Antalya'da BM ortamı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, dün başlayan Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında çarpıcı açıklamalar yaptılar. Bakan Çavuşoğlu "Dünya sathında her 5 Dışişleri Bakanı’ndan 1’i şu anda Antalya’da. Yani bir Birleşmiş Milletler ortamı burada vücut bulmuş durumda" dedi

Haber albümü için resme tıklayın

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev sahipliğinde, küresel ve bölgesel meselelerin ele alındığı, resmi ve hükümet dışı aktörleri bir araya getiren ve zaman içinde kurumsallaşması hedeflenen bir platform olan “ Antalya Diplomasi Forumu” (ADF) Belek Turizm Merkezi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde dün başladı.
Açılış konuşmasını yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, önemli mesajlar verirken şunları söyledi:
"Kış mevsiminin bir anlık, güneşin ise bir yaşam tarzı olduğu, geleneği simgeleyen zeytin ağacının, yeniliği ve umudu simgeleyen badem ağacına komşu olduğu, Asya, Avrupa ve Afrika’nın birbirine kaynaştığı, dünya nüfusunun her yıl gelmeyi iple çektiği Antalyamıza hoşgeldiniz. Dünyanın ilk meclisi Patara’nın ev sahibi olan, yani insanın konuşarak, müzakere ederek sorunlarına çözüm arama geleneğinin başladığı bu kentte, Antalya Diplomasi Forumu’nu Zat-ı Devletlerinin himayelerinde düzenliyoruz.
Bugün dünya siyaseti yeni bir düşünce ekosistemine kavuşuyor.
2019 yılında temelini attığımız Forum gözlerini zorlu ama umutlu bir dünyaya açıyor. Zor ile umut arasındaki köprüyü ise ortak düşünce ve ortak hareket oluşturacak. Bu salonda bulunan, bizi internet üzerinden izleyen ve izleyecek olan hiçkimse, son birkaç yılda yaşadığımız türden bir küresel salgını daha önce yaşamadı. Maalesef çok insanımızı kaybettik. Hepsini rahmetle anıyoruz. Acımız kadar ümidimiz de büyük.
Tarihte hiçbir küresel salgına karşı insanlık bu kadar hızlı şekilde aşı geliştiremedi.
Türkiye’den Almanya’ya giden iki değerli bilim insanının başarısı, yabancılara iflah olmaz bir husumet ve korkuyla bakan kesimlere de ders oldu.
SINAMALAR MI KAZANACAK, ÜMİT Mİ GALİP GELECEK?
Saygıdeğer Cumhurbaşkanları, değerli dostlar, sınamaları, risk ve tehditleri küçümseyemeyiz. Esasında devletler arası, milletler arası ilişkilerin en akışkan, en belirsiz dönemlerinden birini yaşıyoruz.
Güç dengelerinde sürekli bir değişim var. Devletler işbirliği yanında bir rekabet, hatta mücadele halinde. Güçlü bir türbülansta ayakta durmaya çalışan bir uluslararası sistemin çığlıklarını duyuyoruz. İnsanoğlu hala adaletsizlik, açlık, kuraklık, çatışma, düzensiz göç ve salgın hastalıkların pençesi altında inliyor.
Popülizm, yabancı düşmanlığı ve İslam karşıtlığı yükseliyor.b İklim değişikliği, terörizm hala hepimizi sınıyor. Başlayan çatışmalar da sonlandırılamıyor. Temel dış politika aktörleri tarih içinde çok değişmedi. Ancak, paydaşlar çoğaldı. Sivil toplum, yardım ve düşünce kuruluşları, iş dünyası, medya, sanat ve bilim çevreleri artık diplomasinin etkin oyuncuları. Diplomasi bu çalkantılı ve çok paydaşlı dönemde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir siyaset aracı. Bunların hepsi yenilikçi diplomasi kavramını karşımıza çıkarıyor.
Bu kavram, 2017 yılında Zat-ı Devletlerinin Büyükelçiler Konferansı nutkunda ifadesini bulan Girişimci ve İnsani Dış Politikamızın ve 2019 yılında dünyaya ilan ettiğimiz Yenilikçi Gündemin mantığını oluşturuyor.
Bir yandan, dış politikanın yüzyıllardır kullanılan geleneksel yöntemlerini en etkin şekilde kullanıyoruz. Türkiye, en zor coğrafyalar dahil dünya üzerinde uzman kadrolara emanet ettiğimiz 252 temsilcilik ile en büyük beşinci hariciye teşkilatına sahip. Gerek liderler düzeyinde gerek Büyükelçilikler düzeyinde dünyanın her köşesinde sorun çözmeye çalışan girişimci bir diplomasi uyguluyoruz. Diğer taraftan, Yeniden Asya, Dijital Diplomasi ve bugün bizi burada buluşturan Antalya Diplomasi Forumu girişimleriyle geleceğin etkin dış politika enstrümanlarını oluşturduk.
