banner391
banner405

Tecavüz skandalında şok ifadeler

Karaman'da bazı öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla hakkında dava açılan ve öğretmenlikten atılan M.B'nin, eski iş yeri komşusu M.T, 2000 yılında sanıktan aldığı bilgisayarda porno görüntülere rastlaması üzerine konuyu Jandarmaya ilettiğini, ancak kimsenin şikayetçi olmaması nedeniyle hakkında işlem yapılmadığını belirtti

Tecavüz skandalında şok ifadeler

banner404
M.T. konuyla ilgili, yaptığı açıklamada, Ayrancı'da kısa  süre öncesine kadar kırtasiye dükkanı olduğunu söyledi.
 
Zanlı M.B. ile 1999 yılında tanıştığında Ayrancı Halk Eğitim Müdür  Yardımcısı olduğunu belirten M.T, "Kendisini ilk gördüğümde, kardeşime eğilip 'bu  adam sapığa benziyor' demiştim. Hiç tanımıyorum fakat öyle demiştim. Daha sonra  çocukları arabasıyla getirip götürdüğünü, gezdirdiğini gördüm. Bir yerde bana  'buranın çocukları kıçını yıkamasını bilmiyor' dedi. Bunu duyunca bir an  düşündüm. Şüphelerim arttı. Bunu kardeşime de anlattım." diye konuştu.
"Çocuk pornosu ve..."
 
Çocukları gezdirmesini uzaktan takip etmeye başladığını anlatan M.T,  şöyle devam etti:
 
"O sırada bilgisayar moda olmaya başladı. Dükkanda dilekçe yazmak için  bir bilgisayar almak istedik. Bilgisayar kursuna da gittim. Çok fazla bir şey  öğrenemedim. Kendi kendime bilgisayarı kurcalayarak öğrenirim dedim.  Kardeşime  gösterdim. Bu şahsın sapık olmasından şüphelendiğim için, gidip başçavuşa  anlattım. O da Karaman'dan istihbaratçı arkadaşları çağırdı. 5-6 görevli gelip, bilgisayardaki görüntüleri izledi. Ben, gezdirdiği çocuklarla konuştum. Bir  tanesi, 'Bana bir şey yapmıyor ama diğer çocuklarla çıplak yatıp kalkıyor' diye  anlattı. Çocuğun babasına, 'Böyle böyle bir olay var, müsaade edersen karakolda  çocukla konuşmak istiyorlar' dedim. Babası izin verdi. Baba dışarıda beklerken  görevliler çocukla konuştu. Çocuk, diğer çocuklarla sabaha kadar çıplak yattığını anlattı. Ben de 'Oğlum bunlar olurken hanımı ne yapıyordu?' diye sordum. Çocuklar  geldiğinde hanımını ahırda yatırıyormuş. O zamanki eşi resmi nikahlı eşi  değilmiş."
 M.T, zanlının ayrıldığı eşinden bir çocuğu olduğunu, ona hiç  bakmadığını öğrendiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Yatağa çıplak girdiği iddia edilen çocuklardan birinin babasıyla  görüştüm. 'Bunla ilgili söylentiler var. Bu adam kendi çocuğuna bakmıyor, senin  çocuğuna kitap hediye ediyor, gezdiriyor. Bunun yanına çocuğunu gönderme' dedim.  Bana, 'yapmaz' diyerek, inanmadı. Vicdanen dayanamadım, uyarmak istedim.  Anlatanla diğer çocuk akraba. 'Git öbür çocukla konuş' dedim. Fakat inanan,  şikayetçi olan olmadı. Karakolda, 'Sen dilekçe yaz, şikayetçi ol' dediler. Ben de  'Mağdurların aileleri şikayetçi olmuyor, ben hangi sıfatla şikayetçi olacağım'  dedim. Bu sırada olayı araştırdığımı Hoca (M.B.) duymuş. Yanıma samimi şekilde  geliyor, kucaklıyor, sıkıştırıyor. 'Ben karateciyim, şöyleyim, böyleyim,  güçlüyüm' diyor, bana gözdağı veriyor. Fakat ben hep mesafeli durdum."
"İçeriye bir bölme yaptırmış"
 
