Cimrilik ve cömertlik

Müminlerin Kuran diliyle ifadesini bulan en önemli özelliklerinden bir tanesi Allah için harcayabilmeleri, yani cömert olmalarıdır. Bunun zıttı olan cimrilik ise mümin kişilerde olmaması gereken sıfatlardan bir tanesidir

Haber albümü için resme tıklayın

KIYMETLİ okuyucular Ramazan ayınız hayırlı, mübarek olsun. Rabbim bayram sabahına kavuştursun. Ramazan vesilesiyle yapmış olduğumuz bilcümle kulluklarımızı kabul eylesin.

Kardeşlerim yüce rabbimiz biz mü'minleri Kur'an'da şu şekilde tarif ediyor: "O mü'minler öyle kimselerdir ki gayba iman ederler ve onlara verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda infak ederler" (Bakara Suresi, 2) Ayeti Kerime'den de anlaşılabileceği gibi mü'minlerin Kur'an diliyle ifadesini bulan en önemli özelliklerinden bir tanesi Allah için harcayabilmeleri, yani infak edebilmeleridir. Yani cömert olmalarıdır. Bunun zıttı olan cimrilik ise mü'min kişilerde olmaması gereken sıfatlardan bir tanesidir.

Değerli okuyucular!

Cömertlik ve cimrilik beraber değerlendirildiğinde mü'min kulların mal ile Allah tarafından imtihana tabi tutulduğu görülecektir. Kur'an'da konuyla ilgili olarak "Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır; büyük mükafaat ise Allah katındadır" (Teğabün, 15) buyrulmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) ise "Her ümmet için bir fitne vardır, benim ümmetimin fitnesi de maldır" (Hadis, Tirmizi) buyurarak fitne sebebi olan mal konusunda bizleri uyarmıştır.

Amr ibn Avf anlatıyor: "Rasulullah Ebu Ubeyde’yi Bahreyn'e, oranın cizyesini getirmek üzere yolladı. Mallarla dönünce Ensar geldiğini işitti. Sabah namazını Hz. Peygamberle kıldılar. Namaz bitince, Rasûlullah’ın etrafını sardılar. Rasûlullah tebessüm buyurdular ve:

"Öyle zannediyorum ki, Ebu Ubeyde'nin bir şeyler getirdiğini işittiniz" dedi.

Hep birlikte: "Evet!" dediler.

Bunun üzerine şöyle buyurdu: 

"Öyleyse sevinin ve sizi sevindiren şeyi ümit edin. Allah'a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanın genişlemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genişlemişti de hemen dünya için birbirleriyle boğuşmaya başladılar ve helak oldular. Genişleyen dünyanın onlar gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum." (Buhari, Müslim) 

Rasulullah (SAV) buyurdular ki:

"İnsanlar dünyalık karşısında dört kısımdır: Bir kul vardır, Allah ona mal ve ilim vermiştir, o bu mal hususunda Allah'tan korkar da onu sıla-ı rahimde harcar, malda mevcut olan Allah'ın hakkını bilir ve yerine getirir. İşte bu en yüce mertebeyi elde eder.

Bir diğer kul vardır, Allah ona ilim vermiştir fakat mal vermemiştir, ancak iyi niyet sâhibidir, şöyle der: Eğer malım olsaydı falanca gibi hayır yollarında harcayacaktım. Allah onu niyetiyle kabûl eder ve ecir yönüyle önceki ile eşit olur.

Bir üçüncü kul vardır, mal sahibidir, ancak Allah ilim vermemiştir, malını şehvet yolunda câhilâne harcar. Ne Rabbinden korkar ne de sıla-i rahimde bulunur. Malda mevcut Allah'ın hakkını da bilmez. Bu en fena bir mertebedir.

Dördüncü bir kimse daha vardır. Allah ona ne mal ne de ilim nasib etmiştir. Ancak, sefihlere gıbta ile: "Eğer param olsaydı der, falanca gibi harcar onun gibi yaşardım." Bu da niyeti ile o sefih gibi olur ve günahta eşit olurlar."

CÖMERTLİĞİN YARARI

CİMRİLİĞİN ZARARI

Cömertlik bize Allah katında erişilmez üstün sıfatlar kazandırır. Bunlardan bir tanesi "başkasını kendine tercih edebilme" özelliği kazandırmasıdır. Bizler bunun en güzel örneğini Ensar ve Muhacir arasında oluşan İslam kardeşliğinde görüyoruz. Kur'an'ı Kerim'de bu husus şöyle anlatılıyor:

"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir"(Haşr, 9).

