banner391
banner405

Sandığın 8 şifresi

Bugün İstanbul’un sosyolojik, kültürel ve demografik özellikleri ülke ortalamasına paralel hale gelmiş durumda. Hayat tarzı kümelerinin oranları bakımından İstanbul ile ülke ortalaması arasında farklar giderek yok oldu. ‘Rızası dışında evlendirildiğini’ söyleyenlerin oranı ülke ortalamasında yüzde 8 iken bu oran İstanbul’da da yine yüzde 8. Ya da ülke ortalamasında yetişkin nüfus içinde yüzde 15 olan Kürt nüfus, İstanbul’da da yüzde 15 oranında"

Sandığın 8 şifresi

banner404

 

İSTANBUL, ülke nüfusunun ve seçmenin 5’te 1’ini barındıran bir metropol. İstanbul’un bilindik tarihi ve kültürel özelliklerinin dışında, 10 yıl önceye oranla artmakta olan bir özelliği daha var. İstanbul hâlâ en yüksek oranda göç alan ve doğurganlık oranı da en yüksek metropollerimizden birisi. Bu nedenle demografik yapısı kadar sosyolojik ve kültürel dokusu da yıldan yıla değişiyor. Bugün İstanbul’un sosyolojik, kültürel ve demografik özellikleri ülke ortalamasına paralel hale gelmiş durumda. Örneğin, eğitim seviyeleri, hayat tarzı kümelerinin oranları bakımından İstanbul ile ülke ortalaması arasında farklar giderek yok oldu. Daha ilginç bir örnek, ‘rızası dışında evlendirildiğini’ söyleyenlerin oranı ülke ortalamasında yüzde 8 iken bu oran İstanbul’da da yine yüzde 8. Ya da ülke ortalamasında yetişkin nüfus içinde yüzde 15 olan Kürt nüfus, İstanbul’da da yüzde 15 oranında.

NEDEN KADİR TOPBAŞ?

Yalnızca her 5 seçmenin birisinin oturduğu metropol olmaktan öte siyasi hayatımız bakımından İstanbul’un sembolik bir önemi var. 1994 yerel seçimlerinden beri aynı siyasi geleneğin yönetiminde İstanbul. Recep Tayyip Erdoğan’ın kenti biliyor oluşu ve özel ilgisi, Ak Parti’nin çılgın projelerinin kurgulandığı metropol olarak İstanbul, AK Parti’nin kaybetmeyi göze alamayacağı bir coğrafya. Sosyal demokratlar ve CHP açısından ise Bedrettin Dalan’ı en güçlü olduğu zamanında geçerek seçimi kazandıkları ve umut tazeledikleri günü yeniden yaşamak, moral kazanmak, iktidara alternatif olabilmek için başlangıç vuruşu demek İstanbul. O nedenle seçimlerden önceki son 1 yıl boyunca İstanbul adaylarının kimler olacağına odaklandı kamuoyu. Çokça isim konuşuldu. Niyetlenenler çok oldu. Sonuçta AK Parti İstanbul’un sembolik siyasi değerini riske atmamak için Kadir Topbaş ile devam dedi.

GRİ ALAN SEÇMENİ

Kritik tercih ve daha geniş siyasi anlam ve olası sonuçları olan aday seçimi CHP’de gerçekleşti. CHP siyasi hedefleri bilinen Mustafa Sarıgül’de karar kıldı. Seçim öncesi parti içinde de kamuoyunda da olası en yüksek oyu alma potansiyelinin Sarıgül’de olduğu üzerine bir mutabakat üretildi. Öncesinde medya ve kamuoyunda oluşan ve giderek partiye de hâkim olan AK Parti karşıtlığı temelli ittifakın İstanbul’u kazanmaya yeteceği varsayıldı.

Halbuki sorun tam da bu ittifakın doğasındaydı. 1’inci neden, ülkede yaşanan AK Parti yandaşlığı ve karşıtlığı eksenindeki kutuplaşmanın AK Parti yandaşlığı tarafı, oran ve kitle olarak daha büyük. 2’ncisi kutuplaşma dışında kalan yüzde 40 oranındaki seçmenin, seçimde kutuplaşmanın bir tarafına yığılacağını beklemek doğru değildi. Gri alandaki bu seçmenlerin 2 tarafa da eşit oranda dağılacağını tahmin etmek zor değil. 3’üncüsü, siyasi kimlikler bu denli hayatımızda önemli olmuşken bir milliyetçi ile Kürt’ün, bir sosyal demokrat ile muhafazakârın sadece AK Parti karşıtlığı şemsiyesi altında bir araya geleceğini varsaymak doğru değildi.

