Dim TV'de dev buluşma! Dünya sordu, Çavuşoğlu yanıtladı

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) Genel Başkanı ve Dim Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dim’in hazırlayıp sunduğu ‘İğneli Fıçı ‘ programının konuğu Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu oldu.

+6
Haber albümü için resme tıklayın

Saat 21.30’da Dim TV ekranlarında KGK Genel Başkanı ve Dim Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Dim’in sunumuyla canlı olarak yayınlanan programa Bakan Çavuşoğlu’na sözlü olarak sorularını sormak için ALTSO Turizm Komitesi Başkanı Ali Orkan, Alanya Bakkallar Odası Başkanı Velittin Yenialp, Alanya Kent Konseyi Başkanı Nurhan Özcan, KGK Washington Temsilcisi İrfan Sapmaz (ABD), Almanya’dan KGK Üyesi Christian Feiland, KGK Londra Temsilcisi Alparslan Düven, KGK Ürdün Temsilcisi Majdi Tall, KKTC’den KGK Yönetim Kurulu Üyesi Sefa Karahasan ve Azerbaycan’dan KGK Dış Medya Meclis Başkanı Elsad Eyvazlı bağlandı.
Dim’in Bakan Çavuşoğlu’na yönelttiği soru ve cevaplar şöyle:
‘BİZİMLE MÜZAKERE ETMEK İSTEYEN HERKESLE VARIZ’
-Sizin özellikle ülkemizdeki Dışişleri Bakanları arasında görev süresi ve kıdem olarak , çok yakın bir zamanda İhsan Sabri Çağlayangil’in ardından en kıdemlı bakanlardan birisi olduğunuzu biliyoruz. Bununla ilgili haberler de yayınlandı. Tabii sizin bu noktaya gelmenizde rahmetle andığımız validenizin dualarının ne kadar payı var, babanızın ne kadar emeği var? Bu konudaki duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyim?
Öncelikle sizin aracılığınızla Alanya’mızdaki ve diğer yerlerdeki tüm sevenlerimizle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Teşekkür ederim. Zor bir soru ve duygusal bir soru sordunuz. Elbette tüm kardeşlerimizle beraber yetişmemizde rahmetli anacığımın büyük emeği var. Bize hayatla ilgili her şeyi öğretmeye çalıştı. Gelecekle ilgili hedefler koyardı. Hatta çocukları arasında görev dağılımları da yapardı. Allah rahmet eylesin. Babam eğitime çok önem verirdi. Tüm kardeşlerimin okumasını isterdi. Allah başımızdan eksik etmesin. Önemli olan ne kadar uzun görev yaptığınız değil. Görev yaparken yaşadığınız her şey siz tecrübe kazandırıyor. Ayrıca Dışişleri Bakanı olmadan önce milletvekilliğim, gerekse partide aldığım görevler, AB Bakanlığım, Avrupa Konseyi’nde meclis başkanlığım bunların hepsi gerçekten ciddi bir tecrübeydi. İyi ki bu tecrübelerden sonra Dışişleri Bakanlığı nasip oldu. Dolayısıyla yaklaşık 6 yıldır Dışişleri Bakanı olarak ülkemize hizmet etmeye çalışıyoruz. Sonuç odaklı çalışıyoruz. Sorunları çözmek için çalışıyoruz. Bizimle müzakere etmek isteyen herkesle varız. Tabii ki ülkemizin menfaatlerini savunmak bizim görevimiz. Bugünkü dünyada yaşadıklarımıza bakında Türkiye’nin sahada ve masada güçlü olması gerekiyor. Biz de sahada ve masada güçlü Türkiye ve Güçlü diplomasi diyoruz. Diğer taraftan girişimci ve insani dış politika ile Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesi hedef doğrultusunda dış politikamızı yürütmeye çalışıyoruz. Karşı taraftaki ülke ve kişilerin de aynı anlayışta olması lazım. Orta noktada buluşabiliyorsak ne ala. Sayın Cumhurbaşkanımzıın yükünü hafifletmeye çalışıyoruz. Siyasete girerken de babama fikrini sorduğumda bana, ‘Bu ülkeyi kurtaracak olan Recep Tayyip Erdoğan. Onun yanında ol ve ona yardım et’ demişti. Bayrağımızı dünyanın her yerinde dalgalandırmayı hedefliyoruz.

‘HER DÜNYA LİDERİNİN KENDİSİNE GÖRE ÖZELLİKLERİ VAR’

-Birçok dünya lideri sizi tanıyor. Siz de onları tanıyorsunuz ama onlar da sizi tanıyor. Bu da tecrübe, deneyim olacak bir şey. Bunlar içerisinde iletişimi en güçlü olan hangi dünya lideri ?
