Asıl hedef Türkiye

BU hafta dış siyasetimizdeki önemli gelişmelerin Alanya’mız turizmine etkilerini değerlendirecekken, ABD’nin Suriye’ye doğrudan emperyalist saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Daha üst başlıklarla Suriye'ye yönelik operasyonu ve bu konuda Türkiye'nin politikasını değerlendirelim. Yapabileceklerimize ve bölgemize etkilerini anlamaya çalışalım.

İlk başta ABD’nin Suriye'ye yönelik operasyonu ve bu konuda Türkiye'nin politikasını değerlendirelim. ABD'nin hedefinde yalnızca Suriye olmadığını, özellikle Batı Asya'da önemli mevzileri kaybettiğini ve karşısında Türkiye, Rusya, İran, Irak ve Suriye'den oluşan bir blok oluştuğunu bilmemiz gerekir. ABD, karşısındaki Türkiye, Rusya, İran arasında oluşan Astana Birliği'ni bozmak ve bölgedeki PKK'nın ve IŞİD'in mevzilerini korumak amacıyla ve doğrudan doğruya Türkiye'ye karşı bir müdahalede bulunarak bunu yapıyor. Asıl hedef İran deniyor yıllardan beri ama esas zarar gören, kayıplar veren hep Türkiye oluyor. Son yıllara baktığımızda, ABD direkt Türkiye'yi parçalamak için silahlı kuvvetler kullanmaya başladı. Ayrıca ABD, 5 bin tır silahı, İran'a karşı mı yoksa Türkiye'ye karşı mı verdi? Mehmetçiğin kanı mı dökülüyor, İran askerinin kanı mı? Mayınlar Türkiye'de mi patlıyor, İran'da mı? Esas olarak ABD'nin bölücü terör faaliyetinde Türkiye'yi hedef aldığı ortadadır.
Türkiye'nin politikası hakkında "Türkiye'nin başında bulunanlar, hiçbir şekilde ABD'nin tarafına geçemezler, öyle bir ihtimali görmüyoruz çünkü Türkiye burada doğrudan hedeftir ve bunun altından hiçbir iktidar kalkamaz. Ama bu iktidarın, Suriye konusunda başından beri bocalamaları söz konusu. Özellikle anlaşılmaz bir Beşar Esad düşmanlığı var ki psikolojik bir durum haline gelmiş gözüküyor. Ama tabii ki Türkiye'nin dinamikleri var, geleceğine sahip çıkan önemli kuvvetler olduğundan Tayyip Erdoğan yönetiminin burada, ABD ile beraber hareket ederek, Suriye'yi parçalamak ya da ABD'nin buradaki durumunu kuvvetlendirmek gibi bir çizgiye girme ihtimalini görmüyoruz.
Almanya merkezli Batı Avrupa, ABD'ye isyan ediyor. İngiltere bu casusluk olayından beri ABD'ye destek veriyor ama orada da ABD'den kopma eğilimleri var. Bizzat beni ziyaret eden İngiliz diplomatları, İngiltere'nin gelecekte Çin ve Rusya ile işbirliği yapacağını, ABD'nin güdümünde olmayacaklarını açık açık ifade ettiler. Batı Avrupa'da da ABD'den kopma eğilimi var çünkü yükselen ekonomi, Çin, Hindistan ekonomileri. İcatlar Asya'da yapılıyor ve dünya siyasetinin ağırlığı da ekonomiyle birlikte Asya'ya kaydı. Dolayısıyla Avrupa'nın da buna kayıtsız kalma şansı yok.
Rusya ve ABD restleşmesine dair hükümetin, sürekli Rusya ile Türkiye arasındaki bir kapışma olarak yorumlayıp anlattığını, ancak burada Türkiye'nin doğrudan hedef olduğunu görmeden, doğru bir siyaset üretmenin mümkün olmadığını görüyoruz. Basınımız da ABD ve Rusya arasında bilek güreşi gibi lanse ederek, büyük bir hata yaptı. Twitler Rusya ile ABD arasında atılıyor ama hedefte Türkiye, İran, Suriye de var. PKK'nın, ABD ve İsrail'in kuvvetleri olan IŞİD'in üzerine kararlılıkla giderek Fırat Kalkanı'nı gerçekleştiren ve ABD'nin menfaatlerine karşı Rus ya da İran ordusu, ABD kuvvetlerine karşı Türkiye kadar açık ve kararlı bir tavır almadı. Tabii ki onlar da burada hedeftir ama basın, sanki esas hedef onlar da biz değiliz gibi bir resim çizmektedir. Aslında tüm dengeler, Türkiye'nin İran ve Rusya'nın yanına gidişiyle değişti. Bu nedenle ABD Türkiye'yi caydırarak, kontrolü altına almaya çalışıyor.
Bütün bu değerlendirmelerimizden çıkarılacak sonuç şu: 
Geç kalıyoruz. Türkiye-Suriye işbirliği derhal sağlanmalı ve bölge ülkeleriyle daha geniş bir Batı Asya Birliği’nin fotoğrafı hemen verilmeli.

YORUM EKLE

banner495

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479

banner386