ADINI çok duyardım ama kendisini tanımak 1982 yılında nasip oldu. O yaz Konya turizm derneği müdürü kemal ve can dostum Mesut doğu ile birlikte Alanya ya gelmişlerdi. Ben vatani görevim için Erzincan daydım. Sonradan anılarını dinlemiştim. Bir akşam hep birlikte kale de Fransızca öğretmeni emekli Kemal beyin evine gitmişler, yaz günü birden yağmur başlayınca Fransızca cı Kemal bey üstadım yağan yağmur değil, idrarı ilahidir demiş, Feyzi amca buna çok gülmüştü.

Aynı yılın aralık ayının ilk günlerinde Feyzi amca Ankara Bahçeli evlerden arabasıyla beni ve Mesut Doğuyu alarak Konya ya Mevlana törenlerine götürmüştü, onunla ilk yakın tanışmamdı.

Yolda arabayı kendisi kullanıyor, edebi konuşmalar yapıyor bende hayranlıkla dinliyordum, yolda özellikle Kulu ve Cihanbeyli geçişlerinde ikide birde Feyzi amca kornaya basıyordu, nedenini sordum.

‘sevgili Mesut bu yolda çok kuş oluyor, onlar kaçsın bana çarpmasınlar ölmesinler diye, yapıyorum.

Sadece insanlar değil, hayvanlara da sevgisi ve saygısı vardı.

Konya ya yaklaşırken sol tarafta karların arasında bir ağaç vardı, bana gösterdi. Biliyor musun dedi “yalnız ağaç” şiirini ben bu ağaç için yazmıştım.

Demek ki Feyzi amca ağaçlara ve doğaya da tutkundu, saygılıydı.

Çok soğuk bir dönemdi, bir haftayı Konya da geçirdik, Şeb-i Aruz törenleri için bilet satıyor, dışarıdan gelenlere yardımcı oluyor geç vakitlere kadar Konya turizm derneğinde de oturuyorduk.

Bir gece geç bir vakitte, bir heyet geldi Feyzi amcanın makamına. İran kültür bakanı ve ekibi dediler, ortalıkta gazeteci falan yoktu, konukları resmini çekmek bana  düştü, bazılarını hala saklıyorum.

Törenlere kimler gelmiyordu ki; Japonya dan, Kore den, İran dan, Pakistan dan, Almanya dan, İtalya dan, Fransa dan, ABD den, Kanada dan.

Bu insanları buraya getiren; Mevlana ve onun düşünceleriydi, ancak organizasyonun temelinde ve tepesinde Feyzi amca vardı.

Sadece bunlar mıydı yaptıkları; bir dönem Konya senatörlüğü, bir dönem ticaret, Konya turizm derneği başkanlığı yaptı, bu sürede: Mevlana anma törenlerini, aşıklar bayramını, yemek yarışmalarını yaptı, edebi yazılar yazdı, şiirler yazdı, bazı şiirleri şarkı sözü oldu. Benimde her zaman zevkle dinlediğim

“günaydınım nar çiçeğim” şarkısının sözleri ona, bestesi rahmetli Çenuçen Tanrıkorur’a aittir.

90’lı yıllarda TRT radyolarında onun yaptığı “bir şiir hikayesi” programlarını hep takip etmeye çalıştım. 93 veya 94 yılında Mesut Doğu ile Konya Ankara yolunun 35 veya 40.km sinde Yalnız Ağacı ziyaret ettik, Feyzi amcanın girişimiyle o ağaca takılan plaketi görememiştik, üzülür diye kendisine söylemedik.

2000’li yıllarda Ankara Kızılay da ofisini birkaç kez ziyaret ettik, bize Mevlana dan dizeler okuyor, günümüz Türkçesi ne çeviriyordu, her kesimden öğrenciler geliyor onun sohbetlerini dinliyorlardı.

Ömrünün son yıllarını İstanbul da geçirdiğini duydum O’nun vefatının yalnız Konya için değil bütün ülke için bir kayıp olduğunu düşünüyorum.

İmzaladığı birkaç kitabı ve fotoğrafı gururla saklayacağım,

Şiirlerin de bazen Aşık Feza i mahlasını kullanan sevgili büyüğüm Feyzi Halıcı’nın Ruhu şad olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner452

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349