Bir kişi ne kadar önemli

DEĞERLİ okurlar.

Milyonlarca hatta milyarlarca insan arasından çıkan bir kişi. 
Bir toplumu hatta dünyayı iyiliğe güzelliğe taşırken, biri de bir toplumu hatta dünyayı savaştan savaşa sürükleyip kan gölüne çevirebiliyor. 
Tarihte bunun birçok örnekleri var. 
Aslında hepimiz.
Çevremizin ürünü olarak ortaya çıkıyoruz.
Yani. 
Çevremizdekiler bize şekil veriyor.
Sonra biz.
Çevremize şekil vermeye başlıyoruz.
İşte.
Milyonları milyarları, olumluya ya da olumsuzluğa taşıyan sadece bir kişi olabiliyor.
Bir toplumu hatta dünyayı felakete sürükleyen Hitler de sadece bir kişiydi.
Bu konuya nereden geldim.
Fenerbahçe kongresinde, Ali Koç’un seçimi kazandıktan sonraki açıklamaları karşısında, kendimi bu yazıyı yazmak zorunda hissettim.
Dünya gergin.
Toplum olarak.
Biz de çok ama çok gerginiz.
Siyaset arenasında hakaret furyası tavan yapmış durumda.
Herkes herkesi karalama yarışı içinde.
Sevgiden, dostluktan, kardeşlikten söz eden yok.
Yandaşlarını ve de destekçilerini çoğaltmak için herkes bir düşman bulup bu düşmana saldırarak, yandaşlarını bir arada tutmaya çalışıyor.
Siyasi kutuplaşmanın fanatizmine yelken açmış, ucu bucağı belli olmayan okyanusların korkunç dalgaları arasında, dualarla, anlamsız yiğitlenmelerle yelkenlisini yüzdürmeye çalışan, hamasetin kitabını yazmış beyinler var! 
Bu siyasetin çirkin yüzü.
Diğer alanlarda sanki farklı bir şey mi var?
İmamın yellendiği yerde cemaatin ne yaptığını herkes bildiğine göre. 
Tüm alanlarda, toplumu sürü gibi peşinden sürükleyen aktörler, hamaset dolabından tıka basa tıkınmakla meşguller.
İşte böylesine bir kaos ortamında, bir tek dostu kalmamış Fenerbahçe futbol takımının başına Ali Koç geçti.
“Geçti de ne oldu?” diyeceksiniz.
Bence çok şey oldu.
Mazbata töreninde Galatasaray’a gönderme yapan taraftarı uyarıp susturdu.
Seçimi kaybeden Aziz Yıldırım’a “Efsane başkan” dedi.
Yaptığı hizmetleri sıraladı.
Kendisini Fenerbahçeli yaptığını söyledi.
Söylediklerini, söylemek istediklerini sıralamaya kalksam bu köşe almaz.
Sanırım Ali Koç’la birlikte, Türk futboluna önce barış, sonra da başarı gelecek gibi görünüyor.
Burada bir başka kişiden de söz etmeden geçemeyeceğim.
Bu da.
Fatih Terim.
Türk futboluna katkıları konusunda en küçük bir şey söyleyemem.
Sadece alkışlarım.
Ama.
Türk futbolunu yıllar boyu, agresifliği ve kavgacılığı ile gerdikçe gerdiğinden, kendisinden hep nefret etmişimdir.
 Bu seneki tavrını, sessizliğini ne kadar takdir edip alkışlasam azdır. 
 Trabzonspor’un bir yiğit eski başkanı, Trabzonspor’la Fenerbahçe’yi düşman haline getirip, eskinin ABD Rusya arasındaki soğuk savaş dönemine çevirmişti.
Çok şükür, Trabzonspor’da da, yeni başkanlar aklıselim içinde hareket ediyorlar.
Galatasaray ve BJK başkanları da doğru yolda yürüyorlar.
Sanırım Ali Koç’la birlikte geçmişteki karanlık güzergahlardaki yolculuk aydınlanacak ve hep birlikte Türk futbolunu başarıdan başarıya götürecekler.
Benim gözlemim ve de öngörüm olumlu.
İnşallah yanılmam. 
Futboldaki bu olumlu gelişim ve değişimin, siyasilerce de benimsenip, hayata geçirilmesini dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479