Gökhan Sipahioğlu: ‘Alanya’nın kafası karışık’

BU hafta Pazartesi Sohbeti’nin konuğu genç yaşında Alanya siyasetinin yol almış isimlerinden Gökhan Sipahioğlu. CHP Antalya Milletvekili Adayı olmak için Alanya Belediye Meclis Üyeliği’nden istifa eden, Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yeğeni, İç Mimar ve Çevre Tasarımcısı Gökhan Sipahioğlu “Şehrin 10 yıllık bir kalkınma planına ihtiyacı var” dedi

Zamanın ötesinde bir hayal gücü, üretimden aldığı keyifle örülmüş bir hayat, insanca bir yaşamın tasarımı ile örgütlenmiş siyaset bilinci ve sağlam atılan adımlar… Anı biriktiren bir karakter. Biriktirdiği anılarla yaşamaktan keyif alan ve “Sabahattin Ali’nin tesadüfüne ‘kurban’ samimiyetiyle” misafir ağırlayan mütevazi bir şahsiyet.

Yaşı genç, ufku açık, vizyonu geniş, yaşamın dayattığı zorluklara inadına umutla bakan iki göz… Yeniliklere açık lakin geleneklerine bağlı, hayatın ahengine inanan ve o dengeyi kurmayı da beceren bir karakter.

Hayata ‘düz’ bakan yanı sıra ‘kırmızı’nın tonlarını da ayırabilen bir ayrıntı gizli Gökhan Sipahioğlu’nda. Matruşka gibi, iç içe geçen bütün katmanları kendine özgü derinlikler taşıyan biri.

‘Eyvallah’ı olmayan dik bir duruş. Sanıyorum, herkes bu cümlenin altında yatan etkeni tahmin edebiliyordur.  

Tuzu kuru mu? Kendisine de söyledim ki; ‘Kuru’. Nokta!

Lakin aslı şu ki; imkanlarını, zannedilenin aksine, böylesi bir hoyratlıkla kullanmayarak üretmeyi esas alan bir felsefe edinmiş, zoru seçmiş bir insan. Kendine ve özüne duyduğu saygı diyelim. Tam olarak bu yüzden saygı duyulası.

Şimdi sizleri samimiyeti için kendisine bir kez daha teşekkür ederek, Gökhan Sipahioğlu’nun sohbeti ile baş başa bırakıyorum.    

  • Gökhan Sipahioğlu kimdir?

14.02.1986 Alanya doğumluyum. 7 göbeğim, 7 ceddim Alanyalı. Annem ev hanımı, babam halk dilinde fötr şapkalı petrolcü Hasan Sipahi. Resmen halk adamı.

  • Peki ya ‘Beyaz Alanyalılar’? Siz de onlardan mısınız?

Beyaz Alanyalı kavramı 5 yıl evvel ortaya çıkmıştır. Bunun da sebeplerini ayrıca sorgulamak lazım diye düşünüyorum. 30 Mart’ta oluşmuş siyasi bir söylem. Son 5 yıldır böyle bir kavram var ve şahsım adına söylemeliyim ki ben hoş bulmuyorum. Anlatılanlar 30 Mart’ta halkın içerisine nifak sokmak için ortaya atılan söylemlerden ibarettir. Yani kimimiz balkon çocuğu da bazısı köylü çocuğu mu? Hepimiz köylü çocuğuz. Bunu söyleyenler kasıtlı bir tavır içerisindedir ve siyasi bir takım amaçlar gütmektedir. Hepimiz Alanya’nın 20 sene önceki halini bilmiyor muyuz? Hepimiz topraktan geldik. Sonuç olarak şu şekilde özetlememiz daha doğru olacaktır sanıyorum; Bu söylemi, halkı ayrıştırdığını düşündüğüm için doğru bulmuyorum. Kesinlikle.