Çok sayıda dünya lideri tanıyoruz. Avrupa Konseyi’nde birlikte görev yaptığımız çok arkadaşımız Dışişleri Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı da oldu. Hepsinin farklı özellikleri var. Eğer siz karşı tarafa o pozitif enerjiyi veriyorsanız. Karşı taraf da karakter olarak soğuk olsa dahi belli bir noktaya getirebiliyorsunuz. Mesela Boris Johnson’ın iletişim özelliği farklı. Trump’ın iletişim özelliği farklı. Obama ile de birçok konuyu değerlendiriyorduk. Sırbistan Devlet Başkanı Aleksandar Vuvic’in bir karakteristik özelliği var. Balkanlar’dan Boris Tadiç’in iletişim özelliği kuvvetli. Kendisiyle sık sık tlefon ile görüşürüz. Avrupa’da Merkel soğuk gibi görülür. Ama öyle değildir aslında. Espirileri de yeri geldiği zaman iyi yapar. İletişimde zorlandığımız da oluyor. Japonlarla, biliyorsunuz onlar daha protokolü ön planda tutarlar. Onlarla da iletişimiz iyi. Macaristan Başbakanı Orban açık sözlü bir insan. Biz de açık sözlü kişileri seviyoruz. Farklı liderlerin farklı karakteristik yapıları var. Yani iyi veya kötü anlamda söylemiyorum.
‘ALMANYA İLE İLİŞKİLERİMİZ ESKİYE GÖRE ÇOK İYİ’
-Alanya’ya ve bölgemize dönersek, yaşadığımız bir pandemi süreci var. Tüm sektörleri etkilediği gibi turizm sektörünü de etkiledi. Bölgemizin hayati sektörü turizm. Bu bölgede turizm sektörünün bir numaralı umudusunuz. Son dönemde Alman Seyahat Acentaları birliği de sizden umutlu. Turizm alanında yapılan temaslar hakkında bilgi verir misiniz?
Ben çalışmalarımla Turizm Bakanımıza destek oluyorum. Hem turizm hem kültürel olarak vizyonu olan bir bakanımız var. Bu süreçte de yaptığı çalışmaları satmayı da seven birisi değil. Ama netice alan bir bakan. Cumhurbaşkanımız da kendisine çok güveniyor. Almanya ile ilişkilerimiz eskiye göre çok iyi. Sağlıklı şekilde götürüyoruz, bu anlamda verdiğimiz mesajlar, Almanya'da yer buldu.
Almanya, Fransa ve İngiltere ile turizm konusunda 4'lü toplantı yaptık. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile iki sefer görüştük. Rus turistlerin de ülkemize gelmek istediğini biliyoruz.
‘TURİZM SADECE ALANYA İÇİN DEĞİL TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ’
Turizm sadece Antalya ve Alanya için değil Türkiye için önemli. Bizim de önceliklerimizden bir tanesi. Kendim Dışişleri Bakanıyım ama Kültür ve Turizm Bakanımızın 4 tane yardımcısı var ben de onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu seneyi az hasarla geçeceğiz. Ondan sonra hedeflerimize emin adımlarla ilerleyeceğiz. Biz biliyoruz ki Alman, Rus dostlarımız da Avrupa'daki, Türkiye'ye gelip de ülkemizi bilen herkes gelmek istiyor. Pandemi konusunda da diğer alternatif ülkelerdeki seviyeyi vaka ve diğer rakamlarla, sağlık kapasiteleriyle bizi kıyasladıkları zaman Türkiye ön plana çıkıyor. Bu nedenle gelmek istiyorlar. Gelmek istiyorlarsa da birlikte çalışmamız lazım. O insanların Türkiye'ye gelip tatil yapmasını birlikte sağlamamız lazım.

‘İÇ TURİZM TEŞVİKLERİNİ GERÇEKÇİ GÖRMÜYORUM’

-ALTSO Turizm Komitesi Başkanı Ali Orkan’ın sorusu: Sayın Bakanım öncelikle çalışmalarınızda başarılar dilerim. Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sürecini ülkemiz başarıyla atlatmak üzere. Alanya’mız da bu süreçten ciddi zarar gördü. Avrupa ve Rus toplulukları bölgemiz doluluk oranlarında ilk sıralarda yer almaktadır. Dış hat uçuşlarının başlatılması sürecinde ikili ilişkiler kullanılabilir mi? Bu süreçte yetkililerin vatandaşlarına iç pazara yönelik telkinleri gerçekçi midir?
