banner391
banner405

Cumhuriyet yazarları hakim karşısına çıktı

Charlie Hebdo Dergisi'nin Hz. Muhammed olduğu iddia edilen karikatürünü köşelerinde yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi yazarları Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme'' suçlarından haklarında açılan davada ilk kez ifade verdi

Cumhuriyet yazarları hakim karşısına çıktı

banner404
CUMHURİYET Gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan'ın 14 Ocak tarihli köşe yazılarında, Fransa'da faaliyet gösteren "Charlie Hebdo" Dergisi'nde yayımlanan Hz. Muhammed'e ait olduğu iddia edilen, karikatüre yer vermeleri nedeniyle açılan davanın görülmesine devam edildi.
İstanbul 2 Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, dosyada bin 280 şikayetçinin bulunması nedeniyle adliyenin en büyük salonunda görüldü. Sanıklar Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya duruşmaya avukatlarıyla birlikte katıldı. Duruşmada 21 şikayetçi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesinin avukatı Hatice Özay’ın da bulunduğu avukatlar da hazır bulundu.
15 YAŞINDAN KÜÇÜKLERİN KATILMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ
Mahkeme, Cumhuriyet gazetesinin 14 Ocak tarihli basımının ardından, Türkiye’nin çeşitli illerde protesto gösterileri ve eylemler yapıldığına ilişkin il emniyet müdürlüklerinden yazı geldiğini hatırlattı. Mahkeme, Sanıkların eylemlerinden doğrudan etkilenmedikleri gerekçesiyle 15 yaşını doldurmamış şikayetçilerin davaya katılma taleplerini reddetti. Sesli ve görüntülü olarak kayıt altına alınan duruşmada, ilk olarak sanık Hikmet Çetinkaya ifade verdi.
“DÜŞMANINIZ MIYIM BEN SİZİN?”
Çetinkaya, 50 yıllık gazeteci olduğunu belirttiği savunmasını şikayetçilerin yüzlerine bakarak yaptı. Çetinkaya, “Biz yazarız. Kendi köşemizde yazdıklarımızdan sorumluyuz. 50 yıllık gazeteciyim. Bu 50 yıllık süreçte demokrasiyi, özgürlükleri, din ve vicdan özgürlüklerini savundum. 28 Şubat sürecinde, korkularından okullarının anahtarlarını Çevik Bir paşaya teslim edenlerin gerçek kimliklerini ben biliyorum. 40 yıl onlarla mücadele ettim. 250 davada yargılandım. Bugün Türkiye terörle iç içe yaşıyor. Her gün onlarca asker polis şehit düşüyor. İki ateş arasında kalan Kürt yurttaşlarımız eşyalarını alıp kaçıyor. Terör nereden gelirse gelsin insanlık suçudur. Bu adliyede savcı Mehmet Selim Kiraz DHKP-C terör örgütü tarafından öldürüldü. Yarın çıkacak yazımda yine terörü yazdım. 12 Mart, 12 Eylülleri işkencelerle geçirdim. O zaman niye benim yanımda olmadınız? Düşmanınız mıyım ben sizin?” dedi.
DURUŞMADA GERGİNLİK YAŞANDI
Çetinkaya’nın bu sözleri üzerine salonda bulunan şikayetçiler ve avukatları tepki gösterdi. Şikayetçiler, Çetinkaya’nın savunmasını kendilerine doğru değil, hakime doğru yapmasını istedi. Hakim, şikayetçileri susturarak, duruşmayı kendisinin yönettiğini belirterek, “Sanığın sözünü kesmeye çalışmayın. Bunu neden yaptığını anlamaya çalışıyoruz” dedi.
“O ÇİZİMİ KOYMA NEDENİM ‘VİCDANIM’”
İfadesine devam eden Çetinkaya, “O çizimi neden koydum? Odamda, televizyondan Fransa'nın bir kanalını izliyordum. Bir polisin saldırgan tarafından vurulurken, ellerini açmış 'Beni öldürme' diye yalvarırken gördüm. Ben vicdan sahibi bir insanım. O çizimi koyma nedenim, vicdanım. Bugün terörle yaşıyoruz. Şuradan çıkınca başımıza ne geleceğini bilmiyoruz. 1966 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde başladım. FETÖ (Fethullahçı Terör Örgütü) yapılanmasının nerende başlayıp nerelere geldiğini anlatan kitaplar yazdım” diye konuştu.
“TEPKİLERDEN HABERİNİZ VAR MIYDI?”
Hakim Abdurrahman Orkun Dağ, sanık Çetinkaya’ya karikatürlerin gazetede basılacağı söylentileri üzerine Türkiye’de oluşan tepkilerden haberi olup olmadığını sordu.
Çetinkaya, “Böyle bir şey olduğunu anımsıyorum. Gazetenin basıldığı matbaada, polisler dağıtıma çıkmadan gazetenin filmlerini çekerek savcıya göndermiş Savcılığın da bir suç unsuru tespit etmediği için dağıtıma engel olmadığını duydum” dedi.
Hakim Abdurrahman Orkun Dağ, daha sonra Çetinkaya’ya, Malatya eylemi, Maraş katliamı, Turan Dursun cinayeti, Bahriye Üçok’un öldürülmesi, Ankara’daki gar saldırısı gibi olayları gazetedeki köşesine taşıyıp taşımadığını, bu konularla ilgili genel bir tavrı olup olmadığını sordu.
“O KARİKATÜRDEKİ KİŞİ PEYGAMBER EFENDİMİZ DEĞİLDİ”