Değişime, karşımıza çıkan farklı sınamalara karşı yeni bir mecra, hatta yeni bir dış politika aktörü daha ortaya koyuyoruz. Bir şeyi biliyoruz: Aynı şeyleri tekrar tekrar yaparak farklı sonuçlar elde edemeyiz. İşte bu yüzden Antalya Diplomasi Forumu’nun bu yılki başlığını “Yenilikçi Diplomasi: Yeni Dönem, Yeni Yaklaşımlar” olarak belirledik. Yaklaşımlarımızı, enstrümanlarımızı, aktörlerimizi, girişimlerimizi, platformlarımızı gözden geçirmek zorundayız. Gerektiğinde bunları yenilemeye ve çeşitlendirmeye mecburuz. Bu yüzden diplomasiyi, siyah beyaz, ağır çekim, sessiz bir film gibi değil, 3 boyutlu bir renk cümbüşü olarak görmek ve kurgulamak azmindeyiz. Dış politika ve diplomasi durağan değil, dinamik bir siyaset alanıdır. Sayın Cumhurbaşkanımızdan öğrendiğimiz de budur. Dış politika aynı zamanda bir düşünce ve inovasyon alanıdır. Çünkü diplomasi zihinlerde başlar. Burada biz rekabetçiliği değil, uluslarası işbirliğini öne çıkarmaktayız. Çünkü birlikte düşünmeden birlikte harekete geçemeyeceğiz. Birlikte harekete geçmeden de insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm bulamayacağız. Antalya Diplomasi Forumu birlikte düşünme ve hareket tarzları geliştirmek için diplomasi dünyasına yeni bir ortam, yeni bir sahne sunuyor.
Sanırım Antalya Diplomasi Forumu henüz daha ilk fiziksel toplantısını dahi yapmadan tanınmış, hatta belirli bir ivme kazanmış dünyanın ilk ve tek diplomasi ve düşünce platformu. ADF, bu ilk yıllık toplantısından önce, çalışmalarına teknolojinin imkanlarından faydalanarak başladı.
Arabuluculuk konusuna hasrettiğimiz ilk çevrimiçi toplantıyı düzenlediğimizde, dünya henüz “webinar” kelimesine yeni alışmaktaydı.
Bugüne kadar hepsi üst düzeyli çevrimiçi 7 toplantı düzenlendi. Münih’ten Bişkek’e fiziksel toplantılarımız da oldu. Ayrıca, sosyal medya platformları üzerinden ADF-Söyleşileri, ADF 120-Saniye ve ADF-Fikir gibi formatlarla değişik görüşleri takipçileriyle buluşturmaya devam etti. ADF, yeni teknoloji ve yeni dünya koşullarının bir bebeği olarak yaşam buldu. Bu yaklaşımı devam ettirmek azmindeyiz.
ADF bundan sonra da bir öngörü, vizyon ve teknoloji ekosistemi olarak düşünce dünyasına hizmet verecektir. Forumun bu ilk yıllık buluşmasında toplam 25 oturum düzenleyeceğiz. Bunların ikisi Liderler Forumu şeklinde olacak. Bu oturumlarda bazen yüzümüzü küresel ortama çevirerek tüm insanlığı ilgilendiren ortak eğilimlere bakacağız.
Bazen de yakın coğrafyamızdaki bölgesel konulara odaklanacağız.
Üç gün boyunca, güncel sorunlara hangi yeni yaklaşımları getirebileceğimizi birlikte tartışacağız. Ve tabii dış politika aktörleri olarak kadın ve gençleri öne çıkaracağız. Bugün burada, diplomasiye katkı veren devlet adamlarından akademisyenlere, özel sektörden medyaya ve kanaat önderlerine kadar farklı kesimlerin fikirlerini buluşturmayı amaçladık.
Antalya Diplomasi Forumu’na sadece bugünün değil, yarının liderleri olacak gençlerimizi de davet ettik.Farklı coğrafyaların kendine has ses, düşünce ve deneyimlerini de biraraya getirmek istedik. Özellikle Afrika, Asya ve Avrupa’nın güçlü varlığını hedefledik. Çünkü dünyanın dinamikleri bu kıtalara özel bir ilgi göstermemizi gerektiriyor.
