Fikirler ölmez!

24 Ocak 2018. Alanya mevsim gereği yağmura teslim. Bulutların ardından ara ara yüzünü gösteren güneşe hasret yaşıyoruz şu günlerde… Yağmur kimine göre ‘kasvet’tir. Kimine göre ‘huzur’… Hissedilenler değişkenlik gösterebilir.

Ocak ayının 24’ünde benim hissettiğim tek şey ise derin bir iç sızısı oluyor…

Park halinde bulunan bir araba ve bu arabaya sinsice yerleştirilen o bombanın patlaması sonucu ciğerleri dolduran kesif yanık kokusu ve karlar üzerinde yer yer kan kırmızı, yer yer de isli kara bir görünümün yarattığı iç sızısı. Hüzün ve öfke… Hepsi bir arada!

Bugün, günlerden Uğur. Gazeteci yazar Uğur Mumcu!

Mumcu’nun katledildiği gün henüz 4’üncü yaşımı doldurmamıştım. O kara günü hatırlamam zor. Hoş, bu iç sızısını hissetmek için de o günü bizzat yaşamak lazım değildir. Lakin Ahmet Taner Kışlalı’nın katledilişini hatırlıyorum mesela. 1999 yılı, ekim ayının 21’ini gösterirken takvimler, okuldan eve geldiğimde annem ağlıyordu! Evladını kaybetmişçesine içten, kardeşini kaybetmişçesine içten ağlıyordu. Babamı aramıştı: “Hüseyin, Ahmet Taner Kışlalı’yı öldürdüler tıpkı Mumcu gibi” demişti iç çekerek. Annem ağladı, babam ağladı. Türkiye’nin aydınlık yüzlerinden damla damla aktı gözyaşları o gün…

Kışlalı ile birlikte Turan Dursun, Muammer Aksoy… Ve Uğur Mumcu için aktı, sel oldu gözyaşları…

Ocak 24: Uğur Mumcu, 13.30’da arabasına sinsice yerleştirilmiş bir bombanın patlaması sonucu katledilmişti!

Suikastı takip eden 20 dakika içerisinde Cumhuriyet Gazetesi’ne gelen telefondaki o ses “İslami Kurtuluş Örgütü adına Uğur Mumcu’yu cezalandırdık” demişti! Sonrasında İBDA-C adına çalan bir telefon daha. İslami Cihad, İslami Hareket, Türk İslam Birliği Cephesi ve daha niceleri… Gelen telefonlar ve ‘intikam eylemlerimiz sürecek’ beyanında bulunan mesajlar!

İslami terör örgütlerinin giderek tehlikeli bir konuma geldiğini söyleyen ve bu gelişimin yalnızca darbeciler ile emperyalizmin çıkarlarına yarayacağını yazılarında sürekli olarak belirten Uğur Mumcu, gerici örgütler tarafından katledilmiş ve susturulmuştu!

Öyle ki bu karanlık cinayeti tertipleyenler kurtulma şansının olmasından son derece korkarak çok güçlü bir bomba kullanmışlar ve şiddetle gerçekleşen patlamanın ardından Mumcu’nun bir parçası apartmanın üst duvarında, bir diğeri bahçede karlar üzerinde kan kırmızı, bir bacağı hurda yığını arabanın içinde kalmıştı.

Ölüm sinsice gelmiş ve sözcükler tükenmişti!

4’üncü yaşımda Mumcu’nun katledilişinden 10’uncu yaşımda Kışlalı’nın katledilişine, oradan 19 Ocak’a ve günümüzde belleğimde çok daha taze yeri olan 10 Ekim Ankara Garı katliamına, 13 Mart 2016’da Güven Park’ta 36 kişinin yaşamını yitirdiği patlamaya, 11 Aralık 2016’da Beşiktaş’a…

Cıvıltılı kuş seslerinin hakim olduğu yemyeşil bir doğada, eşit ve özgür bir dünya hayaliyle yaşamıştı, katledilenler! Fikir ve ifade özgürlüğünden yana, kardeşçe bir yaşamın savunucusu onlarca insan katledildi ülkemizde…

Mumcu, bu ülkenin dürüst yarınlarında var olmaya aday bir karakterdi her şeyden önce. Hayatı boyunca herhangi bir hak gaspında imzası olmayan, alıştığımız düzenin çalanlarına inat çalmayanların tarafında yerini bağır çağır ifade eden bir yazardı. Bu yüzden katledildi!

Faili meçhul hala Mumcu’nun!

Mumcu ve diğerleri bugün yoklar, evet!

Lakin katledenler bilmelidir ki;

‘Fikirler ölmez!’

İnsanca yaşamı örgütlemek adına Mumcu’nun yaktığı mumun ışığında yürüyenler, YAŞIYORLAR!

Sevgiyle ve saygıyla anıyoruz seni… Uğurlar olsun…

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

banner479