SIFATLAR, durumlar, sayılar ve unvanlar kişinin özgürlüğünü sınırlar.  Yeni tanıştığımız insanlara sorduğumuz  ‘kaç yaşındasın? Ne okudun? Ne iş yapıyorsun?  Nerelisin? Vb. sorular karşıdaki kişinin bize sadece bir kalıp içinde sunulduğunu gösterir. 
Biz ise bunlardan ötesini görmek istemeyiz. Ne kadar maaş aldığı her zaman hangi müziği sevdiğinden daha önemlidir çünkü. Bazıları buna yaşam kavgası der bazıları ekmek parası bazıları ise mantık kafası. O yüzden yeni tanıştığım insanların bu durumlarından öte merak ettiğim şeyler vardır her zaman.  Onu en çok etkileyen kitaplar nelerdir, hangi yemeği daha çok sever, dinlemekten zevk aldığı sanatçılar kimlerdir. Hayalleri nelerdir, nelerden neden vazgeçer ve ya niye vazgeçtiği hep daha önemli olmuştur hayatımda. İşim gereği duyduğum merak adeta bir evrene bir ışık olup yansımakta. Bir insanın niye öyle davrandığından daha ziyade o davranışın altında yatan nedenlerle haftalarımı harcayabilecek kadar meraklıyımdır. Bu bağlamda her şey hem basit hem çok karmaşık.
Bir adam hem avukat olup hem katil, bir kadın hem doktor olup hem terörist olabilir. Bu yüzden unvanlar aldatıcıdır. Toplum tarafından kabul edilen her mesleğe tapmadan önce düşünmemiz gereken daha ciddi şeyler vardır. Herkes yapıyor diye herkesleşirsen herkes olursun. Nerde mutluysan orda kal.
Daha fazlasını istemeye devam ederken, nelerden vazgeçtiğini görmezsen ilerleyemezsin. Vazgeçtiğimiz her şey çok önemlidir. Bize neyi kazanmak istediğimizi gösterir.
3.sayfa haberlerine sadece beş dakika göz gezdirince insanların neleri ne kadar basit bir şekilde kaybettiğini görebiliriz. Hayat ne kadar kısa diyoruz ısrarla her ölüm sonrası konuşan papağanlar gibi. 3 dakika sonra dediğimiz şeyden uzak bir şekilde yaşamımıza devam ediyoruz. Hiç ölmeyecekmiş gibi, hoyratça ve bencilce. Bir manevrada kapana sıkışan teker teker gidiyor.
Öfkeleniyorum, sinirleniyorum. Niye mi?
 Düşünmeden kırılan kalplere, insanlığını kaybeden bedenlere, önyargılara, ilk fırsatta nasıl düşürebilirim diye etrafını izleyenlere, başarıyı kıskananlara, yardım etmeyenlere, hayvan sevmeyenlere, katillere, bir hiç uğruna yok saydığınız insanlara, konuştuklarından uzak olup kişisel farkındalığı sıfır olanlara, özentilere, gözünün içine bakarken bile yalan söylemekte hiç zorlanmayanlara, başkasının duygusunu sömürenlere, gitmeyecekmiş gibi yapıp gidenlere, terk edenlere, terk edilenlere, olmadığı biri gibi gözükenlere, kendi hayatının bedelini çocuklarına ödetenlere, inanç ile insanları kandırmaya çalışanlara, gözü değil kalbi kör olanlara… ve daha bir sürüsüne. Baktım, düşündüm, konuştum, ağladım, oturdum. Öfkem ne dünyayı değiştirdi, ne kötüleri. İki yol vardı. Tüm kötülüğe rağmen iyi kalma savaşını kazanmak ya da kötülüklerle beslenerek daha kötü olmak. Birincisi her zaman daha zor olur. Gördüğün şeyler karşısında her geçen gün zorlaşır. Ama pes etmeyin. Sizi içine çekmeye çalışan o kara deliğin içine girmeyin, üzerine oturun ve sadece yıldızları izleyip mucizelere inanın. Gerçek olmasa da hayal kurmak her zaman umut verir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ramazan bayram 2017-09-15 11:48:15

kişilik kolay gelişen bir şey değildir yazı manalı ve gerekli teşekürler

Avatar
ramazan bayram 2017-09-26 10:53:18

yazıyı tekrar okudum yazıların devamını isteriz tekürler

Avatar
ramazan bayram 2017-10-12 10:14:27

kendimi kaybetmemek için okuyorum.takrar tekrar okuyunca kendimi tazeliyorum.tekrer tekrar teşekürler.

banner452

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349