'Yargıçlara hakareti doğru bulmuyorum'

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, "YSK de şüphesiz eleştirilebilir. Kararları, gerekçeleri eleştirilebilir. Fakat ben hakimlerin, yargıçların bu anlamda hakarete uğramalarını doğru bulmuyorum." dedi

'Yargıçlara hakareti doğru bulmuyorum'
banner404

ŞENCAN, Mecliste gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Dün TBMM Genel Kurulunda, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Hayrettin  Nuhoğlu'nun, kendisine yönelik FETÖ ithamında bulunduğunun hatırlatılması üzerine  Şentop, bu sözleri TBMM ortamına yakıştıramadığını belirtti.

Nuhoğlu'nun böyle bir ithamda bulunmasını ayıp karşıladığını, bu  yüzden kendisine kürsüden cevap verdiğini söyleyen Şentop, "Çok net ifade  edebilirim; bu konuda en rahat siyasetçilerden, milletvekillerinden biriyim."  diye konuştu.

"Bu süreci farklı yorumlayan biri olduğunu" dile getiren Şentop,  devlet içindeki yapılanmasının boyutlarının fark edildiği andan itibaren FETÖ'ye  karşı bir tedbir alınmaya başlandığını, FETÖ üyelerinin de bu tedbirlere karşı  reaksiyon mahiyetinde bazı eylemlere giriştiğini söyledi.

Şentop, o dönem başbakan olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın,  bu yapılanmayla irtibatlı olduğu tespit edilenleri özellikle bürokraside kritik  görevlere getirmediğine, var olanların da bu görevlerden alınması için gayret  gösterdiğine şahit olduğunu vurguladı.

17-25 Aralık'tan sonra FETÖ elebaşının bir aracıyla dönemin  Cumhurbaşkanı'na mektup gönderdiğini hatırlatan Şentop, şöyle konuştu:

"Orada en dikkat çekmesi gereken husus oydu. Açıkça bunu kendisi  söylüyordu. 'Bizim arkadaşlarımıza karşı bir göreve gelme, yükseltme konusunda  bir direnç, engelleme var. Bunun kalkmasını istiyoruz.' gibi bir pazarlık  noktasını ortaya koymuştu. O zaman Cumhurbaşkanımız, başbakandı ve buna çok sert  tepki göstermişti.

Şunun için söylüyor; kendilerine karşı bu konuda devlet içinde  yapılanmalarını engelleyici bir tavır, tutum daha önceden geliştirilmişti.  Arkasından biliyorsunuz dersaneler olayı. Bunlara karşı onların reaksiyonu olarak  17-25 Aralık ortaya çıktı. 17-25 Aralık ortaya çıktıktan sonra farkına varılmış  değil, tam aksine devlet bu örgüte karşı bir mücadele yolu seçtikten sonra onlar,  devletin tavrına karşı bir reaksiyon geliştirmişlerdir. Onun üzerinde örgüte  karşı mücadele daha derinleşerek, genişleyerek devam etmiş, nihayetinde 15 Temmuz  aşamasına gelinmişti."

"18 Aralık'ta canlı yayında konuşma rahatlığına sahip biriyim"

FETÖ'nün yapılanması, amaçları ve derinliğiyle ilgili daha önceki  bilgilerin bugün bilinenlerle aynı olmadığına dikkati çeken Şentop, "Zaman içinde  yürütülen soruşturmalar, bu işin mahiyetinin daha doğru, daha kapsamlı  anlaşılmasını sağlamıştır. Bu bakımdan devletin bu konudaki operasyonlarında da  bu anlamda genişleme ve derinleme olmuştur." dedi.

FETÖ'nün yapısı, çalışma yöntemleriyle ilgili bilgi arttıkça devletin  tavrının da buna göre mahiyet değiştirdiğini ifade eden Şentop, şöyle devam etti:

"Milletvekili arkadaşımızın söz konusu ettiği şey; 18 Aralık yani 17  Aralık 2013'te FETÖ operasyonu ki biz ona bir hükümet darbesi teşebbüsü diyoruz.  Onu yaptıktan sonraki gün yapılan bir konuşma benim konuşmam. Şahit olan  arkadaşımız vardır orada. İsimler de bende var. Televizyona birçok siyasi  partiden, farklı görevlerde olan birçok kişiyi 17 Aralık'ta olanlarla ilgili  konuşmaya davet etmiştir, kimse gitmemiştir. O güne kadar da hiç kimse  konuşmamıştır. Olayların nereye gideceğini, mahiyetinin ne olacağını, 'gücün  kimde olduğunu' öğrenmeden kimse bu işe girmek istememiştir.

