Her koldan hedefe

UFAK ufak havalar soğumaya başlıyor. Sokaklarda daha az insan var artık. Sıcağa alışık Alanya halkı kapalı yerleri tercih ediyor artık dost meclisini toplamak için. 

Erkeklere göre daha fazla üşüyen kadın hemcinslerim gibi ben de soğuktan korkup kapalı yerlere sığınanlardanım. Kalabalıkların yoğun olduğu yerleri tercih ettiğim zamanlar da selam veren, ayak üstü muhabbet ettiğimiz dost ahbaptan partili olduğumu bilen herkes tarafından soru yağmuruna tutuluyorum. 
Kudüs davası nedir böyle?
Nasıl olacak bu taşeron işi?
M.Toklu Alanya için doğru isim mi?
Şeklinde üç soru başlığı altında toparlayabiliriz gelen soruları.
Yahu diyorum bazen gülerek, hadi ilçe başkanlığına gelen değerli büyüğüm Mustafa Toklu hakkındaki yorumlarımı merak ediyorsunuz da soruyorsunuz taşeron işçi düzenlemesi ve Kudüs olayı bakanların ağzından yapılan açıklamalar ile birlikte sürekli gündemde. Ben de sizden fazla bir şey bilmiyorum. Okuyorum, takip ediyorum... 
Size içeriden bilgi gelmiyor mu diye soranlar oluyor tebessüm ile karşılıyorum. Partili olmak ve bir iktidar partisinde görev almak devlet sırlarına erişebileceksiniz anlamı taşımıyor. Kaldı ki bu doğru da olmazdı zaten. 
Şöyle ki; Ak Parti Alanya İlçe Teşkilatı olarak bizim görevimiz Alanya'nın sesi olmaktır. İnandığımız davada elini taşın altına koyup çalışmaktır. Alanya için Ankara'dan istemektir. Alanya için hep daha iyisine yürümektir. Bu tüm il ve ilçe teşkilatlarında aynıdır.
Yorumları merak edip arayan, soran insanlarımızı cevapsız bırakmama adına şunları söyleyebilirim;
2 Aralık'ta Sayın Dışişleri Bakanımız, Hemşehrimiz Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katılımı ile gerçekleşen ilçe kongresinde Alanya İlçe Başkanlığına Sayın Mustafa Toklu getirildi. Toklu'nun ekibini de açıkladığı kongrede bizler de yerimizi alıp görevimizi yerine getirdik. Toklu Alanya için doğru isim mi? 
Doğru olmasa tek aday olarak Ankara Toklu'yu işaret etmezdi. Nihayetinde Toklu da Alanya'nın yerli halkından bir ailenin çocuğu. Hani hakkı ile gelmediği bir konum değil. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi projesini de sayısız meslektaşını geride bırakarak genç yaşına rağmen alan ve sıkı çalışması sonucu bizleri sayısız kez gururlandıran bir isim. 
Kaldı ki Toklu çekirdekten bir Ak Sevdalı. 
Seçim zamanlarında Büyükhasbahçe Hasan Çolak lisesinde oy kullananlar bunu en iyi bilenlerdir. Her seçimde kendi mahallesinin sandığında görevi başındaydı genç Toklu.
Gençlik kolları başkanlığı ve Genel Merkez MKYK üyeliği yapmış olması da tecrübe konusunda ki soruların, sanırım en güzel cevabıdır.
Şimdi ben size sorayım o zaman; sizce Toklu doğru isim mi?
Gelelim Taşeron işçi düzenlemesine.
Bu durumda çok fazla konuşulacak bir şey yok aslında. Yapılması gereken bir işti ve yine Ak Parti iktidarı döneminde hayata geçiriliyor olan bir proje. 
Sosyal Politikalar Bakanı Jülide Sarıeroğlu'nun geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama ile aslında herşey netlik kazanmış bulunmakta. 450 bin kişi tam kadro ile memuriyete geçiş yapacak. 
Yine suyu bulandırmaya çalışanlar saçma sapan yorumlarda bulunsa da sizlere bunu şöyle açıklayabilirim;
Taşeron işçileri devlet kurumları neden çalıştırıyordu? İhtiyaç olduğu için. Neden kadroya almıyordu? Taşeron ile sözleşme yapmak bu tarihe kadar daha kolay bir yoldu. Peki şimdi ne değişti? Şimdi Ak Parti yaşam şartlarını daha iyi yerlere taşımaya çalıştığı Türkiye'nin bir yarasını daha saracak gücü topladı ve kollarını sıvadı. 