  • Evet, bu kadarı yeterli, devam edelim o zaman…

ÖHEP Koleji mezunuyum. Gurur da duyarım. Bilkent Üniversitesi İşletme-Bilgi Yönetimi Bölümü’nü kazandım lakin hazırlık sınıfını bitirdikten sonra bu bölümün bana göre olmadığını düşünerek ayrıldım. Ailecek üretmeyi seven bir çizgimiz var. Üreterek hayatın içerisinde var olabileceğim bir mesleğin erbabı olmalıydım. Bu anlamda sevdiğim bir işi icra etmek adına yetenek sınavlarına girmeye karar verdim, emek verdim, hazırlandım ve burslu olarak iç mimarlığı kazandım. Atılım Üniversitesi’nde. İşletme okumuş olsa idim belki de daha farklı bir notada olacaktım lakin sanatı seviyordum ve üretmek istiyordum. Doğal olarak hayatımızda sanatın ve üretimin sentezlendiği bir çizgide şekillenmiş oldu diyelim. 14 Şubat doğumluyum. Kova burcuyum. Burcuma çok da aykırı davranmayarak özgürlükçü bir yolu tercih ettim diyelim. Çok da memnunum. Yüksek Lisansa da başladım. Kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Hayat böyle bir şey.

  • Üniversite yıllarınız nasıl geçti? Yine siyaset var mıydı?

Ankara’da 8 sene yaşadım. Avucumun içi gibi bilirim Ankara’yı. Çok severim. Üniversitede siyaset yapmadım. Daha çok akademik alanlarda yer aldım. Çeşitli sosyal sorumluluk projeleri içerisinde yer aldım. Engelsiz yaşam ve kent mevzu bahis olduğunda teorik anlamda ciddi bir birikim edindim. Eğitim sürecim bu anlamda gerçekten verimliydi. Üniversite bittikten sonra Alanya’ya geldim. Yurt dışından dolgun bir maaşla bir teklif aldım. İç mimari ekibinde yer almam için iki üç tane otel projesinde yer almam istendi. Askerliğe de başvurmam lazım o süreçte. Sonuç olarak askere gittim. Askerlik bittikten sonra da Alanya’ya geldim.

  • Bedelli de yeni çıktı. Bugün askere gidecek olsanız bedelli yapar mıydınız?

Askerlik zor lakin ben yapılması gerektiğini düşünenlerdenim. Acemiliğimi Ankara’da, usta birliğimi de İstanbul’da olmak üzere ben askerliğimi aslanlar gibi yaptım.  

  • Peki siyasete girişiniz nasıl oldu?

Sene 2013. Bir gün yayladayım, Gedevet’teyim. Şefik abim (Türktaş) ile birlikte oturduk. Çok severim kendisini. Dedi ki gel birlikte yürüyelim. Bu ve konuşulan pek çok şeyin ardından fiilen sahada siyaset üretmeye başladım diyebilirim. Hikaye budur.

  • Hayatınızda ‘siyaset’ kavramının tarifi nedir?

Siyaseti meslek olarak yapanlar da vardır. Lakin siyaset ve politika benim mesleğim değil. Ben iç mimar ve çevre tasarımcısıyım. Ben siyasetin ve politikanın şöyle olduğunu düşünüyorum; Mesleki anlamda insanlar için alanlar tasarlıyoruz. İnsanın olduğu her alanı ve metrekareyi tasarlayabiliyoruz. Politika da insanların yaşam tarzını tasarlayan bir şey aslında. Politikanın insan yaşamına birinci dereceden etki eden bir anlamı var benim için. Lakin günümüzde insanca bir yaşamı örgütlemek adına kullanılmadığı da aşikar. Maalesef. Toplumsal olarak yaşamlarımızda bunu acı bir şekilde deneyimliyoruz. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak günümüzde insanlar son derece durgun ve mutsuzlar.

  • Siz Alanya’nın siyaset arenasında kendinizi nerede görüyorsunuz peki?

