Etkili iletişimin anahtarı

YILLARDIR birbirinden farklı eğitime sahip, değişik yaş guruplarına, “diksiyon, ses ve nefes eğitimi, beden dili ve protokol adabı” gibi değişik konu başlıklarında, bazen seminer şekilde, bazen de bir program dâhilinde eğitimler veriyorum.

İlk birkaç derste genellikle öğrencilerle sohbet eder, eğitim ve genel kültür düzeylerini anlamak için onları konuşturur, tanımaya çalışırım. Bir yandan da hangi bilgileri aktarmam gerektiği konusunda kendi çalışmamı yapar ve eğitim programını oluştururum.

Çünkü “Konuşma Sanatı” insanın iç dünyasını, olaylara bakış açısını ve dış dünya ile kurduğu ilişkinin rotasını belirler.

“Gölge etme başka ihsan istemem” sözünün sahibi, Diyojen’e ait olduğu söylenen bir diğer hikâye de şöyledir:

-Üstad, bir adamın akıllı olup olmadığını nasıl anlarsın?
-Konuşmasına bakarım.
-Peki ya hiç konuşmazsa?
-Henüz o kadar akıllısına hiç rastlamadım.

Demem o ki, kişi konuşmasından kendini belli eder.

“Beden Dili ve İletişim” konusundaki eğitimlerde en başta söylerim; kişisel iletişimde “ % 55 beden dili, % 38 ses tonu, % 7 sözcükler” etkilidir...

Hal böyle olunca ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz konusu daha ön plana çıkıyor gibi görünse de, en büyük potansiyel  % 7’lik “sözcükler” kısmı yaratıyor. Çünkü diğer konularda fiziksel limitler var.

İşin % 55’lik “Beden Dili” kısmı biraz teknik; duruş, oturuş, elimizi kolumuzu nereye nasıl koyacağız, nasıl duracağız bu kısmı öğrenmek kolay.

% 38’lik  “Ses Tonu” kısmı, doğuştan getirdiğimiz özelliklere göre, “Ses Eğitimi” dediğimiz başka bir konu ile ilgili, geliştirilebilir, ama zaman ve profesyonel eğitim gerektirir, öyle 3-5 ayda öğrenilecek bir konu değil.

% 7’lik kısım, yani konuşurken söylediklerimiz kısmı, en büyük “farkın” ortaya çıktığı kısım. İşin bu bölümü tamamen sizinle, okuduklarınızla ve ufkunuzun genişliği ile ilgili.

Kendinizi ne kadar geliştirebilirseniz, o kadar, çünkü “ilim kapısı” herkese açık.

Duruşunuz doğru, ses tonunuz güzel olsa da, ağzınızı açtığınızda söylediğiniz sözlerdir farkı yaratan...

İşte bu yüzden de  “Konuşma Sanatı” denilmiş.

Bu sanatın yolu “okumaktan” geçiyor.

Bu noktada, okuma alışkanlığı dediğimiz konuya varıyoruz ki, bu noktada aileden ne gördüysek bizde olanı da o.

Örneğin, anne babanın elinde okuduğu bir şey görmeyen çocuğun, "okuma alışkanlığı" edinmesi hemen hemen imkânsızdır.

O yüzden aileler eğer çocukları ilerde okusun istiyorlarsa, önce kendileri oturup okumak zorundalar.

Okuma alışkanlığı daha sonradan edinilebilir mi?

Tabi ki edinilebilir. Lakin bu noktada da doğru başlangıç yapmak önemli...

  1. Kendinize okuyacak bir şeyler seçin!

Gazete, dergi ya da güzel bir roman okumaya başlamak ve devam etmek, size zaman içinde bu alışkanlığı kazandıracaktır

Fakat sakın kendinize içeriği ağır ve değerlendirmek için önbilgi gerektiren ağır bir kitap seçmeyin, spor egzersizleri gibi yavaş yavaş başlamak gerek, kondisyon kazanana kadar.

  1. Bir okuma alanınız olsun!

Kendinize bir okuma köşesi yaratın, evin sakin, ışık alan bir köşesinde, okurken uykunuzun gelmeyeceği bir pozisyonda oturabileceğiniz bir koltuk ve etrafınızda bolca kitap.

  1. Okumaya zaman ayırın!

Her gün zaman ayırın ve bu süre içinde sadece okuduğunuz şeyle ilgilenin! Başlangıç için 15 dakika iyi bir süre, zaman içinde arttırabilirsiniz. Zaman ayırmak en önemlisi, çünkü başka türlü alışkanlık haline dönüşmüyor.

  1. Her kitap sizin için yazılmış değildir!

Eğer okurken zihninizi toparlayamıyor ve odaklanma sorunu yaşıyorsanız, kitap sizi sarmamış olabilir, zorlamayın, bırakın. Sonra yeni bir kitapla yeniden başlayın.

  1. Kendinize inanın!

Alışkanlıklarınız arasında okumak yoksa bile, bu zaman içinde geliştirilebilir bir durum, bunu yapabilirsiniz, gerçekten istiyorsanız tabi. Eğer yapamazsanız, unutmayın ki “siz yapmadığınız” için olmamıştır. Vakit ayıramıyorum, çok yoğunum filan gibi yalanlar ancak kendinizi kandırabilirsiniz. Siz yaparsanız olur, olmazsa da siz yapmadığınız içindir, net...

  1. Bu madde Anneler için!

Eğer çocuğunuz “okusun” istiyorsanız, önce siz okuyacaksınız. Başka yolu yok!

                                                         ***

Konuşmak bir sanat...

Lakin temel eğitim kısmı dışında, öğretilebilir değil, öğrenilebilir bir sanat.

Bu sanatın efendisi olmak istiyorsanız eğer, kilit de anahtar da sizde.

Çok çalışmak gerekiyor, çünkü kolay değil.

Yukarıda da dediğim gibi, siz yaparsanız olur, olmazsa da siz yapmadığınız içindir. Diğer her şey gibi...

Sevgiyle kalın.

YORUM EKLE

banner528

banner516

banner470

banner452

banner449

banner532

banner518

banner481

banner472

banner536