Ben 18 Aralık'ta canlı yayında bu konuda konuşma rahatlığına sahip  biriyim. Oradaki temel yaklaşım şu; Fetullahçı Terör Örgütü'nün yapılanmasını  biliyoruz ama o güne kadar bu yapılanma büyük ölçüde okullar, dersaneler, STK'ler  bağlamında bir yapılanmaydı. Devlet içinde de yapılanmasına dair bilgiler  alındıktan sonra bir müdahale olduğunu ifade ettim, 2010-2011'den itibaren."

"O günkü durumu ifade ettim"

Bu süreçte FETÖ'nün üzerine gidildikçe elde edilen yeni  perspektiflerin, operasyonlarda kullanılmaya başlandığını anımsatan Şentop,  şunları söyledi:

"17 Aralık'tan sonra yargı, güvenlik güçleri içinde FETÖ ile  bağlantılı bir yapılanma, harekete geçmiş ama FETÖ'nün bu hiyerarşik yapılanması  içinde diyelim 'o zamanki cemaat yapılanması içinde bir bütün olarak bilinen bir  hareket midir yoksa onun içerisinde bağımsız hareket eden bir yapılanma mıdır'  tartışması, 18 Aralık'ın tartışmasıydı. Benim ifade ettiğim husus odur. Orada  örgütün elebaşı olan şahsın vaazlarına ve kitaplarına atıf yapıyorum. Neden?  Çünkü o güne kadar ki söylem tamamen pasifist bir söylem, eylem bakımından,  devlete ve siyasete müdahale içermeyen, tamamen dini, ahlaki vaazlardan,  kitaplardan ibaret bir yapıydı. Dolayısıyla bunun bu şekilde bir hükümet  darbesine sonuç verecek bir hareketi, bir eylemi destekleyip desteklemediğine  dair o günkü durumu ifade ettim ben."

 "O şahısla yüz yüze karşılaşmam söz konusu değil"

Şentop, "Şunu açıkça ifade edeyim; burada o şahısla (FETÖ elebaşı  Gülen ile) hayatı boyunca yüz yüze görüşmeyen, karşılaşmayan belki birkaç kişiden  biri de benim. ABD'ye gitmediğim gibi onun öncesinde bir yerde, bir toplantıda  yüz yüze karşılaşmam söz konusu değil." dedi.

FETÖ konusunda 18 Aralık 2013'te herkesin bir yerlere saklanıp "Acaba  bunların elinde benimle ilgili bir şeyler mi var" diye korktuğu bir dönemde çıkıp  konuşan biri olduğunu belirten Şentop, "Bu rahatlığımı bugün de koruyorum. Başka  şeyler de söyleyebilirim. Devlet içinde ve siyasetteki yapılaşmalarla ilgili  tavrım sebebiyle kendileriyle zaman zaman çatıştığımı da ifade edebilirim.  Bunların siyaseten bazı sonuçları da oldu. Onu da söyleyeyim." ifadelerini  kullandı.

YSK'ye yönelik eleştiriler

TBMM Başkanı Şentop, bir gazetecinin, "Bir hukukçu olarak YSK  üyelerine yönelik eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna cevap  verirken de bugüne kadar bu konuya girmek istemediğini söyledi.

AK Parti'de 2012-2015 arasında seçim işlerinden sorumlu genel başkan  yardımcılığı yaptığını bir dönemde Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile kendisinin de  yakın çalıştığını dile getiren Şentop, bu dönemde zaman zaman YSK'ye dilekçeler  verdiklerini ve taleplerde bulunduklarını anlattı.

Şentop, Kurulun, söz konusu kararlarından memnun olduklarının ve  olmadıklarının bulunduğunu anımsatarak, "YSK de şüphesiz eleştirilebilir.  Kararları, gerekçeleri eleştirilebilir. Fakat ben hakimlerin, yargıçların bu  anlamda hakarete uğramalarını doğru bulmuyorum." değerlendirmesinde bulundu.