Her ülke pandemiyle ilgilil aldığı tedbirler çerçevesinde dış hat uçuşlarına karar verecektir. Ama biz özelliklei tarifeli uçuşlar başlamasa bile carter uçuşlarla o ülkelerden Türkiye’ye gelmek isteyen turistlerin güvenli bir şekilde tatilini yaptırıp tekrar evlerine göndermek istiyoruz. Bu konuda da yaptığımzı ve yapacağımız çalışmalarla o ülkelerin yetkililerini ikna etmeye çalışıyoruz. O ülkelerde heyetleri Türkiye’ye davet etmeye başladık. Tur şirketleri, operatörler ve rehberler dahil hava alanından otele kadar aldığımız tedbirleri görmeleri için davet ettik. Resmi yazılar bakanımız tarafından gönderiliyor. Özellikle pandeminin ekonomiyi etkilediği dönemde iç turizmi teşvik etmek isteyebilir. Ancak ben bu teşvikleri gerçekçi görmüyorum. Sonuçta o ülkelerden ülkemize gelmek isteyen dostlarımız olduğunu biliyoruz.
‘ÖZEL BANKALAR DAHA ANLAYIŞLI OLMALI’
-Alanya Bakkallar ve Bayiiler Odası Başkanı Velittin Yenialp:
Devletimiz tarafından sicil affı çıkarılıyor. Bu karar devlet bankaları tarafından uygulanıyor. Ancak Özel Bankalarda bu uygulanmıyor. Esnafımız bu nedenle zor durumda kalıyor. Bu konuyla ilgili ne gibi çalışmalar yapılacak?
Sayın Yenialp haklı bir konuyu gündeme getirdi. Biz de bundan rahatsızı. Sicller sıfırlanıyor ama bazı özel bankalar kendine göre kararlar veriyor. Her bankanın risk yönetimini yapması önemli. Diğer taraftan alınması gereken tedbirler var. Her insanın başına gelebilir. Kriz var mesela devletimiz destek veriyor. Kriz dışında da olabilir. Özellikle böyle bir dönemde daha yapıcı olmalılar. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak bu konuda sıkı çalışmaların içinde. İnşallah bu sorunları da birlikte aşarız.
‘GELECEKTE ÇATIŞMALAR TARIM SEKTÖRÜNDE OLACAK’
-Turizm kadar önemli olan diğer sektör tarım. Tropik tarım son dönemde çok moda haline geldi. Bu konuda devlet olarak nasıl katkıda bulunabilirsiniz?
Alanya, Antalya’da turizm önemli bir sektör ama tarımı da ihmal etmememiz lazım. Devletimiz de tarıma çok ciddi destek veriyor, devam edeceğiz. Muz üretimine ve diğer ürünlere de destek vereceğiz. Türkiye’de şu anda avokado tüketimi de artıyor. Bununla ilgili ihtiyaç duyulduğunda destek teşvik ne gerekiyorsa yaparız. Dünyanın geleceği tarımda. Gelecekte çatışmalar tarım sektörü üzerinden olacak. Gıda güvenliğinden bahsediyorum. Çok şükür bu pandemi döneminde sağlık güvenliği bakımından da hiçbir sıkıntımız olmadı, dünyaya model olduk. Gıda güvenliği bakımından da hiçbir sıkıntımız olmadı. Dünyaya da çok ürün ihraç ettik. Bizim bölgemiz için önemli olan muz üretimine önemli destekler veriyoruz
‘SAĞLIK SİGORTASI ÜLKELER TARAFINDAN İSTENECEK’
-Alanya Kent Konseyi Başkanı Nurhan Özcan:
Kısa Çalışma Ödeneği haziran sonunda bitecek. Konaklama, acenta konusunda herhangi bir önlem alınacak mı? Biliyorsunuz personel çalıştırmak bu virüse karşı alınan önlemler açısından da zorlaşıyor. Seyahat sigortalarına koronavirüs girmiyor. Yurtdışından gelen misafirlerimiz bunu düşünüyor. Devletin alacağı bir önlem paketi var mı? 2016 yılında yapılan uçuş desteği tekrar gündeme gelebilir mi?