Dünya sathında her 5 Dışişleri Bakanı’ndan 1’i şu anda Antalya’da.
Yani bir Birleşmiş Milletler ortamı burada vücut bulmuş durumda.
Hep birlikte, Antalya’da toplanan bu zihinsel birikim ve enerjiyi kullanıp, diplomasinin değişmeyen ilke ve yöntemlerini yenilikçi yaklaşımlar ile birleştireceğiz. Uluslararası sorunların, yani hepimizin ortak sorunlarının çözümü için inovasyon peşinde olacağız. Çağrımıza olumlu yanıt veren hepinize teşekkürlerimi sunuyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımıza, girişimimize başından beri verdikleri güçlü destek ve himayeleri için şükranlarımızı sunuyorum. Hepinizi yeniden saygıyla selamlıyor, hepimize çalışmalarımızda üstün başarılar diliyorum."
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN DA KONUŞTU
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
“Antalya tarih boyunca medeniyetlere beşiklik yapmış, insanlık tarihine yön vermiş kıtaların kavşak notası Akdeniz’in en güzel şehirlerinden biridir. Tıpkı Akdeniz gibi Antalya da farklı kültürlerin ortak yuvası ve ortak yurdudur. Asırlardır her kökenden her inançtan insanı barış içinde bir arada yaşatan Antalya’mız diplomasinin de merkezinde yer almıştır. Bu forum ile şehrimizin özelliğine yeni bir boyut daha kazandırmış oluyoruz. ADF’nin inşallah zamanla küresel diplomasinin kalbinin attığı bir zirveye dönüşeceğine inanıyorum. Buradan vereceğimiz dostluk diyalog ve işbirliği mesajı mesajları bölgemizle birlikte tüm dünyaya dalga dalga yayılacaktır. Forum vesilesiyle hem Antalya’nın güzelliklerini görme hem de güvenli turizm sertifikası programının uygulamalarına şahitlik etme imkanı bulacaksınız. Geçen sene başlattığımız bu program sayesinde 2020 yılında 16 milyon turisti sorunsuz, sıkıntısız şekilde ülkemizde ağırladık. 2021 senesinde sistemin kapsamını daha da genişleterek, misafirlerimizin ülkemizin her köşesinde huzur içinde tatil yapabilmelerini mümkün kıldık. Hepinizden her zaman ailenizle sevdiklerinizle birlikte sizi ağırlamaktan şeref duyacak, Antalya’nın keyfini çıkarmanızı istiyorum” diye konuştu.
"DİPLOMASİ DAHA FAZLA DEVREYE ALINMALIDIR"
Erdoğan, diplomasinin insanlığın toplu halde yaşamaya başladığı tarihlerden beri var olan ve kullanılan, üzerinde kafa yorulan bir alan olduğuna değindi.
Daha yakın bir tarihteki tanımıyla diplomasinin savaş ve barış güçleri arasındaki dengeyi oluşturan diplomasinin önceliyicilik vasfıyla önemini sürekli arttırmaya devam ettiğini dile getiren Erdoğan, “İletişim teknolojileri, internet, sosyal medya, artan küreselleşmeyle birlikte diplomasinin alanı genişlemiştir. Bugün diplomasi deyince sadece, devlet ve hükümet yetkilileri arasında kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerden bahsetmiyoruz. Bu kavramlar aynı zamanda kamu diplomasisinden, kültür, turizm diplomasisine, ticaret diplomasisine kadar çok geniş bir yelpazede yürütülen çalışmaları kastediyoruz. Politika aktörleri kadar diplomasinin icra edildiği platformlar da değişiyor, çeşitleniyor. Artık siyasetçiler ve diplomatlarla birlikte STK’lar, iş dünyası, medya ve üniversiteler arasındaki temaslar dış politikayı şekillendiriyor. Dijital diplomasi de yine bu dönemin kazanımlarından biridir. Diplomasinin alanının bu kadar genişlemesi, gerilimlerin azaltılmasında insanlığa şüphesiz büyük fırsatlar sunuyor. Sıcak çatışmaların yıllarca devam ettiği günümüzde diplomasi sanatının önümüze açtığı yeni kulvarlara olan ihtiyacımız da artıyor. Dönem sorunların suhuletle çözümünde diplomasiyi, diplomasinin inceliklerini dışlama değil, daha fazla devreye alma dönemidir” dedi.
