Adnan Oktar’a operasyonda yeni gelişme

Adnan Oktar ve grubuna yönelik 4 ilde 120 adreste yapılan operasyon sürüyor. Kandilli'de bulunan bir villada gerçekleştirilen operasyonda 9 kadın gözaltına alındı. Bir çevik kuvvet otobüsüne bindirilen 9 kadın Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne doğru yola çıkarıldı. Diğer yandan Adnan Oktar'ın örgütünden ayrılan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca basına örgüt hakkında çok özel açıklamalarda bulundu.

Adnan Oktar’a operasyonda yeni gelişme
banner404

Operasyonun devamında aynı villadan 13 erkek de gözaltına alındı. Böylece Adnan Oktar grubunun kullandığı ve 100 odası olduğu belirtilen villadan 22 kişi gözaltına alınmış oldu. Gözaltına alınanlar, çevik kuvvet otobüslerine bindirilerek Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne doğru yola çıkarıldı.

GÖZALTI SAYISI 181 OLDU

İstanbul Polisi’nin Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar ve yapılanmasına yönelik düzenlediği operasyonda gözaltına alınanların sayısı 181 oldu. Şüpheliler Çevik Kuvvet araçlarına bindirilerek Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Dosya kapsamında aranan 54 kişinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Öte yandan, Kandilli’deki villada yapılan operasyon sırasında iki kişinin polise doğru silahla ateş ettikleri öğrenildi. İki kişinin tabancalarındaki şarjörleri boşattıktan sonra gözaltına alındıkları belirtildi.

ADNAN OKTAR’IN YANINDAN AYRILANLARDAN FLAŞ AÇIKLAMALAR

Adnan Oktar ve grubuna yapılan operasyonun ardından, grupta uzun yıllar kalan ve yakın zamanlarda ayrılan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca yaşadıklarını DHA’ya anlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda “Adnan Hoca” olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik sabah saatlerinde operasyon başlatıldı. Başta Adnan Oktar olmak üzere grupla bağlantısı bulunan 170 kişi gözaltına alındı. Grup içerisinde yer alan ve yakın tarihlerde bağlantılarını koparan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca, Adan Oktar ve çevresi hakkında açıklamalarda bulundu.

“KANDIRDILAR”

Ceylan Özgül, “2006 yılının sonunda örgüte dahil oldum. Üniversite yıllarının sonunda, 24-25’li yaşlarda girdim. Örgüt, zaman içerisinde evrim geçirdi. Benim girdiğim yıllarda televizyonları yoktu. Şu anda olan kıyafetler, görüntüler ve danslar yoktu. Benim dahil olduğum zaman Harun Yahya ismiyle çıkartılan kitaplar, konferanslar gibi faaliyetler vardı. Bu faaliyetlerin faydalı olduğunu düşündüğüm için, bu şekilde beni kandırdılar” dedi.

“BULUNDUĞUM HÜCREDE KADINLAR HAPİS HAYATI YAŞARLARDI”

“Örgüt içinde ‘hücre’ sistemi vardı. Herkes her şeyi bilmez” diyen Özgül, “Zaman içerisinde öğrenirsiniz bilgileri. Vakit geçirmeniz gerekir. Siz sadece kendi hücrenizde yapılan şeyleri öğrenirsiniz. Bana son zamanlarda bazı mahrem bilgiler açılmaya başlandı. Bunlardan bazıları da Türkiye aleyhine yapılan faaliyetlerdi. Bu bilgileri öğrendiğim 2013’te kaçma girişimim oldu. Fakat başarısız oldum. Çünkü benim bulunduğum hücrede kadınlar hapis hayatı yaşarlardı. Doktora bile yanınızda birisi olmadan, gidemezdiniz. Yanınızda gardiyanlar vardır. Doktor sizi kabinde muayene ederken bile yanınızdadırlar. Doktora gideceğim diye hastaneden randevu alıp, kaçmayı denedim. Fakat yakalandım. 2017’ye kadar baskı altında kaldım. 2017’de kaçtım” diye konuştu.

“BANA, ‘HER ŞEYİ SORGULAMA, SANA DENİLENİ YAP’ DEDİ”

Özgül şöyle devam etti:

Örgütten ayrılma aşamasında beni ilk rahatsız eden Türkiye aleyhine faaliyetlerdi. Amerika’daki çok fazla sayıda düşünce kuruluşuna Türkiye hakkında verilmesi sakıncalı olan bilgiler veriliyordu. Kaçmadan önce Adnan Oktar’la bu konuyla alakalı kavga etmiştim. Bana, ‘her şeyi sorgulama. Sana denileni yap’ demişti. Ben örgüt içinde yer alan hücrelerden ‘Bacılar’ grubundaydım. Dışarıdan gelen bir kadının ‘Bacılar’ grubuna sıfırdan girmesi çok nadir olan bir şeydi. Yeni gelenler genel olarak ‘Kız kardeşler’ grubuna dahil oluyorlardı. Yeni gelenler eskilerin yanına çok fazla dahil olmuyorlar. Yeni dahil olanlar erkek arkadaş sistemi ile dahil olmaya başladılar. Burada haremlik, selamlık bir yapı söz konusuydu.

