Genç kadın ve olgun erkek ilişkisi

Yaşlanmak istemeyen bir erkek için bundan kurtulmanın en iyi çözümlerinden birisi genç bir kadınla beraber olmaktır. Eğer erkekte fiziksel hastalıklar veya ruhsal problemler gelişmiş ise yaşlılıkla daha fazla yüzleşir. Bu nedenle bu erkek özellikle ellili yaşlardan sonra hâlâ genç olduğunu hem kendi içsel dünyasına, hem de çevresine onaylatmalı

 Genç kadın ve olgun erkek ilişkisi
banner404
BİR erkek, fiziksel olarak yaşlanmaya başlasa bile duygusal olarak genç hissetmelidir. Bazı genç kadınlar için ise erkeğin sahiplenmesi, olgunluk, güven duygusu ve karizmatik olması önemlidir. Kendi yaşıtı erkeklerde bunu yeterince bulamaz ve olgun bir erkeği tercih eder. Aynı zamanda bu erkekten bir çeşit babalık veya ağabeylik yapmasını da bekler. 

ZİHNİMİZ NEDEN BÖYLE BİR TERCİH YAPMAYI İSTER?
İnsanın soyunu devam ettirebilmesi için hem hayatta kalması, hem de fazlaca üremesi gerekir. Özellikle korku duygusu genetik olarak üreme duygusunu kamçılar. Yaş ilerledikçe bilinç dışında ölüm korkusu hisseden bir erkekte üreme duygusu tetiklenebilir. Bunun gibi gizli duygular ise daha çok genç ve çocuk doğurma potansiyeli yüksek kadınlara yönelme şeklinde olur. Sonuç olarak bu erkek seçtiği kadında temel olarak dişilik arar. Bu yüzden olgun bir erkeğin seçtiği kadınlar genellikle güzel ve çekicidir. Testosteron hormonu yüksekliği nedeniyle, hem hayvanlarda, hem insanda erkek cinsiyeti cinselliğe daha fazla önem verir. Bu yüzden erkek, sıcak, tatlı dilli, cinsel açıdan çekici kadını daha hızlı fark eder. Örneğin kişisel bakımına dikkat eden, fit bir vücuda sahip kadın daha önce dikkat çeker. Buna ilaveten yaptığı espriye gülen, güler yüzlü ve eğlenceli kadın yine öncelikli tercih sebebidir. Tüm bu özelliklerin genç bir kadında olma ihtimali çok daha yüksektir. 

