Türkiye, Avrupa'nın diyabet şampiyonu oldu

Türkiye'de 7 milyon diyabetli hasta var. Yani Türkiye yüzde 14.85 yaygınlık oranıyla, Avrupa ülkeleri arasında diyabet şampiyonu oldu. Diyabetin en büyük düşmanı ise egzersiz

HALK arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, günümüzde çığ gibi büyüyor ve 21. yüzyılın salgını olarak tanımlanıyor. Türkiye ne yazık ki bu tabloda başrolü oynuyor. Zira Türkiye'de bugün 7 milyon diyabetli hasta var. Yani yüzde 14.85 yaygınlık oranıyla, Avrupa ülkeleri arasında diyabet şampiyonu! Diyabeti tamamen ortadan kaldıracak mucize bir tedavi yok! Ancak diyet, egzersiz ve doğru tedaviyle kontrol altına almak mümkün. Diyabetin, multidisipliner bir yaklaşımla tedavi edilmesi gerekir. Bu nedenle hastalar; doktor, diyabet hemşiresi ve beslenme uzmanıyla birlikte hareket etmeli. Gaziantep SEV Amerikan Hastanesi Diyabet Merkezi Koordinatörü Dahiliye Uzmanı Dr. Derya Aydın; 'yüzyılın salgını' olarak tanımlanan diyabet hastalığıyla ilgili bilgiler verdi ve uyarılarda bulundu: 

 Halk arasında 'şeker hastalığı' olarak bilinen diyabet; insülin salınımı, insülin etkisi veya bu faktörlerin her ikisinde de bozukluk olması sonucunda ortaya çıkan, kandaki şeker (glikoz) düzeyinin yükselmesiyle karakterize bir hastalıktır.

TÜRKİYE ŞAMPİYON

21. yüzyılın salgını olarak tanımlanan diyabet hastalığı, her yaşta ortaya çıkması, toplumda sık görülmesi ve hayatı tehdit eden veya sonlandıran komplikasyonlara yol açması nedeniyle büyük önem taşımaktadır.  Günümüzde dünyada yetişkin nüfusun yüzde 8.3'ü diyabetli. 2013 itibariyle Türkiye'deki diyabet hastası sayısı 7 milyon. Türkiye, yüzde 14.85 yaygınlık oranıyla, Avrupa ülkeleri arasında diyabetin en yaygın olduğu ülke. Günümüzde diyabetteki korkutucu artışın en önemli nedenleri; hareketsiz yaşam tarzı, karbonhidrat ve yağdan zengin beslenme ile artan obezitedir. Genel olarak diyabetin iki tipi vardır. Tip 1 diyabet, çocuklarda ve gençlerde görülür. Tip 2 diyabet orta yaş ve yaşlılarda görülür. Bir de gebelik döneminde ortaya çıkan diyabet vardır.

KANINIZA BAKTIRIN 

Tip1 diyabet; pankreastan salgılanan insülinin eksikliğine veya yokluğuna bağlı gelişen diyabet tipidir. Genellikle çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıkar fakat daha geç yaşlarda da çıkabilir. Diyabet belirtileri aniden başlar ve şikayetler ciddiye alınmazsa hasta kendini kaybederek komaya girebilir. Çevresel etkenlerin çok fazla bir rolü yoktur.

Tip 2 diyabet ise genellikle orta yaş ve yaşlılık döneminde ortaya çıkar. Günümüzde daha erken yaşlarda görülebilmektedir. En sık görülen diyabet tipidir.

Tüm diyabetlerin yüzde 90'ı Tip 2 diyabetlidir. Tip 2 diyabetin tedavisinde şeker düşürücü ilaçlar kullanılır, gerekli hallerde ilaçlarla beraber ya da tek başına insülin kullanılır.

Diyabette tanı kan tahlili yapılarak konur. Yapılan kan tahlilinde, açlık kan şekeri 126 üzerindeyse veya herhangi bir zamanda alınan kanda, kan şekeri 200'ün üzerindeyse diyabet tanısı konur.

GENLERİNİZE GÜVENMEYİN HAREKETLİ YAŞAMAYA ÇALIŞIN

Tip 2 diyabet hastalarında genetik yatkınlık vardır; ancak ailesinde diyabet öyküsü olmayanlarda da diyabet gelişebilir. Örneğin, ailesinde hiç diyabetli olmayan birisi; hareketsiz yaşarsa, karbonhidrat ağırlıklı, sağlıksız bir beslenme şekli benimserse ve ideal kilosunun üstüne çıkarsa o zaman diyabeti davet eder.