İTTİFAK OLMADI

Nitekim İstanbul seçim sonuçlarına bakıldığında beklenen ittifak gerçekleşmemiş görünüyor. İlçe meclisleri oylarına bakıldığında AK Parti yüzde 45, CHP yüzde 36.5 oranında oy aldı. Büyükşehir belediye başkanlığı oy dağılımında ise AK Parti yüzde 47.9, CHP ise yüzde 40.1 oy aldı. Görüldüğü gibi meclis oylarından başkan oylarına geçişte her 2 partinin oylarında 3 puan dolayında artış var. Yani diğer partilerin oylarından başkanlık için her 2 partiye de eşit oranda kayış olmuş.

Bu da İstanbul’da AK Parti karşıtlığı üzerinde bir geniş ittifakın oluşmamış olduğunu gösteriyor. Ki İstanbul seçimlerinin tablosu, oranlarda değişmeler olmakla beraber esas itibariyle 2009 ile benzer karakteri gösteriyor. İstanbul’da 2 parti yarışıyor ve diğerlerinden ikisine de benzer oranda kayış gerçekleşiyor.

Sonuç olarak İstanbul’a dair şunu söylemek mümkündür:

Her 2 aday da kazanmıştır. Kadir Topbaş ve AK Parti, yönetme gücünü kazanmıştır. Partisi kaybetse de Mustafa Sarıgül 2009 adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’ndan fazla oy alarak CHP içinde siyasi figür olma rolünü sürdürme gücünü kazanmıştır.

Türkiye seçmeninin 5’te 1’i İstanbul’da. “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” deniyor. Üsküdar-Ümraniye-Sancaktepe-Çekmeköy Metrosu’nun şantiyesinde aylar önce bir foto muhabirinin objektifine yansıyan baretli fotoğrafını kampanyasında kullanan Topbaş, “Daha yapacak çok işimiz var” diyerek 3’üncü kez görev için seçmenin karşısına çıktı. Topbaş, “İstanbul’un Kadir Abisi var” sloganıyla İstanbul’un 39 ilçesine 90 seçim gezisi yaptı, 20 TV programına katıldı.

291 MAHALLE 9700 SOKAK

CHP, 20 yıllık AK Parti yönetimine son vermek için bu sefer yıllardır Şişli’de başarılı bir belediyecilik örneği sergileyen Mustafa Sarıgül’ü aday gösterdi. Sarıgül kampanya boyunca 291 mahalle dolaştı, 9 bin 700 sokağa girdi, 171 noktada açık hava mitingi yaptı, 226 sivil toplum kuruluşu ve dernekle buluştu, 113 kapalı salon toplantısı yaptı, 4 milyondan fazla kişiyle birebir temasta bulundu.

HDP ise İstanbul için Sırrı Süreyya Önder’i aday gösterdi. Önder, İstanbul’da Kürt siyasi hareketine yakın kesimlerin yanı sıra kentli, eğitimli, solcu kesimlerin de oylarına talip oldu.

Daha önceki seçimlere hep kamuoyunca bilinen isimlerle giren MHP’nin bu seferki tercihi kariyerinde şehir bölge plancılığı, ulaşım ve afet konularında uzmanlık bulunan 1976 doğumlu genç Rasim Acar oldu. Acar aday olduktan sonra gündeme Gezi Parkı eylemlerine verdiği destekle geldi.

10 milyonun üzerinde seçmeni olan İstanbul’da yürütülen kampanyalar seçmeni sandıklara çekti. ‘Oy ver’, ‘Bir oy bir oydur’ gibi kampanyalar seçime ilgiyi arttırdı, yüzde 90’ı geçen katılım oldu. Kesinleşmeyen sonuçlara göre yüzde 48 oranında oy alarak İstanbulluların 3’üncü sefer başkan seçtiği Kadir Topbaş, gece yarısında yaptığı teşekkür konuşmasında “İstanbul’un Kadir Abisi dediniz. Şimdi omuzlarımda daha büyük bir yük var” diyerek, kendisine güvenenleri mahcup etmeyeceğini söyledi.

GÖRMEYEN GÖZE DUYMAYAN KULAĞA

Yüzde 40’ın biraz üzerinde oy alan Sarıgül ertesi gün yaptığı yazılı açıklamada “Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara gerçekleri göstermek ve duyurmak için sabırla yolumuza devam edeceğiz” dedi.