Kadın açısından bakıldığında ise taş devrinden beri korunma duygusu ve güvenlik ön plandadır. Bu yüzden sırtını dayayabileceği, güçlü, olgun, maddi yönü kendisinden daha yüksek bir erkek çekici gelir. Genç kadın diğer taraftan baba özlemi, şefkat arayışı ve bir kişinin onu sahiplenmesi duygularını deneyimlemek ister. Statüsü olan bir erkek üzerinden toplumda yer edinme duygusu nedeniyle olgun bir erkek ilişkisine yönlenir. Eğer kadın kendisini ruhsal anlamda taşıyacak bir erkekle bir an önce evlenip yuva kurmak istiyorsa özellikleri yaşıtı erkeklerde ne maddi ne de manevi olarak bulması zordur. Çünkü olgun erkek hayatta belirli bir statüye gelmiş ve bir yer edinmiştir. Gelecek kaygısı az olduğu için hayata belirli bir mantık çerçevesinde bakabilir. Genç bir erkeğe göre olgun erkek neyi ne zaman ve ne kadar düşünmesi gerektiğini daha iyi bilir. Kendi duygularını karşı tarafa daha iyi ifade eder. Empati yetisi daha fazladır ve bu sayede karşıdakinin duygularını daha iyi kavrar. Bir kadına nasıl hitap edilmesi gerektiğini daha iyi bilir. Karşıdakini olduğu gibi kabul etme yetisi daha gelişmiştir. Özet olarak daha romantik, kültürlü ve paralıdır. Bu süreçte kadındaki aşk duygusu belki daha sonra gelişir. Çünkü bu erkeğe ilgi duymada en belirleyici olan kavram güç, karizma ve seviye yükseltme hayalidir. Böyle güçlü ve zengin bir erkeğe toplumdaki diğer kadınlar değil, o sahip olacaktır. Eğer aynı yakışıklılıktaki başka bir erkek maddi olarak fakir ve statüsü düşük ise belki de hiçbir ilgi çekiciliği olmayacaktır. Günümüzde genele bakıldığında zenginlik ve statü nedeniyle elde edeceği görkemli ve lüks bir hayata birçok genç kadın evet demektedir. Fonksiyonel magnetik rezonans görüntüleme (fMRI) isimli bir görüntüleme tekniği vardır. Bu teknikle beyinde belirli fonksiyonlarda, hangi bölgelerin çalıştığı tespit edilir. Bireylerin aşık olduğu kişilerin yüzlerine baktığında, beyinde hangi bölgelerin çalıştığı ile ilgili fMRI araştırmaları yapılmıştır. Kadın aşık olduğunda duygu, hafıza, dikkatle ilgili bölgeler uyarılırken, erkeklerde cinsel uyarılma ile ilgili bölgeler aktive olur. Bu bulguların ışığı altında, kadınların eş seçerken öncelikle iyi koca ve iyi baba olabilecek erkekleri, erkeklerin ise cinsel yönden daha uyarıcı kadınları seçtiği tespit edilmiştir. Bu insanın genetik bir özelliğidir. Her kadın ve erkek değişik derecelerde bu duygulara sahiptir. 
YAŞ FARKI ÇİFTLER ARASINDA SORUN YARATIR MI? 
Bu aşk ilk başta çok çekici gelmekle beraber, zamanla çok acı verici şekle dönüşebilir. İyi bir şekilde başlayan ilişkide, daha sonra bazı problemler çıkar. Kadın gençliğin, çocuksu yapının verdiği enerjiyle hareketli ve eğlenceli bir yaşam biçimi ister. Erkeğin tercihi ise daha sakin ve dingin yaşamaktır. Mutlu başlayan ilişki, aradaki yakınlık arttıkça zaman içinde bozulmaya başlar. Aslında her iki taraf da belirli mesafede ilişkiyi dengeli yaşar. Ancak aradaki samimiyet ilerledikçe aradaki mesafe ayarı bozulur. Karşılıklı ilginin aşırı artması ve boğulma veya işgal duygusuna neden olur. Hem kadın, hem erkek giderek gergin bir hale gelir. Sakin ve rahat geçirilen zamanlar ise artık azalmaya başlamıştır. Nasıl olsa aşığız, sevgi her şeyin üstünden gelir, partnerim nasıl olsa değişecektir gibi düşüncelerin gerçek dışı olduğu zamanla anlaşılır. Olumsuz duygular daha yakın ve samimi bir ilişki çerçevesinde düzelir düşüncesinın aslında bir hipotez olduğu fark edilir. Çoğu kadın sevgilisinde gördüğü olumsuz yönleri zamanla değiştireceğini düşünür ve daha başlangıçta bununla ilgili planlarını yapar. Öncelikle kendisini saklar ve erkeğin onu beğeneceği bir kimliğe bürünür. Erkek ise kadının bu kimliğini gerçek sanır ve onun ömür boyu böyle olacağına inanır. Süreç ilerledikçe her iki taraf da bazı gerçeklerle yüzleşmeye başlar. Kadın erkeği değiştiremeyeceğini fark eder, erkek ise kadının giderek değişmekte olduğunu. Öncelikle her ikisi de gördüğüne değil, inanmak istediğine inanır. Kısacası var olan gerçeği inkâr ederek yok sayar. Güneş balçıkla sıvanmadığı için bir süre sonra her ikisi de gerçekle tanışır ve çatışma başlar. Olgun erkek, duygularını ve mantığını genellikle iyi dengeler. Kendisinin uyanık birisi olduğunu düşünür ama bunu gizleme eğilimindedir. Genç kadının ise biraz saftirik olduğunu düşünür. Aslında bu bir yansıtmadır ve asıl saftirik olan erkektir. Her kadının erkeğe istediklerini yaptırtmak için uyguladığı çok çeşitli yöntemler vardır. Kadın hemen daima erkeğin tahmin ettiğinden çok daha kurnazdır. İlişki ilerledikçe olgun erkek bir gün bunu fark eder. Kadına karşı yoğun bir kırılma ve öfke hisseder. Olgun erkeğin hayat deneyimlerinin fazlalığı başlangıçta ilişki açısından olumludur. Genç kadını yönlendirmesi iki taraf için de iyi gibidir. Genç kadın, hem maddi, hem de duygusal yönden ihtiyaçları kolayca karşılandığı için özel hisseder. Erkek ise sürekli kendisine ihtiyaç duyan birisi olduğu için değerli hisseder. Ancak zamanla