Tam tersine, ailesinde diyabetli bireyler bulunan, genetik yapısında diyabet olan birisi; spor yapıyorsa, sağlıklı ve bilinçli besleniyorsa, ideal kilosunu koruyorsa, tıbbi açıdan destek alıyor ve kontrol altında hayatına devam ediyorsa diyabetten korunabilir.

45 YAŞ ÜSTÜ OLANLAR DİKKAT!

45 yaş üstü olanlar 

Ailesinde şeker hastalığı olanlar 

Fazla kilolu olanlar 

Gebelik döneminde kan şekeri yüksek olanlar 

4.5 kilogramın üzerinde bebek doğurma öyküsü olanlar 

Hipertansiyonu olanlar 

Trigliserid yüksekliği olanlar; diyabet açısından risk altında olan bireylerdir.

ŞEKER BELİRTİ VERİR

Çok su içme 

Ağız kuruması 

Sık idrara çıkma 

Kilo kaybı 

Bulanık görme 

Kaşıntı 

Ciltte kuruma 

Yorgunluk 

BU HATALARI YAPMAYIN

Tedaviyi bırakmak ya da düzenli yapmamak 

Diyete uymamak 

Egzersiz yapmamak 

Doktor kontrollerine düzenli gitmemek

HER TÜRLÜ HASTALIĞA DAVETİYE

Şeker hastalarında kalpdamar hastalığı ve felç riski artar.

Genellikle şeker hastası olmayanlara göre trigliserid ve kötü kolesterol düzeyleri yüksektir. Hipertansiyon da şeker hastalıklarında daha sık görülür.

Diyabet tedavi edilmezse; körlüğe varabilen görme bozukluklarına, ayağın kesilmesiyle sonuçlanabilecek ayak yaralarına, böbrek yetmezliğine, inmeye, kalp-damar hastalıklarına ve ani şeker yükselmesine bağlı şeker komasına neden olabilir.

TEDAVİDE HEDEF KORUNMAK

Diyabeti tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi yoktur. Bu konuda ruhsat almamış çeşitli bitkisel karışımların ilaç gibi kullanılması doğru değildir.

Şeker hastalığından tamamen kurtulmak mümkün değil; ancak diyet, egzersiz ve doğru tedaviyle kontrol altına almak mümkün.

Diyabetin tedavisinde en önemli iki unsur diyet ve egzersizdir. Bunlara ilaveten şeker düşürücü ilaçlar ve insülin kullanılır.

Her türlü ilacın istenmeyen etkileri olabilir. Bu durum diyabet ilaçları için de geçerlidir. Hastanın yaşına, kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları gibi durumlara göre uygun olan diyabet ilacı seçmek çok önemlidir.

DİYABET TEDAVİSİNDE DÖRT ADIM

Diyabetin tedavisinde uygulanan dört adım:

1. BİLİNÇLENME: Tedavide başarıya ulaşabilmek için diyabet hastalarının, beslenme, ilaçların kullanılması, yapacakları egzersizler konusunda eğitilmesi gerekir. Bu nedenle diyabet polikliniklerinde, doktorlar ve diyabet eğitim hemşireleri, hastalara diyabet hakkında bilgiler vermeli.

2. EGZERSİZ: Diyabetin bir salgına dönüşmesindeki en önemli etkenler sedanter (hareketsiz) yaşam biçimi ve obezite. Bu nedenle diyabetin tedavisinde egzersiz ve spor önemli yer tutar.

3. SAĞLIKLI BESLENME: Diyabetli hastaların kilolarına ve yaşlarına uygun sağlıklı bir beslenme programı uygulanmalı. Diyabet konusunda uzman bir beslenme uzmanı tarafından beslenme programı düzenlenmeli. Beslenme programının amacı ve detayları konusunda hastalar bilgilendirilmeli.

4. DOĞRU İLAÇ KULLANIMI: Diyabet hastalarının ilaç kullanmaları gerekiyorsa; ilaçlarını zamanında ve doktorun uygun gördüğü dozda kullanması konusunda eğitilmeli.

- 3. HABER

- Göğüs kanseri tedavisi için kilit gen bulundu

CAMBRİDGE Üniversitesi'nin araştırmasında "üçlü negatif göğüs kanserine" yol açan yeni bir gen keşfetti. BCL11A isim li genin göğüs kanseriyle bağlantılı olduğu görüldü. Araştırmacılar gendeki mutasyon sonucu meme hücrelerinin kanser hücreleri gibi davranmaya başladığını farketti. Genin aktivitesinin sınırlandırılması sonucu ise bu kanser türünün iyileşmeye başladığı tespit edildi.

13 Oca 2015 - 10:35 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Alanya Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Alanya Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Alanya Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Alanya Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.




Anket Alanya'daki yeni normalleşme kararlarını nasıl karşıladınız?