Ramazan iklimi ve dua

Duaların kabul olduğu, sevapların cari olduğu, iftarıyla, sahuruyla, mukabeleleriyle, gece kıyamıyla (teravihlerle) her anıyla bir rahmet, derin bir mağfiret deryasında yüzüyoruz. Rabbimiz bu deryada arınan kullarından eylesin, dualarımızı kabul eylesin

+3
Haber albümü için resme tıklayın

 

BUGÜN “dua” diyoruz. Dua kelimesi, sözlükte “çağırmak, istemek, yardım talep etmek” anlamına gelmektedir. Dini bir terim olarak ise dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun aczini itiraf etmesi, sevgi ve ta’zîm duyguları içinde lütuf ve yardımını dilemesidir. Başka bir deyişle kulun bütün benliğiyle yüce yaratana yönelerek ondan istek ve dilekte bulunmasıdır. Varlıklar arasında en mükemmeli olan insan, özü itibariyle yaratıcısına ulaşma, ona sığınma ve onu tanıma arayışı içinde yaratılmıştır. Bu sebeple insan, tarihinin hiçbir döneminde duadan uzak kalmamıştır.

ALLAH'LA KUL ARASINDAKİ SAMİMİ İLETİŞİM

Allah ile kul arasındaki münasebet konusunda Hz. Peygamber’e yöneltilen soruya Kur’an şu ayetle cevap vermiştir: “Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 2/186). Dua, kul ile sonsuz kudret sahibi olan Allah arasında bir köprü ve diyalogdur. Dua insanla Allah arasındaki en samimi iletişimdir. Bu iletişim herhangi bir zaman ve mekanla sınırlandırılmamıştır. İnsan her an ve her durumda Rabbine dua edebilir. Al-i İmran Süresinin 191. ayeti bu gerçeği ifade eder: "Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. ‘Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru’ derler. " Bu yüzden dua bizim hayatımızın her merhalesinde yer alan önemli bir kulluk değerimizdir. Biz inananlar her işimize duayla başlarız. Mesleğimize, sohbetimize, düğünümüze... Yemekte dua ederiz. Yuva kurarken dua ederiz, Yuvamıza girip çıkarken, camiye girip çıkarken dua ederiz. Konuşmalarımızda sık sık dua ederiz, Taziyelerimizde dua ederiz, asker uğurlamada dua ederiz, kavuşmalarımız, ayrılıklarımız, sevincimiz, kederimiz her halimiz duadır bizim kısacası hayatımız duayla geçer.

BİZİM İSTEMEMİZE DEĞER VEREN YEGANE VARLIK “ALLAH” (CC.)

Hayatımızı bize kolaylaştıran, bize anlamlı kılan, bizi hak katında kıymetli kılan değer, duamızdır. Nitekim Rabbimiz bir ayette, “(Ey Muhammed!) De ki: ‘Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin!’ ... " (Furkân, 25/77) buyurarak insanın Allah’a ancak bu yönelişiyle değer kazanacağı ifade etmiştir. Allah, kuluna cevap vermek için onun her ne vesile ile olursa olsun kendisine yönelmesini istemektedir.

Duanın faziletine dair hadis-i şeriflerinde ise Allah Resulü;

"Allah katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur," (Tirmizi Deavat 1)

"Dua ibadetin özüdür. "(Tirmizi deavat 1)

"Dua ibadetin ta kendisidir." (Tirmiz deavat 1) buyurmuşlardır.

SIKINTI ANINDA DUA

İnsan hayatı boyunca üstesinden gelemeyeceği birçok şeyle karşılaşır; öfke, keder, sıkıntı, korku, acizlik, yalnızlık ve ümitsizlik gibi haller yaşar. Özellikle zorlandığı zamanlarda Allah'a dua etme ihtiyacı hisseder. Zira Yüce Allah'ın duayı kabul edeceği ümidi, dua edenin üzüntü ve kederini hafifletir; ona dayanma gücü ve sabır verir. Dolayısıyla insan sıkıntılı durumlarda Rabbine yönelmeli ve ona dua etmelidir. Bu sıkıntılar karşısında dua müminin huzuru konumundadır. Ve Allah Resulü “Sizden her kime dua kapısı açılmışsa ona rahmet kapıları açılmıştır. Allah'tan istenilen şeyler arasında ona en sevimli geleni afiyettir." dedikten sonra sözlerine şöyle devam etmiştir; "Dua, başa gelen ve henüz gelmeyen balaya karşı fayda sağlar. Ey Allah'ın kulları duaya sarılın." (Tirmizi deavat 101) Yalnız sadece dara düşünce dua etmek Allah'a kullukta samimiyetsizliktir. Nitekim Rabbimiz Fussilet süresi 51. ayetinde şöyle buyuruyor; "İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur." Bu nedenle her zaman Rabbimizi hatırlamalı ve anmalıyız, samimiyet bunu icap ettirir.

