banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472

banner479

26.04.2019, 23:58

Cuma Pazarı’nda kovalamaca

ALANYA Cuma Pazarı’nın yeni yerleşimini görmeye gitmiştim. Yıkılan düğün salonunun arazisine beton dökülmüş, çevredeki kaldırıma tezgah açan kırsal bölge satıcıları o bölgeye alınmıştı.

Kartlaşmış çağla mı, olgunlaşmamış erik mi alayım?” sorunsalı yaşayarak köylü ile hasbıhal ediyordum. Bir gün önceden alelacele işaretlenmiş olan alanın kirasını sordum. 2 metrekarelik bir alan için 200 milyon(!) Ziraat Odası’na yatırılmıştı. Sonra başkan(!) yıllık ücretin ne olacağını söyleyecekti.

Başkan kim, diğer Oda hangisi?” soruma henüz yanıt alamadan bir siren sesi duydum. Önde bir motosiklet, arkada yine iki kişilik bir polis motosikleti kovalamaca oynuyorlardı. İçine daldıkları kalabalık pazar yerindeki görüntü aksiyon filmlerini aratmıyordu.

En son şahit olduğum bu tür kovalamaca 45 yıl önce kasabanın tek trafikçisi Adem polis ile Miki lakaplı kişi arasındaydı. Adem polis Willys marka cipi ile Jawa’nın kralı olan Miki’yi bomboş, tozlu Alanya sokaklarında kovalar, çoğunlukla da yakalayamazdı.

Bu acayip ve tehlikeli kovalamacaya, plastik kasa üstüne serdikleri nevalesini öğle yemeği niyetine atıştırmakta olan köylünün tepkisi, “Allah Allah, bırakıversinler canım çocuğu, böyle kalabalıkta adam mı kovalanır?” oldu!

Pazar yerinde bir tur attıktan sonra siren sesi yer değiştirince oraya doğru seğirttim. Yine ağzındaki helvayı çiğnemekte olan bir satıcı abla, “Ses kesildi ellellem, herhal yakalandı” dedi, sakinlikle…

Oraya vardığımda, kaçan genç polis otosuna alınmış ama başka bir kavga sürmekteydi. Motosiklet, pikap irisi bir araca çarparak durmuş, araç sahibi sinirle dışarı çıkarken aracın kapısı oradaki bir esnafın alnını yarmıştı. Kavga bu kez, alnı yarılanı destekleyen çevre esnafı ile oto sürücüsü arasındaydı!

Aracı tekmeleyip, pencereden içeri yumruk atmaya kadar süren linç girişimi sırasında polisler geldi. Trafik polisi araç sahibini tartaklayan adama, “Ne oldu?” diye sormaktaydı. O sırada çocuğu kovalayan trafik polisi gelip, alnı yarılmış adama sakin olmasını söylemekteydi ama esnaf polisin elini tutup direnmekte çekince görmüyordu.

Olay yerine yetişen Alanya basınına olup biteni, “Küfür etti bana o..ç. “ diye kibarca aktaran şahıs, “Tabii biz köylüyüz diye bize böyle yapıyorlar” yollu bir açıklama eklemeyi de ihmal etmedi. Yine devam eden bir ilginçlikle basının, “Şikayetçi olacak mısınız? sorusuna net bir şekilde, “Hayır” yanıtını verdi.

Derken janti gözlüklü genç iki polis, kasaba meydanına düello yapmaya çıkmış gibi yavaşça olay mahalline seyirtti. Sarı boyalı saçlı bir hanım kızımız yanındaki genci bırakarak, favorisi Madrid matadorları kıvamındaki polisin yanına yanaştı. Olay hakkında bilgi aldı. Ondan bir şey isteyip istemediğini sordu, sonra çocuğun yanına döndü.

Yine pazara gitmekte olan bir başka abla diğer polisin yanına seğirtip, olayın onca alevinin arasında hal hatır sordu. O da genç kız gibi, toplanmış kalabalığa nizam vermekte olan polislerle tanış olmayı göstermenin gururunu yaşayarak ayrıldı.

Sonunda ekip arabası geldi. Zanlıyı tutulduğu polis arabasından çıkartıp, daha mukim olan ekip otosuna yerleştirirlerken, genç insan arkasına dönüp son kez bir şey söylemek istedi; İspanyol favorili yüksek sesle finiş yaptı: Kes lan, geç içeri…

Alanya gibi çok içli dişli yaşanan bir beldede her şey gibi polis olmak da güç zenaat. Ama o kalabalığın duyacağı şekilde gelen, ““Konuşma ulan!” her şeyi berbat etmeye yetiyordu…

Yorumlar (0)