Alanya’nın vizyonunun düşük olduğunu ve bu vizyonu geliştirebileceğini düşünenlerdenim. Ben kendimi adlandırsam bu şekilde adlandırırım burada. Peki nedir bu ‘Vizyoner’lik? Öncelikle yenilikçidir. İşin içerisinde cesaret ve yürek vardır. Elini taşın altına koymak lazım gelir sonrasında. Eskiyi yeni ile harmanlayarak vizyon geliştirebilecek bir beyin demektir. Bütün bu dinamiklerin bir araya geldiği bir bilinçle, politikaların halk için üretilmesine tarafız diyelim.

  • Ülke siyaseti göz önüne alındığında, ‘Cesur’ olmak her vakit işe yarayan bir şey değildir sanıyorum.

Cesaret gösterirken de mantıklı olmak lazım tabi. Alanya’da özellikle bu zamana dek kırıcı, yaralayıcı bir dil kullanmadım. Şahıslara yönelik siyaset yapmayı doğru bulmuyorum. Bulunduğum platformlarda da yapmadım bu zamana kadar. Çözüme ilişkin bir çizgide üretken olmaktan yana oldum. Vatandaşın çıkarlarını gözeterek elimden geldiğince projeler ürettim. Meclis üyeliğim boyunca yaptığım şey budur. Belediye meclis üyeleri ve belediye başkanımızla birlikte çok güzel şeyler yaptık. Ha, belediye başkanının kendi inisiyatifi ile yanlış yaptığı şeyler var mı? Var. Bunun Alanya’ya vereceği zararlar var mı? Bunları hep birlikte oturup göreceğiz. Lakin şunu söyleyebilirim ki bizler yürütülen çalışmalarda muhalefet olarak değil, Alanya adına her zaman yapıcı bir dille ‘yarar’ sağlayacak adımlar atılmasından taraf olduk. Prestij caddelerinin isim babası bizizdir mesela. Bu anlamda bütün meclis üyelerimizin emeği söz konusudur. Alanya’da hiçbir meclis üyesinde partizanlık göremezsiniz. Alanya’nın yararına olabilecek her ne var ise ortaklaşılabilir. Alanya’da şöyle bir şansımız var esasında, gerek belediye başkanımız, gerekse de meclis üyelerimiz son derece uyumlu. Grup olarak bir çalışma içerisindeydik. Böyle olmaya da devam etmelidir.

  • Gökhan Sipahioğlu iş hayatında nasıldır?

İç Mimar ve Çevre Tasarımcısı’yım. İşine aşık ve üretmekten keyif alan biriyim. Sorunlar çözülmek için var. Sorunların çözümü noktasında disiplinli olmaktan yanayım. İşimi ön plana alıyor ve disiplinli olmayı tercih ediyorum. Ürettiğimiz projelerde bu zamana kadar hep olumlu dönüşler aldık. Bizler insanların yaşadıkları alanları tasarlıyoruz. Bu sebeple öncelikle karşımızdaki insanları tanıyoruz. Gözlem ve analiz şart. Ardından da hayal kuruyor ve üretiyoruz. Ben çok keyif alıyorum. İnsan yaşamına dair küçük dokunuşların karşılığını o insanların gözlerinde görebiliyorsunuz. Bu büyük bir haz. İş hayatında kimseye bir gebeliğim yok, kimseden korkacak bir durumum da yok.  Belediyeye bir kez olsun kendi işim için gittiğimi hatırlamam. Ben en başında çevremi güzelleştirmeye çalışan biriyim. Mesleğimin gereği budur. Şu an bulunduğumuz ortam da bunun bir göstergesidir. Gösterişten çok hoşlanmam. Olduğu gibi görünmelidir her insan. Tasarım geniş bir çerçeve. Alanya’da tam olarak karşılığını alıyor musunuz derseniz. Gerçekten karşılığını tam olarak alamıyoruz. Ama Alanya’yı gerçekten seviyorum. Ve şu an Alanya’da yaşamak beni mutlu ediyor.