7, 10, 14, 17 YAŞINDA TACİZ EDİLEN KIZLAR VARDI”

Örgüt içerisinde küçük çocukları taciz ettiklerini belirten Özgül, “Örgütten ayrıldıktan sonra çok sayıda tehdit aldım. Bunun için yargıya başvurarak, Adnan Oktar’a karşı uzaklaştırma kararı çıkarttım. Rahatsız olduğum ve kendimi güvende hissetmediğim için. Oktar’ın etrafında sadece silahlı kişiler dolaşıyor. Benim bulunduğum yerlere geldiği için ve bu tip tehditleri olduğu için yargıya başvurdum. Bunun üzerine örgütün bana karşı saldırıları, iftiraları ve itibarsızlaştırma çalışmaları çok daha fazla arttı. Örgütün en çok iç acıtan yaptığı suçlardan bir tanesi; 7, 10, 14, 17 yaşında taciz edilen kızlar vardı. Bunların arasında müşteki olanlar da var. Hiç azımsanmayacak sayıda değiller. Benim gördüğüm kadarıyla bu tacize uğrayanların müşteki sıfatıyla davaya dahil olmasının ardından süreç çok daha hızla hareket etti. Biz gittik yetkililere her şeyi anlattık. Arka planda neler olduğunu bilmiyorduk” dedi.

“AİLENİZİN YANINDAN AYRILMAYIN”

Özgül, gençlerin bu tarz örgütlere karşı dikkatli olmalarını ve ailelerine sırt çevirmemelerini belirterek, “Bu örgüt ve buna benzer diğer örgütlerle alakalı olarak: Aileniz sizi seviyor ve önem veriyor. İnsan genç yaşta ailesini dinlemek istemiyor. Karşısına çıkan bir şeye kendisi karar vermek istiyor. Hâlbuki deneyim satın alınamayan bir değer. İnsan bazen istemese bile ailesini dinlemesi gerekiyor. Ailenizin yanından ayrılmayın. Onların size sahip çıkmasına izin verin” diye konuştu.

“ÖRGÜT İÇİNDE YAŞI KÜÇÜK, REŞİT OLMAYAN KIZLAR OLDUĞUNU BİLİYORDUM”

13 yıl örgüt içerinde kaldığını belirten Ümit Kuruca ise, “Burada hücre sistemi vardı. Ben en yakınında olmama rağmen, bilmediğim birçok konu vardı. Arabasını kullanıyor, telefonlarına bakıyor, bütün organizasyonlarına bakıyordum. Aynı evde kalıyordum bu adamla. Buna rağmen benim de bilmediğim birçok konu ile karşılaştık. Örgüt içinde yaşı küçük, reşit olmayan kızlar olduğunu biliyordum. Ama daha da fazla olduğunu öğrendik” dedi.

“YURT DIŞINDAN ÖRGÜTE KARŞI YÜKLÜ MİKTARDA FİNANS SAĞLANIYORDU”

Kuruca, “Örgüt içinde erkekler kısmında bölüm bölüm herkesin faaliyet yaptığı alanlar vardı. Kimisi yurt dışı bağlantılarını kurardı. Örgüte İsrail ve Pentagon tarafından yüklü miktarda paralar gelirdi. Kimi zaman hediye kisvesi altında çok pahalı hediyeler gelirdi. Yurt dışından örgüte karşı yüklü miktarda finans sağlanıyordu. Televizyona sürekli İsrail ve Amerika’dan misafirler gelip, programlara çıkıyordu. Bunların arka planında o kişilerin para karşılığında fikirlerini ülkemizde anlatması yatıyordu” diye konuştu.

“BAŞKANLIK SİSTEMİNE KARŞIYDI”

Adnan Oktar’ın başkanlık sistemine tamamen karşı olduğunu belirten Kuruca, “Başkanlık sistemini Abdullah Öcalan’ın desteklediğini, çok yanlış olacağı şeklinde devlet büyüklerimize aba altından sopa göstererek, yıllarca faaliyette bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı özelde eleştiriyordu. Birçok devlet büyüğünü özelde eleştiriyordu. Özel sohbetleri ve televizyondaki açıklamaları tamamen terstir. Bir anda gelişen bir şey olmadı. Çünkü oraya yıllarınızı veriyorsunuz. Oradaki arkadaşlarınızı seviyorsunuz. Allah adıyla kandırıldığımız için bazı şeyleri algılayamadık. Yaşımız çok küçüktü. Ben örgüte girdiğimde 18 yaşındaydım.  Birçok şeyi zamanla daha iyi anlayabildim. Biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” ifadelerini kullandı.

ADNAN OKTAR'IN AVUKATINDAN FLAŞ AÇIKLAMALAR

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerinin bu sabah düzenlediği operasyonda gözaltına alınan ve kamuoyunda 'Adnan Hoca' olarak bilinen Adnan Oktar'ın avukatı Atanur Demir, basına açıklama yaptı. Demir, "Kaçarken yakalandığı haberi bilgisi doğru değil" dedi.

