Ramazan Özel - Müminlerin nitelikleri

İnsanlık için kurtuluşun yegâne yolu ve anahtarı imandır. Eğer insan, hidayeti bulup da en büyük hakikati görememişse, hayatı beyhude geçmiştir. Neyi bulursa bulsun, neyi icat ederse etsin, hakkı bulamadıktan sonra Hak katında bir değeri ve anlamı yoktur

KURTULUŞUN kutlu rehberi Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’dir. (SAV). Son şifa reçetesi de Allah’ın son kelamı Kur’an-ı Kerim’dir. Yüce Rabbimiz, kurtuluşun yolunu ve felaha kavuşanların, Firdevs cennetine varis olanların niteliklerini son kelamında şöyle haber veriyor:

''Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Onlar ki, zekâtı verirler. Onlar ki, iffetlerini korurlar. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir. Kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir. Onlar ki, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. İşte asıl bunlar varis olacaklardır. (Evet) Firdevs (Cennetin)'e varis olan bu kimseler orada ebedi kalıcıdırlar.''

(Mü'minûn, 23/1-11 )

buyuruyor. Şimdi sırasıyla bu özelliklerin içeriğine bakalım.

Namazlarında Huşû İçindedirler

Namaz, İslam'ın beş esasından biri, imandan sonra en önemli olanıdır. Allah Teâlâ kullarına imandan sonra namazdan daha önemli bir ibadeti farz kılmamıştır. Bunun içindir ki Peygamberimiz kulun kıyamet günü ilk önce namaz ibadetinden sorgulanacağını bildirmiştir. (İbn Mace, Salat, 202) Burada sadece namazın kılınmasından değil ''huşû'' ile kılınmasından söz ediliyor.

Hüşu; kalpteki derin saygı hissi ile birlikte beden organlarında bu duygunun belirlenmesiyle bir sakinlik meydana gelmesi, gözlerinin önüne secde yerine bakıp, sağa sola, şuna buna bakmamasıdır.

Hz. Aişe validemiz diyor ki: Peygamberimize, namazda yüzü çevirip bakma hakkında sordum, şu cevabı verdi:

''O, bir çalmadır ki, şeytan onu kişinin namazından çalar, kaçar."

(Buhârî, Ezan, 93; Tirmizî, Cuma, 59; Ebu Davut, Salat, 161) Yani şeytan kişinin namaz kılmasına ve kulluk görevini yerine getirmesine engel olamayınca; yaptığı ibadeti, sevap yönünden eksik yapmasına çalışır ve bulduğu bu fırsatı böylece değerlendirmiş olur.

Çünkü Peygamberimiz ''ihsan''ı tarif ederken, ''Allah'a sanki O'nu görüyormuş gibi ibadet etmendir. Eğer sen Allah'ı görmüyorsan O seni görüyor.''(Buhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1) buyurmuştur. Allah'ın kendisini gördüğüne inanan kimse O'nun huzurunda dururken başka hiçbir şeyle ilgilenmez; sağa sola, şuna buna iltifat etmez. İşte namaz böyle huşû içinde kılındığı zaman makbul olur ve insanın duygu ve düşünceleri üzerinde etkili olur.

Boş ve Yararsız Şeylerden Yüz Çevirirler

"Lağv"

, sözlük anlamıyla; saçma, boşuna ve hiçbir şekilde kişinin hayattaki amacına ulaşmasında yararı olmayan şey demektir. Müminler böylesi şeylere önem vermezler ve hiç bir eğilim ve ilgi duymazlar. Nasıl imtihan salonundaki öğrenci her anının geleceği için ne kadar önemli ve etkili olduğunun bilincindeyse ve bu bilinçle en ufak bir anını bile boşa harcamak eğilimi göstermezse, aynı şekilde mümin de hayatının her anını yararlı ve nihaî sonuca götürücü işlerle geçirir. O kadar ki, eğlenme ve dinlenme konularında bile, kendini hayatta daha yüce hedeflere hazırlayıcı ve zamanı boşa geçirtmeyecek seçimlerde bulunur. Bunun yanısıra, mümin doğru düşünür, pak ve temiz tabiatlıdır ve halis zevkler sahibidir. Ahlâk dışı şeylere karşı herhangi bir eğilim taşımaz o. Yararlı ve doğru söz söyler, gevezelik etmez ince bir şakacılığı vardır, ama bu hiçbir zaman alay, eğlence, güldürmece ve taklit cinsinden değildir. Kulakların koğuculuk, gıybet, çekiştirme, iftira, yalan, iğrenç şarkı ve müstehcen sözlerden uzak kalamadığı bir toplum, mümin için bir işkence kaynağıdır.

