Kılıçdaroğlu: Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bizim yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var; kavgacı, birbirini kötüleyen siyaset anlayışına değil. Belediye başkanı adayı seçildi. Bekle, bekle, bekle seçimlere bilmem kaç gün kaldı, 'Efendim hakkında soruşturma açacağız.' Aç kardeşim, istediğin zaman aç, ne zaman istiyorsan aç" dedi.

Kılıçdaroğlu: Yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var
banner404

SİVİL toplum kuruluşları,  hemşehri dernekleri, esnaf odalarının temsilcileri ve muhtarlarla bir araya gelen  Kılıçdaroğlu, programda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bereketli ve zengin  toprakları olduğunu, dünyanın en zengin ülkesinde huzur ve barış içinde bir arada  yaşamak istediklerini söyledi.
Halka hizmet götürürken ayrımcılık yapmama, sevgi, hoşgörü, kin  tutmama ve birlikte yaşama felsefesini benimsediklerini anlatan Kılıçdaroğlu,  "Belediye başkanı arkadaşlarım, sana oy vermedi diye bir mahalleye veya bir  kişiye, 'Sen bana oy vermedin ben de senin sorununu çözmem' diyemezsiniz. 'Ben  senin sorununu çözeceğim' diyeceksiniz çünkü halk seni sorununu çözecek makama  getirdi. Ayrımcılık yapamazsınız. Pozitif ayrımcılığı güçsüz için yapacaksınız."  ifadeleri kullandı.
Birlikte yönetim anlayışının önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle  devam etti:

"Bu bağlamda, bizim yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var;  kavgacı, birbirini kötüleyen siyaset anlayışına değil. Belediye başkanı adayı  seçildi. Bekle, bekle, bekle seçimlere bilmem kaç gün kaldı, 'Efendim hakkında  soruşturma açacağız.' Aç kardeşim, istediğin zaman aç, ne zaman istiyorsan aç.  Eğer boğazımızdan aşağı haram lokma inmemişse hiç kimseden korkmayız biz. Biz,  hangi partiye oy verirse versin ülkemizi, insanımızı seviyoruz. Vatandaşlarımıza,  'Biz hizmet yaparken ayrım yapmayacağız, her kuruşun hesabını vereceğiz. Bu  iddiada olanlara, bu taahhütte bulunanlara oy verin' demek istiyoruz."
Kılıçdaroğlu, musluğu açarken 5, elektrik düğmesine basıldığında 4  çeşit vergi ödendiğini, kefen bezi alırken, dolmuşa binerken vergi ödendiğini  dile getirdi.
Bu vergilerin devlet bütçesine gittiğini kaydeden Kılıçdaroğlu,  "Dolayısıyla belediye başkanları, elde ettikleri geliri yani bütçeyi harcarken  halka hesap vermek zorundadır. Demokrasilerin çıkış kaynağıdır, bu. Vatandaşın  ödediği verginin hesabını vatandaşa veriyorsanız o ülkede demokrasi var  demektir." ifadelerini kullandı.

"HAKKIYLA, HUKUKUYLA, ADALETİYLE Mİ HİZMET EDİYORSUN?"
İzmir Büyükşehir Belediyesinin metronun kilometresini 50 milyon  liraya, Ankara Büyükşehir Belediyesinin 100 milyon liraya, İstanbul Büyükşehir  Belediyesinin ise 150 milyon liraya yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Nasıl  oluyor bu? Yer altında bir metro, makine aynı makine, mühendisler, işçiler aşağı  yukarı aynı. Aldıkları paralar üç aşağı beş yukarı aynı. Nasıl oluyor da bire üç  veya yüzde 100 veya yüzde 150 daha pahalı yapıyor diğer belediyeler? Hakkıyla,  hukukuyla, adaletiyle mi hizmet ediyorsun? Yoksa birilerini zengin etmek için mi  mücadele ediyorsun?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu, millete saygı duyduklarını, vatandaşın sorgulama  hakkının önündeki tüm engelleri kaldırmak istediklerini aktardı.
Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Cumhuriyet,  bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." sözünü anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bu bağlamda  verilen her hizmet, bir Cumhuriyet hizmetidir, insana, kadın erkek eşitliğine  saygı duymaktır. Demokrasinin güçlenmesi, beraber huzur içinde yaşamaktır aynı  zamanda." değerlendirmesinde bulundu.