Avukat Atanur Demir, meslektaşı Heyam Fidan ile Fatih Vatan Caddesi’ndeki  İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesi karşısında Adnan Oktar ile görüşmesi öncesi yaptığı açıklamada, “İlk görüşmemiz gözaltıyla ilgili bir usulsüzlük söz konusu mu? Üzerinde bir baskı var mı? Gözaltına hukuka aykırılıklar var mı? Bunları tespit için görüşme yaptık. Herhangi bir baskı olmadığını söyledi. Sağlık durumu da yerinde. Kendisinin bir takım talepleri oldu. Çamaşır, ilaç gibi. onları karşılayacağız.Savunma ile ilgili bir görüşme yapmadık çünkü zaman kısıtlıydı. Şimdi gireceğiz savunma ile ilgili görüşmelerimizi yapacağız” dedi.

“SORUŞTURMAYA BİR ANLAM VEREMEDİ”

Demir, “Operasyonla ilgili çok detaylı konuşmadık çünkü daha operasyonun şoku üzerinde. Bu konuyla ilgili aslında düşünmek de istemiyor. Biz de üzerine gitmedik. Genel olarak diyor ki; biz bu ülkenin yıllardır gündeminde, medyanın gündeminde olan birisiyim. Devletle iç içe olan birisiyim. Herhangi bir hukuka aykırı hareketim olmadı. Soruşturmaya bir anlam veremedi. üzüldüğünü söyledi. Kendisini aklayacağını düşünüyoruz. Türkiye’de OHAL şartları devam ettiği için usul yasalarında herhangi bir değişiklik yapılmadı. OHAL şartları devam ediyor. 7 gün gözaltı süresi var. Bir 7 gün daha Cumhuriyet Savcısı bunu uzatabilir. Gözaltındaki kişi sayısı göz önüne alındığında 14 günü kullanacaklarını düşünüyoruz. Dosyada kısıtlılık kararı var. Biz avukatlar dosyayı inceleyemiyoruz. İddia kapsamındaki delilleri biz göremedik. Göremediğimiz için müvekkilimizle bu deliller hakkında konuşamıyoruz” diye konuştu.

“KALSİYUM TAKVİYESİNE İHTİYACI OLDUĞUNU SÖYLEDİ”

“Türkiye’de bir değişim var. Emniyette de bunu görüyoruz. Biz uzun yıllar bu soruşturmaların içerisindeyiz. Kolluk kuvvetlerin Adnan Oktar’a karşı herhangi bir baskısı söz konusu değil. Kendisiyle de görüştüğümüzde bunu açık olarak ifade etti. Kendisinin sağlık problemi yok. Kalsiyum takviyesine ihtiyacı olduğunu söyledi. Onu da temin edeceğiz.”  diyen Demir, “Tüm yakın çevresi gözaltında; bakıcısı, hizmetçisi, güvenlik görevlisi tamamı gözaltına alındı. Çok geniş kapsamlı bir operasyon. Muhtemelen aleyhe delil olarak yapılmış gözaltılar. Tüm mal varlığına el konulmuş durumda. Araçlarına el konulmuş durumda. Bunlar mahkeme kararıyla uygulanabilecek tedbirlerdir. Ancak savunma olarakta bunlara itiraz yolu açıktır. Biz bunların tamamına itiraz edeceğiz. Şimdilik bu belgeleri temin edeceğiz. Görevimiz bu kolluktan bu belgeleri temin edip hukuki yollara başvuracağız” ifadelerini kullandı.

“GÖZALTI KARARINA İTİRAZ EDECEĞİZ”

Atanur Demir, “Dosyada kısıtlılık kararı var. Belli deliller saklanabiliyor. Usule ilişkin belgelerle ilgili bir yasak var. Bunlar vekilden saklanamıyor. Bunları temin edeceğiz. İtiraz yoluna müracaat edeceğiz. Gözaltı kararına itiraz edeceğiz. Mal varlığına tedbir konulması kararlarının tamamına itiraz edeceğiz. Bunlarla ilgili Sulh Ceza Hakimliği çok kısa sürede karar verecek bunları da sizinle paylaşacağız” şeklinde konuştu.

“ADLİ TIP TARAFINDAN VERİLECEK BİR RAPORLA SABİT OLUR (AKIL SAĞLIĞI SORUSU)”

Sağlığı ile ilgili herhagi bir raporun olup olmadığına ilişkin soruya Atanur Demir, “Kaçarken yakalandığı haberi bilgisi doğru değil. Akıl sağlığının yerinde olup olmaması ile ilgili mesele Adli Tıp tarafından verilecek bir raporla sabit olur. Bu cezasızlık sebebidir. Ancak gündemimizle böyle bir konu söz konusu değil. İleriki aşamada biz hukukçu olarak bunu değerlendiririz. Onunla ilgili bizim gözlemimiz önemli, müvekkilin talebi önemli, mahkemenin gözlemi, yargı makamlarını gözlemi önemli şuan gündemimizde savunma olarak böyle bir düşüncemiz yok” diye cevap verdi. 

Güncelleme Tarihi: 12 Temmuz 2018, 01:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479