Zekâtlarını Verirler

Zekat, malî ibadetlerimizdendir ve İslâm’ın beş temel ibadetinden biridir. Müslüman olan, elbette bu temel ibadeti yerine getirir. Allah'ın kendisine verdiği mal varlığının her yıl belli bir miktarını yoksullara, kimsesiz çocuklara vermek suretiyle bu ibadetini yapmış olur ve yapmalıdır. Dolayısıyla zekat vermenin müminin özellikleri arasında bulunduğunu ve malî ibadetlerimizin başında geldiğini, bu ibadeti yapmayan müminlerin sorumlu olacaklarını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Bununla birlikte bu niteliği bildiren ayetteki mesaj "Mümin sürekli arınma içindedir" şeklindedir. Bu yüzden anlam, yalnızca teknik anlamda "zekat" vermekle sınırlı olmayıp, ahlâk, mal-mülk, servet ve genelde tüm yaşayış açısından sürekli nefsi arınma halinde olmayı kapsar. Ayrıca, söz konusu edilen, kişinin yalnızca kendi nefsini 'arındırması' değil, başkalarını da arındırmaya çalışmasıdır. O halde, ayetin anlamı şöyle olmaktadır: "Müminler kendilerini ve aynı zamanda başkalarını arındıranlardır." (Mevdudi, a.g.e, 4.ayet tefsiri)

4. İffetlerini Korurlar

İnsanların bir takım tabii ihtiyaçları vardır. Cinsi ilişki de bunlardan birisidir. Bu ihtiyacın meşru bir şekilde yerine getirilmesi dinimizin emirleri arasındadır. Bunun meşru yolu nikahtır. Erkekle kadının kendi rızaları ile şahitler huzurunda evlenerek aile kurmalarıdır. Peygamberimiz:

''Gençler! İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Zira evlenmek, gözleri (haramdan) daha çok korur, iffeti daha çok muhafaza eder. Gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun. çünkü orucun şehveti kıran bir özelliği vardır.'' (Buhârî, Nikah, 2; Müslim, Nikah, 1)

buyurmuş ve durumu uygun olanların evlenmelerini tavsiye etmiştir.

Kur'an-ı Kerim, bekar olanların evlendirilmeleri ile ilgili şöyle buyuruyor:

''Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lutfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lutfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. Evlenme imkânını bulamayanlar ise, Allah lutfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar.''(Nûr, 24/32,33)

Bekarların evlenmeleri ile ilgilenmemek ve onlara yardımcı olmamak, onların kötü yollara düşmelerine ve toplum için problem olmalarına sebep olur. Toplumda huzurun sağlanması, kötülüklerin yok edilmesi, toplum fertlerinin görevleri arasındadır.

5. Emanetlerine ve Ahitlerine Riâyet Ederler

    Hiç şüphe yok ki bir Müslümanın en belirgin özelliği güvenilir ve dürüst olmasıdır. Çünkü Peygamberimiz ve bütün peygamberler bu özellikleriyle tanınırlar. Hatta peygamberlerde bulunması gerekli sıfatlardan birisi dürüst, diğeri de güvenilir olmaktır.

''Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim'' (Şuara, 26/107, 125, 143, 162, 178) demişlerdir. Peygamberlerin, ''Ben güvenilir bir peygamberim'' demeleri sözden ibaret değildi. Gerçekten onlar her yönü ile güvenilir kimselerdi. Onların hayatları incelendiği zaman bu husus görülecektir. İslâmiyet'in kısa zamanda ve hızla yayılmış olması, şüphe yok ki, onu tebliğ eden peygamberin yüksek ahlakı ve dürüstlüğü ile ilgilidir. İnsanlar onun dürüstlüğüne ve güvenilir olduğuna inanmasalardı, inançlarından, adet ve geleneklerinden vazgeçerek ona inanır ve etrafında toplanırlar mıydı?

İnsanı, çevresi ve içinde bulunduğu toplum hangi özelliği sebebiyle güvenilir olarak tanır? Onun yalan konuşmadığını, verdiği sözü tuttuğunu, kimseyi aldatmadığını, kimseye haksızlık yapmadığını ve emanetlerine hıyanet etmediğini gördükleri ve buna şahit oldukları zaman onu güvenilir bulurlar. İşte Kur'an-ı Kerim de müminlerde bu özelliğin bulunmasını istiyor.

6. Namazlarını Muhafaza Ederler

Namazın muhafaza edilmesi demek, onu vaktinde usul ve adabına uygun olarak kılmak demektir.

