banner452

banner449

banner552

banner481

banner472

banner479

Hacı Bey'in hayat hikayesi

24 Haziran 2017 tarihinde sonsuzluğa uğurladığımız Hacı İsmail Erkaptan, Alanya'nın unutulmaz simaları arasındaki yerini perçinleyerek bu dünyadan göçüp gitti. İşte Hacı Bey'in 67 yıllık ömrünün hikayesi 

Alanya 04.07.2017, 21:38
Hacı Bey'in hayat hikayesi
banner404

- OĞUZ KORUM

ALANYA'DA yaprak dökümü sürüyor. Hacı İsmail Erkaptan'ı da kaybettik. O da arkasından hoş bir sada bırakarak bu dünyadan göçtü gitti. Son yılların en kalabalık cenaze töreniyle Hacı Bey'i Bektaş Aile Mezarlığı'nda toprağa verdik. 
Onu Hacet İlkokulu'na başladığım yıllarda tanımıştım. Sanırım ilkokul 1. sınıfa başlamıştım. Hacet İlkokulu'nun son sınıflarında okuyan iri yarı öğrenciler vardı. Bunlar daha ziyade sene kaybetmiş yani sınıfta kalmış öğrencilerdi. O, yani Hacı Bey kendine has konuşma tarzı ile kabadayı duruşu ile farklılık gösteriyordu.
Oysa onu yakından tanıdığınızda o devasa bünyede ne kadar sevecen, ne kadar sempatik bir yürek olduğunu fark ederdiniz. Onu yakından tanıyanlar fırtınalı geçen yılların anılarını ondan dinlerken ayrı bir heyecan yaşardı. 1970'li yıllar Hacı İsmail Erkaptan ve kardeşi Hamit Erkaptan için fırtınalı yıllardı. O devasa görünümlerinin altında aslında yufka bir yüreğin ve haksızlıklara isyanın olduğu anlaşılırdı.
DEDESİ HAMİT ERKAPTAN
Dedesi Hamit Erkaptan, 1. Dünya Savaşı yıllarında yük teknesi ile Alanya'dan Lodos'a, Sakız Adası'na, Kıbrıs'a meyve-sebze nakliyesi yapardı. Alanya'nın bu ünlü merhum kaptanını, kendisi Kuva-i Milliyeci olmasına rağmen başından geçen ilginç bir olay derinden üzer. Milli mücadele yıllarında Marmarisli Hamit Kaptan isimli bir casus, Rodos Adası'na kaçar. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki Kuva-i Milliye Teşkilatı'ndan bu kişi hakkında 'Görüldüğü yerde vurulsun' emri çıkar. Bütün Anadolu'ya olduğu gibi bu emir Antalya ve çevresine de gönderilir. Alanyalı Hamit Kaptan, artık görüldüğü yerde vurulması gereken vatan haini Hamit Kaptan'la olan isim benzerliği nedeniyle çok üzülmüş ve tedirgin olmuştur. Fakat mücadele etmeye karar verir. Adana'ya gidip, İstiklal Mahkemesi'ne teslim olup, bu isim benzerliğinden kaynaklanan karışıklığı çözmeyi kafasına koymuş ve karayolu ile Adana'ya ulaşmış. Şansı yaver gitmiş ki Adana İstiklal Mahkemesi'ndeki görevli Antalya'dan tanıdığı birisi çıkmış. Onunla yakından ilgilenmiş, bu konuyu detaylıca araştırmış ve olayın esasını çözmeyi başarmıştır. Marmarisli Hamit Kaptan ile Alanyalı Hamit Kaptan'ın ayrı kişiler olduğu ortaya çıkmış. Kısa süre sonra da Marmarisli Hamit Kaptan yakalanmıştır.
HACI LAKABINI NASIL ALDI? 