  • Sizin için bir meslekten ötesi anladığım kadarıyla. Sanıyorum ki genç yaşınızda edindiğiniz siyasi başarınızın altında yatan dinamiklerden biri de bu. Tasarımdan aldığınız hazzı halka bütünleştirerek siyaset kavramına da daha geniş bir çerçeveden bakıyorsunuz değil mi?

Kesinlikle. Bizler insanların hayatını tasarlıyoruz. Ve siyaset de insanların hayatına yön veren bir kavram. Halkla iç içe olmak bu anlamda çok önemli. Ben bu anlamda şanslıyım. Ofisimizin bulunduğu yer çok uygun olduğu için kentin dinamiklerinden kopmuş değiliz. Bu önemli. Herkesin gelip çayını içtiği bir yer. Mail mi atılacak kapımız açık. Veyahut bir sıkıntıları mı var mutlaka ilk uğrak yeri burası. Bu bizleri mutlu ediyor. Aynı zamanda da sokağın nabzını tutmamızı sağlıyor. Siyasette verdiğin emeğin karşılığını almanın maddi bir ölçütü yok. Bilinçler değişiyor ve bunun maddi bir karşılığı yok gerçekten.

  • Sokağın siyaseti vardır ve CHP’nin de sanıyorum ki en çok eksik kaldığı alanlardan biri de bu. Alanya’da bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet katılıyorum. Sokağın ayrı bir siyasi dinamiği var az evvel değindiğim gibi. Vatandaş gerçekten takip ediyor. Dillendirilmesi gereken şeyleri ifade ettiğimizde sokakta bunun karşılığını alıyoruz. Yolda yürürken ‘Gökhan bunu gerçekten iyi söyledin’ diyen çok insanla karşılaşıyorum. İşte halkla iç içe olmaktan kastımız da aslında bu. Halktan habersiz olursan zaten elinizde malzemeniz olmaz. CHP’nin bu alanda eksiklikleri vardır. Lakin önemli olan bu eksiklikleri görerek çözümü noktasında çalışmaların startını verebilmek. Ki şu an Sefa Çorbacı başkanlığındaki yönetim kurulumuz bu noktada çalışmalarını sürdürmektedir.

  • Peki, sizce Alanya’da yanlış giden şey ne?

Bence Alanya’nın kafası karışık, yani karıştırdık zaman içerisinde. Bizler pijamalarımızı nereye koyarız? Yatak odamızda bulunan çekmeceye değil mi? Lakin artık şehirde pijama, TV ünitesinin altındaki çekmeceye konuyor. Peki çözümü ne? Şehrin 10 yıllık bir kalkınma planına ihtiyacı var. Bunun da Alanya Belediyesi ve Ticaret Odası’nın ortaklığında olması gerektiğine inananlardanım. Örneğin Atatürk Caddesi bir konut alanıdır. Lakin şu an ticaret alanı olarak kullanılıyor. Yani pijamamızı TV ünitesinin altındaki çekmeceye koyuyoruz. Bunu biz yaptık.

  • Alanya’nın en büyük sorunu nedir?

Alanya’nın en büyük sorunu ulaşımdır. Büyükşehir Yasası hizmet üretme noktasında, kimse kusura bakmasın açık ve net söylüyorum ki sınıfta kalmıştır. Ciddi bir karmaşa var. İdari yetki alanlarının farklılığı sorun yaratıyor. Prestij caddesinde bisikletle çarpılmadan şuradan şuraya gidemezsiniz mesela. Ya da Atatürk Caddesi’ne bir çivi bile çakılmamıştır örneğin. Köylere su gitmiş, asfalt gitmiş. Elbette ki bunlar olacak. Onları öksüz mü bırakacağız? Lakin şunu yaptık, bunu yaptık demekle olmuyor.  Alanya’nın temsiliyeti konusunda lobilerin çoğalması ve herkesin de el ele vermesi lazım. Kavga gürültüyle bu iş olmaz. Alanya’da seviyorsak el ele vermek zorundayız.