Buna karşılık cimrilik ise Kur'an'da kötülenmiş ve çirkin gösterilmiştir. Konuyla ilgili şöyle buyrulmaktadır:

"Allah'ın bol ihsanından kendilerine verdiği şeylerde cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır; bu onlar için şerdir; kıyamet günü cimrilik ettikleri boyunlarına tasma olarak asılacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan haberi olandır" (Al-i İmran, 180).

 

Ebu Zerr (r.a.) anlatıyor: "Hz. Peygamber Kâbe'nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce şöyle dedi:  "Kâbe'nin Rabbine kasem olsun onlar zararda" Ben:

- Ey Allah'ın Resûlü, annem babam sana feda olsun, onlar kimlerdir? dedim. Rasulullah şöyle buyurdu: "Onlar malca çok olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol vermelerini emredenler müstesna" dedi ve hemen ilâve etti: "Böyleleri ne kadar az! Şunu bilin ki, devesi, sığırı, davarı olup da zekâtını vermeyen her insan kıyamet günü, o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hal, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”(Müslim)

Hz. Peygamber (sav) mü'min ve müslüman kimselerde asla bir arada bulunmaması gereken iki durumu şu sözleriyle belirtiyor: "İki haslet vardır ki mü'min kimsede asla bir arada bulunmazlar: cimrilik ve kötü ahlak"(Tirmizi). Bu sözlerden anlayabileceğimiz gibi biz müslümanlar cimriliği üzerimizde taşıyamayız, cimrilikle iç içe olmuş bir hayat yaşayamayız ve hem fert olarak hem de toplum olarak cimrilikle anılamayız. Bizler ancak ve ancak Allah'ın rızasına kavuşturan cömertliği kendimize şiar edinebiliriz. Cimrilik ve kötü ahlak mü'min ve müslüman toplumların kendilerinden uzaklaştırmaları gereken en önemli hasletlerdendir. İşte bu sebepledir ki müslümanlar kazandıklarından infak ederler ve malın ve mülkün asıl sahibinin yüce Allah olduğunu, insanın ise mal ve mülke geçici olarak sahip olduğunu insanlığa haykırırlar ve asla mal biriktirme hevesiyle hareket etmezler.

CÖMERT PEYGAMBER

Bizlerin her hususta olduğu gibi cömertlik hususunda örnek alacağı kimse Efendimiz (sav)'dir. Ebu Zerr anlatıyor: "Ben Rasulullah’la beraber yürüyordum. O, Uhud dağına bakıyordu. Bir ara şöyle dedi:

"Evimde üç gece kalacak altınım olsun istemem. Ancak üzerimdeki bir borç sebebiyle tek dinarı koruyabilir, geri kalanın da Allah'ın kullarına şöyle şöyle dağıtılmasını emrederdim" ve elleriyle önüne, sağına soluna dağıtma işareti yaptı. (Buhari)

Allah için harcanmayan mal insanoğlunun kendisi için sıkıntı verecektir. Bizlerin en çok aldandığı durumların başında geleceklerinden kaygı duyarak çocuklarımız için mal mülk hazırlamaktır ki bu asla doğru bir davranış değildir. Biraz ince düşünürsek aslında bize ait olanın hayatta iken Allah için harcadıklarımız olduğunu, biriktirdiklerimizin ise bizim değil mirasçılarımızın olduğunu çok rahat anlayabiliriz. İbni Mes'ud (r.a) anlatıyor: "Rasulullah bir keresinde şöyle sordu:

 "Hanginiz, vârisinin malını kendi malından daha çok sever?"

Oradakiler şöyle dediler: 

"Ey Allah'ın Resûlü, içimizde, herkes kendi malını vârisinin malından daha çok sever" dediler. Bunun üzerine Rasulullah şöyle dedi:

 "Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında (ahiret için) gönderdiğidir. Geriye koyduğu da vârislerinin malıdır." (Buhari, Nesai)

Şeytan ve nefsimiz bizi cimrilikle korkutur, bizi cömert olmaktan uzaklaştırır. Şeytan  cimriliğinin ahiret hayatında insanı hüsrana uğratacağından onu habersiz kılar ve hep biriktirdiklerinin kendisini kurtaracağı hissiyle yaşamasını ona telkin eder. Böylece farkında olmadan bir ömür boşa geçirilmiş olur. Kur'an'ı Kerim'de rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vâdeder. Allah her şeyi ihata eden ve her şeyi bilendir" (Bakara, 268).