İstanbul ilçelerindeki oy dağılımlarına bakıldığında siyasi hayatımız için de CHP için de kritik bir durum gözlenmektedir. İstanbul ilçelerinde siyasi rekabet eksilmekte ve CHP belli ilçelere sıkışmaktadır. Yandaki tablo CHP meclis oylarına göre 10’ar puanlık aralıklarla ilçelerin gruplanmasını ve oy oranlarını göstermektedir. İstanbul seçmenini % 9.5’inin yer aldığı dört ilçede (Beşiktaş, Kadıköy, Bakırköy, Şişli) CHP seçmenin üçte ikisinin oyunu, AK Parti de beşte birinin oyunu kazanmaktadır. CHP’nin yüzde 40-50 arasında oy aldığı 11 ilçede seçmenin yüzde 24’ü bulunmakta ve buralarda CHP ile AK Parti arasında sıkı bir rekabet yaşanmaktadır. İstanbul seçmeninin üçte ikisini bulunduran diğer ilçelerin hepsinde ise AK Parti ile CHP arasındaki farkın giderek açıldığı görülmektedir. Bir başka hesaplamayla CHP İstanbul’daki toplam oyunun yarısını İstanbul seçmeninin üçte birinin olduğu 15 ilçeden almakta fakat İstanbul seçmeninin üçte ikisinin bulunduğu diğer 24 ilçede rekabette oldukça zayıf durumdadır. 

NE DEDİLER?

SEÇİMİN GERÇEK GALİBİ ERDOĞAN

Oral Çalışlar (gazeteci, yazar) 17 Aralık Operasyonu ve tapeler, seçimlere damgasını vurdu. Amacı doğrudan Başbakan Tayyip Erdoğan’ı yıkmaktı. Tehlikeyi fark eden Erdoğan, gecikmeden meydanlara indi. Kendisine bir tertip kurulduğunu, demokrasiye karşı darbe hazırlandığını söyleyerek halkın desteğini istedi. Muhalefet partileri ve özellikle CHP, bu planın peşine takıldı ve buradan bir sonuç elde edebileceğini sandı. Seçmenin önemli bir çoğunluğu, yapılanın bir tertip olduğunu düşündüğünü oylarıyla kanıtladı. Ana muhalefet, hükümetin yara aldığı seçimlerden başarısız çıktı. 12 yıldır yapılan

8 seçimde de yıpranan hükümeti geriletemedi. Erdoğan bu seçimin gerçek galibidir. Birçok yeni ili kazanan BDP de başarılıdır.

AKP DÜŞÜŞE GEÇTİ

Ercan Karakaş (Eski bakan) Seçimlerde beklediğimiz hedefe ulaşamadık. AKP oy kaybetti. Toplum, yine de AKP’nin baskılarına, yolsuzluklarına karşı duyarsız kalmadı. AKP, seçimi referandum havasına soktu, biz de bunlardan kaçınamadık. Yeni seçmenler de dikkate alındığında 2.5 milyonu bulan oy kaybı, AKP’nin düşüş trendine girdiğini göstermiştir. Bu düşüşte Cemaat ile kavga değil, Türkiye’ye getirdiği baskıcı, toplumu bunaltan, AB normlarından uzaklaşan, toplumun büyük bölümünü dışlayan, ötekileştiren uygulamaları etkili olmuştur. Düşüş beklenen düzeyde olmasa da başlamıştır. Bu önümüzdeki seçimlerde de devam edecektir. Çünkü balkon konuşması, gerilimin ve baskının devam edeceğini göstermiştir. Bunu gelecek için umut olarak görebiliriz. Bu yüzden CHP olarak kendimizi toparlamamız, eksiklik ve yanlışlıklarımızı tartışarak gidermeliyiz. Seçmene doğru hedefler göstererek, alternatif politikalar üreterek, seçmeni ikna edebiliriz. AKP’nin yanlışlarını söylerken kendi yanlışlarımızı ortaya koymaktan kaçınmayarak halka umut veren projelerle ortaya çıkmalıyız. CHP, kendi sosyal demokrat kimlik ve değerlerini daha görünür hale getirmeli. Sosyal ve demokrat bir düzen kuracağımızı göstermemiz gerekiyor.

CİDDİ ŞAİBELİ SEÇİM

Doç. Dr. Uğur Kömeçoğlu (Süleyman Şah Üniversitesi) İktidar partisi 3 ay gibi kısa bir süre zarfında 10 puan kadar oy kaybına uğramıştır. En azından 17 Aralık öncesi seçim anketleriyle karşılaştırırsak durum böyledir. Dünyanın her yerinde bir partinin bu kadar kısa bir zaman diliminde yaklaşık 10 puan kaybetmesi meşruiyetinin en azından yerinden oynadığına işarettir. Üstelik Ankara, Ağrı gibi bazı şehirlerde ciddi şaibelerin olduğu bir seçimden bahsediyoruz.


Kaynak: Hürriyet
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.