Pandeminin ne zaman biteceğine dair kimsenin bir öngörüsü yok. Devletimiz de bu öngörüler çerçevesinde aldığı tedbir ve yardımlarla ilgili bir takvim belirledi. Ama gelişmeye göre sektörlerle, vatandaşlarımızla istişare ederek, koronanın da durumunu değerlendirerek verdiğimiz destekleri gözden geçiririz. Devlet böylesi zor günlerde vatandaşının yanında olmak, şefkatini ve gücünü hissettirmek için vardır. Dolayısıyla bu tedbirleri gün gelince tekrar değerlendiririz. Talepleri yapıcı bir şekilde ele alırız. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu konularda hassasiyeti var. Sigorta ile ilgili olarak da eskiden korona virüs yoktu. Seyahat Sigortası var bir de Sağlık Sigortası var. Sağlık Sigortası seyahat edenler için önemli olacak. Ülkeler de acentalar da bunu isteyecek. Dolayısıyla Sağlık Sigortası olduktan sonra da herhangibir hastalık olursa tedavisi yapılır. Belki çok çok masraflı tedaviler harici tutulabilir ya da ek ücret alınabilir. Sigorta sistemine çok hakim değilim . Geçmişte uçaklara destek verildi. Özellikle 3 yıl önce turizmde yaşanan kriz döneminde bu destekler verildi. Tabii ki Kültür ve Turizm Bakanımız sektörün içinden geldiği için bu konuları yakından takip ediyor. Bu konuda gelecek talepler bakanlığımız tarafından değerlendirilip Cumhurbaşkanımız ve Kabine Toplantısı’nda gündeme getirilir.
‘ARTIK DİPLOMASİ ANTALYA’DA KONUŞULACAK’

-Pandemi sürecinde dijital konferanslar, dijital diplomasi gibi birçok kavram girdi hayatımıza. Siz bu konuda yatırım da yaptınız. Alanya’da iki tane üniversite var. Uzaktan eğitim gündeme girince acaba üniversitelerin fiziki olarak küçülmesi mi söz konusu olacak? Ayrıca Antalya’da yapılması planlanan uluslararası nitelikte birçok toplantı vardı. Birçoğu iptal oldu. Onlarla ilgili bir gelişme var mı?
Dünyada dijitalleşmeyi gözlemliyoruz. Eğer gerçekleştirmiş olsaydık bu sene Antalya Diplomasi formunun da ana teması ‘Dijital Çağda Diplomasi’ olacaktı. İnşallah gelecek yıl mart ayında bunu gerçekleştireceğiz. Bugün dijital çağda diplomasi daha da önem teşkil etti. Önemli etkinlikleri Antalya’da gerçekleştireceğiz.Bugüne kadar Antalya’da g20 zirvesinden NATO toplantılarına kadar Expo’da birçok etkinliğe Antalya evsahipliği yaptı. Antalya Diplomasi Form’u her yıl geleneksel hale gelecek. Artık diplomasi ile ilgili konular Antalya’da konuşulacak.

‘ALANYA ÜNİVERSİTELER İLE BÜTÜNLEŞMELİ’
Üniversiteler bu dönemde dijital olarak derslerini devam ettirdi. Ben üniversitelerin küçüleceğini düşünmüyorum. Bu zorunluluktan dolayı oldu. Birçok ders esasen sınıfta olmalı. Aynı şekilde laboratuvarda, sahada ve uygulamalı olmalı. Tam tersine büyüme var. Alanya’mızda iki tane üniversitemiz var. İkisinin de isimleri çok önemli. İkisine de ecdadımızın ismini verdik. Alanya’da Hamdullah Emin Paşa’nın adını vakıf üniversitesine, devlet üniversitemizin adını da Alanya’yı feth eden Alaaddin Keykubat'ın ismini verdik. Alaaddin Keykubat Üniversitemiz Cikcilli’nin üstündeki yeni kampusunun inşaatı yavaş yavaş başlayacak. Alanya HEP’te yeni bir yüksek okul açılması dün YÖK’ten çıktı. Manavgat’ta bir üniversite ve bir hastane sözümüz var. Müjdemizi buradan tekrar veriyorum. İki tane milletvekilimiz var. İkisi de takip ediyor, teşekkür ediyorum. Antalya’da 10 üniversite hedefimiz var. Alanya’nın üniversitelerle bütünleşmesi lazım. Vakıf Üniversitesine destek olmalıyız. Şu anda ALKÜ’nün çok başarılı ve vizyonu olan bir rektörü var. İnşallah Vakıf Üniversitemiz ile de dayanışma olacak ve rekabet olmayacaktır. Üniversitelerin ekonomiye katkısını sizler daha iyi biliyorsunuz.
‘BELEDİYECİLİK AK PARTİ’NİN İŞİ’
-Antalya milletvekillerimizle sürekli irtibat halindesiniz. Hiçbir bakan bunnu yapmıyor. Alanya ve bölge ile bağlantınızı sürdürüyorsunuz. Yerel seçimden sonra değişen Antalya’daki yerel yönetimle ilişkileriniz ne durumda?