Bu sebepler dolayısıyladır ki müslümanlar cömert olmalı, cimrilikten ve kötü ahlak sahibi olmaktan uzak durmalıdır. Cimriliğin sonunun hüsran olduğunu bilmeli, harcamalarında daima orta yolu, itidali tercih etmelidir. Allah (c.c.) müslümanların özelliklerinden bahseden ayette şöyle buyurmaktadır: "Onlar, harcadıkları vakit ne israf ederler ne kısarlar; (harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur" (Furkan, 67).

 

Cimriliğin sebeplerini şu şekilde özetleyebiliriz:

1- Malın Tükenme Korkusu

2- Aşırı Mal Sevgisi

3- Aileyi Geçindirme Derdi

 

Hz. Hasan ile Hüseyin (bir gün) koşarak dedeleri Hz. Peygamber’e gelirler. Hz. Peygamber onları bağrına basar ve şöyle buyurur:

“Muhakkak ki, çocuk cimrilik ve korkaklık sebebidir.” (İbni Mace, İbni Hanbel)

Günün Ayeti

"Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır; büyük mükafaat ise Allah katındadır" (Teğabün, 15)

Günün Hadisi

Kişinin gerçek malı hayatında (ahiret için) gönderdiğidir. Geriye koyduğu da vârislerinin malıdır." (Buhari, Nesai)

Günün Duası

Âdem (a.s.), "Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik. Eğer sen bizi affetmez ve bize acımazsan mutlaka zarara uğrayanlardan oluruz. " (el-A'raf, 7/23)

Fıkıh Köşesi:

Göz değmesine karşı nazar boncuğu takmak caiz midir?

Nazarın mahiyeti ve keyfiyeti kesin olarak bilinmemekle beraber, bazı kimselerin bakışlarıyla olumsuz etkiler meydana getirebildikleri dinen de kabul edilmektedir. Bir hadis-i şerifte, “Nazardan Allah’a sığının, çünkü nazar (göz değmesi) haktır.” (İbn Mâce, Tıb, 32) buyrulmaktadır. Resûlullah’ın (s.a.s.) nazar değmesine karşı Âyete’l-Kürsî ile İhlas ve Muavvizeteyn (Felâk, Nâs) sûrelerini okuduğu; ashabına da bunları okumalarını tavsiye ettiği; bunlardan kurtulmak için ayrıca doğrudan Allah Teâlâ’ya yakardığı rivayet edilmektedir (Buhârî, Tıb, 32, 38; Tirmizî, Tıb 16; İbn Mâce, Tıb 32, 36; Kamil Miras Tecrîd Tercemesi, XII, 90). Nazar konusunda Hz. Peygamberin tavsiyelerini uyguladıktan sonra sonucu yüce Allah’tan beklemek İslam inancının gereğidir. Dinimizde nihai etkiyi Allah’tan başkasına atfeden tutum, davranış ve inanışlar yasaklanmıştır. Bu sebeple nazar boncuğu ve benzeri şeylerin, bunlardan medet ummak amacıyla boyuna veya herhangi bir yere takılması caiz değildir. Bu tür davranışlarda bulunanlar hakkında Resûlullah (s.a.s.) “Kim nazarlık takarsa Allah onun işini tamama erdirmesin” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXVIII, 623) buyurmuştur. Diğer bir hadiste ise nazarlık takan ve nazarlığa koruyucu etki atfeden kimsenin Allah’a ortak koşmuş olacağı ifade edilmiştir (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXVIII, 637). Nazardan korunmak için böyle hurafeleri terk edip Hz. Peygamberin öğrettiği duaları yapmak gerekir (Buhârî, Tıb 38; Tirmizî, Tıb 16; İbn Mâce, Tıb 32; Kamil Miras Tecrîd Tercemesi, XII, 90). Bu çerçevede Felak ve Nâs sureleri yanında Hz. Peygamberin torunlarına yaptığı şu dua da okunmalıdır: “Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” (Buhârî, Ehâdîsu’l-enbiyâ, 10; bkz: İbn Mâce, Tıb, 36).

 

19 Mayıs Salı

İmsak: 03.58

İftar: 20.02

 

18 Mayıs 2020 - Ramazan Özel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?