Yeni Alanya Gazetesi
ANASAYFA HABER ARA GALERİ ANKETLER TAZİYE DEFTERİ FİRMA EKLE ZİYARETÇİ DEFTERİ İLETİŞİM RSS

SENİ UNUTMAYACAĞIZ


1936-2005
 ARIKAN YILMAZ DİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama
 
 

Barut fıçısı, kıvılcımlar ve çakmaklar

Altemur Kılıç

29 Temmuz 2010, 03:12

Altemur Kılıç

Türkiye bir barut fıçısı… Tarihimizin odak noktalarından Bursa’nın, İnegöl ilçesinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün vatan topraklarına kazandırdığı Hatay’ın Dörtyol ilçesinde, eş zamanda, yaşanan dehşet geceleri, ciddi uyarılar… 
Ülkenin, herhangi bir diğer yöresinde, kentinde, kasten, çakılacak bir kıvılcım, bir otobüse atılacak, masum kadın ve çocukları öldürecek molotof kokteylleri, Türkler ve Kürtler arasındaki “kardeş” kavgasını, tüm ülkede bir iç savaşa dönüştürebilir… “Kasten” dedim, çünkü bu “çakmakları” çakanlar belli; hem PKK terörünü, kent sokaklarına taşıyanlar, dağlarda kırlarda terör saldırılarını arttıranlar ve TC Devletine, Türklere küstahça meydan okuyan, “Demokratik Özerklik” kılıfı altında, eyalet sistemiyle, “Büyük Kürdistan” yolunu açmaya çalışan bölücüler, DTP'liler! Taktikleri, hedefleri, böyle bir iç kargaşa halinde, Lübnan ve Afganistan’da olduğu gibi, yabancı müdahalesini, sağlamak ve yurdumuza BM, NATO “Barış Güçleri”ni getirmek… Yani, “Birinci Tezkere”yle yapılamayanlar yapılacak! Stratejik hedef “Milli Misak hudutları” içindeki Musul’un, zamanın Birleşmiş Milletler “Milletler Cemiyeti”nin, düzmece plebisitine benzer bir oyunla “Büyük Kürdistan hayâlini” gerçekleştirmek! Bu maksatlarını gizlemiyorlar da; Selahattin Demirtaş, bölgeye BM’nin gelmesini açıkça istedi! Neden istemesin ki; TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da NATO’yu davet etmişti!
ZAMAN–ZEMİN
Bu taktiklerinin, stratejilerinin başarısı için zaman müsait… Nihai amaçlar, “hem zemin”! AKP Hükümeti sayesinde, Türkiye, sadece akıl karışıklığı içinde değil, halkı ve bütün kurumları “karpuz gibi” bölünmüş durumda. En sağlam, güvenilir kurum TSK de, maalesef anlaşılıyor ki ta içinden bölünüyor… Darbe yapmasın derken asıl “Balyoz”, Ordunun kendisine vurulmuş… Acıdır söylemesi; “groge” durumda!
İçişleri Bakanı, Beşir Atalay, son olaylar üzerine “kışkırtıcı” derken, tahriklerin, “Referandum” öncesinde, muhalefet tarafından yapıldığını ima etti!
Mim koyalım: Bugünkü iç savaşa mümbit zeminin oluşmasının asıl sorumluları, önce, son merci, “Cumhurun” başıdır. Sonra da, AKP Hükümeti, Ergenekon kapsamının, “fahri” savcısı ve Orduya indirilen “Balyoz”un, talimatını bizzat vermiş olmasa da, “onaylayan” ve “açılımın” mimarı Başbakandır. Ve bu zeminin yeşermesini Referandum “havası” sağlamakta!
Ne gariptir ki, son olaylar üzerine, Hatay’a, şehit polislerin cenazesine giden İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yerel, askerlere, güvenlik kolluk amirlerine hiddet ve şiddetle emretmiş; “Temizleyin Amanosları” diye! Vatandaştan yükselen ses; “Komutanlar tutuklanırken kim temizleyecek?” Yakalanması istenen Ordu Komutanı Orgeneral Nejat Bek de orada, “yakalanmayı” bekliyor! Atalay bu sorunun cevabını vermelidir… Atalay’ın cevap vermesi gereken bir husus da, budur! Ankara’da, polisler askerleri kovaladı… Bodrum’da, polisler Orgeneral Çetin Doğan’ı “yakalarken”, asker korumalarını yumrukladılar… Ama son tablo, askerlerle birlikte aynı saftaki polisler de şehit düşüyor ve “yakalanması” istenen Orgeneral, polislerin cenazesinde, polislerle birlikte saf tutuyor. Aslında polis ve askerin et-tırnak olmaları gerekir ve son zamanlara kadar da, öyle idiler… Sonra ne oldu? Bu çelişkilerin sorumluları kim? Atalay benim devamlı sorduğum bir soruya cevap vermelidir; “Orduya her gün, her akşam, kin ve nefret kusan, açıkça YAŞ’ta, generallerin, albayların, adları ve sanlarıyla “kellelerini” isteyen, gazetelerin yazarları Polis Akademisinde, polis okullarında, “yeni polisleri” eğitiyorlar! Derslerinde, öğrencilerine, Orduya saygı mı öğretirler? Sadece bu, Türkiye’nin, şu sırada nasıl bir tezvirat ve fesat komplosu karşısında olduğunun ipuçlarıdır!
TÜRKLER VE KÜRTLER
Bir büyük çelişki de şu: “Türkler ve Kürtler” diyoruz… Kürtler malum ama “Türkler” kim? Kendilerini “Türk” bilen, Türk olmakla mutlu olanlar, Çerkezler, Lazlar, Arnavutlar, Boşnaklar vb. Bunlar savaşlarda Kürtlerle de omuz omuza çarpışmışlar, kız alıp vermişler, şimdiye kadar kaynaşmışlar. O zaman, Kürtlerin bazıları, (hepsi değil) şimdi neden, ayrıcalık ve imtiyazlar istiyor? Bu diğerlerini kızdırmaz mı?
Eğer Kürtler, “Bizim kültürümüzü inkâr ettiler, geri bıraktılar, ana dilimizi unutturdular” diyorlarsa, bunları, aynı koşullarda bulunan etnik guruplar neden söylemezler ve dağa çıkmazlar!
Türkiye’de, bir iç savaşı önlemek için, tabii sağduyu gerek… Türkler, bu sağduyuya sahip. Hiçbir gerçek Türk vatandaşı, iç savaş çıkmasını, ülkesinin, kan gölüne dönmesini, dükkânın, aracının, evinin, yakılmasını istemez ama yakılıyor işte. Evet, muhakkak sağduyu, birlik ve beraberlik çağrıları!
Hatay’da asıl provokatörler kim? Şu sırda önemli olan, ülkenin şu sırada böyle tahriklere ve aşırılıklara müsait olması, çapulculara meydan bırakılması!
“Ya sabur” demek, tevekkülümüzün, dinimizin, kültürümüzün “Bu da geçer yahu” demek geleneksel tevekkülümüzün gereğidir. Ama unutulmasın ki Türklerin de “kaynama” dereceleri vardır: Türkler budala değillerdir!

141 defa okundu.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

E- GAZETE

KÖŞE YAZARLARI

Kader günü: 12 Eylül Pazar08 Eylül 2010
 
 

VİDEO ARA


Copyright © 1999-2010 Tüm hakları saklıdır. Dim Medya A.Ş.
Yasal Uyarı | Künye | Gizlilik Bildirimi | RSS Kaynağı | Faydalı Linkler