Çetinkaya, “Teröre her yazımda değinmeye çalışıyorum. Ama ülkemizde her gün terör var. Terör adres sormaz, Fransa gibi aydınlanmanın, sanatın, hoşgörünün, demokrasinin, inanç özgürlüğünün olduğu yerde de terör var. Onun için biz halk olarak terörle mücadele etmeliyiz. Gazetemiz, daha önce bombalandı. Bombalayan şahıs daha sonra Danıştay saldırısını üstlendi. Şu an gazetemiz abluka altında, polis koruması altında yaşıyoruz. Öğretmenlerim bana İslam dinin barış ve hoşgörü dini olduğunu öğretti. Ben bu suçu işlemedim. O karikatürdeki kişi peygamber efendimiz değildi. O IŞİD terörünü lanetleyen bir Müslümandı” dedi.
“BEN İNANÇLI BİR İNSAN DEĞİLİM”
Çetinkaya’nın ardından sanık Ceyda Karan’ın ifadesine geçildi. Karan, Charlie Hebdo dergisine yapılan saldırının ardından ülkemizdeki tartışmaların içerisinde olmadığını söyledi.
Karan, “Ben yazımı yazdım. Ben Müslümanları her şeyden tahrik olan şahıslar olarak algılamak istemiyorum. Her insan gibi teröre karşı çıkmışımdır. Bizler şeriatla değil laiklikle yönetilen bir ülkede yaşıyoruz. Daha önce İran gibi farklı ülkelerde peygamberin suretleri yayınlanmıştır. Yani bu ilk değildir. Ben inançlı bir insan değilim. O inancın kuralları da, o inanca inanan insanları kapsıyor ” diye konuştu.
“BU KUTSALA KARŞI BİR HAKARETSE, BENİM KUTSALIM DEĞİL”
Ben bir gazeteci olarak bu karikatüre bakınca hoşgörü gördüm. Kimseyi şiddete çağırmıyor. İnsanların neden alındığını anlamadım. Eğer bu kutsala karşı bir hakaretse, benim kutsalım değil. Ayrıca, Charlie Hebdo, anarşist, uç mizah anlayışına sahip bir dergidir. Ben çok beğenmem bu dergiyi. Kışkırtıcı, provakatif bir dergidir. Misyonları da odur zaten” dedi.
“BÖYLE İĞRENÇ BİR KARİKATÜRÜ HOŞGÖRÜYLE KARŞILAMAM”
Sanıkların savunmalarının tamamlanmasının ardından şikayetçilerin ifadelerine geçildi. Şikayetçilerden Necla Ölçeryiğit, suç konusu karikatürlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Ölçeryiğit, “Bu kadar yıllık gazetecilik deneyimi olan yazarların, peygamber efendimizin suretinin resmedilemeyeceğini bilmemesi imkansızdır. Böyle iğrenç bir karikatürü hoşgörüyle karşılamam” diye konuştu.
“SANIKLARI İSLAM’A DAVET EDİYORUM”
“Peygamber efendimize ve Allah’ıma yapılan ya da yapılacak olan hiçbir hakareti kabul etmiyorum” diyen şikayetçi Mehmet Mert, “ Peygamber efendimizin hiçbir şekilde tasviri yapılmamıştır. Bu alenen beni tahrik etmeye yöneliktir. Bu sanıklar İslamı çok yanlış anlamışlardır. Sarıklı, cübbeli, gözü yaşlı bir tasvirin peygamber efendimiz olduğunu iddia etmişlerdir. Ben üniversite eğitimi almış bir insanım. Müslüman bir ülkede bunu neden yaptıklarını biliyorum. Biz öncelikle cahil toplumları İslam’a davet ediyoruz. Ben kendilerini de İslam’a davet ediyorum” diye konuştu. Hakim Hakim Abdurrahman Orkun Dağ, şikayetçi Mehmet Mert’i uyararak, “Bu tavrınız dikte etmektir. Sizin, kimseyi İslam’a davet etmek gibi bir misyonunuz yok” dedi.
“GAZETE BİNASINI YAKIP YIKMAK İSTEDİM”
IŞİD’in yaptığı bir eylemden dolayı HZ. Muhammed’in karikatürünün yapılamayacağını söyleyen şikayetçi Ali Mazharkul, “Ben 28 Şubat’ta müebbetle yargılandım. Dün beraat kararını Yargıtay ilamıyla birlikte aldım. O gün o gazeteye baktığımda, gazeteyi yakıp yıkmak geldi içimden. Hukuka kaydım var diye yapmadım. Şimdi bu yazı beni tahrik etti mi etmedi mi?” dedi
“GAZETENİN ADI KALDIRILSIN”
Duruşmada daha sonra avukatlar söz alarak, sanıklar Karan ve Çetinkaya’ya sorular sordu. Zaman zaman gerginliklerin yaşandığı salonda, bir avukat “Bunların Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar casusluk suçundan tutuklanmıştır. Ayrıca, ‘cumhuriyet’ kelimesi bizim yönetim şeklimizdir ve özel bir isimdir. Bu gazetenin adının ilgili yerlere yazı yazarak kaldırılmasını istiyoruz” dedi.
Hakim Dağ, bu talebin davayla ilgisi olmadığını söyleyerek reddetti. Bir avukat ise, Hz. Muhammed’in tasvirinin yapılıp yapılamayacağı konusunun Diyanet İşleri Başkanlığı’na sorulmasını istedi.
Mahkeme, Diyanet İşleri Başkanlığı’na müzekkere yazılması yönündeki talebi reddetti. Sanıklar ve avukatlarına esasa ilişkin ek savunma hakkı veren mahkeme, duruşmayı Mart ayına erteledi.
İDDİANAMEDEN
İddianamede Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya’nın "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" ve "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme'' suçlarından ayrı ayrı 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniliyor. 
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.