"AŞI MİLLİYETÇİLİĞİNE FIRSAT VERİLMEMELİ"
Milyarlarca insanın yükü sadece dayanışmayla hafifleyecekken Afrikalı, Asyalı, Latin Amerikalıların kaderlerine terk edildiğini ifade eden Erdoğan, “Salgının dünya ölçeğinde adaletsizlikleri keskinleştirdiğini, zenginle fakir arasındaki uçurumu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Birçok ülkede toplumsal huzursuzlukların nüksetmesi, düzensiz göç yollarının tekrar hareketlenmesi Akdeniz’de ölümlerin artması bunun en çarpıcı örnekleridir. Bu süreçte Türkiye olarak dost kötü günde çağrılmadan giden inancıyla dostlarımızın imdadına koştuk. Bizden talepte bulunan 158 ülkeye, 12 uluslararası kuruluşa sağlık malzemesi gönderdik. Türkiye’deki misafir ettiğimiz sığınmacıları, vatandaşlarımızdan ayrı tutmadık. Salgın döneminde yapılan hataların tekrar etmemesi için aşının aşı milliyetçiliğine fırsat verilmemesi önemlidir. Aşının şantaj, baskı veya politika dikta aracı olarak kullanılması yanlıştır. Yıl sonundan önce bitirmeyi planladığımız yerli aşı çalışmalarımızı insan odaklı evrensel bir yaklaşımla yürütüyoruz. Kullanıma hazır hale gelince yerli aşımızı tüm insanlıkla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
"YENİ ŞEYLER SÖYLENMESİ GEREKİYOR"
Topyekun yeni şeyler söylenmesi gereken bir dönemde olduklarının altını çizen Erdoğan, “Eskinin alışkanlıklarıyla, geçmişin dar kalıplarıyla günümüzün sorunların çözüm bulamayacağımız açıktır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, küresel sistemin üzerine inşa edildiği ana yapılar mevcut halleriyle çözümün değil, sorunun bir parçasıdır. İki kutuplu dünya tasavvurunun bize dayattığı kurumsal yapılarla 21. Yüzyıldaki yolculuğumuzu devam ettiremeyiz. Türkiye olarak, ‘Dünya beşten büyüktür’ sancağı altında yürüttüğümüz mücadelenin gayesi, eskinin yüklerinden kurtularak yeniyi kucaklamaktır. Yaklaşık 8 milyar insanın kaderi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyesi beş ülkenin insafına bırakılamaz. 190 ülkeye bir süreliğine masada oturma hakkı veren, ancak kendi kaderleriyle ilgili söz hakkı tanımayan bir sistem, adalet üretemez. Adaletin bulunmadığı yerde ise çatışma gerilim ve zulüm eksik olmaz. Yeni dönemde diplomasimizi yoğunlaştırmamız gereken alanların başında Güvenlik Konseyi’nin daha kapsayıcı bir yapıya kavuşturulması geliyor. Statükodan çıkar sağlayanlar, elbette kendilerine asimetrik güç veren bu imkanı paylaşmak istemeyeceklerdir. Hatta reform taleplerini dile getiren ülkeleri dışlamaya, susturmaya yönelik gizli açık baskılar da olacaktır. Türkiye ile ilgili son dönemde sık sık tedavüle konulan eksen tartışmaları, bu hazımsızlığın işaretidir. Bu art niyetli suni, hakikatlerle bağdaşmayan tartışmaların bizim cesaretimizi kırmasına müsaade etmeyeceğiz. Hem vatandaşlarımızın hem evlatlarımızın geleceği adına, tüm insanlık adına hakkı ve adaleti savunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
"DOĞU AKDENİZ KONFERANSI HALA MASADA"
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Cenevre’de sunduğu egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözüm önerisini destekliyoruz" diyen Erdoğan, "Akdeniz’in bir barış ve refah alanı olmasını arzu ediyoruz. Tüm paydaşların katılacağı Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz hala masadadır. Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının cepheleşmek yerine işbirliğine vesile olması bizlerin elindedir. Komşumuz Yunanistan’la son dönemde yakaladığımız ivmeden memnuniyet duyuyoruz. Müttefikimiz ABD ve Avrupa Birliği ile de olumlu gündem çerçevesinde işbirliğimizi güçlendirmek istiyoruz. Müslümanlarla birlikte Musevi ve Hristiyanların da kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ün asli kimliğinin korunarak tarihte olduğu gibi bugün de selam yurdu olması için gayret gösteriyoruz. Salgınla birlikte vahim hal alan İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede en ön safta yer alıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Konuşmaların ardından Antalya DF, basına kapalı olarak sürdü. İHA

18 Haz 2021 - 23:01 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Alanya ALKÜ EA Hastanesi’nin hizmetlerinden memnun musunuz?