Kuran’ı anlamak ve yaşamak

Yüce Allah, insanlara mesajlarını kutsal kitaplarıyla bildirmiş ve insanlara ilk vahyini, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem vasıtasıyla ulaştırmıştır, İlâhi vahyin son ve en mükemmel halkasını teşkil eden Kur’an-ı Kerim’i de âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed aracılığı ile bizlere iletmiştir

 - RABBİMİZİN son mesajı olan bu kitap, O’nunla biz kulları arasındaki kopmaz ilâhi bir bağdır. Kur'ân, insana maddi ve manevî bir ışıktır. İnsana yol gösteren bir lambadır. Bu dünyada içinden çıkamayacağı konularda bir rehberdir. Yüce Allah bu gerçeği Kur’an’ı Kerim’de şöyle belirtmiştir. “Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (İsra 9) Peygamberimiz (sav) de hadis-i şeriflerinde Müslümanlara şu öğütte bulunmuştur: "Kuran'a sımsıkı bağlı olunuz ve Onu kılavuz ve rehber edininiz. Zira O, Alemlerin Rabbi'nin kelamıdır. Ondandır ve O'na döner. (Sizi de Ona çeker.)" (Ramuz El-Ehadis, 2. cilt, s. 317, no. 10)

 

I-Rehbersiz Yolculuk Olmaz

Peygamberimizin (SAV) ifadesiyle, dünya bir gölgelik biz ise yolcu, kısa bir süre dinlenip yolculuğumuza devam edeceğiz. Evet, dünyada ebedi olarak kimse kalmıyor; er veya geç bir gün ecelin oku bizi de avlayacak. Önümüzde kabir, arkamızda Azrail. Sağımızda cennet, solumuzda cehennem, yürüdüğümüz yol kıldan ince kılıçtan keskin. Hesaba yaklaşıyoruz, defterimiz yarın önümüze konacak, Rabbim “Ne yaptın” diye soracak, ne cevap vereceğiz? Ömür kısa olmasına rağmen görevimiz ağır, hedefe ulaşmanın önünde engeller çok. Nefis pervasızca, ısrarla kendine kul olmamızı istiyor. Günaha davet eden arkadaşlar kurana davet etmiyor. Yanlışta ısrar eden dostlar “Namaz kıl” diye ısrar etmiyor. Para kazanmak için haramı meşru göstermeye çalışanlar, Allah’ın rızasını kazanmada bu kadar gayret sarf etmiyor. Yere kapandığında seni tutup kaldıranlar, günaha battığında elinden tutup kaldırmıyor. Evin yandığında üzülenler, günahla cehenneme koşarken üzülmüyor. Evet, böyle bir hayatın içerisindeyiz, onun için günümüzde istikamet üzere olmak çok zor. Dikenli yolda yürümek ne kadar dikkat gerektirirse bu zamanda günaha bulaşmamakta o derece zordur. Günaha kapalı ortamlarda, Allah’ın emirlerinin yaşandığı bir toplumda insan kendini muhafaza edebilir kolayca. Ancak başını döndürdüğün her taraf günaha davet ediyorsa, günah, isyan, küfür normal bir davranış halini almışsa Allah’ın istediği kulluğu yaşamanız çok zorlaşır. Böyle durumda Kur’an-ı Kerimin ipine sıkıca tutunmaktan peygamberin sünnetine sarılmaktan başka çıkış yoktur.

Merhameti sonsuz olan Yüce Allah, bu gibi tehlikeli ortamda, istikamet üzere kalabilmek için kitabı mübinini işaret ediyor şu ayeti kerimesiyle: “Şüphesiz, bu benim dost doğru yolumdur. Buna uyun (başka) yollara sapmayın. Sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte günahtan korunmanız için Allah, bunları emretti” (Enam,153) “Bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir” (Bakara,2)

Yüce Allah, “Kitaptan sana vahyolunanı oku” (Ankebût,45) buyurarak Kur’an’ın okunmasını emretmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.)  bu emre uyarak inen ayetleri özenle okumuş; Kur’an’ı öğrenen, okuyan, emir ve yasaklarına riayet eden kimselerin en hayırlı ve en faziletli kimseler olduğunu bildirmiştir. Bunun yanında  “Kur’an’ı öğrenin ve okuyun.” (Tirmizî, Fedâilül-Kur’an, 2), “Kur’an’ı okuyunuz; çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaat edecektir.” (Müslim, Müsâfirîn, 252) müjdesini vererek müminleri Kur’an-ı Kerim okumayı emretmiştir.