Amcası İsmail'in askerde vefat etmesi üzerine 'Yaşı benzemesin' diye İsmail Erkaptan'a bir de 'Hacı' ismi verilir. Hacı İsmail'in anılarında dedesi Hamit Kaptan önemli bir yere sahipti. Dedesini anlatırken şöyle derdi: 
"Dedem Hamit Kaptan, Alanya'nın kıt zamanında yani ekonomik olarak Alanya'nın güç zamanında kaptanlık yapmıştır. Gemisinin biri iskelede batmış. Kendisinin güçlü bir yapısı vardı. Gemide kafası bozulunca aksilik yapanı (Huzursuzluk yaratanı) denize atarmış. Kaptanlıktan sonra bir dönem Süleyman Akman ile birlikte zahirecilik de yaptı."
HACET'TE BAŞLAYIP, KARGICAK'TA BİTİRDİ
İlkokulu 9 senede bitiren Hacı İsmail Erkaptan, pek çok öğretmende okur. Şemsettin Bart, Cahide Bart, Subay Ahmet, Hamdiye Yiğit, Münir Kıymaz Hacet Okulu'nda öğretmeni olurlar. En yakın okul arkadaşları Molla Osman'ın Şükrü, Gansız Ahmet, Koca Kafa'nın Mustafa (Gökgül) ve Hasan Develi'dir. O günlerle ilgili olarak da (1950'li yıllar) şunları anlatırdı: 
"Bizim zamanımızda ilkokulu bitirmek zordu, ilkokul fakülte gibiydi. Okulda öğretmenim Şefik Yıldırım'a karşı geldim ve 'Ben bu öğretmende okumam' dedim. Önce Gazipaşa'nın Macar Köyü'ne, oradan Kargıcak Köyü'ne geldim. Hep derlerdi, Macar Köyü'nün kızları güzel olur diye. 'Saat mi alacaksın Nacar'dan, kız mı alacaksın Macar'dan' derlerdi. Onun için Macar Köyü'nün kızları çok konuşulurdu. Kargıcak'a geldiğimde köyün ileri gelenlerinden Halit Müftüoğlu bana yardımcı oldu. Diplomayı Kargıcak'tan aldım. Diplomadaki notlarımın pek iyi olduğunu gören annem 'Benim oğlanın zihni açılıp gelir, ortaokula kaydettirelim' dedi ve ortaokula kaydoldum. O yıllarda ortaokul öğrencileri ay yıldızlı şapka giyerdi. Ben de ay yıldızlı şapkaya çok hevesliydim, bana da alındı, elbise alındı. Bir arkadaşımla giriştiğim iddiayı gören dönemin Alanya Lisesi Müdür Yardımcısı merhum Necati Pala ile tartıştık.
HACI BEY'İN ORTAOKULDAN KAÇIŞI 
Merhum Necati Pala, tartışmamızın sonucunda ceketimden asıldı ve ceketimin sol kolu elinde kaldı. Fevziler'in bahçesine çıkarak okuldan kaçtım. Ortaokul maceram da böylece sona erdi. Babamın yanında çalışmaya başladım, yine bir kavga neticesinde 19 yaşında hapse düştüm. Cezaevinden çıkınca askere gittim. Önce piyade askeri olarak Edremit'e, sonra Çanakkale Ezine'ye gittim. Burada komando olarak askere yazıldım. Eğridir'e dağ komandosu olarak gönderildim. Burada 8 ay paraşüt eğitimi aldım."
PARAŞÜTLE ATLADIĞI GÜNLER 
Eğirdir'den Ankara'ya gider, Ankara'da 30 Ağustos Zafer Bayramı töreninde paraşütle ilk atlayışını yapar. Paraşütle atladıktan sonra aşağıda bahçe çapalayan insanlar görür, bu durum kendisinde büyük heyecan yaratır. Hele bir keresinde paraşütle uçarken, kavak ağaçlarına takılmasını hiç unutamaz.  Çavuş olarak görev yaparken bir başka çavuşu döver. Rütbesi onbaşılığa düşer ve 45 gün askeri cezaevinde yatar. Devlet, paraşütçü askerlere o dönemde iyi para verir. Askerden getirdiği para ile Alanya'nın sembolü olan bir Jawa motosiklet alır.
