Evet demeden önce...

“Aşk her şeyi affeder” diyerek, kendinizi avutmadan önce eş adayınızı iyi tanımanız gerekiyor. Ailesi, alışkanlıkları, maddi beklentileri, çocuk isteği gibi birçok konuda karşı tarafın tavrını net olarak öğrenmek belki sizi üzecek bir hata yapmanızı engelleyecek, belki de yıllar sürecek mutlu bir yuvanın ilk adımlarını atmanıza yardımcı olacak

Evet demeden önce...
banner404

YAZ, evlenmek için en güzel mevsimlerden biri... Kış boyu yaşanan tatlı telaşların sona doğru yaklaştığı bugünlerde, çiftler arasında tatlı-sert tartışmalara da sık rastlanıyor. Oysa gerginlikle baş gösteren bu sorunların evlendikten sonra artmayacağından, gelecek günlerde daha büyük problemlere yol açmayacağından emin olmak gerekiyor. Çünkü hiç kimse hastalıkta ve sağlıkta birlikte olacağına söz vererek bir yuva kurduğu kişiden ayrılmak için evlenmiyor. Biz de bu konuda genç çiftlere yardımcı olacağını düşündüğümüz bir konuyu işlemek için, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Saadet Merih Çengel’in kapısını çalarak, ondan “evet” demeden önce çiftlerin birbirine sorması gereken soruların yanıtlarını aldık. Psk. Çengel, aşağıdaki 13 soruyu baştan sorma cesaretini gösteremeyenlerin, sonradan kendilerini çok daha zor soruları cevaplamak zorunda kalabileceğine dikkat çekerek açıklamalar yaptı.

Gelecekten ne bekliyorsun?
Çiftlerin aynı hedefe doğru yönelmesi, birlikte yürümesi için önem taşıyor. Bu da ailede uzun vadeli amaç birliğini gündeme getiriyor. Eğer çiftlerin aileyi 5-10 yıl sonra görmek istediği konum birbirinden farklı ise bu gelecekte gerilim olacağı anlamına geliyor. Amaç birliği olan çiftler ise sağlam adımlarla birlikte büyüyor, bu da aileyi güçlendiriyor.

Neden birbirimiz için doğru olduğumuzu düşünüyorsun?
Mutlu bir evlilik için eşlerin birbiriyle uyumlu olması ve birlikte daha büyük bir bütün oluşturabilmesi önem taşıyor. Uyum değerlendirmesi yapabilmek için eşlerin hem kendilerini hem de birbirlerini tanıması gerekiyor. Ancak kişi kendini yeterince tanımıyorsa, uyumlu ruh ikizini de tanıyamıyor. Bu yüzden önce kendinde neleri sevip neleri sevmediğini, karakterini, meyillerini, hassasiyetlerini, takıntılarını, psikolojisini, sorumluluk almaya hazır olup olmadığını ve olmazsa olmazlarını bilmesi gerekiyor. Ayrıca sevecenlik, paylaşımcılık, tolerans, saygı duyma, empati yapabilme, fedakarlık gösterme, güven verme ve güvenebilme seviyelerini irdelemesi önem taşıyor. Geçimli olarak bilinen ve geçmişte sağlam dostluklar kurmuş kişilerin bu sosyal becerileri, evliliklerine de olumlu olarak yansıyor. Kişi kendini ne kadar iyi tanırsa, kendisiyle uyumlu bir birliktelik sağlayacak özelliklere sahip partneri de o kadar kolay tanıyabiliyor. Tam ve doğru bilgiye dayalı değerlendirme, ileride tatsız sürprizleri önlemeye yardımcı oluyor.
Ayrıyken benimle olmayı özlüyor musun?
Uyumlu bir evliliğin temeli, karşılıklı sevgiden oluşuyor. İnsan, sevdikleriyle birlikte olmak gibi, kendisini mutlu hissettiren şeyleri de özlüyor. Kişinin sevgilisini görmek için hissettiği özlem ve birlikteyken zamanın adeta uçarak geçmesi, bu canlı duygu bağının kurulduğunu gösteriyor. Sevgiden emin olunan bir ortamda kişi, kendini rahat hissederek doğal halinde oluyor. Çiftler eğer entelektüel açıdan uyumluysa ve birlikte  kir üretebiliyorsa, ilişki bu yeni boyutla daha da güçleniyor. Tam uyum yakalamış iki kişi, yakın arkadaş gibi hissederek birlikte büyüyebiliyor.

