Adalet ve hüküm

GEÇEN hafta Mevlana’nın, en güzel hikâyelerinden “Nohut Hikâyesi ve Sabır” başlıklı yazımdan sonra, çok olumlu geri dönüşler aldım.

Değilmi ki, akıllı insan aklını, daha akıllısı ise başkalarının aklını da kullanır; madem dayı benden akıllı, bizde dediği gibi bu yazımızda da mesel anlatmaya devam edelim.

Mevlana’dan hikâye anlatıp ’da, ona yakın dönemlerde bu topraklarda ömür vermiş, Muhiyiddin İbn-i Arabi, Yunus Emre, Kaygusuz Abdal gibi, geriye eser bırakmış, diğer düşünürlerin ismini anmamak olmaz. 

Bu dünyada “bir ömürlük misafir olduğumu,” bu sebeple mevzunun “kalp kırmamak ve güzel insanlar biriktirmek” olduğunu, idrak ettiğim dönem, bu düşünürlerin eserlerini okuyup incelediğim zamanlara rastlar.

Bir de kalbi temiz tutmak var!

Bu da kişinin kalp gözünün açık, gönül terazisinin topuzunun adaletli olmasıyla mümkün ancak...

İşte, Anadolu’nun bağrında, Selçuklu’yu Selçuklu yapan, toprakla insanı yoğuran farklı farklı dilden ve dinden insanın bir arada hoşgörü ile yaşamasını sağlayan dirliğin temelinde bu harç var.

Ayrıca şüphesiz ki, sözlü edebiyat vasıtası ile Anadolu’da anlatılan, mesellerle dolu, türlü türlü hikâyeler...

Kısaca, okuyup öğrenmek isteyene “ilim kapısı” sonuna kadar açık. Hazine sonsuz. Öyle ’de buyurulmuş zaten.

Madem Selçuklu dedik, Alâeddin Keykubat dedik, gönül gözü, kalp terazisi dedik, aynı dönemlerde Anadolu’da yaşayan İbn-i Arabi’den bahsetmemek olmaz.

Bu hafta, “Diriliş Ertuğrul” dizisinde, İbn-i Arabi’yi, Selçuklu adaletini ve kalp terazisini anlatan çok güzel bir sahne izledim.

Yazanın kalemine, oynayanların nefesine sağlık, her şey kıvamında olmuş.

Sahne, Ertuğrul beyle ilgili ferman yazılırken,  Arabi’nin sahneye girişi ile başlıyor.

Genç Sultan soruyor:

“Burada bulunma sebebiniz ne ola?

İbn-i Arabi:

“Buraya gelme sebebim, burada tahrip edilen adaletin hakkıyla inşa edilmesi için size yol göstermektir.”

“İmdi bir kara iftira ile Ertuğrul beye reva görülen bu muamele, vicdana da merhamete de, adalete de hakikate de zulümdür!”

Sultan bir an duraksıyor ve saygı içinde cevap veriyor:

“Size hürmetim vardır, lakin tahkikatlar yapılmış Ertuğrul Bey suçlu bulunmuştur.”

İbn-i Arabi, vurucu cümleleri ile devam ediyor:

“Tahkikatlar, zahirle yapılır. Zahirde yalan olabilir! Hile olabilir!

Lakin hüküm “hakikatle” verilir!” 

“Hakikat, ancak “gönülle” bilinir. Gönlünüzde tahkikat yaptınız mı Sultanım ?”  diye sorunca, Sultan duraksıyor, ne diyeceğini bilemiyor. Kısa bir sessizlik oluyor.

“Gözlerinizde gördüğüm tereddüt, vereceğiniz karardan emin olmadığınızı gösteriyor. Belli ki gönlünüzde yaptığınız tahkikat, Ertuğrul beyin suçlu olduğuna sizi inandırmaz, suçlu olmadığını gösterir.”

Sahnenin en can alıcı noktası bu, “gönlüne sordun mu?” diye sorduğu an...

Çünkü insan hakikate, ancak “kalbi” ile varabilir. Akıl yanılsa da “kalp” yanılmaz.

Bu noktada Sultanın bu kararı almasını sağlayan, iftiracı, düzenbaz, zaten adı üzerinde, “Saadettin Köpek” atılıyor, ardından suç ortağı Mahperi hatun, İbn-i Arabi’nin adalet divanında yeri olmadığını söylüyor.

İbn-i Arabi cevap veriyor:

“Peygamber efendimiz haksızlığa karşı susan ‘dilsiz şeytandır’ buyurur! Biz burada hakikati müdafaa ederiz, hakikati gören kişi hakikatten mesuldür.”

“Hem ilmi ile amil olmayan âlimin, ilmide âlimliği de yere batsın. Hakikati müdafaa etmeyen âlim değil zalimdir!

Sahne devam ediyor ve Sultan gönlünün gözü ve aklının terazisi ile hakikate ulaşıyor.

Zaten boşuna da söylenmemiş, “yanlış düşünebilirsiniz fakat yanlış hissedemezsiniz.”

Diyeceğim o ki, sevgili okuyucularım kişinin zorluklarla ilerlediği türlü imtihanlarla sürdürdüğü hayatta, esas mevzu, aklı kullanırken, varılan sonuçları kalbin imbiğinden de geçirmek.

Hakikate başka türlü varılmıyor.

Hüküm vermek, yargıda bulunmak kolay, lakin kime ne yaşatırsanız, yaşamadan ölüm de yok, bunu hatırda tutmak gerekiyor.

Bu hafta evimde oturup, yazımı yazarken, bir yanımda Keykubat’ın kalesi, bir yanımda uçsuz bucaksız Akdeniz, aklımdan bunlar geçiyor.

Haftaya görüşmek üzere...

Sevgiyle kalın.

YORUM EKLE

banner517

banner516

banner470

banner452

banner449

banner518

banner481

banner472