Askerden geldikten sonra annesi Nazifoğlu Ahmet Efendi'nin kızı Miray Hanım'ın isteği üzerine evlenmeye karar verir. Kız aranır. Ali Kaptanoğlu'nun kızı Rezzan Hanım'da karar kılınır. 
HACI BEY'İN DÜĞÜNÜ
Ali Kaptanoğlu'nun kızı Rezzan Hanım istenir. Görkemli eşgilik düğününe Alanya'nın ünlü ağaları eksiksiz katılır. Bu ünlü ağalar içinde Hacıkadirler'den Cevdet Bey ile Necati Bey de vardır. Düğünde masaların altına çakıl serilir, o dönemin meşhur efsane davulcusu merhum Galip Dere, merhum Remzi Ertunç, merhum Muhammet Koç düğün çalgıcılarıdır. Düğün konvoyu Alanya Merkez Karakolu'nun önünden geçerken kendine hakim olamayan bazı arkadaşları silah atarlar. Merhum Hasan Develi tutuklanır. Hacı Bey bu olaya çok üzülecektir. Hacı Bey'in bu evliliğinden Remzi ve Miray adlı çocukları dünyaya gelir. 
BİR DÖNEM ÇOK KONUŞULAN KAYMAKAM MESELESİ
1960'lı yılların sonunda İskele Restoran'ı kiralayan merhum Adnan İzmirli, açılış töreninde protokol ve davetlilere ziyafet vermektedir. Bu ziyafete Hacı İsmail Erkaptan, merhum Mustafa Gökgül, Hakkı Usta'nın Necati Şenol da iştirak ederler. Protokol henüz gelmemiştir. Hacı İsmail ve arkadaşları bilmeyerek protokol için ayrılan ve boş bulunan masaya oturmuşlardır. Başta dönemin Alanya Kaymakamı olmak üzere Alanya protokolü, kendilerine ayrılan masada başkalarının olduğunu görünce sinirlenirler ve bu kişilerin derhal kaldırılmalarını emrederler. Zorla kaldırılmalarına sinirlenen Hacı İsmail ve arkadaşları, Alanya Kaymakamı'nı da tanımadıklarından kavgaya tutuşurlar. Dönemin kaymakamı da dahil protokol bu hoş olmayan kavgada hırpalanırlar. Bu kavgaya İsmail'in biraderi Hamit de karışacaktır. Merhum Hacı İsmail Bey, bu günleri anarken hep bir üzüntü içerisinde, pişmanlık duyguları ile o günleri yad etmişti. Fırtınalı yılların cahilliği olarak adlandırmıştı. 
ALANYA'DA AMERİKAN ASKERLERİNİN DÖVÜLMESİ 
1970'li yılların başında Amerikan Filosu'nun gemisi Alanya iskelesine demir atar. Alanya iskelesinden karaya çıkan 6. Filo'nun askerlerinden bazıları Alanya kızlarına İngilizce laf atarlar. 1970'li yılların başında kendi değerleri ile yaşayan, henüz kozmopolitleşmemiş Alanya'da bu durum hemen yayılır. O yıllarda İstanbul'dan gelen döner salıncakların kurulduğu çarşı merkezinde salıncağa binmek üzere olan Amerikan askerleri kıstırılıp, kovalanır. Şimdiki Alanya Ticaret ve Sanayi Odası binasının arkasında bulunan, özellikle merhum Arap Şükrü'nün fırınının önündeki koca ağaç odunları bu kavgada kullanılır. En önde Hacı Bey, bu kavgada lokomotiftir. Yine Hacı Bey'in yardımcılarından biri de merhum Baba Salih'in oğlu, şimdilerde Baba Makine'nin sahibi olan Ahmet Çetin Baba'dır. Ahmet Çetin Baba, o günlerin canlı tanığıdır. Dönemin kaymakamı, Hacı İsmail başta olmak üzere olaya karışan gençleri makamına çağırır ve affettirir.