Ramazan ayı ve Kur’ân-ı Kerîm, el-hak birbirinden ayrı düşünülemez… Ramazan, bunun için müjdedir, mü’min gönüllere… En büyük fırsattır bizlere…

Bunca zulmetmişliğimiz varken nefsimize, bu denli ayrı düşmüşken yegâne rehberimizden, sevgiliden gelen bir mektup edâsıyla sımsıkı sarılıp, tekrar tekrar okumalıyız. Ama sadece kuru kuruya okumak değil, muhabbetle, hasretle, tefekkürle, düşüne düşüne anlamaya çalışmaktır.

Bilhassa bu güzîde zaman diliminde, zamanın kadrini bilerek gece-gündüz Kur’ân-ı Kerîm ile hemhâl olmak, ondan kendimize hisseler çıkarmak, Hak Teâlâ’nın rızasını O’nun gönderdiği Kitap’ta aramak ve bulmak… Bu hâl, başlı başına bir bayram değil de nedir?

Nitekim Kur’ân, hayatı okumaktır…

Kur’ân, Cenâb-ı Hakk’ın ziyafet sofrasına oturmaktır…

Kur’ân okumak, Cenâb-ı Hak’la hasbihâl etmektir.

Kur’ân, dünya ve âhireti anlamaktır…

II - Kur'an'ın lâfzını tanımak ve okumak

Kuran okunuşuyla insanları ibâdet ecrine ulaştıran bir kitaptır. Bu yüzden Kur'an bağlısının Kur'an'la tanışarak onu lâfzıyla okuyabilecek bir konuma gelmesi beklenir. Kulu Allah'a en yaklaştıran ibâdetlerden biri namazdır. Allah Rasûlü'nün gözümün nûru diye övdüğü (Nesâî, Nisâ, 1; Müsned, III, 128-199). Namazın temel rükünlerinden biri kırâat yani Kur'an okumaktır. Mazerete mebnî diğer farzlar düşse bile sağırların dışında namazda Kur'an okuma görevi, hiç kimseden düşmez. Bu durum bu farzın önemini gösterir. Kur'an, kendisinin okunması konusunda kolay geleni seçmeye cevaz ile teşvik etmekle birlikte bundan uzak kalmaya asla izin vermemektedir. Nitekim: "Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun, namazı kılın."(el-Müzzemmil, 73/20) âyeti okumada kolaylık tarafını gösteriyor;  "Katımızdan bir kitap indirdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyâmet günün bir günah yükü yüklenecektir; (Tâhâ, 20/100) âyeti ise Kur'an'dan yüz çevirmenin, uzaklaşmanın bedelini haber veriyor. Kur'an'dan yüz çevirmek önce maddi ve lâfzî olur. Onu okumamak; ülfet etmemekle olur. Ardından mânâsını anlamamak ve tavsiyelerine uymamakla devam eder.

Kur'an ile ülfetin yolu onu tanımaktan, geçer. İnsan önce tanır, sonra sever. Önce sevip sonra tanımak da mümkün ise de aslolan önce tanıyıp sonra sevmektir.

Kur'an okumayı teşvik eden pek çok hadis-i şerif vardır. Konumuz açısından bir kısmının meâlini zikretmek istiyorum.

a - "Sizin hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir" (Buhari, Fazâilü'l-Kur'an, 15; İbn Mâce,Mukaddime, 16; Ebû Davud, Vitr, 15; ) Bu öğretmenin içinde sâdece lâfzî öğretme değil, Kur'an'a müteallık her ilim vardır.

