Alanya “payton”una veda ederken

YANLIŞ mı yazdım, doğrusu “fayton” mu olacaktı? Ama biz “payton” dedik yıllarca; o ne olacak?

Aslında pek de haksız sayılmayız. Faytonun köken aldığı kelime olan Phaethon, meğerse mitolojideki güneş tanrısı Helios’un oğlunun adıymış. Phaethon babasından ödünç aldığı at arabasını devirmişmiş! Mitoloji böyle söylüyor.

Efsaneleri bırakıp günümüze geldiğimizde fayton kelimesinin Fransızca’dan apartıldığını görüyoruz. Phaeton, “kiralık at arabası” demekmiş…

Antalya bir Akdeniz kenti olarak faytonu ilk kullanan beldelerimizden birisi olma özelliğini taşırken, yeni seçilen Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek de, Antalya bölgesindeki faytonculuğu yasaklayıverdi. Bana kalırsa çok da iyi etti.

Çünkü faytonculuk dünyanın gelişmiş bölgelerinde yalnızca trafikten arındırılmış, kısa mesafedeki gezi alanlarında ve çok iyi bakımlı atlarla yapılmakta. Oysa ülkemizde durum aynı değil. Özellikle Alanya gibi sıcak bölgelerin yaz aylarında ve yoğun şehir trafiğinde yapılan faytonculuk hem hayvan hakları hem de ulaşım açısından çok sakıncalı.

Alanya paytonla ne zaman tanıştı?

Başlıkta “Alanya veda ediyor” dedik, peki şehir payton ile ne zaman tanıştı? Kesin bir tarih verilemese de payton ya da at arabası iki şeyin, at ve devenin yerini aldı! Onların ardılı oldu.

At, malumunuz bir ulaşım aracıydı. Bunun dışında, mesela gelin istemeye atlarla gidilir, gelin çarşıdan at üstünde geçirilerek arzı endam ettirilirdi. Daha sonraki siyah beyaz düğün alayı fotograflarında atın yerini paytonun aldığını görüyoruz. Payton, Alanya Demircilik Çarşı’sında Sağır Ali gibi ustalarca imal edilmekteydi.

Paytondan farklı olarak, “at arabacılığı” ya da “taş arabacılığı” ise taşımada devenin yerini almış. Yine eski fotograflarda, deniz kenarından çuvallara doldurulan kumun develere yüklenişi gözleniyor. Biz ise çocukluğumuzda, kumun deniz değil, artık Dimçayı’ndan at arabası ile taşınışına tanık oluyoruz.

İlginçtir, payton Alanya’da ilk kez, bir makam aracı olarak fotograf karelerine giriyor. 1936 yılında 102 dönüm üstüne kurulan Limon Fidanlığı Teknikerliği’nin uzun yıllar müdürlüğünü yapan Hakkı Bey’i makamına, paytonu kullanan Mustafa Tuğlu götürüp, getirmiştir. 1952 yılından sonra kuruma alınan pikap ile bu uygulamaya son verilir.

İlk paytoncular

Alanya’nın bilinen ilk paytoncularından birisi de Irgış’ın Ali Ağa’dır. Ali ağa güvenilir, efendi bir insan olarak kadınlara hizmet vermektedir. Hayate Hanım İlkokulu karşısındaki eski PTT binasının yanında oturan Ali ağa mahallenin kadınlarını Kale Arkası’na (şimdinin uydurma adıyla Kleopatra plajına!) kuma gömülmeye(!) taşımıştır.

Kullanıcısı Irgış’ın Ali Ağa mıdır bilinmez ama aynı bölgedeki Ferah ve Doğan Oteli’ne astım tedavisine gelen hastalar, yine paytonla Damlataş Mağara’sına taşınmıştır. Bu payton lastik tekerlekli, daha uzunca ve dikine yapılmış, sırt sırta oturma yerleri olan bir taşıma aracıdır.

Yine bir başka ilginç kişilik, özellikle 1970’lerin turizmine hizmet veren Cüce’nin Ahmet Ağa’dır. Ahmet ağa Alman müşteriyle kurduğu sıkı dostluklar sayesinde, onlara kendi ülkelerinde konuk olmuştur.

Hüsamettin Ertunç, Topal Ramazan, Kenan Ağa, Şen Paytoncu’nun yanısıra taş arabacılığından paytonculuğa geçen Keşiş’in Hasan Girenes, Murat Taş Alanya’nın ilklerindendir.

Alanya büyük olasılıkla, 1960’ların payton cenneti olan Antalya’yı örnek almış olmalıdır. Antalya bu işi hakkıyla yapmakta, paytoncular gece ve gündüz olarak iki ayrı at kullanmaktadırlar. Turizmin 1960 sonlarında hareketlenmesiyle bir modernite ve gereksinim olarak paytonculuk Alanya’da da vücut bulmuştur.

Bir taksi hizmeti olarak paytonculuk

1960’larda açılan ilk taksi durakları, ucuz taşımacılık yaparak kendilerine rakip olan paytoncuları karşılarında görmüşlerdir. Şimdiki Simit Sarayı’nin olduğu, eskinin Kadağan Sineması’nın arkasındaki toprak çamur karışımı alanı durak olarak kullanan paytoncular, Alanya’ya buradan hizmet verir. Aralarında Murat abi gibi bireysel olarak kendi durağını yaratanlar da vardır!

Alanya insanı, özellikle kadınlar ulaşımda bir taksi hizmeti gibi paytonu kullanmaktadır. Yine aynı dönemde, başta Kenan Ağa olmak üzere bir çok paytoncu ilkokul çocuklarını okula götürerek şimdilerin servis görevini üstlenmiştir.

1970’lerde iç turizmin yoğunluk kazandığı yıllarda paytonculuk yoğunlaşır ve ardından da eleştiriler gelir. Gecelere kadar çalıştırılan atlar zayıf düşüp yollarda tökezlemeye başlayınca, ilk tepkileri özellikle Ankara’nın daha kentli insanları göstermiştir.

Alt yapısı tamamlanmamış, ışıklandırması zayıf yollarda, ışıksız dolaşan paytonlar araba kazasına yol açmaktadır. Ayrıca atlar dışkıları ile yolları pisletmektedir. 1980 ihtilalinin belediye başkanı bu konuda önlem alır. Arabalara bezler yerleştirilir. Ayrıca plaka verilir. Paytoncuların arkalarına takılan çocukları kırbaçla önlemeye çalışması biraz vahşice bulununca(!) paytoncu esnafı çareyi tel örgü çekmekte bulmuştur.

Paytonculuk bu şekilde sürerken, özellikle 1980’lerin inşaat sektöründeki hızlı büyüme taş arabacılığının 1990’lara kadar devam etmesini sağlamıştır.

Paytonculuk, kısa pantolon ile öne oturup atın kuyruğunun kırbaç gibi bacakları acıttığı günlerin tatlı bir nostaljisi olarak artık orada kalmalıdır. Bu yüzden, Antalya Belediye Başkanı’nın, özellikle hayvanlara işkence boyutlarına varabilme tehlikesine karşı aldığı yasağı sonuna kadar destekliyorum.

Feyzi Açıkalın’ın arşivinden.

Yıl: 1975, Fotoğraf: Feyzi Açıkalın. Yer: Hükümet Caddesi.

1975 yılında Feyzi Açıkalın tarafından fotoğraflanan bir payton durağı. 

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472