“Bir düşünceye takılıp kalma. Gerçeği bir düşünce aydınlatamaz” demiş düşünürün birisi. Belli ideolojik ya da başka türlü bir koşullanmanın dar kalıplarına sıkışmış beyinlerin, herhangi bir soruna çözüm ararken, salt kendi perspektifinden olaya bakacağından, farklı bakış açısıyla görmesi de mümkün olmayacağından, soruna doğru çözüm bulması da imkansızlaşır. Kendi başımdan geçen bir olayı anlatarak, bu bakış açısının ne denli yanlış olduğunu somutlaştırmak istiyorum. Alanya’da yeni bir ev alma arayışına girdim. 25 yıl Bayındırlık Bakanlığı'nda teknik eleman olarak çalışmama, kontrolörlük yapmama, müteahhitlik karnesine sahip olmama rağmen, alacağım dairenin manzarasını birinci tercih olarak ortaya koyup, bu konuda bende bir önyargı oluştuğu gibi, buna büyük ölçüde de koşullanmış oldum. Bana gösterilen bina, kabası bitmiş, inşa halindeydi. Binanın konumu, denize sıfırdı. Balkonuna çıkıp Kaleyi ve İskeleyi de görünce, binanın dayanıklılığına, mimarisine falan bakmadan, eşimin 27 senelik emekli ikramiyesini, altımdaki Doğan SLX arabamı ve Demirtaş’taki arsamın parasını buraya yatırıp, daireyi aldım. İnanın bu olayda basiretim bağlanmıştı. "Binaya ne oldu?" diye soracak olursanız, bina mahili inhidam raporu verildiği için yıkılacak. İnsanın belli zamanlarda, basiretinin bağlanması ya da nutkunun tutulmasının en önemli nedenlerinden birisi, salt bir konuya odaklanmasıdır. Hem yerelde, hem de genelde, düşünceler tartışılmıyor, kişiler ve kişilikler tartışılıyor. Proje ve de hizmet üzerinden siyaset yapan bir tek siyasetçi var mı? Herkes, birbirini karalayarak kendilerini aklama aymazlığı ve uyanıklığı içinde. Bu, Türk siyasi hayatının en büyük yanlışı hatta bir alışkanlığıdır. “Alışkanlık anahtarı kaybolmuş kelepçedir.” Türk insanı özellikle de Türk seçmeni bu alışkanlık kelepçesini bir an önce kırıp atmalıdır. Biz bu tutsaklıktan kurtulamaz, siyasilerin, hamasi nutuklarına, şiirsel söylemlerine, olmadık palavralarına alkış tutmaya devam eder, liderlerin birbirlerini karalama, suçlama ve hakaretlerine prim verirsek, bu kısır döngünün sorumlusu da bir bakıma biz oluruz. Zira onların bu halk dalkavukluğuna, biz prim verdikçe, onlar bu dalkavukluğu çok daha abartarak sürdürmekteler. “Özünde doğru ve yararlı olan radikal kararları ayrıntılara girerek ya da türlü varsayımlardan yola çıkarak eleştirmek, kesinlikle gerçekçilikle bağdaşmaz.” Bizim siyasiler, siyasi polemiklerle sorunları gündeme taşıyorlar. İktidar bir soruna dönük bir proje ortaya koyuyor, muhalefet bu projenin en küçük detaylarına inerek, kötülüyor da kötülüyor. Bu salt bugünün bir anlayışı da değil. Çok partili döneme geçtiğimiz 1946 yılından bu yana, bu saçmalık devam ediyor. Önümüzde “Referandum” var. Tartışmalar, Anayasa değişikliğindeki maddelerin içeriği ile ilgili değil. Tartışma iktidarın ileriye dönük niyetini okumaya dönük ve AK Parti karşıtlığına dayalı bir tepki oluşturma çabası gündemde. Böylesine gayri ciddi bir çizgiye taşınan referandumda, halkın yasa değişikliğinin içeriğini sorgulayarak oy kullanması mümkün mü? Bugün için mümkün gözükmediğine göre, millet olarak ve seçmen olarak biz yine bir yanlışa imza atıp, kutuplaşan mevcut siyasi yapıların, ülkenin sorunlarına çözüm arama yerine, seçim arenasında birbirleriyle girdikleri iktidar yarışına alet olmaktan öte bir işe yaramayacağımız ortaya çıkıyor. Takım tutar gibi parti tuttuğumuz, fanatik particiliğimizi de sürdürdüğümüz sürece, bu ülkenin kördüğüme dönen sorunlarının çözümsüz kalmasının tek sorumlusunun da, biz olduğumuzu bir an önce görmemiz ve de kabullenmemiz gerekir. Bu durumda da, sorunlar karşısında yakınmaya da hakkımız olmadığını bilmemizde yarar var!
Kader günü: 12 Eylül PazarGabagcı berber Memed'in düggeniAlanya’da 161.887 seçmen sandık başına gidiyorAKP'nin "Hayır" baskısı!Hayırlı BayramlarRefia’ya Referandum Mektupları (2)AnayasaTürkiye nereden nereye geldiİktidarın Doğu politikası!Geçmişin izi (101)İmanın önemiÖzlenen tabloTek tip askerlik değil, tek tip insanlıkTosmur neyi paylaşamıyor?Neden 'Evet' diyorlar?Bayram hediyesi olduSIRT AĞRILARI (MİYOFASİAL AĞRI SENDROMLARI)ABD ve Irak...-EvetHayır çıkarsa, AKP’liler üzülmesin!Yeni Alanya 43 yaşındaGelelim spor salonu faaliyetlerime...İkinci yarıda çözüldükSon görevAşk nereye gidiyor?AB Kalkınma Kredileri (2)GüvenmiyorumBalbay’la buluşmalarımızdan (1)ALTİD'i yürekten tebrik ediyorumHuzur nerede saklıdır?Sesimi duyan var mı?Kimler hizmet borçlanması yapmalı?Biri ak, biri kara biri gak, öbürü gukVe konuştu...Bir gerçeği konuşunYandaş yargı yaratmakDolar almanın zamanı geldi mi?Görgülü istifa edecek mi?Uzaylı çocuklara hikaye (2)Başbakan ile Kılıçdaroğlu buluşmasıGam ile yoğrulmuşWilly Brandt’tan Roland Koch’a (1)Hem kral çıplak, hem bizSağlıklı iletişimin temeliPolis olmakOynamazsan kazanamazsın“Her şeyi kızım için istiyorum”Osmanlı ailesine bir “Reis” aranmasına gerek var mı?08 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201007 Eylül 201007 Eylül 201007 Eylül 201007 Eylül 201007 Eylül 201006 Eylül 201006 Eylül 201006 Eylül 201006 Eylül 201006 Eylül 201004 Eylül 201004 Eylül 201003 Eylül 201001 Eylül 201031 Ağustos 201030 Ağustos 201028 Ağustos 201027 Ağustos 201026 Ağustos 201026 Ağustos 201024 Ağustos 201024 Ağustos 201017 Ağustos 201017 Ağustos 201016 Ağustos 201016 Ağustos 201014 Ağustos 201009 Ağustos 201007 Ağustos 201005 Ağustos 201004 Ağustos 201003 Ağustos 201017 Temmuz 201009 Haziran 201002 Haziran 201030 Nisan 201021 Nisan 201013 Nisan 201005 Nisan 201025 Mart 201026 Aralık 2009