Ağaç ve kadın olmanın dayanılmaz zorluğu…

BU coğrafyada en zor şey,  kadın ve ağaç olmaktır.

Nerede, ne konumda olurlarsa olsunlar; en çok onlar göze batar.

En çok onlar örselenir.

En çok onlar itilir, kakılır.

En çok onlar üzerinde, “her tür tasarruf hakkının” bulunulduğuna, inanılır.

Bu bir kültürdür.

Bu kültürde, kadının da ağacın da adı ve yeri yoktur.

O nedenle genelde, Batı’nın kadınlarıyla, Doğu’nun kadınları arasında uçurumlar vardır.

Ağaçlarımız da öyledir.

Nerede Batılıların ağaca verdiği değer, nerede biz Doğuluların ağaca verdiği değer.

Daha da acısı; nerede ilkel kavimlerin ağaca verdiği değer, nerede bizim ağaca verdiğimiz değer.

Örnek mi?

İşte dağlarımız, tepelerimiz, giderek yok olan ormanlarımız, korularımız, yeşil alanlarımız.

Kesip biçip, kaçak saraylar yaptırdığımız sit alanlarımız.

Yakıp, yıkıp AVM’li camiler (!) yaptırdığımız korularımız.

İşte Cumhurbaşkanımız.

Başbakanımız,

Bakanlarımız.

Vekillerimiz.

Öğretmenlerimiz.

Analarımız.

Babalarımız.

Çocuklarımız.

Sözün özü BİZ…

Evet biz.

… …

Kadın mı; vur ağzına, kapat eve…

Ağaç mı; vur baltayı beline, gelsin rantiye…

*     *     *

60, 61 ve 62. AKP Hükümetleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız; bakanlığı döneminde ne demişti, bir anımsayın:

“… Ağaç, enerji üretiyor mu arkadaşlar?

Yani teknik olarak üretiyor da anca kendine yetecek kadar. Ampul bağlasan yakmaz, ütü bağlasan çalıştırmaz.

Öyle bıraksan, 500 sene uzar da uzar.

Tamamen israf yani.

Topraktan minareli alıyor, havadan karbondioksiti alıyor, ülkemizin değerli su kaynaklarını alıyor.

Peki, yaptığı ne?

Şu kadarcık zeytin.

Bu mudur yani verimlilik?

Zeytini marketten alabilirsin; elektriği alabilir misin?”

*    *    *

Bu zihniyette, ağacın yeri ve önemi budur işte.

Mantık da budur, bakış açısı da…

Bu zihniyete kadını sor; üç aşağı, beş yukarı ona da benzeri açıklamalar getirirler.

Niye?

Çünkü böyle eğitilip, böyle yetiştirilmişlerdir.

O nedenle, tüm İslam coğrafyasının dağı taşı damdazlak, bozkır ve çöldür.

Kuraklık, susuzluk, açlık, cehalet, hurafe diz boyudur.

*    *    *

O nedenle 15.000 kitapla eğitilen Batılı kadın, aya uçar; tek bir kitap okumayan/okutulmayan İslam Dünyasının kadını, cennete uçacağını sanır. “Ben, bilmem kimin kılıyım” diye de ortalıkta dolanır durur.

Sorun eğitimdedir.

Öncelikle erkek kafasının eğitiminde

YORUM EKLE

banner516

banner470

banner452

banner449

banner481

banner472