Haber dilinde kullanılan ‘altın vuruş’ değerlendirmesi

Habercilerin, aşırı dozda madde alarak hayatını kaybeden birey için ‘Altın vuruş ya da altın doz yaptı ve öldü’ ifadelerini kullanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Bağımlı Danışmanı Narkotik Uzmanı Emekli Polis İsa Altun, ‘altın’ kelimesinin zihinlerde olumsuz algı oluşturduğunu belirterek, konuyla ilgili detaylı bilgilendirmelerde bulundu.

Haber dilinde kullanılan ‘altın vuruş’ değerlendirmesi
banner404

BAĞIMLI Danışmanı Narkotik Uzmanı Emekli Polis İsa Altun, madde bağımlılığıyla mücadelede her şeyi sadece devletten beklemeden, toplumun bütün kesimlerine iş düştüğünü söyledi. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında verilen eğitimlere vakit buldukça katıldığını vurgulayan Altun, “Eğitimcilerin içinde akademik kariyer yapmış insanların bile anlatımlarında vahim hatalar görüyorum. Örneğin, ‘madde kullandıktan sonra bir süre zevk verir, uçurur, mutlu eder, haz sağlar, bir süre hafıza unutur’ gibi ifadelere şahit oluyorum. Bu anlatım tarzı ergenleri maddeleri teşvik etmekten başka bir işe yaramaz. Bu tür anlatımların önüne geçilmelidir” dedi. 
“Çok çirkin ve kasıtlı buluyorum” 
Maddenin etkisini anlatırken, maddeyle mücadelede kamuoyunu yönlendiren ve bilinçlendiren yazılı ve görsel medyaya da görev düştüğünü ifade eden İsa Altun, “Görsel ya da yazılı medyada ‘Esrar kansere karşı ilaç olarak kullanılacak ya da falan filan ülkede yasal olarak tıpta kullanılıyor’ şeklindeki ifadeleri çok çirkin ve kasıtlı buluyorum. Bu maddeyi sanki aklamak ya da teşvik etmekle eş anlamlıdır. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım tarzıdır. Bilhassa kimlik ve kişilik arayışının zirvede olduğu ergenlik dönemdeki bu yaş grubunun da aklını karıştırmaktadır” diye konuştu. 
Haber dilinde kullanılmasının önüne geçilmelidir” 
Esrarın asla masum bir madde olmadığının altını çizen Altun, esrar maddesinin içindeki tetrahidrakarbon maddesinin uzun süreli kullanımlarda halüsinasyon yaptığının bilimsel olarak tespit edildiğini söyledi. Habercilerin, aşırı dozda madde alarak hayatını kaybeden birey için ‘Altın vuruş ya da altın doz yaptı ve öldü’ ifadelerini kullanmasıyla ilgili değerlendirmede bulunarak şöyle konuştu: 
“‘Altın’ kelimesini zihinlerde olumsuz algı oluşturuyor. Piyasada daha çok ergenlerin kullandığı ‘Bally’ ya da ‘ Tiner’ adıyla yer alan kimyasalların kokusu da değişmelidir. Bu maddeleri kullanan bağımlılarla yaptığım görüşmelerde kokuların teşvik edici olduğu yönündedir. Tiner ya da Bally’in kokusunun tiksindirici olması yönünde görüş bildirdiler. Haberlerde ‘Uyuşturucu madde‘ ibaresi yerine ‘Kimyasal terör’ ya da ‘Öldürücü madde’ tabiri okuyucu üzerinde daha etkilidir. Konuştuğum bağımlılar da günlük sorunlardan kaçış için ‘uyuşmak’ için madde kullandıklarını sıkça ifade etmektedirler. Dolayısıyla doğal ya da kimyasal olarak sonuçta kişinin ruh ve beden sağlığını bitiren bu maddeler için en uygun dil ‘kimyasal terör ya da öldürücü maddeler’ ifadesidir. Gazetelerin 3. Sayfasında ‘çocuk ya da ergen yaşta bağımlı oldu. Tuzağa düşürüldü gibi ifadelerin yanı sıra ‘kurban’ gibi ifadelerin haber dilinde kullanılmasının önüne geçilmelidir. Yüklü miktarda ele geçirilen maddelerin organize suç örgütleri tarafından yapıldığı kuşkusuzdur. Konuya ilişkin olarak toplumu zehirleyen, hayatları karartan suç çetelerinin elebaşları için ‘Baba, patron ya da Baron’ gibi ifadelerden süratle kaçınılması gereklidir” 
“Madde bağımlılığı durdurulabilen bir beyin hastalığıdır” 
TV ya da gazetelerde verilen demeçlerde ‘Uçurur, zevk verir, kanatlandırır ama sonrasında süründürür’ gibi görsel sunumların ve ifadelerin internet ortamında sergilendiğini aktaran Altun, ‘Kimyasal terör’ asla uçurmaz. Kanatlandırmaz. Bu gibi sunumların görsel medyada yer alması teşvik edicidir. Madde bağımlısı olmuş kişilerin haber edilmesi sırasında sıkça yapılan hatalardan birisi de madde kullanımının sadece boşanmış ailelere ya da ‘sokak çocuklarına’ atfedilmiş gibi görünse de madde bağımlısı olan bireylerin büyük bölümü ailesi ile birlikte yaşamaktadır. Madde bağımlılığı durdurulabilen bir beyin hastalığıdır. Tedavisi de mümkündür. TV’lerde ve bazı yayın organlarında sanki tedavisi zormuş ya da imkânsız gibi bir algı oluşturmakta bağımlı olup da tedavi olmak isteyenlerin umudunu kırmaktan başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner495

banner516

banner470

banner452

banner449

banner518

banner481

banner472

banner479