  • Alanya için bir geri dönüş var mı?

Alanya için geri dönüş yok lakin henüz yenilenmeyi kaçırmadık. Kentsel dönüşümün altından rant çıkarsa ucu kaçar. Bu sebeple Alanya’yı yenileme noktasında ipin ucunu kaçırmamalı ve hepimiz el ele vererek bir şeyler yapmalıyız. Rant var ise halk bunu cezalandırır. Sandıkta ve ya başka bir yerde. İdarede olanlar bunu unutmamalılar.   

  • Bu noktada öneriniz nedir?

Alanya Belediyesi ve Alanya Ticaret ve Sanayi Odası önderliğinde bütün STK’ların da içerisinde bulunduğu topyekün bir mücadele hattı oluşturulmalıdır. Bu mücadele hattında, akademik anlamda bilirkişiler her kimler ise bir araya getirilmeli ve Alanya’nın bir röntgeni çekilmelidir. Ardından yapılması gerekenler yine akademik olarak değerlendirmek koşulu ile masaya yatırılmalıdır. Ve az evvel bahsettiğim kurumların birlikteliğinde alınan kararlar uygulamaya konulmalıdır. Alanya’nın böylesi bir kalkınma planına ihtiyacı var. Kısa, orta ve uzun vadeli. Bunların içerisinde kentsel dönüşüm, reklam, tanıtım, vatandaşın talepleri her şey olmalı. Elbette ki rant temelli de olmamalı. Tekrar altını çizelim bu noktada.

Ayrıca daha vizyonlu ve büyük düşünmeye ihtiyacımız var. 37 yıllık rüya neydi mesela? Teleferik. Zaten 37 yıl önce düşünülmüş ancak şimdi yapılabilmiş. Buraya gelen turistlerin çoğunun zaten kendi memleketlerinde teleferik var. Yani alışılmışın dışında bir şey değil. Ama denizin ortasına bir akvaryum yaparsın ki olmayan bir şeydir. İşte o zaman odak olmayı başarırsın. Vizyon sahibi büyük projelerden kastım bu. Bu vizyona ihtiyacımız var.

  • Kentsel dönüşüm herkesin gündeminde. Sizler bu noktada neler söyleyebilirsiniz?

Her metrekareyi değerlendirmek zorundayız. Artık alanımız daraldı. Ulaşım, mimari, kentte nefes alabileceğimiz alanlar ve meydanlar hep birlikte değerlendirilmeli. Kent bir bütün içerisinde ele alınmalı. Kentsel dönüşüm iyi planlanmadığında son derece kötü sonuçlar doğurabilir, ki bu Alanya için gerçekten bir felaket olabilir. Bu sebeple tekrar altını çiziyorum, Alanya’nın bütünü ele alınmalı ve planlamalar buna göre yapılmalı. Öncelikle Alanya’nın nefes alabilmesi için paralel uzanan sahilde rüzgarın yönü hesaplanmalı ve kentte mimari denizden esen rüzgarın iç bölgelere dek ulaşabileceği akslarda oturtulmalı. Şu an bakıldığında bu tip akslar görmeniz mümkün değil. Ardından da her metrekarenin değerlendirildiği, açık alanların arttırıldığı bir tasarım oluşturulmalı. İdari, ticari ve sosyal alanlar iyi düşünülmeli. Pijamamızı koyacağımız çekmeceyi iyi ayarlamalıyız yani. Ranta teslim olursak az evvel de değindiğim gibi Alanya’da kentsel dönüşüm son derece kötü sonuçlar doğurabilir ve yenilenme şansımızı da böylelikle kaybedebiliriz.