16 sene milletvekilliği yaptım. Milletvekilliğinin hem onurlu hem de zor bir görev olduğunu biliyorum. Önemli olan birlik beraberliktir. AK Partili milletvekillerinin arasındaki uyum çok önemli. Bunun için çok çaba sarfettik. Mecliste Antalya gıpta edilir. Mecliste hep birlikte otururuz. Hepimiz bu ülkeye hizmet etmek için siyaset yapıyoruz. Kıskançlık, fitne gibi dinimizin de yasakladığı ve gerçekten siyasette de çok zararlı olan olumsuz şeylerin kimseye faydası yok. Antalya’da diğer partilerdeki milletvekillerimiz ile de aramızda saygıya dayalı dostluklarımız oldu. Diğer taraftan tabii Antalya’da farklı partilerden 19 belediye başkanı var bir de büyükşehir belediye başkanı var. Büyükşehir Belediye Başkanlığı Menderes beydeyken diğer alt belediyeler arklı partilerdendi. İnanın samimiyetle söylüyorum hiçbir zaman ayrım yapılmadı. Çünkü tek amaç halka hizmet etmek. Bazı yerlerde devlete kafa tutup alternatif yapılar oluşturmaya çalışıyorlar. Bunun kimseye faydası yok. Pandemi sürecinde büyükşehir ile valilik arasında güzel bir uyum oldu hiçbir zaman tartışma olmadı.
‘DOSTLUK BAŞKA SİYASET BAŞKA’
Muhittin Böcek bizim ata dostumuz. Milletvekilliğim döneminde de, kendisi Konyaaltı Belediye Başkanlığı görevini de yaparken bizden talepleri olmuştur. Olacaktır da. Biz de bu talepleri yerine getirmek için her türlü desteği verdik. Olumlu hizmetlerinden sonra da teşekkür ettik. İlla tebrik etmek için aynı partide olmak gerekmez. Ama dostluk başka siyaset başka. Menderes beyin dönemindeki hizmetler bu dönemde yok. Partizanlık yapmıyorum. Gerçekleri görüyorum. Belediyecilik AK Parti’nin işi.
‘SAHADA VE MASADA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE VAR’
-KGK KKTC TEMSİLCİSİ ve Yönetim Kurulu Üyesi Sefa Karahasan:
‘Sayın Bakanım Doğu Akdeniz’de önemli gelişmeler yaşanıyor. Dışişleri Bakanı olarak bu süreçlerde önemli bir rol oynuyorsunuz. Covid-19’da mücadele döneminde de Türkiye Doğu Akdeniz’de geri durmadı. Yavuz Sondaj gemimiz bölgede çalışmaları devam ediyor. Ancak buna karşı Rumlar’ın tırnak içinde söylemek gerekirse şımarık hareketleri devam ediyor. Yandaş ülkelerle birlikte Türkiye ve KKTC’nın hak ve hürriyetlerini görmezden gelen adımlar atmak istiyorlar. Mısır, Yunanistan, Avrupa Birliği, İsrail bir anlamda Doğu Akdeniz’de bir cephe oluşturmaya çalışıyor. Bu anlamda Türkiye’nin net ve kararlı olduğunu görüyoruz. Sayın Bakanım, merak edilen Doğu Akdeniz’deCovid-19 ile mücadele sonrasında nasıl bir süreç işleyecek? Bu konudaki önemli mesajlarınızı bekliyoruz.
‘RUM KESİMİ HARİÇ HERKESLE İŞBİRLİĞİNE VARIZ’
Bugünkü Doğu Akdeniz’deki tabloya baktığımız zaman bunun müsebbiminin kim olduğunu güzel bir şekilde Sefa kardeşimiz açıkladı. Rum tarafı, Türk tarafının haklarını yok sayarak tek taraflı sondaj çalışmalarına devam etmeseydi bizim tavsiyelerimizi AB, Yunanistan üzerinden KKTC’nin tekliflerini dikkate alsaydı bu gerginlik olmazdı. Ama maalesef biz diplomasi dedikçe bunlar zafiyet olarak algıladı. Sonuçta biz de gemilerimizi gönderdik. Bugün baktığımızda o bölgede bir tek Türkiye var. Bunun anlamı şudur: Rum tarafı da KKTC ile anlaşarak uzlaşıya gitmeli. Doğu Akdeniz bölgesindeki ülkeler içindeki mesaj burada Türkiye var. Türkiye ile işbirliği yapmak durumundasınız. Aynı şekilde Yunanistan’da bizimle işbirliği yerine diğer ülkelerle iş birliği yaparak bizi dışlamaya çalıştı. Biz de hamlelerimizi yaptık, dengeler değişti. Kararlıyız. Önce uyarıyoruz, dinlemiyorlarsa gerekli adımları atıyoruz. Sahada ve masada güçlü Türkiye var artık. Dolayısıyla güçlü Türkiye hem Türk halkının hem de Türk halkının çıkarlarını koruyacak güce sahip. Biz burada çalışmalarımızı elbette sürdüreceğiz. KKTC ancak bize derse ki ‘Biz anlaştık, bizim de burada haklarımız garanti altına alındı. Artık sondaja gerek yok’ derse KKTC’nin bize ruhsat verdiği yerleri değerlendiririz. Türkiye’nin egemenlik hakkına giren yerleri de kimseye tartıştırmayız. Bu konuyu gündeme getiren Avrupa Birliği olsun bazı AB ülkeleri olsun tabii Yunanistan sürekli aB toplantılarına taşıyor bu konuyu orada da bize söylüyor. Biz de bunu söylüyoruz. Rum tarafı, Yunanistan ikisi de olumlu yaklaşırlarsa biz de her zaman işbirliğine varız. Rum kesimi hariç herkesle işbirliğine varız. Rum kesimi ise Kıbrıs Türklerine gitmeli”
‘KORONAVİRÜSTEN HERKES GEREKLİ DERSİ ALMALI’
- KGK Ürdün Temsilcisi Majdi Tall:
Koronavirüs salgınının üstesinden gelebilmek için iş birliğini güçlendirerek bölge toplumları arasındaki ilişkileri yeniden inşa etmek için uygun bir fırsat olarak görüyor musunuz?
