'Tarıma ilgi gösterilmiyor'

Antalya’da 320 bin dekarını kaybedildiğini, istihdamının yüzde 20’sinin eridiğini ve temel ürünlerdeki yeterlilik oranlarının düştüğünü belirten ATB Başkanı Çandır, tarımda seferberliğin ilan edilmesi gerektiğini vurguladı

ANTALYATicaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, 2016 yılında Antalya’nın ülkenin ortalama ekonomik zorluklarının çok üzerinde olumsuzluk yaşadığını söyledi. ATB Nisan ayı Meclisi, meclis başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. Yönetimin 1 aylık çalışmasıyla ilgili meclis üyeleri bilgilendirilirken, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Çandır, ekonomik değerlendirmede bulunarak, borsanın projelerini meclis üyeleriyle paylaştı. 16 Nisan’da yapılan anayasa değişikliği halk oylamasının hayırlı olmasını ve huzur getirmesini dileyen Çandır, "Şimdi, kentimiz ve ülkemiz için temel gündem maddeleri olan ekonomi, güvenlik ve uluslararası ilişkilere odaklanma zamanı. Çünkü bu konular birbiriyle doğrudan ilişkili ve hayati derecede önem taşıyor" dedi.
'EKONOMİK ZORLUĞU DAHA FAZLA HİSSETTİK'
2016 yılının Antalya ekonomi ve iş dünyası bakımından yıpratıcı bir yıl olduğunu söyleyen Çandır, "Antalya ülkemizin ortalama ekonomik zorluklarının çok üzerinde olumsuzluk yaşadı. Görüş ve önerilerimizi dikkate alarak direnç artırıcı ve kolaylaştırıcı tedbirleri hayata geçiren yöneticilerimize teşekkür ediyoruz. Borçların yapılandırılması, uygun faizli kredilendirmeler ve istihdamla ilgili teşvikler belirli ölçülerde direncimizi artırdı. Bunun en somut göstergesi, geçen yıl takibe düşmüş küçük miktarlı çek ve senet tutarlarındaki ciddi azalma" diye konuştu.
'ANTALYA KARŞILIKSIZ ÇEKTE ÜÇÜNCÜ'
Yaşanan ekonomik sıkıntıları rakamlarla paylaşan Çandır, takibe düşen çek adedinin 2016'nın ilk üç ayına göre ülke genelinde yüzde 23, tutarda yüzde 19 azalma, Antalya'da ise çek adedinde geçen yılın ilk üç ayına göre yüzde 20, tutarda yüzde 31’lik azalma olduğunu kaydetti. Karşılıksız çeklerdeki bu azalışa karşın bankalara ibraz edilen toplam çek adedinin ülkemiz genelinde yüzde 1 azalırken, tutarın yüzde 11 arttığına dikkat çeken Çandır, Antalya'da ise çek adedinin yüzde 5, çek tutarının yüzde 2 azaldığını ifade etti. Çandır, "Antalya, yılın ilk üç ayı itibariyle karşılıksız çek adet ve tutarında Türkiye genelinde 3. sırada yer aldı" dedi.
'PROTESTOLU SENETTE ALTINCI SIRADAYIZ'
İş dünyasının sıklıkla kullandığı senetle ödemelerde son dönemde protestolu senet miktarı arttığını belirten Çandır, "Yılın ilk üç ayı itibariyle ülke genelinde adet olarak yüzde 3, tutar olarak yüzde 24 gibi yüksek bir artış görüldü. Antalya’da ise protestolu senet adeti yüzde 4 artarken, tutarda yüzde 45 gibi ülke genelinin iki katına yakın bir artış yaşandı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) rakamlarına göre, yılın ilk üç ayı itibariyle protesto edilen senet adet ve tutarında Antalya, Türkiye genelinde 6. sırada yer aldı" diye konuştu.
'TALEBİMİZ YERİNİ BULDU'
Geçen yıl Antalya iş dünyasının finansmana erişimdeki zorluklarını dile getirdiklerini anımsatan Çandır, "Direncimizi artırabilmek amacıyla ilave finansman kolaylıklarının sağlanmasını talep etmiştik. Bu yılın ilk iki ayındaki gerçekleşmelerle geçen yılın aynı dönemini karşılaştırdığımızda görüyoruz ki, nakdi kredilerde Türkiye genelindeki yüzde 4’lük artışa karşılık, Antalya’da yüzde 17’lik bir artış yaşandı. Yani bu taleplerimiz kredi artışı itibariyle yerini buldu" ifadelerini kullandı.