Temel değerlerin neler?
Aynı değerleri paylaşmak aileyi güçlendirerek, değerler çatışması riskini azaltıyor. Aksi halde iletişim ve karşılıklı saygı, aile huzuru için olmazsa olmaz bir önem taşıyor. Farklı dini ve siyasi görüşlerin varlığı, bunlara fazla önem verilmesi halinde aile içinde sıkıntı yaşanabiliyor. Benzer tehlike, tatlı bir rekabet dozajını aşarak fanatizm boyutuna varması halinde takım taraftarlıkları için de söz konusu olabiliyor. Farklı anlayışlar,  kir boyutunu aşmazsa evliliğe renk de katabiliyor.

Geçmişinden gelen bir sırrın var mı?
Herkesin karanlık bir tarafı oluyor. Eski ilişkiler, nişanlılıklar, evlilikler ve hatta çocuklar... Bu liste alkol veya kumar bağımlılığı, ruh sağlığı hastalıkları, kötü sicil kaydı ve beslenme bozukluklarını da kapsayacak şekilde genişletilebiliyor. Tüm bunlar da evliliğin kalitesini etkileyebiliyor. Evlenilecek kişi geçmişiyle beraber geliyor ve karşı tarafın bunları kabul edip edemeyeceğinin muhasebesini yapması gerekiyor. Çünkü geçmişin izleri geleceğin üzerinde bir gölge oluşturmaya devam edebiliyor.

Bir eş olarak benden beklentilerin neler?
Herkesin hayalinde ideal bir eş resmi olduğu için, evlendiklerinde karşı tarafın buna göre davranması bekleniliyor. Aksi halde hayal kırıklığı yaşanıyor. Bu gerçeklik çarpmasından sakınmak için, gelin ve damat adaylarının birbirilerinden beklentilerini önceden konuşması gerekiyor. Aile karşılıklı fedakarlığı gerektirdiği için, kişinin gerekli durumlarda eşinin isteklerini kendininkilerinin önüne koyabilmesi gerekiyor. Unutulmaması gereken bir konu da hiç kimsenin mükemmel olmadığı! Dolayısıyla bu özelliğe sahip olmayan birinin karşı taraftan da aynı şeyi beklememesi gerçek dışı oluyor. Herkesin kendine özgü eksiklikleri, kusurları, sınırları ve karşı tarafa sevimli gelmeyen halleri olabiliyor. Bu eksiklikleri kabullenebilmek ve onlarla beraber yaşayabilmek, sağlıklı bir evlilik için önem taşıyor. Eşlerin birbirlerinin eksikliklerine değil, hayatlarını zenginleştiren ve yeni boyutlar ekleyen katkılarına odaklanması gerekiyor.

Nasıl tasarruf yapıyorsun?
Evliliğe yeni adım atmakta olan çiftler için para biraz tabu biraz da romantizmle bağdaşmadığından bu hassas konuya pek girilmiyor. Ancak ailelerde kavgaların hatta boşanmaların önde gelen sebeplerinden biri para harcama konusundaki anlaşmazlıklar oluyor. İleride gerginliklere yer vermemek için, eş adaylarının para yönetimi konusundaki felsefelerinin birbiriyle uyumlu olması gerekiyor.
Anlaşmazlıklarda uzlaşma arayışına giriyor musun?
Farklı sosyokültürel altyapılardan gelen ve değişik bakış açılarına sahip kişilerin zaman zaman görüş ayrılıklarına düşmesi gayet normal. Sağlıklı bir ilişkide, yapıcı bir yaklaşımla ve empati yaparak, eşler ortak bir noktada buluşup uzlaşıyor. Bunun için de kişilerin olaylara başkasının gözüyle bakabilme ve uzlaşmacı yaklaşım sergileme kültürüne sahip olması gerekiyor. Bu da iletişim becerilerinin önemini gösteriyor. Uzlaşma zemininin oluşmadığı ilişkilerde kızma, kırılma ve suçlama gibi aile birliğini tehdit edici negatif dinamikler oluşmaya başlayarak, bunlar zamanla yayılıyor. Sevgili veya nişanlıyken tartışınca uzlaşma sağlayabiliyor musunuz, yoksa farklılıkları halı altına mı süpürüyorsunuz? Eğer tartışmalar çirkin ve kırıcı boyutlara ulaşıyorsa, evlenince eşin değişeceğini ve bu problemin yok olacağını beklemek gerçekliğe gözünü kapatmaktan öteye gitmiyor.

