Herkes her şeyin farkında

- Herkes her şeyin farkında 

            İnsanların çok büyük bölümünün en önemli öğretmeni, kendi deneyimleridir. Geçmişin deneyimlerinden veya başkalarının deneyimlerinden öğrenen insan sayısı epeyce azdır. Genellikle kendimiz yaşayarak öğreniyoruz. Halkımızın büyük çoğunluğunun emperyalizmi öğrenmesi de böyle oldu.

            On yıllar süren bu mücadele önemli bir birikim yarattı.

Halkımız genellikle kısa vadeli çıkarlarını ön planda tutar. “Gerçekçi”dir. Çalıdaki kekliğin peşinde koşmak yerine çantasındaki sığırcığa fittir. Beladan uzak durur. Bu nedenle, bizim on yıllardır karşı çıktığımız emperyalizmin somut zararlarını yaşayana kadar, emperyalizmin “nimetleri”nden yararlanmayı tercih eder.

            Ne zaman ki, emperyalistlerin uşağı PKK’nın ve Fetullahçı casusluk ve terör örgütünün ülkemize verdiği zararları kendi gözleriyle gördü ve iç savaş tehdidini kavradı, tavrı değişti. İnsanları bizler anti-emperyalist yapmadık; emperyalizm yaptı.

            Savaş hiçbir hal ve şartta kendiliğinden oluşan, birdenbire ortaya çıkan bir eylem değildir. Savaş bir sorun sahası üzerindeki siyasetin devamıdır. Savaşta sadece kullanılan vasıtalar değişir. Diğer bir ifadeyle savaş, siyasetin başka vasıtalarla sürdürülmesidir. Politik hedef amaç, savaş ise araçtır. Bu nedenle yürütülen savaş eylemleri politik hedefe hizmet etmeli, ona uygun olmalıdır.

            Savaş sadece askerlerin çatışması değildir. Millet, ordu ve hükümet sürecin içindedir. Milletin ezici bir çoğunluğunun haklı ve meşru gördüğü bir savaş daha kolay verilir. Aynı zamanda milletin tarihten gelen karakteri de bir faktördür. Örneğin, Türkler savaşçı bir millet olarak tanınır. Milletin ruh hali ve sosyogenetik kodları büyük ölçüde savaşan orduya da yansır. Savaş kuramı (teorisi), bir anlamda “millet-ordu-hükümet” üçgeninin denge noktasında buluşmanın önemini vurgular. Bu teorik tanımlamayı da halkımız çok iyi kavramış ve her zaman gereğini yapmıştır.

            Afrin operasyonuyla başlayan yeni süreçte, bu harekâtla zaferleri, huzuru paylaşacağız. Aynı zamanda komşularımızla dostluğu, kardeşliği paylaşacağız. Bu bir Türk-Amerikan savaşı. Karşı tarafta ABD'nin 4 bin 900 TIR silahla donattığı terör örgütleri var. ABD'nin 'Ordudur' dediği çapulcu kuvvetleri var. PKK ve DAEŞ teröristleri silahlarını atıp kaçacaklardır. Şu an Kandil'de tartışılan konu nasıl teslim olacaklarıdır. Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi bunlar da silahlarını atıp kaçacaklardır. TSK karşısında hiçbir direnme kabiliyetleri yoktur. Suriye konusunda da adımlar atılıyor. Önümüzdeki süreçte göreceğiz bu savaş bize Suriye'nin dostluğunu da kazandıracaktır. Suriye ile işbirliğini kazanacağız. Önümüzdeki süreçte bu işbirliğinin daha derin olarak gelişeceğinden eminiz. Tüm bu yaşanan süreçten kimsenin haberi yokmuş tavrı sergilemek, siyasetlerini buna göre şekillendirmeye çalışanlar çok büyük yanılgı içindedirler. Tepeden bakılan durumlar hiçbir zaman ülkemizde yaşam şansı bulmamıştır.

Bu harekat Türkiye’de canlı bombalara son verecektir. Hendekler kazılmayacak, mayınlar döşenmeyecektir. Güneydoğu halkımız bu harekatın başarısının ardından artık çiftinin çubuğunun başına geçecek, merasında koyununu keçisini otlatacaktır. Mehmetçiğimizin arkasındayız.

YORUM EKLE

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479