Bu süreçte küreselleşme ile ilgili önemli görüşler ortaya atıldı. Küreselleşmenin sona ereceğini, içe kapanmaların olacağını söyleyenler var. Çünkü küresel seslerin bu pandemiden etkilenen ülkelere desteği olmadı. Kendi kendine yetme çabaları mümkün değil. Bu sefer bölgeselleşmeler olacak. Ülkelerin artan ihtiyaçları ilişkileri olumlu etkileyecek. Sahadaki gerçeklere baktığımızda öyle değil. Terör örgütleri pandemiyi fırsat bilip saldırmaya başladı. Bu sorunların sorumlusu olan yöneticiler bu durumu fırsata çevirip agresifliğini arttırdı. Çatışmaların olduğu ülkelerde testler bile yapılamadı. Ülkelerin huzuru çok önemli. Türkiye olarak terörle mücadelenin yanında Suriye sorunun çözülmesi için de çok çalışıyoruz. Diğer taraftan Libya’da siyasi sorunlar için çaba sarf ediyoruz. Bundan sonra da bu çabalarımıza devam edeceğiz. Keşke her şey bizim çabalarımıza bağlı olsa. İnşallah bu koronavirüsten herkes gerekli dersi alır.
‘AZERBAYCAN’IN DERDİ BİZİM DERDİMİZ, SEVİNCİ BİZİM SEVİNCİMİZ’
-Azerbaycan’dan KGK Dış Medya Meclis Başkanı Elsad Eyvazlı:
Azerbaycan arazilerinde Ermeniler sahte bir seçim yaptılar. Azerbaycanı ve Türkie’nin görüşleri hiçe sayılarak hiçbir uluslararası kurala uymamasına rağmen bu toplantıya Ermenistan Başbakanı da katıldı. Bunu Ermenistan tek başına yapılamaz. Destek aldığı ülkeler var. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak için Türkiye ne zaman destek olacak?
Biz bir millet iki devletiz. Son zamanlarda ortak davalarımızı da birlikte savunuyoruz. Ermeni meselesinde de birlikte de hareket ediyoruz. Yurt dışında da lobi dahil bize düşmanlık yapan tüm güçlere karşı da çalışmalarımızı birlikte sürdürüyoruz. Diğer taraftan can Azerbaycan’ın topraklarının azad edilmesi için birlikte çalışıyoruz. 7 Rayon Azerbaycan topraklarının Yüzde 20’si Karabağ Uluslararası temelinde ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde bu sorunun çözülmesi gerektiğini her platforma biz de savunuyoruz. Öncelikle diplomasi kanalında çözülmesi için Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov kardeşimiz de Ermeni muhataplarıla sık sık görüşüyorlar. Diğer taraftan AGİT üçlüsü var. Maalesef yıllardır buraya çözüm getiremedi. Yine en son kimsenin tanımadığı bu sözde seçim öncesinde AGİT üçlüsünü Ankara’ya davet ettik ve kendilerine genel anlamda düşünce ve beklentilerimizi anlattık. Çözüm üretemedikleri için de endişemizi ve hayal kırıklığımızı söyledik. Hiç kimse bu seçimleri tanımadı. Bu bir provakasyon. Özellikle Rusya önemli bir aktör. Azerbaycan ne talepte bulunursa biz o talebi karşılarız birlikte hareket ederiz. Nahcivan’da otoyol ve tren yolu çalışmalarına başlıyoruz. İlişkilerimizi sağlamlaştırdık. Azerbaycan’ın derdi bizim derdimiz, sevinci bizim sevincimiz.