YSK'nin, 23 Haziran'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçimini yeniden yapacağı gibi daha sonraki 2023 seçimlerini de yürüteceğini  belirten Şentop, şunları söyledi:

"Hakimler bugün bunlar, başka gün de başka arkadaşlar olacak ama bu  kurullar devam edecek. Eleştiri sınırları içerisinde kalmak kaydıyla her şeyin  söylenmesi doğrudur ama bizim yargı kurullarına hakaret ederek, onları tahkir  ederek, itibarsızlaştırarak konuşmamız yanlış olur. Parlamento çatısı altında  bunu yapmak yanlış olur. Eleştiri her konuda sonuna kadar serbest olmalı, ama  hiçbir zaman hakarete varmamalı."

"Meclise gelmek için başvuran vatandaşların kayıtları daha önceden  yapılıyor"

Meclis'te, DHKP-C ile bağlantılı olduğu belirlenen biri kadın iki  kişinin gerçekleştirdiği terör eylemi girişimine ilişkin bir soru üzerine Şentop,  Meclise gelmek için başvuran vatandaşların kayıtlarının daha önceden yapıldığını,  "Ben falan ile görüşeceğim." diyerek gelen bir vatandaşın olmadığını söyledi.

Şentop, vatandaşların, milletvekillerinden randevu talebi aldıktan  sonra, milletvekilinin kendisi ya da danışmanları tarafından sistemden randevu  kaydının oluşturulduğunu, bu kayıtların da ziyaretçi kabul salonunda bulunan  çalışanların bilgisayarlarına düştüğünü anlattı.

"Milletvekilinin beyanı esas alınıyor"

Bununla ilgili de bir sorgulama yapılmadığını belirten Şentop, şöyle  devam etti:

"Milletvekilinin, benim şu ziyaretçim gelecek dediği zaman, 'Bir  bakalım, o ziyaretçiyi bir inceleyelim.' gibi bir yetkisi yok idarenin.  Milletvekilinin beyanı esas alınıyor burada. Güvenlik sistemimiz, entegre bir  sistem. Bu sistemde iki bakımdan bir engel olabilir. Meclisimizde bazı durumlarda  eylem yapan vatandaşlar oluyor, Meclisin kurallarını ihlal eden, bazı  milletvekillerimizin kendilerinden şikayetçi olduğu ziyaretçiler oluyor, bunlarla  ilgili ziyaretçi yasağı kararı alınıyor. Eğer böyle bir karar alınmışsa o şahıs  sistemde görülüyor ve girişi engelleniyor. Haklarında bir arama, yakalama kararı  varsa bununla ilgili de bilgilere ulaşılabiliyor. Bu görüldüğü takdirde girişi  engelleniyor."

Söz konusu terör eylemi girişiminde bulunan şahıslardan bir tanesinin  "Meclise giriş yasağı" bulunduğunu ve onun girişinin engellendiğini dile getiren  Şentop, diğer erkek şüphelinin de Meclise girdiğinde 1 saat 20 dakika kaldığını  söyledi.

Şentop, söz konusu kişinin, bu sürede milletvekili ile görüşüp  görüşmediğinin bilinemeyeceği, görüşmesi öncesinde milletvekilinin odasında başka  vatandaşların da olabileceğini ve onları da bekleyebileceğini söyledi.

Meclis'te iyi işleyen bir güvenlik sistemi olduğunun altını çizen  Şentop, şunları kaydetti:

"Genel olarak Emniyet Genel Müdürlüğünün sistemleriyle de bağlantılı.  Dolayısıyla mümkün olduğu kadar titizlikle arkadaşlarımız bu giriş çıkışları  takip ediyor. Bu konuda Mecliste çalışan bütün arkadaşlarımıza ve  milletvekillerimize de güvenlikle ilgili hususlarda çalışan güvenlik  görevlilerimizin işlerini kolaylaştırmalarını, onların işlerini zorlaştıracak bir  tavır, tutum içerisinde olmamalarını söylüyorum."

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2019, 19:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472