ASR-I SAADETTEN RAHMET DAMLALARI

Günlerden cuma idi ve Ramazan’ın on yedinci günüydü. Müşrik ordusu ile Müslümanlar Bedir'de karşılıklı olarak yerlerini almışlardı. Orduların sayısındaki dengesizlik hemen fark ediliyordu. Müşrikler bin, Müslümanlar ise üç yüz on dokuz kişi idi. Allah Resulü her iki orduya da baktı. Sonra yuvarlak çadırının içerisinde kıbleye yönelerek ellerini açtı ve Allah'a şöyle yalvardı; "Allah'ım! Ben senden ahdini ve vaadini yerine getirmeni) istiyorum. Allah'ım! Eğer müminlerin helakini diliyorsan ve onlar da helak olurlarsa bugünden sonra sana ibadet edilmeyecek!" Bu şekilde, kıbleye dönmüş ellerini uzatıp Rabbine yakarmakta, dua etmekteydi ki, duası çok uzadığından üst elbisesi omuzundan düşmüştü ve sanki bundan haberi yoktu. O sırada içeri gelen sadık dostu Ebu Bekir, cübbesini Peygamber Efendimizin omuzlarına koydu ve ona sarılarak: "Yeter Ey Allah'ın Resulü! Rabbine bu kadar yalvarış ve yakarış yeter! Allah sana vaat ettiğini mutlaka yerine getirecektir.” dedi. Bu esnada Allah'ın müminlere yardım edeceğini müjdeleyen şu ayet-i kerime nazil oldu; "Hani rabbinizden yardım istiyor yalvarıyordunuz. O da, 'Ben size art arda bin melekle yardım ediyorum' diye cevap vermişti." (Enfal 6/9) Son derece rahatlatıcı olan bu müjdenin ardından Allah Resulü üzerinde zırhı ile, "Yakında o ordu bozulacak, onlar arkalarını dönüp kaçacaklar." (Kamer 54/45) ayetini okuyarak çadırdan çıktı.

Allah Resulünün kendilerinden kat kat fazla olan müşrik ordusu karşısında, kendinden geçercesine Rabbine yönelmesi, aslında Allah'la kurduğu samimi bağı ve O'na güvenini gösteriyordu. Resul-i Ekrem (sav), karşı karşıya kaldığı bu zor durumda kendilerine yardım edebilecek yegane gücün Allah olduğunu ve onun içtenlikle yapılacak duaları geri çevirmeyeceğini biliyordu. Zira Allah, kullarına yakın olduğunu, dua edenlerin dualarına karşılık vereceğini bildiriyordu. Savaş sonunda Allah Resulünün, Rabbinin duasını kabul edeceğine dair kuşkusuz bir iman ve teslimiyet ile yaptığı duaya karşılık verilmiş, onunla birlikte tüm Müslümanlar muzaffer olmanın sevincini yaşamıştı.

Rabbimiz bizleri habibinin nurlu ve onurlu yolundan ayırmasın. Hayır dualarımızı en güzeliyle kabul buyursun, Allah’ın selamı rahmeti hepimizin üzerine olsun.

 

GÜNÜN AYETİ

“Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 2/186).

GÜNÜN HADİSİ

"Allah katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur," (Tirmizi Deavat 1)

Fıkıh Köşesi

1. Hangi şeyler orucu bozup sadece kazayı gerektirir?

Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaşlılık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek; beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını gerektirir. Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup, ayrıca bundan dolayı tövbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç, kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.

 DUA

Biz, kısık sesleriz... Minareleri,

Sen, ezansız bırakma Allah’ım!

Ya çağır şurada bal yapanlarını,

Ya kovansız bırakma Allah’ım!

Mahyasızdır minareler... Göğü de,

Kehkeşansız bırakma Allah’ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma Allah’ım!

Bize güç ver... Cihat meydanını,

Pehlivansız bırakma Allah’ım!

Kahraman bekleyen yığınlarını,

Kahramansız bırakma Allah'ım!

Bilelim hasma karşı koymasını,

Bizi cansız bırakma Allah'ım!

Yarının yollarında yılları da,

Ramazansız bırakma Allah'ım!

Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,

Ya çobansız bırakma Allah'ım!

Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;

Ve vatansız bırakma Allah'ım!

Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

Müslümansız bırakma Allah'ım!

                            Arif Nihat ASYA

 

28 Nisan Salı

Sahur: 04.26

İftar: 19.44

27 Nisan 2020 - Ramazan Özel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?