b - "Kur'an'ı öğrenip öğrendiğiyle amel edenin ebeveynine kıyamet günü nûrdan bir tâc giydirilir, o tacın ışığı güneşin aydınlığı gibidir; (Ebû Davud, Vitr, 14; Müsned, III, 440)

c - "Kur'an okuyunuz, çünkü Kur'an kıyâmet gününde ehl-i Kur'an'a şefâatçi olacaktır." (Müslim,Müsâfirîn, 252)

d - "Evlerinizi namaz ve Kur'an tilâvetiyle aydınlatın!" (İbn Mâce, İkâme, 186)

e - "Rabbıyla konuşmak isteyen Kur'an okusun" (Târîhu Bağdâd, VIII, 239; Kenzü'l-ummâl, 2258; Mevsûa, I, 221)

f - "Kur'an'ı seslerinizle süsleyiniz!" (Buharî, Tevhid, 252 Ebû Dâvud, Vitr, 20)

g - "Açıktan yüksek sesle Kur'an okuyan sadakasını, açıktan verene, sessizce Kur'an okuyan da sadakasını gizlice verene benzer," (Tirmizi, Sevâbü'l-Kur'an, 20; Nesâi, Zekât, 68; Müsned, IV, 151-158)

III - Kur'an'ın Mânâsını ve Mesajını

Anlamaya Çalışmak

Kur'an'la tanışan onu orijinal harfleriyle okumayı öğrenen bir müslümanın onun ilâhî nasihatlarını ve öğütlerini de anlayıp öğrenmesi gerekir. Çünkü Kur'an anlaşılsın; tebligatı bilinsin diye indirilmiştir. Hattâ Hz. Peygamber'in üsve-i hasene ve tebliğci olarak en büyük fonksiyonu Kur'an'ın daha iyi anlaşılmasını sağlamaktır. Nitekim şu âyet bu konuya işâret etmektedir. "Kur'an'ı sana insanlara gönderileni açıklayasın diye indirdik. Belki düşünürler." (en-Nahl, 16/44)

Kur'an'ı anlamak için tefsirini okumak, sünnetteki uygulamalarını görmek ve islâmî tatbîkattan haberdar olmak gerekir Mushafı okumak, meâli mûtâlaa ve ardından tefsir ve sünnet bilgisi bu işin en kestirme yoludur.

Hz. Osman'ın şu sözü Kur'an ile olan ilgiyi teşvik etmektedir: "Seven sevgilisinin kelâmından doymaz". Kur'an sevgiliden gelen bir mektupsa onu okumak kadar anlamak, anlamak kadar istenileni yapmak da önemlidir. Bu yüzden Kur'an'ı anladıktan sonra üzerimize düşen, istenileni yapmak yâni onu yaşamaktır.

IV - Kur'an'ın emir ve tavsiyeleri istikametinde Müslümanca yaşamak

Kur'an'ın insanlar için kurmayı hedeflediği güzel dünyanın model insanı Hz. Peygamber (s.a.) dir. (bk. el-Ahzâb, 33/21) Kur'an nizâmını onun uyguladığı üslûb ile rahmet ve şefkat unsurlarıyla yaşamak gerekir. Kur'an: "Yüce bir ahlâk üzeresin" (el-Kalem, 68/4) ãyetiyle onun ahlâkını övdüğü gibi, Hz. Âişe valîdemiz kendisine onun ahlâkını soranlara; "O'nun ahlâkı Kur'an'dı." (Müsned, VI, 188) sözüyle onun canlı Kur'an olduğunu anlatmak istemiştir.

Allah Teâla, onun uygulamalarının model olduğunu, dolayısıyla emir ve yasaklarına uyulması gerektiğini vurgulamaktadır: "Peygamber size ne verirse alın; sizi neden sakındırırsa geri durun." (el-Haşr, 59/7)

Kur'an bu model ile uygulanarak ahkâmı hayata geçirilecektir. Çünkü Mâide Sûresinde 44, 45 ve 47. âyetlerde: "Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kâfir, zâlim ve fâsık" olarak nitelenmektedir.

 

Kur'an ne ölü kitaptır. Ne de ölüler kitabı. O dipdiri, mesajları ile bir hayat kitabıdır

Nitekim Akif:

Kâh açar bakarız nazm-ı celîlin yaprağına,
Kâh üfler geçeriz bir ölünün toprağına,
İnmemiştir hele Kur'an şunu hakkıyla bilin!
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.

ifâdeleriyle bu gerçeği anlatır.