‘BU SÜREÇTEN EN ÇOK GÖÇMENLER ZARAR GÖRDÜ’
Almanya’dan KGK Üyesi Christian Feiland:
Sayın Bakanım, pandemi süreci birçok şeyi değiştirdi. Bu durum Türkiye’deki mültecileri ne kadar etkiliyor? Sizce AB Türkiye arasındaki mülteci anlaşması yeniden düzenlenmeli mi? alamnlar Türkiye’de özellikle Antalya bölgesinde tatil yapmayı çok seviyorlar ve yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorlar. Korona zamanında kalabalık her şey dahil otellerde güvenli bir tatil için vereceğiniz cevap nedir?
İkinci soru daha çok turizm bakanımızı ilgilendiren bir soru ama cevaplamaya çalışacağım. Bu süreçte gerçekten en çok koronadan etkilenenler en zor şartlarda yaşayanlar oldu. Bunların başında da mülteciler, göçmenler geliyor. Biz G20 zirvesinde, Uluslararası koordinasyon toplantılarında ve tüm toplantılarda yardıma en çok ihtiyaç duyan kesimlerin kadın ve çocuklar dahil göçmenlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledik. Göçmenlere yardım eden ülkelere de ayrıca yardım yapılması gerektiğini söyledik. Bir de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere destek verilmesi gerektiğini G20 toplantısında bizzat Cumhurbaşkanımız söyledi. Daha sonra bakanlar düzeyinde bu konu detaylı bir şekilde ele alındı. Dolayısıyla elbette göçmenler etkilendi. Burada önemli olan test yapma konusunda eğer bir şüphe varsa hiçbir şekilde ayrım yapılamaz. Herkes insandır. Herkesin de en temel hakkı yaşama hakkıdır. Dolayısıyla da yaşaması için tedavisini görmesi gerekiyor. Türkiye’de biz hiçbir şekilde ayrım yapmadık. Bu vaka başladığı zaman Türkiye’de geçici olarak yaşayanlar da vardı, turistler de vardı. İhtiyaç duyan herkese bu imkanı sağladık. Ama Christian kusura bakmasın ben yurtdışında çok sayıda özellikle yakınları virüsten ölen vatandaşlarımızı aradım. Şu anda 550 civarında yurtdışında kaybettiğimiz vatandaşımız var. Bu sayı sık sık değişiyor. Bu vatandaşlarımızın cenazelerini de Türkiye’ye getiriyoruz. Maalesef insanlar ancak yoğun bakım ve solunum cihazı ihtiyacı duydukları zaman hastaneye alıyorlar. Bu zaman kadar bırakın göçmeni mülteciyi herkesi evlerinde tedavi ediyorlar. Çok şükür Türkiye’de biz kimseye bunu yaşatmadık. Biliyorsunuz Yunanistan sınırına giden göçmenler vardı, pandemiden dolayı bu yavaşladı. Ama pandemi bittikten sonra mutlaka gitmek isteyeceklerdir. 2016 yılında AB ile bir göç anlaşması yaptık. Biz madde madde üzerimize düşen yükümlülüğümüzü tam anlamıyla yerine getirdik. Tavsiye ediyorum o anlaşmayı okuyun ve AB neyi yerine getirmiş neyi yerine getirmemiş kendiniz söyleyin. Siz vicdanlı bir insan olarak söyleyeceksiniz ki Türkiye’ye çok haksızlık yapıldı. Bu anlaşmanın gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu karşılıklı yapılan kapsamlı bir anlaşma. Biz bu zor günlerde gördük ki birbirimize ihtiyacımız var. Ama AB’nin Türkiye’y2 daha çok ihtiyacı var. Şu anda AB içinde olsaydı bu mücadelede Türkiye çok daha güçlü olurdu. Pandemi konusunda da özellikle destek konusunda da AB üyelerindeki dayanışmalarda çatırdamalar oldu. İlişkiler ne kadar iyi olursa bundan herkes faydalanır. Göç sorunu da ortak bir sorunsa burada birlikte hareket etmemiz lazım. Bu anlaşmanın, Gümrük Birliği anlaşmalarının güncellenmesi gerekiyor. Terörle mücadelede daha kararlı olmamamız gerekiyor. Birçok ortak atacağımız adım var. Bugün pandemiyi bahane ederek Türkiye ile işbirliğine ihtiyaç yok derseniz bir gün bu pandemi bitecek ama göç sorunu devam edecek. O zaman siz de bizim kapımızı çalmayın mesajını da kendilerine verdik. Amacımız iyi bir işbirliği.