Sağlığın nasıl, kötü bir alışkanlığın var mı?
Dürüstlüğün gereği olarak, eş adaylarının beden ve ruh sağlıklarıyla ilgili bilgileri birbiriyle paylaşması önem taşıyor. Varsa diyabet, epilepsi ya da ailedeki kalıtımsal rahatsızlıkların, geçmişte yaşanmış bir psikolojik çöküntünün ve bunların nedenlerinin konuşulması önem taşıyor. Içki, kumar, madde, sigara, oyun ve internet gibi bağımlılıkların ha fe alınmaması gerekiyor çünkü bu sorunlar ailenin hayatını da zorlaştırabiliyor.

Kaç çocuk düşünüyorsun?
Finansal açıdan rahatlayıp, ev ve araba alma çabaları ile kariyer hırsları, çocuk yapmanın ertelenmesini gündeme getirebiliyor. Ayrıca erkeklerin de maçoluğu bırakıp bebeğin altını değiştireceği  krine şimdiden kendini alıştırması gerekiyor. Yanlış beklentilerin oluşmaması için bunların baştan konuşulması önem taşıyor.

Annenle aramda anlaşmazlık olursa, kimin yanında olursun?
Genç çiftin aileleri de çok defa yeni evlilere iyi niyetle faydalı olmaya çalışırken, sağlıklı dozajı aşarak, zarar veren hale gelebiliyor. Gençlerle empati yapamadıkları için yeni evli çift arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor. Çoğu zaman kendini eşiyle ebeveyni arasında zor bir durumda bulan kişi, taraf olmayınca ikisini birden küstürüyor. Oysa yeni evlilerden bir çift olarak sınırlarını çizip, ortak bir duruş sergileme olgunluğunu göstermesi bekleniyor.

Evlenince bağımsızlığımızdan ne kadar fedakarlık edeceğiz?
Kişiler arasında evliliğe karşı direncin yaygın bir sebebi, alışılmış olan bağımsız hayat tarzı ve özgürlükleri kaybetme korkusu oluyor. Yani kendisini hayata bağlayan ve kişiliğinin bir parçası olan alışkanlıklarına veda etmekten korkuyor. Oysa evliliğin, bekarlık rutinlerini ve kişilikleri yok etmesi gerekmiyor. Eşlerin, bekarken mutluluk kaynağı olan birçok alışkanlıklarını devam ettirebilmesi önem taşıyor. Evlilikle yeni bir hayat arkadaşı olunuyor ama bu durum, kişinin her sosyal etkinliğe eşini dahil etmesi anlamına gelmiyor. Özgüven sahibi çiftler, bu özgürlüğü bir tehdit olarak görmüyor. Eşlerin arkadaşlarıyla bir araya gelinmesi gibi yeni ilgi alanlarının oluşturulduğu serbest bölgeye sahip olması da gayet doğal ve sağlıklı kabul ediliyor. Kendini bağımsızlığını kaybetmiş ve sürekli kontrol altında hisseden bir eş mutlu olamadığı gibi, başkalarına da mutluluk veremiyor. Sağlıklı bir evlilik için, eşlerin birbirlerinin bireyselliklerine saygı göstermesi, geniş bir serbestlik alanı tanıması gerekiyor.

Öfkeyle nasıl baş ediyorsun? Ailende şiddet yaşandı mı?
Çiftler en kötü hallerini görmeden, birbirlerini tanımış sayılmıyor. Su gibi, insanların da bir kaynama noktası var elbette. Bu da herkes için farklı oluyor. Zaman zaman yoğun duygu patlamaları yaşanabiliyor. Kızgınlık ve öfke de bu grupta yer alıyor. Kişinin geç kızması, kızınca kontrolünü kaybetmemesi ve kırıcı olmaması arzu ediliyor. Ancak öfkenin şiddeti tetiklemesinin göz ardı edilmemesi gerekiyor. Çünkü bu ilişki için kırmızı alarmı ifade ediyor.

* Formsante dergisinden alınmıştır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479