erkeğin sürekli yönlendirmesi kadın tarafından baskı, işgal ve kontrol edilme şeklinde hissedilmeye başlar. Erkek ise bir süre sonra problem çözmekten bıkar ve kadını çocuk gibi davrandığı, mızmızlandığı, karar vermekte zorlandığı gibi sebeplerden dolayı suçlar. Çünkü sürekli onaylanma ve kabul bekleyen genç kadınla olmak, erkeği devamlı güçlü görünmeye zorlar. İletişim artık baba-kız veya anne-kız ilişkisine dönmüştür. Sonuçta olgun erkek sürekli veren, genç kadın ise sürekli talep eden konumuna girer. Eşit şartlarda erişkin erişkin bir iletişim ise nadirdir. Kadının ilk başlangıçtaki bebeksi konuşmaları artık erkeğin ilgisini çekmez. Çünkü uzun vadede çoğu erkek, olgun konuşan ve zeki kadınları tercih eder. Olgun erkek aslında kendisiyle ilgilenen ve bu ilgisini gösterebilen kadınlara ilgi gösterir. Bu ilişkide ise ilgi gösteren çoğunlukla erkek olduğu için problem büyür. Genel olarak birçok erkek kadının ufak tefek şeyleri abartmasına tahammül edemez. En küçük olaylarda hemen gözlerinin ıslanmasından hoşlanmaz. Kadının giyim, kuşam, makyaj ve saç ile abartılı uğraşılarına öfke duyar. Kilo takıntısını dinlemek istemez. Genç kadının bu davranışları yapma potansiyeli daha yüksektir. Olgun erkeğin asıl beklediği kendisine zor günlerinde destek olabilecek, onu yargılamadan dinleyen, gerektiğinde uygun tavsiyelerde bulunabilen bir kadındır. Dertlerini şefkatli bir anne kucağında anlatmayı ister. Ancak iş eleştirilmeye geldiğinde ise, annem gibi konuşuyorsun diyerek tepki gösterir. Bu tepkiler arttıkça kadında merak duygusu başlar ve yaptığı her davranış sonrası erkek ne düşünüyor anlamak ister. Bu merak duygusu ile gelen sorular erkeği bunaltır ve kadını daha da fazla annesi gibi hisseder. Genç kadının bu kaotik durumun içinden sıyrılıp çıkabilmesi genellikle zordur. Yaş farkı başlangıçta her iki taraf için cinsel çekiciliği arttırıcı bir durum olabilir. Başlangıçta erkek için kendilerinden yaşça ve deneyimce zayıf olan genç kızla ilişki kendisini güçlü olarak görme anlamı taşıyabilir. Kadın için ise deneyimli bir erkek daha kolay orgazm anlamına gelebilir. Ancak zamanla olgun erkek genç kadına ayak uydurmada zorluklar yaşamaya başlar. Erkeğin başarısız cinsel ilişkiler yaşaması sonucu kadında orgazm problemleri görülebilir. Bu durum erkek için bir takıntı haline gelerek tekrar başarısız olma korkusuna neden olabilir. Bu sırada yetersizlik, değersizlik, aşağılanma, hayal kırıklığı, utanç veya suçluluk duyguları hissedebilir. Sanki olgun erkeğin kadını sürekli olarak orgazma sokması gerekmektedir. Bazen kadın burada erkeğin verebileceğinden daha fazla seks isteyebilir ve erkek devam edemediğinde sahne kadının alay etmesi ile sonuçlanabilir. Çünkü erkek kadının performansına uyum gösterememiştir. Kadın eğer seks sonrası kendisine soğuk davranıyorsa erkeğin egosu ağır bir darbe daha alır. Cinsel hayatında sorunlar yaşayan veya ilişkisinde cinsellik olmayan çiftler bu duyguyu tatmin etmek için başka insanlara yönelip, aldatma eğiliminde olabilir. Böylece ilişkide gideremediği ruhsal ve cinsel ihtiyaçları gerçekleştirebilmek için başka bir kişiyle bu ihtiyacı karşılamak ister. 
ÇÖZÜM…
Gerçek bir ilişkide yaşanması beklenen ruhsal doyum, olgun erkek-genç kadın ilişkisinde daha zordur. Bununla birlikte yaş farkı bir ilişkinin başarısı ya da uzun sürmesinin tek belirleyicisi değildir. Aralarında ciddi yaş farkı olduğu halde mutlu olan birçok çift vardır. Ancak bu yazıda vurgulanan temel konu, kişilerin çocukluk çağı anıları ve buna bağlı bireysel problemleri nedeniyle yaptıkları ilişkilerin sağlıklı olmayabileceği yönündedir. Yaş farkı olan çiftlerde en büyük engellerden birisi dış çevrenin bakış açısı ve önyargılarıdır. Bu gibi duygulardan etkilenmeden durmaya çalışma ve bulunduğu konumu kabullenme ilk yapılması gerekenlerdir. Her iki tarafın da karşılıklı olarak hislerine güvenmesi, bu duyguları birbirine ifade etmesi ve ilişkiye gerçekçi yaklaşım beraberliğin bozulmasını önler, kalitesini arttırır. Çiftler birbirini değiştirmeyi düşünmek yerine, onu olduğu gibi beğenmeye ve kendi bireysel sorunlarını düzeltmeye çalışmalıdır. "Sen"li cümleler yerine "Ben"li cümleler kurmak, karşıdakine suçluluk yüklemez. Örneğin, "Yalan söylüyorsun demek" yerine, "Bana yalan söylediğini düşünüyorum" demek daha uygundur. Bir taraf öfkeli iken ötekinin dinlememesi, susturmaya çalışması ve sözünü kesmesi iletişimi tamamen bozar. Ne yapması ve yapmaması gerektiğini şeklinde nasihatlar vermek, yargılamak problemi hiçbir şekilde çözmez. Bu yüzden bu gibi davranışlardan uzak durulmalıdır. Yine de her şeye rağmen bu teorik bilgileri uygulamada birçok zorluklar olacaktır. Bu yüzden çoğu çiftin bu gibi durumlardan bir psikolog veya psikoterapist desteği alması daha doğrudur. 
Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2014, 14:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner495

banner516

banner470

banner452

banner449

banner518

banner481

banner472