ESKİ ALANYA'YA HEP ÖZLEM DUYMUŞTUR 
Hacı Bey, çocukluğunun ve gençliğinin Alanyasını şu sözlerle anlatırdı: 
"Çocukluğumun Alanyasının yaz ayları hep plajda geçerdi. Cüce gazozuna iddiaya girer, iskelenin ucuna kadar yüzerdik. Suluparkın yanına kurulan döner salıncakları, böcü (ipekböceği) dışkısıyla avladığım balıkları unutamıyorum. Kale arkasındaki kırkmerdiven uğrak yerlerimizdendi. Delikanlılığa geçerken arabaya heveslendim, belki de Alanya'da ilk Murat Taksi'yi kullananlardandım. Bu Murat Taksi'ye 1974 yılında 'Kaderim' adını vermiştim ve üstüne yazdırmıştım. O zamanlarda ehliyet almak zordu, ehliyet için İstanbul'a gitmiştik. Benim Murat Taksi'ye Isba'nın (Sipahioğlu'nun) Münir ve Hebire ile bindik. Hebire'nin kulağı duymazdı, güç bela ehliyetleri İstanbul'dan aldık. Ehliyeti aldıktan sonra araba ile gezmelerimiz daha da arttı. Bir gün Cavırcı Yaşar ile (Yaşar Baba) birlikte ciple geziyorduk. İskele rampasından inerken aracın kontrolünü kaybedip, bir eve girdik.
BÜKLÜ KAHVESİ'NDE DOBRA DOBRA 
Hacı Bey'i 2006 yılında ilk röportaj için ikna etmiştim. Mahmutseydi'deki Büklü Kahvesi'nde buluştuk. Onunla çok uzun bir sohbet gerçekleştirmiştik ancak pek çoğunun yazılmaması konusunda kendisi ile karar almıştık. İlginç bir portreyi konuk almıştık. İlginç dedik, gerçekten cacığa limon sıkıp yiyecek kadar ilginç bir portre idi. Nüktedan, esprili, kendine has konuşma tarzı olan bir portre. Uzaktan tanıdığınızda belki biraz çekindiğiniz ancak yakından tanıdıkça o devasa vücuttaki yumuşacık kalbiyle dikkat çeken bir portre olduğunu hemen fark ettiğiniz birisiydi. Hacı Bey'le ilgili bir anekdotumu aktarmak isterim.
'CEZAEVİ OKULA DÖNDÜ YAHU'
1984 yılıydı. Hacı Bey, bir polis memuruyla kavgası neticesinde Alanya Cezaevi'ndeydi. O yıllarda cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklular için 'Atatürk İlkeleri' dersi koyulmuştu ve savcılık bu derse benim girmemi uygun görmüştü. Alanya Cezaevi'nde derse girdiğim ilk gün Hacı İsmail Bey ile karşılaşmıştım. Hoşbeşten sonra ders anlatmaya geldiğimi söyleyince "Burası cezaevi mi? Okul mu? Sabah 1 saat Tarihçi gelir, 1 saat Coğrafyacı, 1 saat Din hocası, 1 saat Türkçeci geliyor. Cezaevi okula döndü yahu" diyerek espri yapmıştı. Merhum Hacı İsmail Bey, ben ders anlattıkça derslere ısındı. Bir gün o kendine has konuşma tarzı ile "Yahu hoca, senin derslerinden istifade ediyoruz ama bu ders saati az geliyor. Dilekçe verelim, fazlalaştırsınlar. Senin dersler heyecanlı oluyor" demişti.