Taşeron işçiler devlet kurumlarında ihtiyaç duyulduğu için çalıştırılıyor ama çok fazla haksızlık ve mağduriyet yaşıyorlardı. Bu durumun bilincinde olan Ak Parti düzenlemeyi nasıl yapabilecekleri hususunda bir süredir araştırmalar yapıyordu. Yani anlayacağınız bu üç günde hayata geçen bir proje değil. Uzun zamandır araştırma konusu olan bir mevzu. Güzel olan ise bunu bir avuç insan ile yapıp göstermelik hizmete döndürmeden hakkı ile 450 bin kişiyi kapsayacak şekilde yapılmasıdır. Hatta bir tık daha ileri gidip insanların sorularına cevap olabilme adına ALO 170 cevap hattı kuruldu. Taşeron işçiler ve konuyu takip edenler merak ettikleri sorulara bilgi kirliliğine maruz kalmaksızın cevap bulsunlar diye. E bunun üstüne biz daha ne diyelim.
Kudüs konusuna gelince... 
Kudüs ciğer acısı bir olay. Anlayanın da anlamayanın da yorum yaptığı yürek sızısı. Tarihi boyunca ortadoğuda çatışmalara neden olan ve huzura bir türlü kavuşamayan kent. Bilinen en eski tarihinde bile Müslüman, Yahudi, Hristiyan dinlerinin kıblelerinin bulunduğu kutsal mekan. 
623 yıllarının sonlarına doğru Hicretin 17. ayı civarı rivayete göre Peygamber efendimiz Hz Muhammed'in (s.a.v)
duası üzerine, el-Mescidü'l-Kıbleteyn'de (İki Kıbleli Mescid) yine kendisinin imamlık ettiği bir öğlen namazında gelen vahi ile Müslümanların kıblesi Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram'a döndü. Peygamber efendimiz kıblemizin Mescid-i Haram olması için dua etmedi. Hıristiyan ve Yahudilerin bizimle aynı kıbleyi kullanıyor olmalarından ötürü dinimize yaptıkları sözlü saldırıları engelleme adına başka bir kıble diledi yaratandan. Fakat Mescid-i Aksa'dan vazgeçti, orayı yok saydı demek değildi bu. Mescid-i Aksa yaratandan gelen ilk kıbleydi ve Hz. Muhammed'in onu yok sayması gibi bir şey söz konusu değildi. Bazen şartlar sevdiğinizden vazgeçmenizi, ayrılmanızı gerektirir ama bu onu sevmiyorsunuz, özlemiyorsunuz, önemsemiyor ve görmezden geliyorsunuz anlamına gelmez.
Hz. Muhammed vazgeçmiş, biz neyin derdindeyiz diyen insanlar, otursunlar düşünsünler biraz. Allah'ın sevgilisi, sevdiğinin verdiğine nasıl yüz çevirir. Kudüs Müslümanlık tarihinde büyük öneme sahip olan bir kenttir. Nasıl Yahudi ve Hıristiyan inançları için kutsalsa, Müslümanlık için de kutsaldır. Tek bir dine mal edilemeyecek ve sadece Yahudi bir ırkın hele hele ki İsrail gibi kirli bir ırkın eline koşulsuz bırakılmayacak kadar değerlidir. İsrail Kudüs'ün tamamını 1980'de işgal etmiş ve başkent olarak o tarihte ilan etmişti. Ancak hiçbir millet Kudüs'ü tek bir millete başkent olarak kabul etmemiş ve yine hiçbir millet Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımamıştı. Ta ki sansasyonel olayların merkezi olan AB Başkanı Trump'a kadar. Bize ne ki diyenler durun bi bakın bir tek itiraz eden biz miyiz? 
Kudüs tek bir millete başkent olamayacak kadar kutsal bir topraktır. Bu bizim susmamız gereken bir nokta da asla olmayacaktır. Susmak korkaklık, susmak kabullenmektir. 
Ve ben davasına baş koyduğum Ak Parti'yi haksızlıklara, hatalara ve zulme boyun eğmediği için seviyorum.
Her koldan durmadan, yorulmadan hedefe yürüyen Ak Parti yolun aydın olsun. Durma yürü, yürüdüğün yol haktır. Hakkı olan her birey bu yolda yanındadır...

YORUM EKLE

banner495

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479

banner386