banner391
banner405

O tank birliğinde yaşananların ayrıntıları ortaya çıktı

Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yapılanmasının kalkışma sırasında Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne giden tankların çıktığı 66’ncı Zırhlı Tugay Komutanı’ndan yaşanan çatışmanın da ayrıntıları ortaya çıktı

O tank birliğinde yaşananların ayrıntıları ortaya çıktı

banner404
TÜRK Silahlı Kuvvetler Bünyesindeki FETÖ yapılanması tarafından gerçekleştirilen darbe girişiminde, bazı bölüklerdeki tankların nasıl hareket ettirildiği ortaya çıktı. Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne gönderilen tanklardaki bazı subayların ifadesinde yaşananların şöyle geliştiği öne sürüldü.
İddiaya göre, 66'ncı Zırhlı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'ndaki bazı birliklerden, saat 22.00 sıralarında, tank çıkışları oldu. Vatan Caddesi'ne gönderilen tanklar, Topkışla'dan hareket etti. Birliklerin başında, Yarbay Osman Akkaya vardı. İki tank ve 5 Zırhlı Personel Taşıyıcı Vatan Caddesi'ne gelince, polis barikatıyla karşılaştı. Osman Akkaya, tankın üzerine çıkarak, polisin çekilmesini istedi. Polis ise teslim olmaları konusunda, emir verdi. Bu sırada, vatandaşlar toplanmaya başlayınca havaya ateş etti.
Vatandaşların baskısı ve darbe karşıtı komuta kademesinin talimatıyla tanklar geri dönerken, 5 kişinin hayatını kaybettiği facia yaşandı. Tanklardan biri 5 kişiyi ezerek ve vücutlarını ikiye bölerek öldürdü. Olayla ilgili 3 tank personeli gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerden Yüzbaşı Serdar Değirmendere ifadesinde, “Kurmay Başkanı Yarbay Osman Akkaya telsize girerek bana ‘Bizim oraya ne için gittiğimizi tam olarak biliyor musun? Biliyorsan söyleme’ dedi. Ben de ‘bilmiyorum’ dedim. Akabinde Akkaya telsiz konuşmasını kesti” diyerek yaşananların ilk perdesini anlattı.
‘NAMLULARI EMNİYETE ÇEVİRİN'

Katliamı yapan tankın komutanı Yüzbaşı Değirmendere, eşinden gelen telefonla darbeyi öğrendiğini, Tabur Komutanı Serbülent Eken’i telefonla aradığını, bu sırada da telsizden İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne tankların namlularının çevrilmesi yönünde talimat aldıklarını söyledi. Yüzbaşı Değirmendere, ifadesinde “Yarbay Fatih Sönmez’in vatandaşlara vur emri verdiğini ve beylik tabancasıyla vatandaşlara ateş açtığını öğrendim” dedi.
KIŞLADA ÇATIŞMA

Kalkışmacı askerlerle birlikte hareket eden Yüzbaşı Değirmendere 18 Temmuz'da birliğine döndüğünü söyledi. Beş kişinin katledilmesine sebep olan Değirmendere; 15 Temmuz gecesinden sonra birliğinde yaşanan gelişmeler hakkında Üstteğmen Burak Uluçınar’dan bilgi aldığını söyledi. Değirmendere ifadesinde, “Bölük komutanı Burak Uluçınar’la görüşme yaptım. Çünkü kışlada kalan tek rütbeliydi. Kışlaya girmek isteyen vatandaşlar olduğunu engellemek için havaya ateş ettiklerini söyledi” dedi.
KAHRAMAN KOMUTAN ŞEHİT OLDU

Kalkışmacılarla hareket eden katliamcı tank personeli, Değirmendere'nin Üsteğmen Burak Uluçınar'dan aktardıkları, 66'ncı Mekanize Tugay Komutanlığı'ndan yaşanan vatansever askerlerin kahramanlık öyküsünü de ortaya çıkardı. İddiaya göre; Üsteğmen Burak Uluçınar, kalkışmacı örgüt mensuplarıyla çatışmaya girdi. Yarbay Fatih Sönmez, örgüt mensuplarına katıldı. Fatih Sönmez Albay Davut Ala’yı yaraladı ve Albay Said Ertürk’ü ise şehit etti. Darbeci askerlerin üç helikopter ile kışlaya iniş yaptıkları, çatışmaya girdiklerini, uzman çavuş Halit Yaşar Mine’nin darbeci askerler tarafından şehit edildiği öğrenildi. Şehit Ertürk’ün, görev yerinin farklı bir birlik olduğu, daha önce 66’ıncı Zırhlı Mekanize Tugay Komutanlığı’nda görev aldığı öğrenildi. Kahraman Albay’ın, “Tugay’daki askerler beni sever darbeye engel olmalıyız” diyerek Zeytinburnu’ndaki evinden çıktığı öğrenildi.
KAHRAMAN BABAYA MEKTUP