‘TURİZMDE KONSEPTLER DEĞİŞECEK’
Her şey dahil olur ya da olmaz ayrı bir şey. Ama mesafeler artacak. Sosyal mesafelerin korunması gerekiyor. Çalışan her personelin sağlık testlerinden geçmesi gerekiyor. Tüm bu düzenlemeler yapılacak. Kurallar belli. TUİ başta olmak üzere 5 firma gelecek. Buna uyan oteller ve tur şirketlerine sertifikasyon yapılıp denetlenecek. İşi sıkı tutmamız lazım. Bu sürecin güven verici ve şeffaf olması lazım. Zaten Almanya’dan heyeti davet etmemizdeki sebep bu.
‘YAPTIĞIMIZ YARDIMLARLA BÜTÜN SORUNLARI ÇÖZEMEYİZ’
- KGK Washington Temsilcisi İrfan Sapmaz (ABD):
ABD başta olmak üzere tüm dünya zorlu bir süreçten geçiyor. Özellikle Amerika’da ölü sayısı 100 binlere yaklaşırken Türkiye böylesi kritik bir dönemde ABD’ye yardım elini uzattı. Bir dönem ABD ile Türkiye arasında sert rüzgarlar esmişti. Bu yardım iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir ivme kazandıracak mı?
Bu yapılan yardımların tüm sorunları çözeceğini düşünmediğimizi söyledik. Aam olumlu bir atmosfer oluştu. Türkiye aleyhine konuşanlar konuşmamaya başladı. Bunu Avrupa ülkelerinde de gördük. Özellikle Fransa’daki bazı medya mensupları aşalayıcı yaklaşıyordu. Ancak bu dönemde hepsi gördü. Tekstil sektöründe olan herkes maske üretti, sıcak yemek dağıttılar. Orada yaşayan vatandaşlarımzıdan bahsediyorum. En olumsuz medya kuruluşları olumlu haberler yapmaya başladı. Umarım unutulmaz. Ancak bu dönemde siyaset başka insani duygular başka. Yaptığımız yardımlar ile tüm sorunları çözemeyiz. Gerçekçi olmalıyız. ABD PKK ve LPG’ye verdiği desteği keserse, FETÖ ile ilgili bizim beklentilerimizi karşılarsa yumuşama olur. Bu son dönemde de üretim konusunda Türkiye’nin ciddi bir alternatif olduğu görüldü. Önümüzde önemli fırsatlar olacak.
‘BİZİM İNGİLTERE İLE BİR SORUNUMUZ YOK’
-KGK Londra Temsilcisi Alparslan Düven:
Türkiye’nin dönüşen dış politik hamlelerinin İngiltere’de olumsuz algılanmasını neye bağlıyorsunuz? Ayrıca İngiltere’nin Türkiye’nin siyasi dönüşümüne Libya ve Suriye’deki başarılı operasyonlarına yaklaşımı nasıl olmuştur? İkili ilişkiler bu anlamda farklı bir boyut kazanmış mıdır?
Özellikle İngiltere için şunu söylemek isterim. İngiliz yönetimiyle bizim hiçbir siyasi sorunumuz yok. İlişkilerimiz her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’mizin İngiliz yöneticiler tarafından sorgulandığına hiç şahit olmadım. Her ülke başkanlık sistemi, parlementer sistem veya yarı başkanlık sistemi olup olmayacağına kendisi karar verir. Pandemi başlamadan önce koalisyonların yıkıldığı birçok Avrupa ülkesindeki arkadaşlarım bana yarı başkanlık sisteminden dolayı en avantajlı ülkenin Fransa olduğunu söyledi. 5 senede bir seçim oluyor ve hiç tartışılmıyor. Önemli olan demokrasinin iyi işlemesi ve güçler ayrılığının tam olarak hayata geçmesidir. Bizim de amacımız bu. Türkiye’nin istikrarlı olmasının hiçbir Avrupa ülkesine zararı yok. Bahsettiğiniz medya bizim yaptığımız insani yardımları da kötüye yorumladı. 400 bin adet tulumun kullanılamayacağını söylediler. Oysa İngiltere bizim gönderdiğimiz yardımların dışında bazı firmalarla da anlaşma yaptı. Biz de bunların ihracatına İngiltere istedi diye izin verdik. Çünkü pandeminin boyutu endişe vericiydi. Hükümet ve Ankara Büyükelçileri bu konunun doğru olmadığını açıkladı. Kasıtlı da yapıyorlar. Ama bizim İngiltere yönetimiyle bir sorunumuz yok.

23 Mayıs 2020 - Gündem

Muhabir Gülşah Anak


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?