ALKÜ'de keyifli söyleşi

AGC Başkanı Mehmet Ali Dim ve Başkan Yardımcısı Gaye Coşkun ALKÜ’de öğrenciler ile bir araya geldiler. Yazılı ve görsel basının masaya yatırıldığı söyleşide geçmişten günümüze genel değerlendirilmeler yapılırken ‘Yeni Medya’ kavramı konuşuldu

banner404

Ceren Şahin 

DİM Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Alanya Gazeteciler Cemiyet Başkanı Mehmet Ali Dim ile aynı zamanda AGC Başkan Yardımcısı da olan Alanya Kadın Haklarını Koruma Derneği Başkanı Gaye Coşkun, Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrencileriyle buluştu. Söyleşi kapsamında ‘Yeni Medya’ kavramı dahilinde sosyal medya araçları ve yazılı basının geleceği üzerine değerlendirmeler yapıldı. Duayen gazeteci Dim ve Coşkun, yazılı ve görsel basının geçmişten günümüze gelişimi ve değişimine ilişkin birikimlerini öğrenciler ile paylaştı. Yanı sıra ‘Yeni Medya’ kavramı dahilinde sosyal medya mecralarının önemine de dikkat çekildi.
‘YENİ MEDYA’ BİR KARIŞIMDIR
Duayen gazeteci Dim, geleneksel medyayı ev yemekleri yapan bir lokantaya, sosyal medyayı ise ‘facefood’ ürün tüketebileceğiniz bir mekana benzetti ve ‘yeni medya’ kavramını da her ikisinin karışımı olarak tarifledi. Dim “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir dünyanın içerisine girdik. Yeni medya da böyle. Sosyal medya araçları hayatımızın her alanında varlar. Aranızda sosyal medya araçlarını kullanmayan biri var mı? Şüphesiz ki burada bulunan herkes sosyal medya araçlarının herhangi birini kullanıyor. Kiminiz ‘Facebook’, kiminiz ‘İnstagram’, kiminiz ‘Twitter’ kullanıyorsunuz. Mutlaka birini kullanıyorsunuz belki birini değil daha fazlasını kullananlarınız da var. Demek ki hayatımızın gerçeği. Bu mana da yeni medyanın en önemli rolünü sosyal medya oynuyor. Doğal olarak sosyal medyanın gazetecilik mesleğinde ‘facefood’ anlamına gelen bir karşılığı var. Facefood dediğimiz olay insanların bir an önce habere doyduğu, hızın hakim olduğu lakin maalesef ki bu noktada tıpkı karşılığı gibi de her zaman tartışılan bir tarafı var. Facefood besinler nasıldır? Kolay ulaşabildiğiniz, pratik lakin sağlıklı olup olmadığı her zaman tartışılan bir beslenme çeşidi. Lakin geleneksel bir lokanta için bu tartışmaları duyamazsınız. Geleneksel ve profesyonel anlamda icra ettiğimiz gazetecilik mesleğinde de durum aslında tam olarak böyledir. Geleneksel medyada nitelikli ve kendine özel, insanların daha çok doyduğu haberler bulursunuz. Sosyal medyada ise pek çoğu da yanlış olan küçük bilgiler bulursunuz. İşte yeni medya dediğimiz kavram bu ikisinin karışımından oluşuyor. Yeni medya kavramının ortaya çıkışıyla birlikte de 3 milyar insanın internete bağlı olduğunu düşündüğümüzde bu 3 milyar insanın da gazetecilik yaptığını görüyoruz. Zira internete sahip bu kadar insan içerisinde bulundukları ortamlardaki haberleri internet üzerinden paylaşıyorlar. Dolayısıyla farkında olmasanız da günümüz dünyasında internete sahip olan herkes siz de dahil olmak üzere gazetecilik yapıyorlar, yapıyorsunuz” şeklinde konuştu. 
‘TÜRKİYE’DE İNTERNET HIZI DA ALT YAPISI DA KÖTÜ’
Teknolojik açıdan gelişen ve değişen düzene Türkiye’nin ayak uydurması gerektiğini ifade eden Dim internet hızı ve alt yapısı noktasında eleştirilerde bulundu ve “Gerçekten Türkiye’de internet hızı da kötü, alt yapısı da kötü, kullanım kotaları da yetersiz. Türkiye’nin acilen kendisini bu konuda yenilemesi ve geliştirmesi lazım. Ki yeni çağa ayak uydurabilsin. Bu ihmal edilebilecek bir şey değildir. Amerika’da 2016 yılı sonu itibariyle her 100 televizyondan 86’sı internete bağlıydı. Türkiye’de ise aynı yıl, yani 2016’da bu rakam yüzde 24’ü gösteriyordu. 100 televizyondan 24 ü internete bağlıydı. Türkiye bu teknolojinin neresinde diye soracak olursanız, daha çok uğraş vermemiz gerekir diye düşünüyorum” dedi.  
‘HIZ DOĞRU HABERİN EN BÜYÜK ENGELİ’
AGC Başkan Yardımcısı Gaye Coşkun da gazetecilik mesleğini geçmişten günümüze ele aldığı konuşmasında “Konumuza girmeden evvel ben özel bir parantez açarak ‘medyada kadın’ kavramına yer vermek istiyorum ki, medyada kadına yönelik dil aslında çok güzel değil. Dolayısıyla sizlerinde medya ve kadın noktasında bir soru işareti koymanızı istiyorum. Konumuza dönecek olursam eğer bizler için eskiden nasıldı? Öncelikle bunu anlatmam gerekiyor. Gazetecilerin görevi, haber kaynağına gitmek, gözlem yapmak, notlarını almak, soru sorup daha fazla bilgi edinmek ve haberi en doğru, doyurucu şekli ile getirmekti. Getirene kadar zaten doğru olmak zorundaydı. Lakin bugün karşı karşıya olduğumuz manzara hiç böyle değil, değil mi? Hız yarışı yeni medyada bilginin doluluğuna inanılmaz bir engel. Çünkü ‘İlk ben yayınladım’ kaygısı, yanı sıra reyting kaygısı var bu dünyada. Bu kaygı neden var peki? Reyting medyanın ticari yönünü etkiliyor, dolayısıyla reklam verenle ilişkinizi etkiliyor. Dolayısıyla zamana karşı vermiş olduğunuz bu yarış bilginin doğruluğunu test etme sürecini ortadan kaldırıyor. ‘Sen bunu bir at da sonra doğruluğunu araştırırsın’ diyerek süreci götüren bir gazetecilik mesleği söz konusu. Maalesef böyle bir tablo var. Güven noktasında neredeyiz diye bu sebeple sordum? Hız ve zaman yeni medya kavramı doğrunun ve gerçeğin peşinde koşmakta karşımıza çıkan en büyük engel biz gazeteciler için. Elimizden geldiğince hızlanmaya çalışıyoruz ama bu zamanın hızına yetişmek de gerçekten bir hayli zor. Sizlerin yapması gereken şey sanıyorum ki seçici olmak. Hangi kaynaktan verim aldığınızı tespit etmeniz ve bu noktada doğru haber alabildiğiniz kaynakları seçmenizde fayda var. Zira okuyucuların göstereceği bu seçici tavır gelecekte bizlerin emeğine de değer kazandıracaktır” ifadelerine yer verdi. 
Soru cevap üzerine şekillenen keyifli söyleşinin ardından öğrenciler sunmuş oldukları değerli birikimler adına Mehmet Ali Dim ve Gaye Coşkun'a teşekkür etti.

Güncelleme Tarihi: 07 Kasım 2018, 17:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479