Müminlerin nitelikleri sayılırken ilk nitelikleri namaz olduğu gibi son nitelikleri de yine namaz olduğu bildirilmiştir. Birincide namazı derin bir saygı ile kılarlar buyrulmuş, sonunda da, beş vakit namaza özen gösterirler ve bu namazları kendilerine tahsis edilmiş vakitlerinde usul ve adabına uygun olarak kılarlar denmiştir.

Bununla beraber müminlerin daha birçok vasfı Kur’an-ı Kerim’de farklı sürelerde bildirilmektedir.

Yalnızca Allah’a ibadet ederler ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Yalnızca Allah’tan korkup sakınırlar. Allah’ı her şeyin üzerinde tutarlar. Atalarına körü körüne uymazlar.  Hiçbir kuşkuya kapılmadan iman ederler. 

   Gayba iman ederler. Ahiretin varlığına kesin olarak inanırlar. Kıyamet gününe kesin olarak inanırlar. Kıyamet gününden korkarlar. Asıl hedefleri Allah’ın rızasıdır  (Hayatlarının tamamını Allah’ın rızası için yaşarlar ).

    Allah’ın sınırlarını korurlar. Allah karşısında acizliklerini bilirler. Allah’ın ayetlerine gönülden boyun eğerler. Allah’a güvenip-dayanırlar.  (Güç ve imkânlarına değil sadece Allah’a güvenirler) Daima Allah’ı anarlar.     

      Kuran’a kuvvetle bağlanmışlardır. Allah’a asla nankörlük etmezler. Dünya hayatına bağlanmazlar. Ahirete yönelmişlerdir. Gelecek endişesi taşımazlar. Tüm özelliklerini Allah’a borçlu olduklarını bilirler. Başlarına gelen her şeyi hayır gözüyle değerlendirirler. Allah’a, hükümlerine ve elçilerine gönülden itaat ederler.    Peygamberin sünnetine uyarlar. Şeytanı ve yandaşlarını düşman edinirler.  ( Şeytanın etkisine girmezler. )  Sadece Allah’ı ve inananları dost edinirler. Namaza titizlik gösterirler. Geceleri de ibadet ederler.           

    Allah’tan bağışlanma dilerler. Hem kendi günahları, hem de diğer müminlerin günahları için bağışlanma dilerler. Allah’a yakınlaşmak için gayret ederler.   

  Allah’a şükrederler. Tüm güçleriyle Allah yolunda mücadele ederler. Zorluklar müminleri imanlarından döndüremez. Bu nitelikler, Kur’an ve sünnete göre uzar gider.

Ne mutlu sağlam bir iman ile vasıflı mümin olabilenlere. Rabbimin selamı rahmeti ve mağfireti hepinizin üzerine olsun.

Günün Ayet-i Kerimesi

“Bunlar, (Allah’ın canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın aldığı müminler) tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır.  Mü’minleri müjdele.”

(Tövbe, 112)

Günün Hadis-i Şerifi

"Hiç biriniz kendiniz için arzu ettiğinizi (din) kardeşiniz için de arzu etmedikçe (kamil manada) iman etmiş olmaz"

(Buhârî, İman, 7; Müslim, İman, 17)

Günün Duası

"Allah'ım, bize artır, eksiltme, bizi yükselt alçaltma, bize ver mahrum bırakma, bizi üste çıkar, alta düşürme, bizi razı et ve bizden razı ol."

(Tirmizî, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an, 24)

Fıkıh Köşesi

Kur’an-ı Kerim’de kaç âyet bulunmaktadır?

Bilindiği gibi âyet, Kur’an cümlelerine verilen isimdir. Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamberden günümüze hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiştir. Ancak Kur’an-ı Kerim üzerinde noktalama çalışmaları yapılırken âyetlerin bölünüp numaralandırılmasında bazı küçük farklılıklar olmuş; söz gelimi, bazı âlimlerin müstakil âyet olarak belirlediği bir ibare bazı âlimlerce iki âyet olarak düşünülmüş; böylece âyetlerin numaralandırılması konusunda küçük farklılıklar ortaya çıkmıştır. Her ne kadar halk arasında Kur’an’daki ayet sayısının 6666 olduğu yönünde yaygın bir söylem varsa da doğrusu bu rakamın 6236 olduğudur.

NOT: Lütfi Şentürk Vaaz Örneği, Diyanet Aylık Dergi, sayı 132’den yararlanılarak hazırlanmıştır.

23 Mayıs 2019 - Ramazan Özel


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Bugün son iki aday kalsa Erdoğan'ı mı Yavaş'ı mı seçersiniz?