Kur’an, bazılarının anladığı gibi sadece mezarlıklarda, mevlitlerde, dini merasimlerde okunan dinî bir metin değildir. Kur’anı okumaktan maksat onu anlamak, ona uymak, ahkamı ile amel etmek, gösterdiği yoldan yürümek, hasılı Kur’an’ı yaşamaktır. O yaşandığı ve ahkâmıyla amel edildiği müddetçe, insanlık dünya hayatında huzura, ahirette de ebedi mutluluğa ulaşacaktır. O halde, çeşitli felaketlerle kuşatılmış olan bizler, huzur ve saadet istiyorsak Kur'an-ı Ke-rim'e koşmalı ve hayat programımızı Kur'an'ın sunmuş olduğu plana göre çizmeliyiz. Çünkü dünya ve ahiret saadetinin prensipleri Kur'an-ı Kerim'dedir. Yeter ki, bizler bu gerçeği anlayıp, Kur'an’ı Kerim'e sarılalım. Yüce Allah da “Rabbinizden size indirilene uyun” (A’râf, 3) emriyle Kur’an’a uymamızı istemektedir. Kur’an’ı okuduğumuz, anlamaya ve hükümlerini uygulamaya çalıştığımız zaman gerçek anlamda ona saygı göstermiş oluruz. Bilmeliyiz ki Kur’an’ı evin başköşesinde saklamak, öpüp başa koymakla gerçek anlamda Kur’an’a saygı göstermiş olmayız.

Ey Rabbimiz!.. Bizi, Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği “başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından kurtuluş” olan Ramazan ayını, “Kur’ân ayı” bilip, Kur’ân ile hemhâl olanlardan eyle!. Bu birbirinden değerli anları, ruhlarımız için “iftar vakti” eyle!.. Bizi, Ramazan’dan eli boş, gönlü boş, kafası boş çıkanlardan eyleme!.. Bizi, Kur’ân’la nurlanmış, mağfiretle yıkanmış, rahmetle donanmış, rızâna kavuşmuş bahtiyarlardan eyle!.. Âmin.

 

 

Günün Ayeti

 

“Şüphesiz, bu Kuran, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir.” (İsra 9)

 

Günün Hadisi

 

"Sizin hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretendir" (Buhari, Fazâilü'l-Kur'an, 15) 

 

Günün Şiiri

 

Kâh açar bakarız nazm-ı celîlin yaprağına 
Kâh üfler geçeriz bir ölünün toprağına 
İnmemiştir hele Kur'an şunu hakkıyla bilin 
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için.

 

Fıkıh Köşesi

 

Kur’an-ı Kerim’e abdestsiz dokunmak caiz midir?

Kur’an-ı Kerim’in, ezberden abdestsiz okunabileceği konusunda bir ihtilaf yoktur. Bununla beraber, Allah kelamı olduğundan, ezberden okunduğunda da abdestli olunması, bazı âlimler tarafından tavsiye edilmiştir (Nevevî, el-Mecmû‘, II, 69). Ancak, Kur’an’a abdestsiz olarak dokunulamayacağı ve Kur’an’ın abdestsiz taşınamayacağı konusunda mezhepler ittifak etmiştir (Bkz. Merğinânî, el-Hidâye, I, 33; Nevevî, el-Mecmû‘, II, 65; İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 108). İbn Kudâme bu konuda Dâvud ez-Zâhirî’den başka muhalif olanın bilinmediğini ifade etmektedir (İbn Kudâme, el-Muğnî, I, 108). Bu görüşün delili “Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir” (Vâkı‘a, 65/79) âyetiyle beraber, Hz. Peygamberin (s.a.s.) Amr b. Hazm’a gönderdiği mektupta yer alan “Kur’an’a ancak temiz olan dokunsun” (Muvatta, Kur’an, 1) hadis-i şerifidir. Yukarıda verilen deliller çerçevesinde ilk dönemden itibaren Kur’an’a abdestsiz olarak dokunulamayacağı konusunda ümmet arasında ortak bir kanaat ve bir nevi amelî sünnet oluşmuştur. Kur’an’ın Allah kelamı olmasından hareketle, abdestsiz dokunulmaması ona gösterilmesi gereken saygının bir gereği olarak görülmüştür. Bundan dolayı, Kur’an’ın abdestsiz olarak ele alınmasını ve taşınmasını, eğitim ve öğretim durumunda olduğu gibi, ancak mazeret durumlarına hasretmek gerekir.

 

18 MAYIS 2020 PAZARTESİ

İmsak: 03.59

İftar: 20.01

 

OK

18 Mayıs 2020 - Ramazan Özel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?