AKLINA GELENİ YAPMAKTAN ÇEKİNMEZDİ 
Bir cezaevi çıkışından sonra cezaevinde planladığı düşünceleri uygulamaya koyar. Cezaevinde sıcaklardan bunalmıştır. Çıktığında Bektaş Mahallesi'nde iki ağaç arasına çardak yaptırıp, yazı bu çardakta geçirmeye karar verir. 'Sıcakları böylece atlatırım' der. Dediği gibi Bektaş'ta iki ağaç arasına çardak yaptırıp, cibindirik kurdurur. O yıllarda Bektaş'ta kahveci çıraklığı yapan merhum Adem Sert kendisine yardımcı olur. 
KENDİ AĞZINDAN ÖZELLİKLERİ 
Hacı Bey, sorduğumuzda kendi özelliklerini içerisine espriler de katarak şöyle sıralardı: 
"Hocam, haksızlığı, yamuk insanları sevmem. Alemi, muhabbeti çok severim. Ben pek çok işe girdim, çıktım. Kamyonculuk yaptım. Muzculuk yaptım, çok güzel angaz (Muz atıkları) alırım. Zaloğlu ile inşaatçılık yaptım. Dedem döneminde evde teneke içinde rakılar içilirdi. Bu kadar fırtınalı günlerden sonra insan hayatın dinginliğini yaşamalı diyorum. Gençlere tavsiyem hep şudur: Sigara içmeyin, içki içmeyin, saygılı olun."
67 YAŞINDA SONSUZLUĞA UĞURLANDI
Evet değerli dostlar, ömrümüz böyle geçiyor, böyle sürüyor hicranlar. Gönül, yoklukları hep perde inerken anlıyor. Umulmaz acılar yaşanıp gidiyor. 2006 yılının Ekim ayında biz kendisi ile Mahmutseydi'nin Büklü Mahallesi'nde, Mahmutseydi'nin eski muhtarlarından Kemal Etyemez’in mekanında buluşmuştuk. Öyle herkesle konuşmayan, her topluluğa girmeyen Hamit Kaptan'ın Hacı İsmail ilk kez bizimle konuşmuştu.
Uzun yıllar basın camiasından çok teklif gelmesine rağmen, röportaj tercihini şahsıma kullanmasından dolayı doğrusu onur duymuştum. Hızla değişen ve gelişen Alanya’da geçmişe ait yaşanmışlıklar unutulmasın istiyordum. Bu bağlamda bir dönem Alanyasının gündeminde olan konuları, portreleri sayfalara taşıyarak geleceğe bir belge bırakmak temel hedefimizdi. Daha sonraki süreçte yine Merhum Hacı Bey görsel olarak televizyon röportajı teklifinde de tercihini şahsımdan yana kullanmıştı. Alanya Televizyonu'nda (ATV) yaptığımız röportajında görsel olarak ilk kez anılarını bize anlatmıştı. İyi ki de kendisi ile röportajlar, televizyon programları yapmışız. Baki kalan bu kubbede her şey hoş bir sadaymış.
1951 yılında Alanya'nın Güllerpınarı Mahallesi'nde başlayan hayat, 2017'nin Haziran’ında son buldu. Onu kalabalık bir topluluk ile uğurladık. Cennet mekanı olsun. Şair merhum Yahya Kemal Beyatlı’nın dizeleri ile ona seslenelim:
Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış,
Her gün açarmış kanayan rengi ile,
Gece bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış,
Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengi ile,
Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rinde,
Ve serin selviler altında kalan kabrinde,
Her seher bir gül açsın,
Her dem bir bülbül ötsün.