  • Alanya adına önerilerinizin ardından sanıyorum ki kilit sorulardan birini sormanın vakti geldi. Alanya’da yerel seçim kulisleri oluşmaya başladı. Sizin de adınız geçiyor. CHP’nin adayı siz misiniz?

Ben kendimi ülke genelinde ve Antalya çapında faydalı olabilecek biri olarak görüyorum. Memleketimiz için de elimden geleni yapmaya hazırım. Siyaset bu, uzun vadelidir. Ne olacağı belli olmaz.

  • İkinci bir kilit soruya geliyorum o vakit. Ak Parti’nin önde gelen isimlerinden bir dayınız var. Sanıyorum ki Alanya’da en çok konuşulan ve dahi aslı merak edilen konulardan biri. Samimiyetle devam eden röportajımızın an itibariyle sorusu; Alanyalı Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile yani dayınızla diyaloğunuz olacak. Bakan Çavuşoğlu ile CHP’li bir yeğen olarak ilişkileriniz nasıl?

Benim çocukluğumdan beri kendime has bir duruşum var. Ben kendi yoluma giden birisiyim. Kendi işini yapan, özgürlüğüne düşkün, yaptığı işi de özgün ve en iyi şekilde yapmayı arzu eden bir karakterim var. Yani işin açığı şu, hayatın gerçekliğinden bir örnekle destekleyecek olursak, ben bu mesleği seçerken sırtımı birisine dayamadım. Ne babama, ne anneme, ne de yakınlarıma. Üretmekten aldığım keyif ve sanata olan ilgimdi beni bu yolu tercih etmeye iten. Hal durum bu olunca siyasete uyarladığımızda da farklı bir cümle kurmam söz konusu değil. Herkes özgürce kendisini ifade edebilmeli. Bunun aile ilişkilerimizi zedelemesi söz konusu dahi olamaz. Annemiz bizleri saygı ile büyüttü. Bu anlamda edindiğim kültür gereğince, dayımla da yürüttüğüm ilişkilerin temelinde saygı, sevgi ve hürmet vardır. Altında başka bir şey aramanın da lüzumu yoktur. 5 yılda 250’ye yakın iç mekan yaptık değerli ortağım ile birlikte. Gerçekten dürüst bir şekilde iş yapıyoruz. Birlikte el ele verdik. Birilerinin gölgesi altında ne siyaset yapabilirsiniz, ne de ticaret yapabilirsiniz. Bu anlamda ezber bozan deniyor ya belki evet. Bütün bunları bu çerçevede değerlendirmek gerekir.  

  • Kente ve siyasete dair sabahlara dek konuşabiliriz anladığım kadarıyla. Biraz da size dönelim. Gökhan Sipahioğlu boş zamanlarında neler yapar?

Yürüyüş yapar, spor sever, seyahat eder, farklı kültürleri tanımaya bayılır. Arkadaş canlısıdır. Her ne kadar iş yoğunluğundan pek fırsatı kalmasa da arkadaşlarıyla vakit geçirmekten keyif alır. Bu şekilde özetleyebiliriz.

  • Spor demişken, profesyonel olarak ilgilendiğiniz bir spor dalı oldu mu?

Alanyaspor’da futbol oynadım. Üniversite yıllarımda voleybol ile ilgilendim. Güreş severim mesela. Hala da denk gelsem mutlaka izlerim. Genel olarak spor sever bir insanım.

  • Bir de ‘Fenerbahçe’ var, değil mi? Fenerbahçe’nin kongre üyesisiniz. Peki Alanyaspor ve Fenerbahçe karşı karşıya geldiğinde hangisinin kazanmasını istiyorsunuz?

Evet, Fenerbahçeliyim. Maçlarını mutlaka takip ederim ve takımıma gönülden bağlıyımdır. Lakin Alanyaspor’un yeri de benim için ayrıdır. Karşı karşıya gelseler öncelikle Alanyaspor’dan taraf olurum.

banner516

banner470

banner477

banner452

banner449

banner487

banner481

banner472

banner479