'TARIMDA SEFERBERLİK İLAN EDİLMELİ'
Tarım sektörünün bir taraftan genel ekonomik zorlukların etkisi altında olduğunu, diğer yandan kendi yapısal ve güncel sorunlarıyla baş etmeye çalıştığını belirten Çandır, şunları söyledi: "Türkiye ekonomisinin pozitif büyüyüp sektörümüzün küçüldüğü çok nadir yıllar var. 2016 yılı bu nadir yıllardan biri oldu. Türkiye ekonomisi yüzde 2.9 büyürken, sektörümüz yüzde -4.1 küçüldü. Bu durumu biz 2003, 2007 ve 2014 yıllarında da yaşamıştık. Ancak, 2016 yılında yaşadığımız küçülme yılların biriktirdiği sorunların da etkisiyle daha yıpratıcı bir daralma yarattı. Topraklarının Türkiye genelinde 26 milyon dekarını, Antalya’da ise 320 bin dekarını kaybetmiş, istihdamının yüzde 20’si erimiş ve temel ürünlerdeki yeterlilik oranları düşmüş bir sektör konumundayız. Yıllar boyunca her fırsatta, ısrarla tarımın ülkemiz için stratejik bir sektör olduğunu söylüyoruz. Bu tespit, karar vericilerimiz tarafından da sıklıkla dile getiriliyor. Ancak stratejik kabul edilen tarıma yeterince ilgi gösterilmiyor. Daha fazla gecikmeden stratejik sektör tespitlerinin gereklerinin yerine getirilmesini bekliyoruz. Çünkü sektörümüzün içinde bulunduğu darboğaz, günlük ve geçici politikalarla aşılmaktan öteye geçti. Bu nedenlerle şimdi tarımda seferberlik ilan edilmeli."
'ANCAK UYGULAMALARLA GÖREBİLİRİZ'
Çandır, tarımda seferberlik ile sektöre itibar kazandırma, üretimde derinlik ve değer zinciri yaratma, maliyet etkinliği sağlama, kapsayıcı ve eğitim odaklı istihdamı artırma, arazi varlığını geliştirme, lojistik ve sertifikasyon sistemini yürütme, örgütlenmeye rekabetçi işlev kazandırma, sosyal güvenliği geliştirme, ticari bilgi odaklı AR-GE ve bilişim motivasyonu sağlamanın hedeflenmesi gerektiğini söyledi. Çandır, "Bu başlıklar birbirlerinden bağımsız olarak uygulanıyor olabilir. Ancak sonuç alabilmemiz için birbiriyle etkileşimli ve organize bir bütünlük içerisinde hayata geçirilmeli. Tarımın stratejik bir sektör olarak tespit edildiğini ve bu tespitlerin yerine getirildiğini, ancak uygulamalarla görebiliriz. Böyle bir seferberlik ihtiyacını bize gösteren pek çok somut gösterge bulunuyor" diye konuştu.
'ÜRÜNLERDE DIŞA BAĞIMLI HALE GELDİK'
Daha önce üretimde kendimize yeterli olduğumuz ürünlerde dışa bağımlı hale geldiğimizi kaydeden Çandır, "Son dönemde bazı ürünlerindeki vergilerin düşürülmesi ya da vergilerin sıfırlanarak ithalat kapısının açılması kendimize dahi yetmediğimizin göstergesi. Bitkisel ürünler denge tablosuna göre, son 8 yılda tahıllarda yetersiz üretim söz konusu" dedi. Çandır, ithal edilmeye başlanan ürünleri söyle anlattı: "Mısırda son 16 yılda sadece 1 yıl kendi ihtiyacımızı karşılayacak kadar üretebilmişiz. Kişi başına mısır tüketimimiz azalmasına rağmen, ihtiyacımızın yüzde 81’ini karşılayabilmişiz. Pirinç üretimimiz artmasına karşın 16 yılda ihtiyacımızı karşılayacak düzeye ulaşmadı. Halen ihtiyacımızın yüzde 70‘ini üretebiliyoruz. Kuru fasulyede 16 yıllık geçmişte 2002-2004 dönemi haricinde yüzde 87 oranında yeterlilik derecesine sahibiz. Yeşil mercimekte 2000’li yılların başında ihtiyacımızın yüzde 90’nını üreten ülkemiz, bugün ihtiyacımızın yüzde 43‘ünü üretebiliyor. Kırmızı mercimek ve nohut da yeşil mercimeğin kaderini paylaşıyor. Son 16 yılda kırmızı mercimek ve nohutta ihtiyaç fazlası üretimimiz bulunurken, son 4 yılda üretimimizin hızla düştüğünü resmi rakamlar gösteriyor."

26 Nis 2017 - 23:23 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sizce erken seçim yapılmalı mı?