M.B'nin bir süre kendi iş yerinin yanına kırtasiye dükkanı açtığı  bilgisini veren M.T, şunları kaydetti:
 
"İçeriye bir bölme yaptırmış. Yanında çalışan kişi, 'Burada ne  yapıyor?' diye sorduğumda, 'Burada çocuk okutuyor' dedi. İş yerime seccade ve  Kur'an bıraktı. 'Namaz kılarım' diye. Öylece kaldı, hiç namaz kıldığını görmedim.  Ben siyasete girip, ilçe başkanı olduktan sonra ortadan kayboldu. İstanbul'a  gittiğini duydum. Orada ne yapıyor diye araştırmak istedim. Fakat burada şahitler  varken bir şey yapamadım, orada hiçbir şey yapamam diye öylece kaldı. Jandarmaya  defalarca gittik, geldik. Çocukların ifadeleri alındı. Adamı takip ettiler. Evi  bana uzakta olduğu için bir şey elde edemedik."
 
"Eyvah, bu işlere yine başlamış dedim"
 
Karaman'daki son olay ortaya çıktığında berberde olduğunu aktaran M.T,  şunları söyledi:
 
"Berber bana, 'Maşallah M.B. Hoca yine çocuklara ders vermeye  başlamış, sakal falan koymuş' dedi. Ben o zaman kendi kendime eyvah, bu işlere  yine başlamış dedim. Dükkan kalabalık olduğu için bir şey diyemedim. Karaman'da  olduğunu o zaman öğrendim. Daha önceden konudan bahsettiğim bir öğretmen beni  aradı, 'Herhalde M.B. Hoca İstanbul'da bir şeyler yapmış, 2 gündür yok' dedi.  Ayrancı'da olan olaylardan ve benim uğraştığımdan birçok kişinin haberi olmuş. O  zaman Jandarma bu işi çözebilse bu duruma gelmezdi. İçim yandı. O zaman da  çocuğun birinin babasını uyardım. Çocuğuna sahip çık dedim. Kimseyi  inandıramadım. Aslında inandılar ama herhalde duyulmasını istemediler. Sonradan  öğrendiğime göre köylerde de fakir ailelerin çocuklarını, 'Senin çocuğun zeki,  değerlendirelim, kaybolmasın' diye götürmüş.
 
"O zaman da MHP'li gözüküyormuş"
 
M.T, alay medyaya yansıyınca sosyal medyada "Keşke 16 yıl önce  başarılı olsaydık, bu olayı ortaya çıkarabilseydik de bunlar olmasaydı" diye  yazdığını ifade ederek, şunları anlattı:
 
"Şimdi bu adamı bırak, ertesi gün bu işe yine başlar. Benim kanaatim  bu. Evine de gittim. Her taraf kitap dolu. Köşede bir bilgisayar var. Hem  Müslümanlık ayağına yatıyor hem de hacılarla hocalarla dalga geçiyor. İyice  nefret ettim. Köylüleri de rahatsız olmuş. Kendi çocuğuna bakmıyor, başkasının çocuğuna bakıyor diye. Ben anladım o zaman. Kim kimin çocuğuna hayrına bakar.  Benim bildiğim, Marksist, Leninist, solcu bir adam. O zaman da MHP'li  gözüküyormuş. O zamanki MHP İlçe Başkanı bana öyle dedi. O zamanlar bunların köyü  tüm solcuydu. İçlerinde çok ateist vardı. Bunların ilişkileri daha çok Ereğli  ile... Pek Ayrancı'ya gelmezler. Ayrancılılar fazla tanımaz. O zaman niye kamu davası açılmadı bilmiyorum. Ben şimdi, o zaman şikayetçi olsam sonuç alınmazsa ne  olur diye düşündüm. Çünkü bir adama sapık diyeceksin. Ağır bir itham."
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.