- HACI BEY'İ TANIYANLAR ANLATIYOR
HÜSNÜ BARCIN
(Alanya Belediyesi eski Elektrik Müdürü): Evet, Hacı Bey'i kaybettik. Ben onu kaybetmekle yarımı kaybettim. O benim yarımdı, eşi ile, oğlu ile paylaşamadığı sırları benimle paylaşırdı. Benim insanlara yardım duygularımı Hacı Bey pekiştirdi. Hastalığını ilk fark edenlerden biri bendim. Hastalığını fark ettikten sonra 1,5 ay geçmiş, bunu bana kendisi söylemişti. İhmalkarlık yaptı. Hastalığına rağmen son derece neşeliydi. Temizliğe önem verirdi. Şık giyinirdi, özellikle ayakkabı ve gömlek konusunda hassastı. En önemli özelliklerinden biri senede bir defa saçını usturaya vurdurmasıydı ve senede bir defa uzun sakal bırakırdı. Arabasına düşkündü ve arabasında sigara içilmesine izin vermezdi. Merhum Mustafa Yiğit ve grubu ile Çukur Yaylası'na gittik. Mustafa Yiğit’e arabasını vermişti. Mustafa Yiğit arabası ile koyun getirmişti, aynı zamanda arabanın içine yoğurt dökmüş. Hacı Bey, üç gün arabanın içini temizleyeceğim diye uğraştı, içine sinmeyince de arabayı hemen sattı. Şakacı ve muzipti, sevmediği insanlar da vardı. Sevmediklerine de selam verirdi ancak onlardan uzak dururdu. Milliyetçi ve Atatürkçü bir yapısı vardı. Oruç tutar, cumayı kaçırmazdı. Ancak din yobazlarından nefret ederdi. Vefalı dostları vardı. Bu dostları taziye sürecinde hep beklediler. En sevdiği yemek balık çorbası ve fırında sakatat kebabıydı. En sevdiği şarkılar 'Kapıldım Gidiyoruz Bahtımın Rüzgarına', 'Bolu Dağı Yokuştur' ve 'Bana Sarhoş Diyorlar' adlı şarkılardı. Alkole çok düşkün değildi, annesine ve babasına son derece saygılıydı, aile istişaresine büyük önem verirdi, hoşgörülüydü, gerektiğinde gaddar bir yapısı vardı, eski dost ziyaretlerini eksik etmezdi. Beyefendi ve kabadayıydı. Beyefendilik ve kabadayılığı birleştirmişti. Onun şahsında Hacı Bey ismi tutmuştu. Zaman zaman Hacı Ağa derlerdi. O kendisine 'Ağa' yerine 'Hacı Bey' denilmesini isterdi. Dediğim gibi o benim yarımdı. Onun kaybı ile ben yarımı kaybettim ve onu çok arayacağım. 
HASAN SİPAHİOĞLU (Benzin istasyonu sahibi) : Hacı Bey, dünya tatlısı bir insandı. Dededen zengin, babadan zengin ve kendisi de zengindi. Yanlışlığı sevmeyen, çok düzgün bir insandı. 47 senelik arkadaşımdı, hep sevgi ile, saygı ile arkadaşlığımız sürdü. 1972-1973’lerde İstanbul’da çok anılarımız var. Dostluğumuz dedelerden gelir. Çok değerli bir insandı. Gedevet Yaylası’nın gülüydü. Yalnız ben değil tüm Alanya çok üzüldü. Cennet mekanı olsun.
AYSEL ŞENLİ (Yöresel Alanya restoranı işletmecisi): Hacı Bey, ilkokul arkadaşımdı. Dünyanın en iyi adamıydı. Hem hayıra yarardı, hem şere yarardı. İsmail'ime çok üzüldüm. Onu Nazifoğlu'nun Künger ağacının dibinde güzelce bir dövmüştüm. Benim sülale lakabım 'Yengeli', benimle zaman zaman 'Şengeli' diye dalga geçerdi. Onun için dövmüştüm ama o benim canımdı. Cennet mekanı olsun.