"TÜRK TÜTÜNÜ OLMADIĞI ZAMAN BAZI FABRİKALAR SİGARA YAPAMIYORDU"
Kemal Kılıçdaroğlu, kendi kendine yeten bir Türkiye'nin nasıl ithalata  bağımlı hale geldiğinin sorgulanması gerektiğine dikkati çekti.
Bazı ürünlerin ithalatına değinen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle  sürdürdü:
"Yunanistan'dan 2018'de 115 milyon dolarlık pamuk ithal ettik. Öyle ya  Çukurova, Harran Ovası yok artık. Nerede peki? Niye, hangi gerekçeyle ekmiyoruz?  Kimin parasını veriyoruz 115 milyon dolarlık pamuğu ithal ederken? Sizlerin  parasını. Sizlerin sorması lazım. 'Nasıl oldu da hangi gerekçeyle Yunanistan'dan  pamuk ithal ediyoruz? Aynı şekilde 2018'de Yunanistan'dan ithal ettiğimiz buğday  için 28 milyon dolar ödedik. Buğday ekecek yer mi yoktu? Konya Ovası'na biz,  'buğday ambarı' diyorduk. Sadece Türkiye'yi değil, Orta Doğu'yu besliyorduk? Ne  oldu, niye bu hale geldik? Bu soruları, kendi vicdanınıza da bunu sorun diye  soruyorum. Aynı şekilde 13 milyon dolarlık tütün ithal ettik. Dünyada meşhur Türk  tütünü olmadığı zaman bazı fabrikalar sigara yapamıyordu. Ne oldu bu Türk tütünü?  Hangi gerekçeyle artık biz tütün ekmez, ekemez hale, noktaya geldik? Yunanistan,  ekilebilir alan bakımından bizden 10 kat daha küçük. Bunu sormamız ve  sorgulamamız lazım."

"AK PARTİ'Lİ KARDEŞİMİN DE OTURUP DÜŞÜNME ZAMANDIR"
Kılıçdaroğlu, vatandaşın kullandığı oya saygı duyduklarını ancak AK  Parti'lilerin de vicdani sorgulama yapması gerektiğini belirtti.

Bu seçmenlerin partiye 17 yıl destek verdiğini, tek başına iktidar  yaptığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "İstenen kanunlar, kararnameler çıktı.  İstenen müsteşarlar, valiler, kaymakamlar, her şey tayin edildi. Dünyanın  vergisini ödedik, 17 yıl. Bu sürede 70 milyar dolarlık özelleştirmeler yapıldı.  Şeker fabrikasından tutun Sümerbank, Etibanklara kadar bizlerin birikimiyle olan  fabrikalar satıldı. Eyvallah. Bir de borç altına girdik, 16 yılda Londra'daki bir  avuç tefeciye Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ödediği faiz, 149 milyar dolar.  Artık AK Parti'li kardeşimin de oturup düşünme zamandır. Nereye gidiyoruz? Kimin  parası bu? Borç ödemek için de borçlanır noktaya geldiysek oturup düşünmemiz  lazım. Memleket, bizim memleketimiz." diye konuştu.

Bir memleketin üretimden koparılmasının beka sorununa neden olacağını  savunan Kılıçdaroğlu, "Sen nohudu, canlı hayvanı, samanı dışarıdan alırsan,  Yozgat'ın kokulu mercimeği dururken gidip Brezilya'dan, Meksika'dan alırsan o  zaman bir sorunumuz, derdimiz var demektir." görüşünü paylaştı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, milliyetçiliğin vatanseverlik,  bayrağa saygı anlamına geldiğini söyleyerek, şunları kaydetti:
"Hiç kimse, 'Ben senden daha vatanseverim' deme hakkına sahip  değildir. Bir arada, kıvançta ve tasada berabersek hepimiz vatanseveriz. Sorum  şu; Sümerbank'ı, Etibank'ı, Şeker Fabrikasını satarsın anlarım peki silah  fabrikasını yabancı bir orduya satarsan ben ne diyeceğim şimdi? Sakarya'daki tank  palet fabrikası, 20 milyar dolarlık bir fabrika. Bugün kurmaya kalksanız 20  milyar dolarlık bir fabrika. Bu fabrikanın en büyük ortağı şu an Katar oldu.  Yüzde 49,9'una sahip. Nasıl verildi bilen var mı? Hayır. İhale mi yapıldı? Hayır.  Niye verildi? O fırtına obüslerinin yapıldığı fabrikadan söz ediyorum. Hangi  gerekçeyle niye verildi? Katar Emiri'nin verdiği uçak karşılığında mı verildi? Bu  sorunun cevabını şu ana kadar almış değilim? Her şeye eyvallah ama bir ülkenin  silah fabrikasının yabancı bir orduya satılması, ülkenin namusuyla oynamak  demektir. Bu kadar açık ve net söylüyorum. Hangi devlette silah fabrikası  yabancılara satılmış? Yok böyle bir şey, tarihimizde yok. O açıdan bu seçimler  önemlidir."

Toplumun sorgulamaması için dar bir alana sıkıştırıldığını ve bir  iftira kampanyası üzerinden siyaset yapıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, bunun  yanlış olduğunu, siyasetin neredeyse bir iç kavgaya dönüştürülmek istendiğini  ancak siyasetin aslında bir hizmet yarışı olduğunu sözlerine ekledi.

Daha sonra otelin bahçesinde "barış güvercini" uçuran Kılıçdaroğlu,  yapımı devam eden Yıldıztepe Sosyal Yaşam Merkezi inşaatını inceleyerek  çalışmalar hakkında bilgi aldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

banner479