Kahraman Albay Said Ertürk'ün kızı babasının şehit edilmesinin ardından yazdığı mektupta şu ifadeleri paylaştı.
Iki gün önce babamı aldılar benden. Benden, 8 yaşındaki mis kokulu kardeşimden, biricik aşkı Ceylan’ından, doğurup büyüten, gözünün yaşına kıyamayan anneciğinden, benden kardeşimden farklı görmediği kardeşinden, dostlarından, kardeşlerinden, sevdiklerinden. Gece telefonda konuşmuştum babacığımla. Bana hiçbir şey paylaşma beğenme sosyal medyada ortalık karışık yanlış anlaşılmaya izin verme dedi. Başına gelmişti çünkü. Kaç yıldır o şerefsiz itlerin oyunlarıyla, kumpaslarıyla, ayağını kaydırmaya çalışanlarla uğraştı dün son yolculuğunda da yalnız bırakmayan bir sürü silah arkadaşı gibi. Ama sonra bir daha konuştuk. Tek tek o vatan hainlerinin, o şerefsizlerin, beddualarımın teker teker ulaşacağına emin olduğum o itlerin isimlerini saydı. Bana onların isimlerini bıraktı hissetmiş gibi. Anneme de söyledi. İkimiz de çok şaşırdık ateş püskürüyor ilk defa açık açık konuştu diye. Kimseyi zan altında bırakmazdı çünkü benim babam. Bu şerefsizlere dur demek gerekiyor, sabaha durulur ortalık toplarız biz onları dedi. Baba evde dur gitme dedim. Tamam evdeyim dedi. Ama durur mu benim yürekli babam. Araç istemiş göndermemişler, gitmeyin ortalık karışık demişler. Gitmek zorunda değilken aramış valilikten araç istemiş. Anneme sağolsun valilik araç yolladı polis arkadaşlarla birlikte işe gidiyorum demiş. İşten kastı çalıştığı yer değilmiş. Herkesi kendi gibi şerefli, onurlu sanan babam eski çalıştığı, ayaklanan 66. Tugay’a gitmiş. Onlar beni dinlerler, severler demiş. Engellemeye çalışmış emir astsubayı, gitmeyin, yollamam komutanım çatışma olabilir demiş. İnmiş arabadan doğru yolda olmadıklarını söyleyip size emrediyorum demiş. O orda ne kadar yürekliyse, bi o kadar kendini bi bok zanneden şerefsiz vatan hainleri ateş açmışlar. Hiç durur mu benim babam? Siper etmiş kendini iki kişi için. Onlar ölmesin, onlar vurulmasın diye kendini siper etmiş kahramanım, şehitim benim.
Dün son kez gördüm onu. Dedelerimi verdim toprağa ama hiç ölen insan görmemiştim. Hiç şehit görmemiştim. 32 diş gülümsüyordu inanamadım.
Canımın en içi, biriciğim, vatanı için yıllarca çalışan dürüst, vicdanlı, akıllı kahramanım cenneti gördüğü için 32 diş gülüyordu. Son kez dokundum babama. Yüzüne karşı dolu dolu babam dedim. Beni duyduğunu biliyorum. Beni cennetten de görebildiğini, sevebildiğini, özlediğini biliyorum babam benim. Küçük kuzun, aşkın, anneciğin, kardeşin, kardeşlerin, Eylül’ün, Bartuş’un bana, ben onlara emanetim. Biliyorum gözün zaten arkada değil çünkü çok güvendiğin, çok sevdiğin insanlar bıraktın arkanda. Hep yanımızda olduğunu hissettir bize olur mu? Koruyucumdun benim, şimdi de koruyucu meleğim oldun biliyorum ben. Ağladığımızı görünce üzülme babacım. Özlediğimiz için. O kitaplarını altını çize çize okumanı, ilk 3-4 harfini yazıp gerisini hafif karaladığın yazını, sana alışveriş yaparken bize çok güvenmeni, bana bol gelse de şimdi benim kolumda olan saatini,takınca daha da havalı olduğun masada bıraktığın güneş gözlüğünü, bi bacağını altına koyup diğerini uzatarak elinde kumanda oturmanı,Isveç diyetlerini, o küçültmek istediğin göbeğini, her akşam çıktığın yürüyüşlerini, birlikte izlediklerimizi, konuştuklarımızı, planlarımızı, tavsiyelerini, isteklerini, bize olan sonsuz saygını ve özlediğimiz için. Yine sana anlatıcam okulda olanları, her akşam yine karşımda sen oturuyormuş gibi yiyeceğim yemeklerimi, kışın sahlep yapıp seninkini anneme içiricem, yazın dondurma koyucam akşamları, ama bak soğuk sade sodanı her akşam içicem. Anneme, Irem’e sarılıcam kapıyı açınca senin sarıldığın gibi. Annemi saçlarından öpücem. Seni çok özlüyorum, daha da çok özlicem. Seni çok seviyorum, hep sevicem.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.