AHMET MÜFTÜOĞLU (İşadamı, oto galeri sahibi): Babayiğit bir adamdı. Hacı Bey narin yürekliydi. Çok hayır yapardı, yaptığı hayrı kimseye göstermek istemezdi, adam ezdirmezdi, sırdaş bir yapısı vardı, gıybeti sevmezdi. Onu yaşayan bilir. Şen şakrak tavrı ile, kendine has şivesi ile insanları güldürürdü. Son yılların en kalabalık cenazesi onun ne kadar sevildiğinin kanıtıdır. Hem arkadaş, hem dosttu, adabı bilirdi. Ondan çok şey öğrendik. Özlenecek bir sima, onu çok özleyeceğiz. Şahsında kabadayılıkla beyefendiliği bütünleştirmişti. Kabrine nurlar yağsın.
HAMİT ERKAPTAN (Kardeşi): Günde 10 sefer dövüşürdük, 10 sefer barışırdık. Birbirimizi çok severdik. Hak, hukuk bilirdi, yapılan iyiliği konuşmazdı, misafirperverliği, yedirmeyi, içirmeyi bilirdi. Ağabeyimi kelimelerle anlatmak mümkün değil. Allah bizleri cennette kavuştursun.

Yorumlar (0)
16°
açık
Günün Anketi Tümü
Yarın milletvekilliği seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?
Yarın milletvekilliği seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?
banner384
Namaz Vakti 12 Kasım 2019
İmsak 06:03
Güneş 07:25
Öğle 12:46
İkindi 15:34
Akşam 17:58
Yatsı 19:15
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Sivasspor 11 21
2. Fenerbahçe 11 20
3. Trabzonspor 11 19
4. Alanyaspor 11 19
5. Başakşehir 11 19
6. Galatasaray 11 19
7. Malatyaspor 11 18
8. Beşiktaş 11 18
9. Gaziantep FK 11 15
10. Çaykur Rizespor 11 14
11. Göztepe 11 13
12. Konyaspor 11 13
13. Kasımpaşa 11 12
14. Denizlispor 11 11
15. Antalyaspor 11 11
16. Gençlerbirliği 11 10
17. Ankaragücü 11 9
18. Kayserispor 11 7
Takımlar O P
1. Hatayspor 11 21
2. Fatih Karagümrük 11 19
3. Ümraniye 11 18
4. Balıkesirspor 11 18
5. Akhisar Bld.Spor 11 18
6. Erzurum BB 11 18
7. Keçiörengücü 11 18
8. Bursaspor 11 17
9. Menemen Belediyespor 11 17
10. Altay 11 15
11. Adana Demirspor 11 12
12. İstanbulspor 11 12
13. Giresunspor 11 12
14. Boluspor 11 10
15. Osmanlıspor 11 10
16. Adanaspor 11 8
17. Altınordu 11 7
18. Eskişehirspor 11 1
Takımlar O P
1. Liverpool 12 34
2. Leicester City 12 26
3. Chelsea 12 26
4. Man City 12 25
5. Sheffield United 12 17
6. Arsenal 12 17
7. M. United 12 16
8. Wolverhampton 12 16
9. Bournemouth 12 16
10. Burnley 12 15
11. Brighton 12 15
12. Crystal Palace 12 15
13. Newcastle 12 15
14. Tottenham 12 14
15. Everton 12 14
16. West Ham 12 13
17. Aston Villa 12 11
18. Watford 12 8
19. Southampton 12 8
20. Norwich City 12 7
Takımlar O P
1. Barcelona 12 25
2. Real Madrid 12 25
3. Atletico Madrid 13 24
4. Sevilla 13 24
5. Real Sociedad 13 23
6. Athletic Bilbao 13 20
7. Getafe 13 20
8. Granada 13 20
9. Valencia 13 20
10. Osasuna 13 19
11. Villarreal 13 18
12. Levante 13 17
13. Real Valladolid 13 17
14. Deportivo Alaves 13 15
15. Eibar 13 15
16. Mallorca 13 14
17. Real Betis 13 13
18. Celta de Vigo 13 9
19. Espanyol 13 8
20. Leganés 13 6
banner440
banner545