağından bakıyorum, solundan bakıyorum; altına girip altından; üstüne çıkıyor üstünden bakıyorum; Alanya’nın il olmasını çok istememe karşın gönül rahatlığıyla, “evet Alanya il olmaya hazır, hemen il olalım…” diyemiyorum.
Diyemiyorum çünkü bu konuda en ufak bir çalışma, en ufak bir girişim yok.

*      *      *
‘İl olmak ne getirir, ne götürür?’,  ‘Alanya, il olursa ne olur, ilçe olarak kalırsa ne olur?’, ‘esas düşünülmesi, irdelenmesi gereken konular bunlar ama irdelenmiyor.
Gelin o işi biz yapalım ve şöyle bir düşünce jimnastiği yapalım birlikte…
… …
Kasaba mantığıyla oluşmuş çarpık bir yerleşim düzenimiz var.
Her şey iç içe…
Pek çok şey arapsaçı…
Yani?
Yani bu durumda Alanya’nın il olması, sıkıntıdan başka bir şey getirmeyecek.
Bu durum, olaylara nesnel (objektif) bir biçimde yaklaşan herkesin malumu.
Kentimizi il olmaya hazırlama konusunda da en ufak bir bir çalışma yok; bu da herkesin malumu
Hâlâ kasaba mantığı ve kasaba görgüsüyle olmadık şeyler yapıyoruz.
Örneğin?
Örneğin kent merkezine konuşlandırılmış okulların, trafiği felç ettiğini göre göre hâlâ okul bahçelerine (öğrencilerin oyun alanlarını daraltma pahasına) ilave binalar yaparak, kapasiteyi artırıyoruz.
Düşünebiliyor musunuz; kent merkezinde (lise ve ilköğretim okullarının bulunduğu parselde) 6.500- 7000 öğrenci eğitim görüyor. (Bu rakam ülkemizin pek çok ilçe nüfusundan bile fazla bir rakam)
Olacak şey mi bu?
Alanya’da başka yer yurt kalmamış gibi pek çok okul, alt alta, üst üste buraya konuşlandırıldı.
Paydos saatlerinde,  bu 7000 nüfus ve onları taşıyan araçlar, yöre trafiğini felç ediyor.
Önce bu kitleyi, kent merkezinden çıkarıp, uygun alanlara dağıtmak gerekiyor.
Bu arada yeni imara açılan cadde ve sokaklar hâlâ 1950’li yılların kafa yapısıyla ve hâlâ ahbap çavuş ilişkileriyle açılıyor. 
Ne yazıktır ki; Alanya’nın hâlâ bir cadde ve sokak standardı yok.
 ‘İlçe trafiğini’ bile kaldırmayan mevcut cadde ve sokaklarımız, ‘il trafiğini’ nasıl kaldırır ya da kaldırır mı?
Düşünmesi bile ürkütüyor beni.

*      *      *
Keykubat ve Ahmet Tokuş Bulvarları yine neyse…
Ya ara sokaklar?
Otoparksızlıktan, çift yönlü, iki ya da üç şeritli yolların sağına soluna tren vagonu gibi park edilen araçlar yüzünden, hareket halindeki diğer araçlar burun buruna gelip; “sen geri git / hayır sen” diye birbirlerine giriyor.
Otopark(lar) sorunu bir an önce çözümlenmeli.
Trafik kurallarını hiçe sayarak seyreden binlerce motosiklet de bir başka sorun. İl otoritesi, iki tekerli bu gürültü makinelerine nasıl yaklaşacak?
Bu arada pek çok resmi kurum ve onun personeli girecek bu karmaşanın içine... Bu kurumlar nerelere, nasıl serpiştirilecek? Bunlar yerleştirilirken turizm bundan nasıl etkilenecek? Var mı bunlar için bir plan program?
Yok.

*      *     *
Nasıl çıkılacak bu işin içinden bilemiyorum.
Ancak bildiğim bir şey var.
O da Alanya, il olmaya hazırlanmıyor.
Hazırlamak için de ufukta en ufak bir gayret görünmüyor.
Sözün özü değerli okurlarım; “il olalım” demekle ya da imza toplayarak il olunmuyor.
İl olmak, çok kapsamlı bir altyapı çalışmasını gerektiriyor.
“Hele bir il olalım, gerisi kolay; göç yolda düzelir” mantığı, akılcı bir mantık değil.
Böyle bir mantık Alanya turizmini bitirir.
Benden söylemesi…

OK
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner470

banner452

banner457

banner449

English Russian

banner472

banner381

banner344

banner386

banner349