Doğu Avrupa yollarında büyük macera: Romanya (4)

​​​​​​FESTİVALLER kenti Alanya’da, etkinlik olmayan bir ay hemen hemen yok gibi ve Eylül ayı benim en yoğun çalıştığım aylardan birisi. 1 hafta süren Miss Finlandiya Güzellik Yarışması kampı, hemen ardından Avrupa Triatlon Kupası ve hemen ardından gelen Uluslararası Alanya Caz Günleri.

Bu etkinliklerin hepsi Alanya’mızın tanıtımı için gerçekten çok önemli ve yoğunluktan dolayı 1 aydır yazı yazmaya fırsat bulamadım maalesef…

Kaldığımız yerden devam edelim, en son Bulgaristan’dan Romanya ya geçip, Karadeniz kıyısında küçük bir tatil kasabası olan Vama Veche’de kamp kurmuştuk.

Güzel geçen bir gecenin ardından ertesi gün yola devam ediyoruz. Köstence’de araçlardan bir tanesi şarj dinamosu arızası veriyor, mecburen durup bir tamirci aramaya başlıyoruz.

Türkçe ismi Boğazköy, şimdiki ismi Cernavoda olan bu küçük kasabada, dinamoyu tamir edecek bir yer bakınırken, park ettiğimiz yerde yanımıza kırık Türkçesi’yle, bir Rumen vatandaşı yaklaşıyor.

İlk önce ne dediğini anlamıyorum ama konuşmasına dikkat kesilince Türkçe konuştuğunu fark ediyorum. Biraz daha kulak kesilince ne demek istediğini basbayağı anlıyorsunuz.

Romanya’nın ortasında dilimizi konuşan biriyle karşılaşmak çok güzel, derdimizi anlatıyoruz, ismi Rogaç, telefonuna sarılıyor hemen, bir tamirci çağırıyor.

Kentin Boğazköy olan ismi, Rus işgalinden sonra Çernavoda (Karasu) olarak değiştirilmiş. Nüfus öyle pek kalabalık değil 20 bin civarında. Ayrıca Romanya’nın elektriğinin yüzde 20 sini karşılayan bir nükleer santral de burada, Tuna nehrinin kıyısına inşa edilmiş.

Durduğumuz sokak, irili ufaklı tek katlı, ya da iki katlı bahçeli evlerin olduğu bir mahalle, tesadüf o ki, biz de tam Rogaç’ın evinin önüne park etmişiz.

Ailesi ve çocukları geliyor, sohbete başlıyoruz.

Kırık Türkçesi’yle anlatmaya başlıyor, hayvancılıkla geçimini sağlıyormuş, ayrıca kentte Türk kökenli ailelerin çokluğundan bahsediyor.

Aşağıda yolun kenarında ecdattan kalan camiden bahsediyor, tepenin bu tarafında Türk mezarlığı, diğer tarafında Hristiyan mezarlığı olduğunu, yıllardan bu yana beraberce güzel bir şekilde yaşadıklarını anlatıyor. Gece yaklaşıyor, kamp yapacak güvenli bir yer soruyoruz, tır ve kamyonların park ettiği nehrin kenarındaki otoparkı gösteriyor, uygun görüp kampı oraya atıyoruz.

Tuna nehri kenarında, mangalımızı ateşleyip yiyeceklerimizi pişiriyoruz bir güzel, nehirden arada sırada yük taşıyan uzun tekneler geçiyor, sohbet muhabbet derken herkes uykuya geçiyor.

Ertesi gün, şarj dinamosu tamirdeyken biz de etrafı keşfediyoruz. Derken araç tamirden geliyor, tam biz hareket etmek üzereyken bir araç yaklaşıyor, içinden inen adam biraz telaşlı da Türkçe konuşarak sohbete dalıyor.

Belediye başkan yardımcısı olduğunu söylüyor, ismi Jircalı Şerıf. Gayet akıcı bir Türkçe ile bizimle sohbete dalıyor.

Türkiye’den gelen bizlere çok samimi ve sıcak davranıyor.

Sohbet arasında ekliyor, Cernavoda ve Lüleburgaz aynı zamanda kardeş şehirmiş, bizi bırakmak istemiyor, kente geldiğimizi duymuş, atlamış arabasına, bizi ziyaret etmeye gelmiş...

Kentte Türk kökenli Müslüman 900 aile yaşadığını söylüyor ve Romanya’daki NATO üssünden sonra Amerikalıların bölgede sayıca yoğunlaşmaya başladığını da ekliyor.

Kartını bize veriyor ve ihtiyaç olursa çekinmeden arayabileceğimiz söylüyor. Helalleşip Boğazköy’den ayrılıyoruz.

Otobandan başkent Bükreş’e doğru ilerliyoruz.

Yol kenarında ihtiyaç molası verdiğimiz yerlerdeki tuvaletler kesinlikle tertemiz, hatta bir tanesinde aynanın önüne çiçek bile koymuşlar, işin ilginç tarafı bu tesislerin hepsi ücretsiz. Akşama doğru güneş batmadan Bükreş’e varıyoruz.

Şarj dinamosu henüz tamir olmadığından Bükreş sanayisini arayıp buluyoruz.

İç içe labirent gibi eski fabrika binaların arasında geçerek bir tamirciye varıyoruz. 2 saatlik bir sürenin ardından yola koyulup, Bükreş’in merkezine giriyoruz.

İki şeritli, çok geniş bir caddenin sonunda Romanya’nın diktatörü Nikolay Çavuşesku’nun sarayı uzaktan görünüyor. Yanına yaklaştıkça görkemini arttıran bu yapı gerçekten mimari olarak çok görkemli…

Araçlarımızı park ediyoruz.

Bugünlük bu kadar, haftaya bugüne kadar gördüğüm en güzel evlilik tekliflerinden birini anlatacağım.

Sevgiyle kalın.

YORUM EKLE

banner528

banner516

banner470

banner452

banner449

banner534

banner518

banner481

banner472

banner479

banner536